Esas No
E. 2022/2751
Karar No
K. 2023/522
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2022/2751 E.  ,  2023/522 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle sanık müdafiinin yanıltıldığı anlaşıldığından, sanığa 24.12.2021 günü tebliğ edilen hükme karşı sanık müdafinin 04.01.2022 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Asliye Ceza Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli, 2013/66 Esas, 2014/397 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.... Asliye Ceza Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli, 2013/66 Esas, 2014/397 Karar sayılı kararının katılanlar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.10.2016 tarihli ve 2015/13469 Esas 2016/11955 Karar sayılı kararı ile sanığın kusurlu olup olmadığının tespit edilmesi ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2016/549 Esas, 2018/394 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4....

1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2016/549 Esas, 2018/394 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yasal olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin tartışılmaması, taksirli suçlarda failin güttüğü amaç ve saiki gerekçesine dayanılması, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince ihtar yapılmaması ve taksirli suçta 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi ve katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.

5....

1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2021 tarihli 2021/927 Esas, 2021/2001 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.04.2022 tarihli ve 2022/34228 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

1.Sanığın suçsuz olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,

2.Sanığın tüm tetkikleri tam ve kusursuz yaptığına, operasyon sonrası beklenmeyen sanığa atfedilemeyecek enfeksiyon sonucu hastanın öldüğüne,

3.Sanığın suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığına,

4.Sanık lehine olan Yüksek ... Şurası'nın ocak 2014 tarihli raporu, ... Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 17.04.2013 tarihli raporundaki muhalefet şerhi, 25.03.2013 tarihli uzman mütalaası dikkate alınmadan yargılamaya devam edildiğine,

5.Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının eksik inceleme neticesinde düzenlendiğine, bilimsel geçerliliğinin bulunmadığına, raporlardaki çelişkilerin giderilmesi için üniversite hastanelerinden birinden rapor aldırılması gerektiğine,

6.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü

Müteveffanın olay tarihinde Özel ... Hastanesinde sanık tarafından böbrek taşı kırma tanısı ile yapılan tedavisinin ardından sıkıntı ve terlemelerin başlaması nedeniyle 09/11/2011 tarihinde saat 02:45'te yoğun bakıma alındığı, bunun üzerine "sepsis" olduğu düşünülerek Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edildiğini ancak yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 10/12/2011 tarihinde vefat ettiği olayda sanığın eksik ve hatalı tedavisi sonucu ...'in ölümüne sebebiyet verdiği iddiası ile üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması talebinde bulunulduğu, sanığın alınan savunmasında müteveffanın ölümüne neden olan olayda gerek kendisinin gerekse hastane yönetiminin herhangi bir eksiklik özensizlik veya ihmalinin olmadığını, doğru uygulanan cerrahi yöntem ve sonrasında uygulanan tüm müdahelelere rağmen hastanın kurtarılamadığını üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, katılanların soruşturma aşamasından itibaren sanığın hatalı tedavisi nedeni ile annelerinin vefatına neden olduğunu ve sanıktan şikayetçi olduklarını beyan ettikleri, gerçekleşen olayda sanığa atfı kabil kusur bulunup bulunmadığının tespiti için hazırlık aşamasında Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu tarafından tanzim olunan 07/11/2012 tarihli raporda ''yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olmadığının'' belirtildiği, mahkememizce bozma öncesi yapılan yargılamada sanık ve hastane yönetiminin kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp 1. İhtisas Kurulundan rapor tanzim edilmesinin istenildiği, 10/04/2013 tarihli raporda sonuç olarak ''Dr. ...'ün kusurlu olduğu, hastanın muayene takip ve tedavisine katılan diğer hekimlere, yardımcı ... personeline ve hastane yönetimine atfı kabil kusur bulunmadığı''nın tespit edildiği ancak aynı raporun muhalefet şerhinde '.'ün ve hastanın muayene takip ve tedavisine katılan diğer hekimlere, yardımcı ... personeline ve hastane yönetimine atfı kabil kusur bulunmadığı görüşünü bildirir muhalefet şerhidir.'' şeklinde belirtildiği, ... Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulunun 07.11.2012 tarih ve 4334 karar sayılı raporu ile yine 1.İhtisas kurulunun 10.04.2013 tarih ve 1607 Karar sayılı raporları ve 2.rapor içerisindeki Üroloji Uzmanı .'nın muhalefet şerhi de nazara alınmak sureti ile müteveffa ...'in ölümünde sanık Dr....'ün ve hastane yönetiminin herhangi bir kusurunun olup olmadığı yönünden yeniden rapor aldırılması amacıyla dosyanın kül halinde TC ... Bakanlığı Yüksek ... Şurasına gönderilmesine karar verildiği, yapılan inceleme sonucu 13443 Karar sayılı Yüksek ... Şurası Kararı ile ''Dr. ...'e atfı kabil kusur bulunmadığına'' dair tespitte bulunulduğu, bu hali ile raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşıldığından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve meydana gelen olayda sanığın kusurunun olup olmadığının tespiti için dosyanın rapor tanzim edilmek üzere Adli Tıp Üst Kuruluna gönderildiği Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulu tarafından tanzim olunan 26/04/2018 tarihli rapor ile ''yapılan uygulamanın tıp kurallarına uygun olmadığı, hekimin bu eylemi nedeniyle kusurlu olduğu, idrar steril olsa bile ürosepsisin çok düşük ihtimalle gelişebileceği dikkate alındığında hekimin bu kusurlu eylemi ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunduğu oy birliği ile mütalaa olunur.'' şeklinde sanığın eylemi ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunduğu tespit edilmek suretiyle sanığın kusurlu olduğunun belirtildiği, sanığın üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunun 5237 sayılı TCK'nın 85/1 maddesinde ''Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.'' şeklinde düzenlendiği, her ne kadar sanık tarafından 11/10/2018 havale tarihli dilekçesi ile cezalandırılması halinde dilekçesi ekinde yer alan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere taksirle öldürme suçundan değil ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçundan hüküm kurulması talebinde bulunulmuş ise de dilekçe ekinde yer alan Yargıtay kararlarının incelenmesinde ''..her iki rapor birlikte değerlendirildiğinde, sanık doktorun multipl travmalı hastaya yönelik yapmış olduğu uygulamaların tıp kurallarına uygun olmadığı ancak gerekli tedavilerin zamanında yapılsa dahi ölüm olayının meydana gelebileceği..'' ve ''...söz konusu raporlarda da belirtildiği üzere, hastanın koroner yoğun bakım ünitesi olan bir merkeze sevk edilmesi halinde dahi kurtulması kesin olmadığından ve bu suretle ölüm ile sanığın kusurlu eylemi arasında illiyet bağı kurulamayacağından, sanıkbu suretle ölüm ile sanığın kusurlu eylemi arasında illiyet bağı kurulamayacağından, sanık hakkında taksirle öldürme suçunun unsurlarının oluşmadığı..'' şeklinde kararlara konu olaylarda eylem ile ölüm sonucu arasında illiyet bağı bulunmadığına işaret edildiği oysa sanığın cezalandırılması talep edilen olayda Adli Tıp Üst Kurulu tarafından tanzim olunan nihai raporda ''hekimin bu kusurlu eylemi ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunduğu'' şeklinde eylem ile sonuç arasında illiyet bağı bulunduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda sanığın delil olarak sunmuş olduğu Yargıtay kararlarında olduğu gibi gerekli tüm tedaviler zamanında yapılsa dahi ölüm olayının meydana gelebileceğinin mevcut olayda söylenmesinin mümkün olmadığı, bu kapsamda sanığın kusurlu eylemi ile ...'in ölümüne neden olmak suretiyle üzerine atılı ''taksirle ölüme neden olma'' suçunu işlediği kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE ...’in 07.12.2011 tarihinde sanığın üroloji uzmanı olduğu özel hastaneye sol yan ağrısı, bulantı ve kusma şikayetiyle başvurduğu, yapılan tetkiklerinde sol renal alt uçta taş tespit edilerek böbrek taşı tanısı ile endoskopik üreter taşı kırma operasyonu yapıldığı, operasyondan sonra ateşinin yükseldiği, 09.12.2011 tarihinde genel durumunun bozulduğu ve .Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, 10.12.2011 tarihinde kişinin ameliyattan önce mevcut olan enfeksiyonun ameliyattan sonra ürosepsise dönüşmesi ve gelişen komplikasyonlar sonucu hayatını kaybettiği olayda, 27 Mayıs 2022 tarih, 31848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile 3359 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “EK MADDE 18- Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel ... kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer ... meslek mensuplarının ... mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 02/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, ... Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel ... kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer ... meslek mensupları bakımından il ... müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı ... Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.” amir hükmü gereği, özel ... kuruluşunda görev yapan sanık hakkında Mesleki Sorumluluk Kurulundan; soruşturma izni istenmesi ve hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Başkaca yönleri incelenmeyen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2021 tarihli ve 2021/927 Esas 2021/2001 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog