2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2013/19797 E. , 2014/9856 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 6 - 2011/386318
MAHKEMESİ : Eyüp Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/04/2011
NUMARASI : 2008/441 (E) ve 2011/340 (K)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.)Suça sürüklenen çocuğun, anahtar ya da benzeri bir aletle kamyoneti çalıştırdığına dair herhangi bir delil bulunmadığından, kilitlenmek suretiyle yakınanın evinin önüne park edilmiş olan kamyonu çaldığı anlaşılan çocuğun eyleminin 5237 Sayılı TCK'nın 142/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde aynı Kanun'un 142/2-d. maddesi ile uygulama yapılması,
2.)Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.01.2014 tarihli ve 2013/2-686 E., 2014/19 K. sayılı kararında belirtildiği gibi hırsızlık ve mala zarar verme suçları 5237 sayılı TCK'nın onuncu bölümünde "mal varlığına karşı suçlar" başlığı altında düzenlenmiş olup her iki suçun koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Hırsızlık eyleminde fail zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, mağdurun mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip etmek ya da yok edip bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda suça konu mal, alıp götürülmek suretiyle mağdurun zilyetliği tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise malın mutlaka alınması gerekli olmayıp, çoğunlukla malın tamamı ortadan kaldırılmamakta, zarar verilerek kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirilmektedir. İki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta fail faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda mağdura zarar verme düşüncesiyle hareket etmektedir. Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı tanışır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilmemesi gerekmektedir. Ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçu ayrıca gerçekleşecektir. Örneğin, aracın camı kırılarak içerideki telefonun alınması halinde hırsızlık suçu yanında, ayrıca hırsızlık suçunun konusunu oluşturmaya araç camının kırılmış olması nedeniyle mala zarar verme suçu da oluşacaktır. Bununla birlikte hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşyanın çalınması sırasında ayrıca bu eşyaya zarar verilmesi de söz konusu olduğu hallerde, bu durum 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın hırsızlık suçunun konusunu oluşturan aracın camlarını kırıp, anahtar ya da diğer bir aletle çalıştırarak aracı bulunduğu yerden başka bir yere götürdüğü olayda, suç konusu araçla ilgili olarak hırsızlık eylemini gerçekleştirebilmek için araçtan bağımsız olan başkaca bir mala zarar verilmesi sözkonusu olmayıp, bizzat suç konusu olan araç üzerinde meydana gelen bir zarar bulunmaktadır. Burada suçun konusunu oluşturan mal, aracın tamamı olup, zarar da aracın çalınmasıdır. Bu nedenle sanığın, suça konu aracın camlarını kırarak içeri girip aracı çalması biçimindeki eyleminin sadece hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek ayrıca mala zarar suçundan da hüküm kurulması,
3.) Kabule göre de;
Daha önce hapis cezasına hükmedilmemiş ve suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında belirlenen bir yıldan az kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 50/3.maddesine göre, 50/1. fıkrasında yer alan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu ise de; suça sürüklenen çocuk hakkında, mala zarar verme suçundan kurulan hükümde temel ceza olarak hapis cezasının tercih edilmiş olması karşısında, sonuç cezanın adli para cezası dışındaki bir seçenek yaptırıma çevrilmesi gerekli iken, 50.maddenin 2.fıkrasına fıkrasına aykırı olarak adli para cezasına çevrilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi