2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2022/16147 E. , 2023/937 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Hükümlünün 23.10.2019 tarihli dilekçesindeki anlatımından Mahkemenin 30.06.2005 tarihli uyarlamaya ilişkin ek kararına yönelik temyiz başvurusu ile birlikte eski hale getirme isteminde de bulunduğunun anlaşılmasına, eski hale getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olmasına göre,
Mahkemenin 31/10/2019 tarihli, 1999/180 Esas, 2003/30 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilmekle; hükümlünün yokluğunda verilen 30.06.2005 tarihli uyarlamaya ilişkin ek kararda yapılan yasa yolu bildiriminde, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceği belirtilmek suretiyle hükümlünün yanıltıldığı anlaşıldığından, hükümlünün 23.10.2019 tarihinde sunduğu temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 25.08.1999 tarihli ve 1999/639 soruşturma, 1999/229 Esas, 1999/161 iddianame numaralı iddianame ile sanık hakkında, hırsızlık suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1-son, 522/1, 40 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2003 tarihli ve 1999/180 Esas, 2003/30 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 765 sayılı Kanun'un 492/1-son, 81/2-3 ve 40. maddeleri uyarınca 5 yıl 1 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutuklulukta geçen sürenin cezadan mahsubuna karar verilmiş, karar temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiştir.
3.Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2005 tarihli ve 1999/180 Esas, 2003/30 Karar sayılı uyarlamaya ilişkin ek kararında, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin sanık lehine sonuç doğurduğu kabul edilip, sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve tutuklulukta geçen sürenin cezadan mahsubuna karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.12.2021 tarihli ve 2021/79878 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; uyarlamaya ilişkin 30.06.2005 tarihli ek kararda, yasa yolu olarak Bursa Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolunun gösterilmesinin ve ek kararın kesinleştirilmesinin kanuna aykırı olduğu, uyarlama kararının temyiz yasa yoluna tabi olduğu, ek kararın verildiği tarihte cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu, karardan ve duruşmadan haberdar edilmediği, duruşmaya katılımının sağlanmadığı, re'sen uyarlama yargılaması yapıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki yasa ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp uyarlama yargılaması yapılarak karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanun’un 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Kanun'un 491 vd. maddelerinde yer alan suçların öğelerinin farklı olduğu nazara alınıp; somut olayda, hükümlünün 23.08.1999 tarihinde gece vakti temyiz dışı diğer hükümlüler ... ve ... ile birlikte şikâyetçinin işyerinin muhkem olmayan kapı camını kırıp içeri girdiği, işyerinden toplam 256 Milyon TL (Eski para) değerindeki telefon, telefon kılıfı, batarya, şarj aleti, kulaklık, klips ile bir miktar bozuk para çaldığı ve çalınan eşyanın değerinin normal değerde olduğunun anlaşıldığı olayda, hükümlünün eyleminin, 765 sayılı Kanun'un 492/1-son, 81/2-3. maddelerinde yazılı suç ile 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Kanun’un 116/4, 119/1-c. maddesinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu ile aynı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunu da oluşturduğu; suç tarihi itibariyle mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında olduğu da gözetilerek, mala zarar verme suçu yönünden 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılıp, sonucuna göre de 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Kabule göre de;
a)Hükümlünün 23.08.1999 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.10.2011 tarihli, 179-211 sayılı ve 05.06.2012 tarihli, 318-217 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un lehe kabul edilmesi halinde, aleyhe düzenleme içermesi ve infazı ilgilendirmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanamayacağı gibi, somut olayda tekerrüre esas alınan ilâma konu suçu işlediği sırada hükümlünün 18 yaşını tamamlamadığından anılan ilâmın tekerrüre esas olamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
b)Dosya içerisindeki Tortum İlçe Nüfus Müdürlüğü'nce düzenlenen 01.10.1999 tarihli nüfus kayıt örneğine göre hükümlünün isminin "Kahrıman Gedikli" ve baba adının "Zekerriya" olduğunun belirtildiği halde, Mahkemenin 30.06.2005 tarihli uyarlamaya ilişkin ek kararında hükümlünün isminin "..." ve baba adının "Zekeriya" olarak hatalı yazılması nedeniyle de hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2005 tarihli ve 1999/180 Esas, 2003/30 Karar sayılı uyarlamaya ilişkin ek kararına yönelik hükümlünün temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.