Esas No
E. 2022/17488
Karar No
K. 2023/898
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2022/17488 E.  ,  2023/898 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/1707 E., 2020/167 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz taleplerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2018/46 Esas, 2019/277 sayılı kararı Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/1707 Esas, 2020/167 sayılı kararı Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.02.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Örgütle bağlantılı Sabah Dershanesinde 2012-2015 yılları arasında öğretmen olarak çalıştığı belirlenen, örgüt ile iltisakından dolayı kapatılmasına karar verilen Pak Eğitim İş Sendikası üyesi olduğu anlaşılan, tanık S.M.Ç.’ nin soruşturma aşamasındaki beyanlarından örgütle iltisak ve irtibat halinde olduğu anlaşılan sanığın örgütün finans kaynaklarından ... Katılım Bankasındaki hesabına; örgüt elabaşının Ocak 2014 tarihinde bu bankaya para yatırılması yönündeki kamuoyuna yansıyan talimatından hemen sonra bankanın batacağı yönündeki kamu oyunda oluşan genel kanıya rağmen kredi kartı borç ödemesinin, hesabına yatan maaş miktarından ödenmesinin mümkün olduğu da gözetildiğinde; kredi kartı borç ödemesi için de yatırılması gerekmeyen ve aynı şekilde otomatik ödeme talimatı, ya da kurs veya okul taksidi ve benzeri biçimde para yatırmayı zorunlu kılan herhangi bir neden de bulunmadığı halde;

1.04.01.2014 tarihinde 800 TL, 07.02.2014 tarihinde 500 TL, 20.02.2014 tarihinde 1000 TL ve 25.06.2014 tarihinde 1.600 TL para yatırdığı,

2.Örgütün Eylül 2014’teki ikinci talimatından sonra da aynı şekilde 25.09.2014 tarihinde 500 TL tutarında para yatırdığının belirlenmiş olması karşısında,

Örgütün amacına hizmet eder nitelikteki bu davranışının örgütsel saikle ve yardım kastıyla yapıldığının kabulü ile unsurları oluşan silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılması yerine, tek başına bankanın TMSF’ye devrinden sonra da bir takım rutin bankacılık işlemlerinin bulunmasının sanık lehine değerlendirilemeyeceği gözetilmeksizin hatalı değerlendirmeye ve isabetsiz gerekçeye dayalı İlk Derece Mahkemesinin beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında esastan ret kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı görülerek kaldırılması talep edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; sanığın 2013-2015 yılları arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Sabah Dershanesinde öğretmen olarak çalıştığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bank Asyada hesabının bulunduğu, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı olan Pak Eğitim İş Sendikasına 13.09.2014 tarihinden kapatılıncaya kadar üye olduğu, sanığın soruşturma aşamasında ve mahkemesinde alınan beyanında; "bu yapı ile irtibatlı olan Sabah Dershanesinde 2013 yılından 2015 yılına kadar çalıştığını, parasını alamadığı için okuldan ayrıldığını, Bank ... hesabını 2012 yılında açtırdığını, öğrenciye her banka kredi kartı vermediği için bu bankayı tercih ettiğini, bu yapıya ait dershanede çalıştığı için maaşını bu bankadan aldığını, talimatla para yatırmadığını, Pak Eğitim İş Sendikasına 2014 yılında üye olduğunu, sadece e-devlet üzerinden kayıt yaptırdığını, bu yapı kapsamında düzenlenen hiçbir sohbete katılmadığını, sadece okuldaki öğretmen arkadaşlarla ders müfredatını görüşmek için zümre toplantısı yaptıklarını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini" ifade ettiği, dosya kapsamı ile sanık savunmasının örtüştüğü, sanığın savunmasının aksini kanıtlar nitelikte bir delilin dosyada bulunmadığı, sanığın beyanına itibar edildiği,

Materyal inceleme raporuna göre; ByLock, Eagle, Coverme, Coco ve Kakao talk gibi FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kullanmış oldukları uygulamalara ait herhangi bir veri veya kalıntıya rastlanılmadığının tespit edildiği, örgüte herhangi bir himmet veya para yardımında bulunmadığı, himmet toplamadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin gizli haberleşme amacıyla kullanmış oldukları ByLock programını kullanmadığı gibi örgüt içerisinde bir görevinin veya kod adının olduğuna ilişkin tanık ya da itirafçı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun terör örgütü üyeliğine ilişkin kriterleri de göz önünde bulundurulduğunda; sanığın Bank ... hesabını dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre 19.09.2012 tarihinde açtığının tespit edildiği, hesap hareketlerinin incelenmesinde genel olarak maaş ödemelerinin ve rutin olarak cüzi miktarlarda para yatırma ve kısım kısım harcamaların olduğu, bunun dışında şüpheli herhangi bir işlem yapıldığının tespit edilemediği, kaldı ki sanığın bankanın TMSF'ye devrinden sonra 01.07.2016'ya kadar para yatırma ve harcama yapmaya devam ettiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne maddi destek sağlamak amacıyla söz konusu hesabı açtığına ve işlem yaptığına ilişkin bir bulguya rastlanılmadığı, bu haliyle sanık aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurumlarda çalışması, Pak Eğitim İş Sendikasına üye olması dışında aleyhine delil teşkil edecek başka bir hususun tespit edilemediği anlaşılmakla her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiası ile TCK'nın 314/2 nci maddesi gereği cezalandırılması talebi ile mahkemesinde kamu davası açılmış ise de; sanığın konum ve kişisel özellikleri ile dosyadaki deliller nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetlerinin bulunmadığı, eylemlerinin ancak FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne sempati düzeyinde olan eylemler olarak nitelendirilebileceği, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun bu itibarla yasal unsurlarının oluşmayacağı kanaatine varılmış olup; sonuç olarak sanığın üzerlerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçu işlediğine dair sanık lehine şüphe oluştuğu, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi olan "kuşkudan sanık yararlanır" ilkesi gereğince kuşkunun sanığın yararına değerlendirilmesi gerektiği, aydınlatılmamış olaylar ve iddiaların sanıklar aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkumiyetinin bir ihtimale değil kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği hususları bir arada değerlendirildiğinde; sanığın iddia edilen suçu işlediğine ilişkin cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı delil dosya kapsamı ile elde edilemediği anlaşıldığından şüpheden sanık yararlanır evrensel hukuk kuralı gereğince sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (..., Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç, Genel Hükümler s.280).

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın terör örgütü liderinin ... Katılım Bankasının ekonomik gücünün ayakta tutulmasına yönelik vermiş olduğu talimat sonrası dönemde 29.01.2014, 27.02.2014 ve 09.05.2014 tarihlerinde katılım hesabı açtığının tespiti ile UYAP veri havuzundan araştırma yapılarak sanık hakkında herhangi bir tanık beyanı olup olmadığının sorgulanması, saptanması halinde ifadelerinin dosya içerisine getirtilmesi, gerekirse tanık olarak dinlenilmesi,

Temyiz aşamasında gelen Yozgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/310 Esas sayılı dosyasında yargılaması devam eden A.A.' ın etkin pişmanlık kapsamında alınan beyanları ile birlikte CMK'nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından ve anılan şahsın tanık olarak usulüne uygun biçimde dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve yetersiz belge ile yazılı şekilde karar verilmesi ve yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/1707 Esas, 2020/167 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog