Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/316
Karar No
K. 2023/396
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/316 Esas
KARAR NO: 2023/396
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/04/2022
KARAR TARİHİ: 03/05/2023
KARARIN YAZILMA TARİHİ: 30/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile .... San. Ve Tic. A.ş.arasında akdedilen 03.04.2010 tarihli sözleşmenin 11. maddesi gereğince müvekkilce üstlenilen işin teminatı niteliğindeki 120.000,00 tl bedelli, keşide /vade tarihi ile şirket kaşesi ihtiva etmeyen, arka yüzüne "teminattır/devir ciro edilemez" şerhi düşülen bir adet teminat senedi, 10.04.2010'da davalı ... muhasebe md ...'na teslim edilmiş olduğunu, teminat senedinin ön ve arka yüzüyle teslim olunduğu hali ıslak imzayı havi teslim/tesellüm belgesiyle sabitlendiğini, taraflar arası anlaşmazlık vukuunda müvekkil ... ltd şti, 518.929,97.-tl'ı alacağının tahsili zımnında b.köy ... icra müdürlüğünün ... e. sy'lı takip dosyası ikame etmiş, kötüniyetli itirazla takip durduğundan; borçlu ... aleyhine 15/03/2012 tarihinde Bakırköy ... Asliye Ticaret mahkemesi nezdinde ve alacağın tahsili zımnında ve ... e. sy'lı dava dosyası ile " itirazın iptali, takibin devamı ve kötüniyet tazminatı vd " talepleri havi davasını ikame etmiş ve yıllar yıllar boyu süren muhakeme neticesinde dava 26.06.2019'de ... k. sy'lı ilamla müvekkil şirket ... ltd şti leyhine sonuçlanmış; ... a.ş.'nin haksız itirazı iptal edilmiş olduğunu, takibin 518.929,97-tl asıl alacak üzerinden devamına karar verildiğini, ... a.ş.'nin müvekkil şirket aleyhine açtığı birleşen dava külliyen red edildiğini, 6.09.2013 tarihli savcılık ifadesinden dönerek 17.04.2018'de değişen mahkeme ifadesinden (istanbul .... asliye ceza ... e /ist .... ağır ceza mahkemesinin... e) anlaşıldığı üzere; neredeyse avukatını da kendi avukatı vasıtasıyla belirleyip yetkilendirip yani sadece elinden bir vekaletname alarak davalıların ticari defter kayıtlarında gözükmeyen , sözde (!) borcuna karşılık olarak muvaazalı/ kötüniyetli devir /ciro işlemini gerçekleştirdiğini, böylece; görevli mahkeme hakimlikleri ile icra dairelerini de bu şekilde yanıltılarak; iyiniyetli 3. şahıs / ciranta görünümüne bürünen diğer davalı .... adıyla ve ihtiyati haciz ( ist 49 asl tic mhk 2013/144 d.iş) yoluyla müvekkil şirket aleyhine icra takibini (istanbul ... icra md ... e ) başlattığını ilk ciranta olması sıfatıyla 1. dereceden alacaklısı olduğu ve borcuna karşılık söze konu sözde senedi cirolayarak kendisine teslim eden ... a.ş./.... aleyhine her nedense alacak iddiasında bulunmadığını, ne ihtiyat-i haciz ne de icra takip başvurusu yapmadığını. söze konu senet karşılığı 1 krş dahi borçu bulunmayan müvekkil şirket, haciz saatinde bankalar da kapanmış bulunduğundan; muhafazayı engeleyerek ticari itibarını bir nebze kurtarabilmek adına 40.000.-tl'ı bedelli bir adet çeki sözde (!) alacaklı vekiline keşide ve teslim etmiş, icrayı durdurabilmek adına ertesi günü söze konu çekin nakdi tutarını takip alacaklısı vekiline, bakiye icra dosyası bedeli olan 150.137,61.-tl'ını istanbul ... icra md'nün ... e sy'lı takip dosyasına ödemek zorunda kaldığını, müvekkil şirket, söze konu " resmi evrakda sahtecilik" suçunun ikasıyla ağır derecede madden ve manen mağdur edilmiş olduğunu, davalı şirkete 1 krş dahi yokken; borçlu sıfatını haiz hale getirilmiş, kendisinden yüklüce bedel talebinde bulunulmuş, icra takiplerine maruz bırakılmış, çalışanları, komşu işyeri sahipleri, müşterileri, çalıştığı bankalar vb nezdinde ticari itibariyle oynanmış, haksız icra takibini durdurabilmek adına 2013 değerleriyle takip dosya bedelinin tamamı ile dava bedelinin %10'u gibi son derece yüksek bir meblağı bir meblağı mahkeme yazı işleri müdürlüğü ve icra dairesi müdürlüklerine tediye etmek zorunda kalmış, yıllar yıllar boyu mahkeme koridorlarında hak aramış, tüm ödeme tablosu alt-üst edilmiş, çalışanlarının maaşları dahi ödenemez olduğundan çok kıymetli elemanlarının işlerine son vermek / küçülmek - işyerini ve iş hacmini küçültmek zorunda kalmış, o gün bu gündür eski iş hacmine ve ekonomik seviyesine ulaşamam olduğunu, 50.000,00.-TL'ı Manevi Tazminat ve ehil /uzman kişilerce belirlenmesi gereken ve İstinaf başvurular neticesine göre değişebilecek olan zarar-ziyanımız henüz belirsiz bulunduğundan fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00.-TL'ı Maddi Tazminat'ın haksız fiilin vukuu bulduğu 25.03.2013'den bu yana işlemiş ve tahsile değin işleyecek ticari avans faiziyle beraber davalıdan TAHSİLİ, muhakeme masrafları ile vekalet ücretinin davalıya ödetilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin adresi ... ilçesi olup huzurdaki dava yetkisiz mahkemede açılmıştır. ... ilçesinin bağlı olduğu asliye ticaret mahkemeleri Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan davaya bakmaya Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir. İşbu sebeple sayın mahkemenin yetkisine itiraz ediyoruz. mahkemece oluşturulan tensip zaptının ....maddesi ile davacı tarafa arabuluculuk son tutanağının sunulması adına 1 haftalık kesin süre verilmiş olup, davadan önce davacı tarafça herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmamış olduğundan anlaşamama tutanağı da dosyaya sunulamamıştır. İşbu sebeple öncelikle sayın mahkemenin ihtaratlı tebliğine rağmen sunulmayan arabuluculuk son tutanağı ile yukarıda belirlenen kanun maddeleri uyarınca dava şartı olan zorunlu arabulucluk müessesesine başvurulmadan açılan davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Diğer bakımdan davacının talepte bulunduğu tazminat talepleri yönünden açtığı dava zamanaşımına uğramıştır. Öyle ki davacının ikrarı ile sabit olan dava konusu eylemin tarihi 2013 olup kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an müvekkilin eyleminin haksız fiil kapsamında olduğu düşünüldüğünde dahi dava zamanaşımı süresi geçmiş olup davacının talep ettiği alacağı zamanaşımına uğramıştır. İşbu itibarla da davanın usulden reddi gerekmektedir.

Davacı davasına konu hususu Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

E. Sayılı dosyasına dayandırmakta olup söz konusu dosyanın celbi halinde davanın henüz kesinleşmediği ve halen yargılamanın sürdüğü açıkça görülecektir.

Davacının işbu davadan çıkacak karar ile doğmuş bir alacağından bahsedebilmesi için öncelikle davanın kesin bir hükme bağlanmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla davacının işbu davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı olmamakla birlikte dava mesnetsiz kalmıştır. Bir an davacının talep hakkının varlığını düşünecek olursak dahi davacı davasında haksızdır. Öyle ki Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

E. Sayılı dosyası ile açılan davada da belirttiğimiz üzere davacı ile müvekkil şirket arasında imzalanmış olan taşeron sözleşmesindeki yükümlülüklerini davacı haksız olarak yerine getirmemiş ve üstlendiği işi "ANAHTAR TESLİM" olarak tamamlamamış ve işi eksik bırakmıştır. İlgili dosyada yer alan bilirkişi raporundan da görüleceği üzere davacı üstlendiği işte 19 kalem işi eksik yapmış ve müvekkilin DSİ'den eksik hakediş almasına sebebiyet vermişken, üstüne bir de kesinlikle müvekkil tarafından talep edilmemiş olan ilave işler uydurarak bu işleri fahiş rakamlar ile faturalandırmış ve bunu sayın mahkemece verilmiş olan eksik ve yetersiz karar neticesinde müvekkilden tahsil etmiştir. Görüleceği üzere müvekkil halen davacıdan alacaklı olup üzerine bir de davacının işbu davayı açması alenen hukuka ve HMK'nın temel ilkesi olan dürüstlük kuralına aykırıdır davacı tarafın işi gereği gibi ifa etmemesi neticesinde müvekkil haksız zararlara uğratılmış ve halen daha uğratılmak istenmektedir. Davacı eğer mahkeme veznesine yatırdığı teminatların zarara uğradığını düşünüyor ise bu meblağların nemalandırılmasını talep ederek mahkeme veznesinde bekleyen paraların değer kaybetmemesini sağlayabilecek iken işbu davayı açmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmamaktadır. Öyle ki davacının nemalandırma hususunu bilmediğini öne sürmesi de hukuka ve basiretli tacir kavramına uymayacaktır. Bu sebeple teminat yatırdığı paranın değer kaybetmemesini isteyen basiretli bir tacirin ödediği meblağı nemalandırmayı talep etmemesi sonucu oluşacak zarar ve ziyana tacir sıfatındaki davacının katlanması gerekmektedir. Şeklinde beyanda bulunarak davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, takibe haksız itirazı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış ve 114/ 2. maddesi gereğince diğer kanunlarda sayılan dava şartlarına da atıfta bulunmuştur. 6102 Sayılı TTK 'nun 5/A maddesi (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde getirilen düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari nitelikteki davalarda arabuluculuk müessesesine başvurunun bir dava şartı olduğu benimsenmiştir. Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından re'sen gözetilir.

Bu açıklamalar ışığında;

TTK 5/A maddesinde açıkça ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunun belirtildiği, dava haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin olup , davanın da ticari dava olduğu dolayısıyla dava yönünden arabuluculuk dava şartının söz konusu olduğu, davacı vekilinin gerek İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmadan önce gerekse ilgili mahkemece görevsizlik kararı verilmesiyle dosyanın mahkememize gönderilmesi aşamasında zorunlu arabuluculuğa ilişkin herhenagi bir başvuru yapılmadığı, davacı vekili beyanı ile arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmış olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/2 ve 115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Dava şartı yokluğu nedeniyle Davanın Usulden REDDİNE

2.Alınması gereken 179,90-TL harcın, vezneye peşin yatırılan harçtan mahsubu ile fazla yatırılan harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı vekiline iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4.Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının davacının bildireceği hesap numarasına, bildirmediği takdirde masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak davacıya iadesine,

5.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.200,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, Dair,

HMK. 320/1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/05/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog