12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2021/7301 E. , 2023/1691 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1..
44.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.08.2018 tarih ve 2016/162 (E) ve 2018/440 (K) sayılı kararı ile; temyiz dışı sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ile sekizinci fıkraları arası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen cezanın ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2.... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.07.2019 tarih ve 2018/4456 E., 2019/2322 K. sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, temyiz dışı sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince esastan reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği; sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik ise katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararın kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının yollamasıyla birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 8 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.10.2021 havale tarihli ve 2019/94752 sayılı, "...5271 sayılı CMK’nın 291/1. maddesi uyarınca öngörülen 15 günlük temyiz süresini geçirdikten sonra 21/08/2019 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanık ...'ın temyiz isteğinin REDDİ..." görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ...'ın Temyiz İsteği;
1.Ehliyetinin geri alınması kararının TCK maddelerine uygun olmadığına,
2.Adli para cezasını ödeyecek gücü olmadığına,
3.Karara itiraz ettiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.... Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.08.2018 tarih ve 2016/162 (E) ve 2018/440 (K) sayılı kararı ile; "...Dosyada mevcut bulunan ve hazırlık aşamasında alınan bilirkişi raporunda, sanıklardan ...'nın şantiye sorumlusu sıfatı ile çıkışı gösterir tabelaları şantiye içerisine yerleştirmeyerek kazada tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; sanığın Mahkeme huzurundaki açık ve samimi savunmasında çıkışı kaybetmediğini, sadece yıkama ünitesinden faydalanmak için traktörün arkasında beklediğini beyan etmesi ve tanıkların da sanık sürücünün yıkama ünitesi önünde beklemeyi tercih ettiğini, biraz daha ilerlese çıkış kapısından çıkıp gedebileceğini belirtir beyanları göz önünde bulundurulduğunda, kazanın, çıkışa ilişkin levha bulunmaması üzerine sanığın çıkışı kaybetip şantiye içinde ileri geri hareket etmesinden dolayı değil, sanığın yıkama ünitesi önünde beklediği sırada yıkama işinden vazgeçip kontrolsüz biçimde geriye doğru manevra yapması neticesinde meydana geldiği, dolayısıyla olayın ... kazası değil, trafik kazası kapsamında kaldığı kesin olarak tespit edilmiş olup, hazırlık aşamasında alınan bilirkişi raporuna Mahkememizce kısmen itibar edilmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında, sanık ...'ın olay yerinde tedbirsiz ve dikkatsiz biçimde geriye doğru manevra yapmak suretiyle ölümlü trafik kazasına sebebiyet verdiği ve kazada asli kusurlu olduğu anlaşılmakla, üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın asli kusuru yanında müteveffanın da tali kusurlu oluşu dikkate alınarak alt sınırdan ceza tertip edilmiş, sanığın adli sicil kaydında engel sabıkası bulunmasa bile katılanlar ile irtibata geçmeyip zararlarını karşılamaya yönelik bir girişimde bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiş ancak sanık hakkında verilen ceza ertelenmiş olup, sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bu davranışı neticesinde sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir..." gerekçeleri ile sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ile sekizinci fıkraları arası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen cezanın ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş olduğu, bu karara karşı katılanlar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.
2.Olay günü şantiye içine malzeme getiren sanık ...'ın sevk ve idaresindeki ... ile malzemeleri bırakıp çıkış kapısına doğru yöneldiği sırada, şantiyeye malzeme getiren araçların yıkanmasının zorunlu olması nedeniyle önünde seyreden traktörü takip etmeye başladığı, traktörün yıkamaya girmesi üzerine arkasında beklemeye karar verdiği, daha sonra yıkama ünitesinin çalışmadığını öğrendiğinden bahisle aracın arkasını ve dikiz aynalarını kontrol etmeksizin ve tanık beyanlarına göre ... içinde yüksek sesle müzik dinlemek suretiyle dikkatsizce geri geri gelerek ...'nün ölümüne neden olduğu anlaşılmaktadır.
3.Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 10.09.2015 tarihli otopsi raporunda; "...14/07/2015 tarihinde inşaat şantiyesi içerisinde ... çarpması sonucu aynı gün öldüğü bildirilen, İmam ve ... oğlu, 22.03.1955 doğumlu ...'nün cesedine 15/07/2015 tarihinde, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince yapılan otopsiden ve tetkiklerden elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında;
1.Kimya İhtisas Dairesinin raporuna göre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, kanda, iç organlarda ve midede yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda aranan maddelerin bulunmadığı,
2.Kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı vertebra ve seri kosta kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve küçük-orta çaplı damar yırtılmasından gelişen doku içi kanama sonucu meydana gelmiş olduğu..." kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
4.Mahkemece hükme kısmen esas alınan ve soruşturma aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 22.11.2015 tarihli raporunda; ...'ın inşaat şantiyesine yük indirdiği, yolda herhangi bir yönlendirici levha ve girilmez levhası olmadığından çıkış kapısını bilmediğinden önünde seyreden traktörü takip edip traktör sürücüsü buradan çıkışın olmadığını söylemesi üzerine aracını durdurduğu, çıkış yoluna gitmek için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 84 üncü maddesi 06. sırasına göre manevraları düzenleyen genel şartlara uymayarak sağ ve sol aynasından sağını, solunu ve gerisini iyice kontrol edip geriye manevra yapıp gitmesi gerekirken, bunu yapmayıp, geri manevra sırasında aracının gerisini iyice kontrol etmeden, göremediği alanlarda yardım almadan dikkatsiz ve tedbirsizce geriye manevra yapıp aracının arka sağ kısmı ile aracın arkasında yürüyen öleni çarpması ile ölümüne neden olduğu, bu nedenle meydana gelen kazada ASLİ KUSURLU olduğu, ...'nın .Yapı-.İnşaat şirketinin yöneticisi olarak, .konutlarını anahtar teslim olarak yapmayı üstlendiği, inşaatın çeşitli işlerini taşeronlara devrettiği, genel sorumlunun ise bu şirket olduğu, bloklar arasının toprak zeminli yolla birbirine bağlandığı, inşa edilen bu yollarda herhangi bir yönlendirici levha olmadığı, çıkışı gösterir bir yol yönlendirmesinin de olmadığı, girilmesi yasak olan yolun ağzına girilmesi yasak levhası koymayıp Yapı İşleri Yönetmeliğinin beşinci maddesinde yazılı hususlara uymadığından TALİ KUSURLU olduğu, ölen ...'nün de, alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirlendiği görülmektedir.
5.Tanıklar A.Ö., H.Ş., S.A., M.T., M.Y., O.A., A.İ., İ.E., C.E., D.K.'nın anlatımları, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi, ölü muayene tutanağı, ölen ...'ye ait ... güvenliği eğitimi aldığına ilişkin belgeler, kurs bitirme belgesi, sanığın alkolsüz olduğuna dair alkol tespit tutanağı ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
6.Sanığın aşamalarda verdiği ifadelerinde, atılı suçlamaları inkâr ettiği ve savunmasında özetle; "...Ben .isimli lojistik firmasında şoför olarak çalışırım, olay tarihinde ben . konutları inşaatına inşaat malzemesini araçla götürdüm, ben araçla şantiye içerisine girdim ve şantiyedeki şu an ismini hatırlamadığım ancak sevk irsaliyesinde ismi açık şekilde yazan görevli kişi ile konuşup onun talimatları doğrultusunda malzemeyi şantiye içerisine bıraktım, ben sadece çıkış kapısını sordum, çıkış aşamasında beni yönlendiren olmadı, herhangi bir çıkışla ilgili işaret yoktu, şantiyelerde kural olarak şantiyeden çıkılacağı aşamada aracın yıkanması zorunludur, ... eğer şantiye tozu ile çıkış yaptığında ve tespit edildiğinde ceza uygulanmaktadır, benim önümde traktör vardı, aracımı yıkatmak amacı ile traktörü takip ediyordum, traktör yıkamaya girdi ben de hemen arkasından aracımı yıkatmak amacı ile beklemeye geçtim, yıkama ünitesi binanın hemen yanında şantiye içerisinde bir alandır, traktördeki şoför yıkamanın çalışmadığını söyledi ve sol taraftan devam etmemi istedi, ben de geri vitese aracı aldım, yıkamaya girerken dik bir rampaya girilmektedir, V şeklindedir, aracı geri vitese takıp bir kaç metre gider gitmez daha ayağımı debrajdan kaldırmadan ... sendeledi, ben şantiye içerisi olduğu için taşa çarptığımı düşündüm, ben tekrar gaza basmak istediğimde ölenin baretinin uçtuğunu gördüm, ben el frenini çektim, birine mi çarptım diye inip bakmak istedim, öleni aracın altında gördüm, daha sonra olay gerekli mercilere intikal ettirildi, olayın gerçekleştiği yer şantiye alanın içerisinde bulunan bir yerdir, şantiyenin giriş kısmın önü değildir, şantiyeye giriş yaptıktan sonra yaklaşık 60-70 metre ilerlenmesi sonucunda kazanın olduğu yere ulaşılmaktadır, şantiye sahası dışı olması imkansızdır, kaza sırasında müzik dinlediğim doğrudur, aşırı müzik yoktu, kaza öncesinde herhangi bir şekilde diğer görevliler tarafından bana uyarı yapılması söz konusu olmadı, aksi halde zaten dururdum..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
7.Katılanların her aşamada sanıktan şikayetçi olduklarını beyan ettiği ve Mahkemece 31.05.2016 tarihinde katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
8.Sanık ...'e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü ...
Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.07.2019 tarih ve 2018/4456 E., 2019/2322 K. sayılı kararı ile; "...Hakkında atılı suçtan hakkında dava açılan sanık ...'ın ise eylemi sabit görülmüştür. Ancak cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi noktasında ilk derece mahkemesinin uygulaması yerinde görülmemiştir. Şöyle ki; basamaklı (alt-üst sınırlı) ceza sisteminde hakimin temel cezayı belirlerken nasıl davranacağı ve hangi esaslara göre hareket edeceği TCK’nın 61. maddesinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK, taksirli suçlar bakımından ayrıca 22. maddesinin 4. fıkrasında; “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir” hükmüne yer vermiştir. Diğer taraftan, 5237 sayılı TCK’nun “... ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesi uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması, böylelikle suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de ifade edilmiştir. Dolayısıyla taksirle işlenen suçlar açısından, alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesinde, TCK 3. maddede düzenlenen orantılılık ilkesi, TCK’nın 61/1. maddesindeki ( taksirli suçlarda uygulanması mümkün olan) ölçütler ile aynı kanunun 22/4. maddesindeki ölçüt de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu bağlamda, olayda failin “taksire dayalı kusurunun ağırlığı”, "suçun işleniş biçimi", "suçun işlendiği yer ve zaman", "suç konusunun önem ve değeri" ile "meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı" ile cezanın ..., hak ve nesafet kuralları ile “orantılılık” ilkesine uygunluğu temel ceza tayininde dikkate alınmış ölçütlerdir. Bu ilke ve esaslar dahilinde; sübut bulan olaya ilişkin sanık hakkında hüküm kurulurken, meydana gelen zararın ağırlığı, kazanın meydana geliş şekli, sanığın taksire dayalı kusurunun (asli kusurlu) ağırlığı ile fiilin haksızlık muhtevası dikkate alınarak; temel ceza, alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle takdiren 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir. Cezanın sanık üzerindeki olası etkileri lehine takdiri hafifletici sebep sayılarak, cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır. Bu şekilde belirlenen hapis cerzası, sanığın kişiliğine, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve sosyal ve ekonomik durumuna ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre TCK'nın 50/4. maddesi gereğinceı adli para cezasına çevrilmiş, sanığın atılı suçu trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlediği ve olaydaki kusur durumuu da gözetilerek TCK'nın 53/6. maddesi gereğince 8 ay süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi gerektiği..." gerekçeleri ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik ise katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararın kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının yollamasıyla birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 8 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Oluş ve dosya kapsamına göre; olay günü şantiye içine malzeme getiren sanık ...'ın kullandığı ... ile malzemeleri bırakıp çıkış kapısına doğru yöneldiği sırada, şantiyeye malzeme getiren araçların yıkanmasının zorunlu olması nedeniyle önünde seyreden traktörü takip etmeye başladığı, traktörün yıkamaya girmesi üzerine arkasında beklemeye karar verdiği ,daha sonra yıkama ünitesinin çalışmadığını öğrendiğinden bahisle aracın arkasını ve dikiz aynalarını kontrol etmeksizin ve tanık beyanlarına göre ... içinde yüksek sesle müzik dinlemek suretiyle dikkatsizce geri geri gelerek ...'nün ölümüne asli kusurlu şekilde neden olduğu olaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
A. Tebliğname Görüşü Yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 28.05.2020 tarihli ve 2018/1 - 161 - 2020/243 sayılı ilamında belirtildiği üzere;
CMK'nın 331. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında adli tatilin, 01.01.2005 tarihine kadar 20 Temmuz-5 Eylül; 01.01.2005 ile 01.01.2012 tarihleri arasında 1 Ağustos-5 Eylül; 01.01.2012 tarihinden itibaren ise 20 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında olduğu görülmektedir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, anılan makam ve mahkemelerin bu süre içinde, sadece soruşturmaları, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaları ve ivedi sayılacak diğer hususları yerine getirecekleri belirtilmiş, 3. fıkrasında Yargıtayın, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya 5320 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapacağı, 4. fıkrasında ise, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelere göre, adli tatil içinde görülebilen işler yönünden 4. fıkra hükmü uygulanmayacak, bu tür dava ve işlerle ilgili süreler adli tatil içinde de işleyecektir. Sürenin uzaması kuralının uygulanabilmesi için, adli tatilin içinde görülemeyen dava ve işlerle ilgili kararın tebliğinin tatilden önce gerçekleştirilmesi, işlemeye başlayan sürenin adli tatil içinde sona ermesi gerekmektedir. Bu takdirde tatilden önce işleyen kısma bakılmaksızın süre, adli tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzayacaktır. Öte yandan 14.02.1934 tarihli ve 47-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre de tatilde görülemeyen davalarla ilgili kararların, adli tatile rastlayan dönemde tebliği geçerli olmakla birlikte, tatilde süre işlemeyeceği için bu durumda mehil adli tatilin bitiminden itibaren başlayacaktır. Yukarıdaki bilgiler ışığında, sanığın yokluğunda verilen kararın 01.08.2019 tarihinde tebliğ üzerine 21.08.2019 tarihinde yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki sanığın temyiz isteminin süreden reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanık ...'ın Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Sürücü Belgesinin Geri Alınması Yönünden; 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği hususu ve tedbirin belirtilen sınırlar içerisinde olmak kaydıyla süresinin belirlenmesinin hakimin takdirinde bulunduğu, asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne sebebiyet veren sanığın, taksirinin yoğunluğu ve neticenin ağırlığı göz önüne alındığında, sürücü belgesinin 8 ay süreyle geri alınmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın ehliyetinin geri alınması kararının TCK maddelerine uygun olmadığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2.Tayin Edilen Adli Para Cezasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre bir kişinin ölmesine neden olan ve asli kusurlu olduğu ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince kabul ve tespit edilen sanık hakkında, cezada orantılılık ilkesi ile ... ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedildiği, tayin edilen cezanın da "sanığın kişiliğine, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve sosyal ve ekonomik durumuna göre" paraya çevrilmesine karar verildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın tayin edilen adli para cezasına, para cezasını ödeyecek gücü olmadığına ve karara itiraz ettiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.07.2019 tarih ve 2018/4456 Esas, 2019/2322 Karar sayılı kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.