Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/1122
Karar No
K. 2023/364
Karar Tarihi
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/1122 Esas
KARAR NO: 2023/364
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 30/12/2021
KARAR TARİHİ: 13/04/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 27/04/2023

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; İTO kayıtlarına göre ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ... günü ana sözleşmesinin tescil edildiğini, güncel sicil kayıtlarına göre şirket ortaklık yapısının ... (TCKN:.../250.000,00 TL sermaye paylı) ve ... (TCKN:... /250.000,00 TL sermaye paylı)’dan oluştuğunu, Şirket ortaklarından ...’ın temsil yetkisinin 29.05.2017 günü sona erdiğini, ...’ın görev süresinin ise 15.05.2019 günü sona erdiğini ve müdür/temsilci seçimini konu alan Genel Kurullarda müdür/temsilci seçiminin yapılamadığını,

Davalı tarafın temsilci görevinin son bulması nedeniyle zorunlu organ seçimlerine katılmadığı gibi Genel Kurulun olağanüstü toplanması amacıyla Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... gün ve ... E. ... K. sayılı dosyasıyla dava açıldığını, işbu davanın konusuz kalması nedeniyle reddedildiğini,

Davalı tarafın açtığı bir diğer dava sonucunda Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... gün ve ... E., ... K. sayılı kararı ile yeni bir yönetim organı seçilinceye kadar ... nin temsil kayyımı olarak atandığını, fakat görevi kabul etmemesi nedeniyle de yerine ... ’ın atandığını, işbu karara karşı taraflarınca yapılan istinaf başvurusunun İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası üzerinden incelendiğini, ...…..Ltd. Şti.’nin temsilcisiz kalması sorumluluğunun davalı tarafa ait olduğunu, davacı[davalı?]tarafıntemsilci seçimi ve her iki ortağında müşterek imzasıyla şirketi temsil etme yönündeki tek gündemli şirket genel kuruluna katıldığını, fakat acil ve gerekli olan bu maddenin görüşülerek karara bağlanmasını, başkaca maddelerinde görüşülerek karara bağlanması şartına bağlayarak engellediğini, bu nedenle şirketin temsilcisiz kalmasına bilerek sebebiyet verdiğini ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı davası aracılığıyla kendi kusurlu davranışını bir kenara bırakarak şirketin kayyım tarafından idaresini sağlamak istediğini, Kayyım raporundan da anlaşılacağı üzere şirketin uzun süredir faaliyetsiz olduğunu, üstelik davacı[davalı?]tarafın yarı payına sahip olduğu ... Ltd. Şti. bulunmakta iken sonradan çocukları aracılığıyla aynı iş kolunda ... İç ve Dış Tic. A.Ş.’ni kurarak haksız rekabet yarattığını, ... Tic. Ltd. Şti.’nin müşterilerinin ... A.Ş.’ye aktarıldığını, ... Ltd. Şti.’nin pasifleştirmek istendiğini ve ... Ltd. Şti.’nin malvarlığını, kullanılan kredilerin geri çağrılmasını sağlayarak ve/veya şirketi organsız ve faaliyetsiz bırakarak tehlikeye attığını,

Davalı tarafın temsilci seçimi için yapılan tüm Genel Kurul çağrılarını sonuçsuz bırakarak ... Ltd. Şti.’ni temsilcisiz bıraktığını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası aracılığıyla da şirketin kayyım aracılığıyla yönetilmesinin sağlandığını, işbu dava nedeniyle alınan bilirkişi raporlarında ve yine kayyım tarafından hazırlanan raporlarda şirketin uzun süredir gayri faal olduğunun tespit edildiğini, ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi sınırları içerisinde arsa ve bu arsa üzerinde bulunan fabrika binası nedeniyle kira gelirinin bulunduğunu, kayda değer başka bir malvarlığının ve/veya gelirinin bulunmadığını, davacı vekili, davalı tarafın ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin faaliyetsiz bırakılması ve zararına hareket etmesi nedeniyle şirketin feshedilerek tasfiyesini, yargılama giderlerinin de davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; Huzurdaki davayı müvekkilinin e-devlet üzerinden yapmış olduğu sorgulama ile henüz öğrenmiş bulunduğunu, bu dava ile ilgili dava dilekçesinin müvekkilinin eline ulaşmadığını, dava dilekçesinin müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu nedenle bu dosyadan yapılan tebligatın usulsüz olduğu gözetilerek süresi içerisinde cevaplarını bildirdiklerini, Dava dilekçesinde şirket ortağı olan müvekkilinin davalı olarak gösterildiğini, tasfiyesi talep edilen şirketin ise ihbar edilen olarak yer aldığını, tasfiyesi istenilen şirketin bu davada davalı olarak yer alması gerektiğini, zira davanın şirket tüzel kişiliğinin feshi ve tasfiyesine ilişkin olduğunu, husumetin bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın öncelikle husumet yönünden incelenerek husumet yönünden reddini talep ettiklerini, Müvekkilinin, memleketi Tokat’tan İstanbul’a gelerek hurda ticaretine başladığını, bu faaliyetin 1999 yılına kadar tek başına devam ettiğini, ancak daha sonra sermayeyi kendisi karşılayarak %50 hisseyi kardeşi ...’a vererek ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ni kurduklarını, ilerleyen dönemde ihracata başlayınca ihracatı başka bir şirket üzerinden yapma zorunluluğunun baş gösterdiğini ve diğer kardeşi ... ve yeğeni ... ’a ... Dış Tic. Ltd. Şti.’nin kurduklarını, Müvekkilinin, 2011 yılına kadar, ortağı olduğu şirketin tüm işleriyle düzenli olarak ilgilendiğini, gerekli işleri takip edebildiğini, ancak bu tarihten sonra davacı ... ve onunla birlikte hareket eden diğer kardeşlerin müvekkiline karşı hasmane bir tutum içerisine girdiklerini, müvekkilini dışlayarak müvekkilini bu şirketin dışına iterek şirkete ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye ulaşmasına izin verilmediğini, Müvekkilinin ortağı bulunduğu ... San. Tic. Ltd. Şti. paslanmaz hurda alım satımı üzerine kendi sektöründe yıllık ciro bakımından önde gelen şirketler arasında yer almakta iken, müvekkilinin kendisine hiçbir kar payı verilmeksizin adeta şirket dışına itildiğini, müvekkilinin tırnakları ile kazıyarak kurduğu şirketinde diğer ortaklar tarafından kasıtlı olarak borçlandırılmak suretiyle müvekkiline ait ortaklık payının azaltıldığını, Davacı ...’ın müvekkili ... ile eşit paylı iki ortak olduğu ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin temsilcisi iken kardeşlerinin şirketi olan ... Dış Tic. Ltd. Şti.’ne muvazaalı şekilde kasıtlı ve bilinçli olarak borçlandırıldığını, davacının şirketi zarara uğratarak şirket adına kayıtlı bulunan gayrimenkulleri diğer şirkete kazandırmak istediğini, gerek şirketi gerekse müvekkilini zarara uğrattıklarını, Davacının şirketin temsilcisi olduğu dönemde muvazaalı olarak yapmış olduğu borçlanma neticesinde ... Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibinşirketin temsilcisiz kaldığı dönemde usulsüz tebligat yapılarak kesinleştiğini ve şirketin 7.710.035,08 TL borçlandırıldığını, bu dosyadan da ... San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait bulunan .... İli, ... İlçesi, .... Mah. 142 ada, 6 parsel ve ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 145 ada, 2 parsel sayılı çok değerli iki adet taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, Davacının ve diğer kardeşlerinin birleşerek müvekkilini şirket dışına iterek şirketin içerisinin boşaltılıp muvazaalı iş ve işlemler yapması üzerine şirketi temsil ve yönetim kayyımı atanması için dava açıldığını, bu davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. numaralı dosyası ile karara çıktığını, bahsi geçen şirkete temsil ve yönetim kayyımı olarak ... ’ın atandığını, ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin cari hesaptan muvazaalı olarak ... Dış Tic. Ltd. Şti.’ne borçlandırılması üzerine şirkete ait dilekçe içerisinde bilgilerine yer verdikleri taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılması ve şirketin gerçekte borçlu olmadığına ilişkin müvekkili ...’ın şirket ortağı olarak açmış olduğu menfi tespit istemli davanın da Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile derdest olduğunu, bu dava sonuçlanmadan şirketin feshi ve tasfiyesinin mümkün olmadığını,

Davacı tarafça tasfiyesi istenen şirkete ait görülmekte olan davalar ve işler devam ederken bu şirketin tasfiyesi ve feshinin mümkün görülmediğini, şirkete yönetim kayyımı atandığını, yönetim kayyımının şirkete ait taşınmazlarda bulunan kiracılara karşı davalara ve hukuksal girişimlere başladığını, bu davalar ve işler sonuçlanmadan şirketin tasfiyesinin hukuken mümkün olmadığını,

Davalı vekili, davanın reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

İTSM Kayıtları, Kayyım raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İş bu dava; Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesi uyarınca haklı sebeple ihbar edilen ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Dosyaya celp edilen ticaret sicil kayıtları uyarınca ihbar edilen şirketin merkezi Bakırköy Ticaret Mahkemeleri yetki alanında olup, mahkememiz iş bu uyuşmazlığa bakmakta görevli ve yetkilidir.

Dosya kapsamıyla ihbar edilen ... San. Tic. Ltd. Şti.’ne davacı ve davalının paydaş oldukları, başkaca bir ortağın olmadığı anlaşılmıştır. Haklı nedenlerle şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin karar verilmesi istemli dava, kural olarak tüzel kişiliği hasım göstererek açılması gerekir. Ancak Yargıtay ... Hukuk Dairesi bu yolda ki tüm kararlarında tüm ortakların taraf olduğu davalarda ayrıca tüzel kişiliğin hasım gösterilmemesi nedeniyle davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi yoluna gidilmemesi, davada tüm ortaklar taraf ise davanın tüzel kişiliğe yöneltilmiş sayılmasını istikrarlı bir şekilde uygulandığı gözönüne alınarak, iki ortaklı limited şirkette her iki ortak davada yer aldığı anlaşılmakla davanın tüzel kişiliğe karşı açıldığını kabul gerektiğinden HMK 30.maddesindeki usul ekonomisi ilkesine de uygun olduğundan, davalı vekilinin davanın pasif hususmet yokluğundan reddi gerektiğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ihbar edilen şirketin haklı sebeple feshi koşullarının oluşup oluşmadığı, fesih yerine kabul edilebilir başkaca çözüm yolları bulunup bulunmadığından kaynaklandığı tespit edilmiştir.

Uyuşmazlık ile ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde; 6102 sayılı TTK'nın "Limited Şirketin Sona Ermesi Ve Sonuçları" başlıklı 636. maddesinde; Limited şirketin, şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle, genel kurul kararı ile iflasın açılması ve kanunda öngörülen diğer hallerde sona ereceği, uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirleyeceği, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verileceği, haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği, fesih davası açıldığında mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceği, düzenlemesi yer almaktadır.

Bilindiği üzere limited şirket ve anonim şirketlerde; şirketin haklı sebeplerle feshi ve şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay ... Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.

Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir. Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir. Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez.

Bu genel açıklamalar ışığında huzurdaki davada, davacı tarafından fesih için haklı sebep olarak ileri sürülen hususlar teknik incelemeyi gerektirdiğinden teknik bilirkişiler eliyle şirket kayıt ve belgeleri incelenmiş ve hazırlanan raporlar dosyaya sunulmuştur. Aynı şekilde ihbar edilen şirkete yönetim kayyumu atanmış olup, kayyum tarafından hazırlanan raporlar da dosyaya sunulmuştur.

Mahkememizce bilirkişi heyeti ve yönetim kayyumu tarafından yapılan tespitler yerinde görülerek hükme esas alınmıştır.

Buna göre; ihbar edilen şirketin mali verilerine göre 2020-2021-2022 yıllarındaana faaliyetinden satış geliri olmadığı, bu yıllarda şirketin satış hasılatı yaratmadığı, şirketin 2020-2021 yıllarında kira gelirinden kaynaklı kar kaydettiği, 2022 yılına gelindiğinde ise zarar kaydettiği, şirketlerin en temel hedefin ana faaliyet konusunda nakit yaratmak olduğu düşünüldüğünde şirketin 2020-2021 yıllarında kira geliri dışında ana faaliyetlerinden hiçbir gelir elde etmediği, 2022 yılında ise zarar kaydettiği, şirketin ana faaliyetiyle ilgili bir kar olmadığı, dolayısıyla şirketin sürekli zarar kaydeden bir şirket olduğu tespit edilmiştir.

Dosyada mübrez Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.10.2019 gün ve ... E.... K. sayılı kararı ile konusuz kalan dava; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı (istinafta olan) kayyım tayini davası; Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı (derdest) menfi tespit davası) ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi dosyası şirket ortakları olan davacı ve davalı arasında ciddi anlaşmazlıklar, hukuki ihtilaflar ve karşılıklı isnatlar bulunduğu, bu hususun ortaklar arasında güven ilişkisini ortadan kalktığını göstermektedir.

Bu deliller ışığında; bir ortaklık yapısına dahil olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu olup, ihbar edilen şirkette uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve taraflar arasındaki dava ve takiplerden anlaşıldığı üzere aralarında ki güven ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle ortaklık ilişkisinin zedelendiği, dolayısıyla TTK'nun md. 636/3 anlamında haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.

Ancak TTK md. 636/3 hükmü, Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiğinden mahkeme davacının fesih talebi ile bağlı değildir. Haklı sebeple fesih davasının arkasında yatan düşünce, hakimin kendiliğinden hatta davacının alternatif çözüm yönünde bir talebi olmadan dahi fesih yerine başka alternatif çözümler araması gerektiğidir. Hakim ortakların dengeleştirilmiş menfaati, ortaklığın mali yapısı, şirketlerin faaliyetinde devam etmesinin gerek ortaklar gerekse şirketin ilişkisi bulunduğu üçüncü kişiler yönünden etkisi de gözetilmelidir. Davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık şirketin feshinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı açıktır. Davacının fesih ile elde edeceği sonuca çıkma ile de ulaşabileceği değerlendirilmiş, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesi hakkaniyete uygun bulunmuştur. Bu sebeple, alternatif çözüm olarak davacının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesinin yerinde olacağı kanaatine varılmış ve bu alternatif çözüm yönteminin iki taraf lehine olacağı değerlendirmesi yapılmıştır.

Bu kapsamda, mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplama uyarınca davacının hissesine karşılık olarak 29.360.764,81 TL ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği kanaatine varılarak, belirlenen bu miktar üzerinden davacının ihbar edilen şirketten çıkmasına izin verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ İLE,

Davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaka birlikte TTK 636/3 maddesi hükmü gözetilerek fesih yerine davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... numarasına kayıtlı ... SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKET'indeki ortaklığından ÇIKMASINA İZİN VERİLMESİNE,

29.360.764,81 TL ortaklıktan çıkma payının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle dava dışı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 59,30-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 120,60-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafça yatırılan 59,30-TL başvurma harcı, 59,30.-TL peşin harç ile dosyada yapılan 6.500,00.-TL bilirkişi ücreti ve 129,90-TL posta gideri olmak üzere toplam 6.748,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

4.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

5.Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/04/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog