3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/23635 E. , 2023/703 K.
"İçtihat Metni" T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2019/177 Esas, 2021/357 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesi ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.01.2021 tarihli ve 2021/1261 Esas, 2022/29 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz dilekçelerinde özetle; kararın gerekçesiz olduğu, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, yargılama sırasında hak ihlalleri yapıldığı, lehe yorumlanması gereken delillerin ihmal edildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesine riayet edilmediği, 2009 - 2011 yıllarını kapsayan tanık beyanlarının esas alındığı ancak sanığın bu tarihlerde 18 yaşından küçük olduğu, tanık beyanlarının çelişkili olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, fotoğraf teşhis işlemlerinin de kanuna aykırı olduğu, ankesör aramalarının sabit hat tekil arama olduğu, ara celselerde sanık veya müdafiye tebligat yapılmadığı, dosya evraklarının zamanında, eksiksiz UYAP ortamına taranıp aktarılmadığı ve sair nedenlerle sanık lehine, hükmün bozulmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda: sanığın 2009 yılından bu yana örgüt ile irtibatının bulunduğu, askeri okul sınavlarına örgüte müzahir evlerde hazırlandığı, bu evlerde örgütsel sohbet düzenlendiği, örgüt liderine ait kitap okunduğu, vaaz CD izlendiğinin anlaşıldığı, 2010 yılında Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunu kazandığı, 2012 yılında mezun olarak İstanbul 15 inci Füze Üs Komutanlığına atandığı, sanığın kullanmış olduğu GSM hatları üzerinde yapılan incelemede 2012-2016 yılları arasında sanığın örgütün mahrem imamları tarafından kullanıldığı tespit edilen ankesör hatları üzerinden tekil ve/veya ardışık arandığının tespit olunduğu; yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda etkin pişmanlık kapsamında ifade veren sanıklar, tanık beyanları, araştırma tespit tutanakları ile ... personeli için ankesör hatlardan personelin aranarak iletişim kurulduğunun sabit olduğu, örgütün bu şekilde hareket ederken diğer bir ifade ile ... içerisine yerleştirdiği/yerleştirmeye çalıştırdığı elemanları ile bağlantı kurarken mahrem imamlar bizzat gidip, örgüt elemanları ile yüz yüze görüştüğü gibi gizlilik konusunda hassas davranarak, örgüt elemanın deşifre olmasının önüne geçmesi amacıyla örgüt üyeleri ile mahrem imamların ankesörlü hat, büfe gibi yerlerden iletişim sağladığının sabit olduğu, sanık hakkında dosya kapsamında yer alan tanık anlatımları ve 2012-2016 yıllarına ait mahrem imamlar tarafından kullanıldığı tespit edilen sabit hatlar üzerinden arandığının tespit edildiği haliyle sanık ...'ın örgüt ile organik bağ kurduğu, örgüt mahrem imamları tarafından kullanıldığı tespit edilen sabit hatlar üzerinden arandığı, örgüt içi hiyerarşiye tabi olduğu böylelikle FETÖ/PDY örgütü içerisinde ... yapılanmasında faaliyet yürüttüğü değerlendirilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmeyerek esastan ret kararı verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
A. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
B. Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16.
Ceza Dairesinin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
C. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, lise öğrenciliği döneminden itibaren örgüt evlerine giden, sorumlu örgüt "abi" si bulunan, Kahramanmaraş ve İstanbul illerinde örgütün askeri okullara hazırlık evlerinde yetiştirilen, askeri okula giriş yaptıktan sonra da örgütün mahrem imamları ile irtibatını devam ettiren, bilirkişi inceleme ve tespit tutanağı ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nce düzenlenen analiz raporuna göre kullanımında bulunan dört farklı GSM hattının örgütün mahrem imamları tarafından kullanıldığı tespit edilen ankesör hatları üzerinden 2012-2016 yılları arasında Ankara, İzmir, Kocaeli, Kahramanmaraş ve İstanbul illerinden birden fazla kez arandığı, ardışık arama kayıtlarında sanık ile benzer rütbede bulunan beş farklı asker şahsın daha bulunduğu anlaşılan sanığın örgütün amacını gerçekleştirmesi bakımından stratejik önemi haiz askeri-mahrem yapılanması içerisinde yer alarak mahrem imamlar vasıtasıyla organik bağını sürdürdüğü ve bu suretle müsnet suçun sübut bulduğu yönündeki yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.01.2022 tarihli ve 2021/1261 Esas, 2022/29 sayılı Kararında sanık ve müdafi ile sanığın eşi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.