13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ----- sahibi olduğu ve davalı Sigorta şirketi tarafından Zorunlu Trafik Sigortası yapılan----- Plakalı kamyonun karışmış olduğu kaza neticesi olarak, araç sahibi olan müvekkili -----karşı ----- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin------ Sayılı Dosyası maddi manevi tazminat davası açıldığını, müvekkili -------, dava sonucu karşı tarafa ödemek zorunda kaldığı maddi tazminatın, sigorta şirketi tarafından kendisine eksik ödendiğini, ödenen manevi tazminat ise hiç ödenmediğini, görülen maddi manevi tazminat davası sonucu, davacı tarafa eksik ödeme yapılması sonucu müvekkili -----ödemek zorunda kaldığı maddi ve manevi tazminatın eksik ödenmesi nedeniyle müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, bu nedenle müvekkili ----- sahibi olduğu ------ Plakalı aracın karışmış olduğu kaza nedeniyle, dava dışı 3. Kişilere ödediği ve davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmayan tazminatın eksik ödenmesi nedeniyle işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkili ---- sahibi olduğu ------Plakalı aracın karışmış olduğu kaza nedeniyle, dava dışı 3. Kişilere ödediği ve davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmayan tazminatın ödeme tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkili davacıya verilmesini, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı vekili vekaletname ibraz etmekle birlikte duruşmalara katılmamıştır.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Davacıya Ait Nüfus Kayıt Örneği,----Araştırma Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları,-----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas -----Karar sayılı dosyası------İcra Dairesinin ------dosyası, ZMMS Poliçesi, Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , Davacının trafik kazası sonucunda dava dışı zarar gören üçüncü kişiye yaptığı ileri sürelen ödemenin ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamsıyla dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı celsede davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davayla ilgisi nedeniyle -----.İcra Dairesinin ------Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilerek, incelenmiştir.
Yapılan incelemede icra dosyasının davanın konusu ve amacıyla uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca konuya esas teşkil eden-----.Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas ------- Karar sayılı dosyası ve ilamı da dosyaya kazandırılmış ve incelenmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde tanımlanmıştır. Hükme göre sigorta sözleşmesi, "sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir". Bu hükme göre, sigortacı, belli bir prim karşılığında sigorta ettirenin malını yahut bedensel zararlarını doğabilecek rizikolara karşı sigorta etmeyi kabul etmektedir. Bütün sigorta sözleşmelerinde temel unsur rizikodur. Sigorta hukuku anlamında riziko, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği önceden bilinmeyen veya gerçekleşeceği kesin olsa dahi ne zaman meydana geleceği bilinmeyen olaydır.Sigorta sözleşmelerinde tarafların hak ve yükümlülükleri 6102 sayılı TTK'nin 1421 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İlk olarak sigortacının borç ve yükümlülükleri düzenlenmiş olup bunlar arasında kendisi ile sözleşme yapılacak olan kişinin satın alacağı ürün ile ilgili olarak onu aydınlatma yükümlülüğü, akabinde sözleşme ile teminat altına alınan rizikoyu taşıma yükümlülüğü ve rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Buna karşın sigorta ettirenin de borç ve yükümlülükleri 6102 sayılı TTK'nin 1430 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup ilk olarak sigorta primini ödeme ve akabinde sözleşmenin yapılmasında beyanda bulunma yükümlülüğü bulunmaktadır. Beyan yükümlülüğü sigorta sözleşmesine ilişkin olarak sigortacının sözleşmeye yönelik kararını etkileyebilecek önemli hususların bildirilmesini kapsamaktadır. Önemli olma kıstası sigortacıya hiç bildirilmeyen veya eksik yahut yanlış bildirilen bir hususun sigortacının kararına etkilemeye elverişli olup olmadığı saptanarak belirlenmektedir. Bu aşamada sigortalının sigortacıya yönelik bildirimde bulunması doğru beyan yükümlülüğü ile sağlanmalıdır. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, görüldüğü üzere taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; davacı gerçek kişi ile davalı sigorta şirketi arasında davacının kaza tarihi olan 15.05.2010 tarihi itibariyle sahibi olduğu ------plaka sayılı araç 25/03/2010-25/03/211 tarihlerini kapsar şekilde zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunduğu sabittir. Yine davacıya ait araç 15.05.2010 tarihinde trafik kazasına karışmış olup kaza sonucunda zarar görenler tarafından haksız fiil nedeniyle -----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Karar sayılı dosyası ile işbu davanın taraflarının ve dava dışı sürücünün davalı olduğu dosya ile aleyhlerinde maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu ilam istinaftan geçmiş ve -----.İcra Dairesinin -------Esas sayılı dosyasından infazı istenmiş ve dosya öncesinde 05.10.2019 tarihinde takipsizlik nedeniyle kapatılmış ve yenileme sonrasında 14.02.2023 tarihinde alacaklı vekili tarafından borçlu ------ ile anlaşma nedeniyle haricen tahsil beyanında bulunulmuştur. Davacı bu kez, sigorta şirketinin kendisine düşen miktarı tam olarak ödemediğini ileri sürerek işbu davayı ikame etmiştir.
Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davalı taraf davaya yanıt vermediğinden iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekil tarafından gösterilen deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken sair deliller toplanmış ve dosya hesap için nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi -----tarafından hazırlanan 17.06.2022 tarihli raporda özetle ; davacı tarafın mülkiyetinde bulunan ---- plakalı aracın dava dışı ----- tarafından kullanılırken kaza yapıldığı, kazada ------ % 85 oranında kusurlu bulunarak tazminat hesaplaması yapıldığı, ancak bu hesaplamadan davalı sigorta şirketinin önceki ödemesi sebebiyle sorumlu tutulmadığı, sürücü ----- ile araç sahibi ------sorumlu tutulduğu, ----- plakalı aracın 25.03.2010 ile 25.03.2011 tarihleri arasında davalı ----- tarafından sigortalandığı, sigorta poliçesinin 3. kişilere karşı verilen maddi ve bedensel zararları içerdiği fakat manevi zararları kapsamadığı, bu çerçevede davacı tarafça dava dışı zarar görenlere ödenen maddi zararların (destekten yoksun kalma tazminatı) davalı sigorta şirketinden istenebileceği, ancak davacı tarafın zararı olarak değerlendirilen dava dışı zarar görenlere ödenen maddi tazminat miktarının davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, huzurdaki davada ispat edemediği, zira icra dosyasının takipsizlik ile kapatıldığı, ödemeye dair bir dekont da sunulmadığı, dolayısıyla şu aşamada tazminat hesaplaması yapılamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu sırada davacı vekiline HMK'nin 194.maddesi gereğince somutlaştırma kapsamında delillerini ve ödemeye ilişkin bilgi ve belgeleri sunması için süre verilmiş ve akabinde dosya ek rapor tanzim edilmesi için aynı bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Bilirkişi tarafından verilen 21.03.2023 tarihli ek raporda da özetle; davacı tarafın zararı olarak değerlendirilen dava dışı zarar görenlere ödenen maddi tazminat miktarının davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, ödemeye dair bir dekont sunulmadığı, davacı tarafça sunulan belgenin yeterli açıklığı sağlamadığı, dolayısıyla şu aşamada tazminat hesaplaması yapılamayacağı, yönünde görüş bildirilmiştir. Davaya konu olayda esas davada davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle ve yalnızca maddi tazminattan sorumlu tutulduğu, mahkeme kararında manevi tazminata da hükmedildiği, davalıların müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, davalı sigorta şirketinin poliçe gereğince sorumlu olduğu maddi tazminat miktarını ödemiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacının, bakiye maddi tazminat borcundan ve manevi tazminatın tamamından dava dışı sürücü ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu halde işbu davayı açtığı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce, davacının dava dilekçesinde dayandığı yasal tüm deliller ışığında yapılan inceleme ve değerlendirme de, yukarıda anılan ve gerekçeli hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi kök ve ek raporu da gözetildiğinde davacının, haricen tahsil beyanına göre yaptığı anlaşma ve bu anlaşmaya göre ödediği para miktarına havi belge sunulmamış/sunulamamış olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin ödediği veya ödemesi gereken miktarın karşılaştırılması yapılamamış; fark varsa da tespit edilememiştir. Binaenaleyh; 4721 Sayılı TMK'nin 6. ve 6100 Sayılı HMK'nin 190,194 maddeleri gereğince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Burada yeri gelmişken; davalı vekili tarafından vekaletname ibraz edildiği ancak cevap dilekçesi vermediği ve duruşmalara katılmadığı anlaşılmakla birlikte; işbu bu durumda vekalet ücretine hükmedilmeyeceğine dair yasal bir düzenleme bulunmadığından HMK'nin 330.maddesi nazarında davalının davayı vekille takip ve temsil ettirdiğinin kabulü ile yürürlükteki tarife gereğince davalı lehine vekalet ücreti hesap ve takdirinin zorunlu olduğu ifade edilmelidir. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1.)Davanın REDDİNE,
2.)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 146,36 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 33,54 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ----- bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5.)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 8.570,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı ve davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı ( 8.570,00 TL < 17.830,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.