12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2021/7685 E. , 2023/1662 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 21.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının ...
1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/441 Esas - 2018/33 Karar sayılı dosyasında, uyuşturucu ve uyarıca madde ticareti yapma suçundan 21.09.2017 tarihinde tutuklanarak yargılandığını, davacının 21.09.2017 tarihinde gözaltına alındığını, akabinde 08.02.2018 tarihli kararla beraatine ve tahliyesine karar verildiği, kararın 02.03.2018 tarihinde kesinleştiğini, davacının küçük bir internete kafe ve cep telefonu tamiratı üzerine dükkanı olduğunu, burada aylık asgari 3.000,00 TL gelirinden mahrum olduğunu, çıktan sonra da işini tekrardan devam ettiremediğini, cezaevinde yapmış olduğu harcamaların ve ceza davasında avukat ile temsil edilmesi nedeniyle 4.360,00 TL avukatlık ücretinin maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğini, davacının tutuklama nedeniyle manevi olarak da zarar uğradığını, tüm bu kapsamda 12.000,00 TL kazanç kaybı ve 30.000,00 TL dükkanını kapatmak zorunda kalması nedeniyle uğradığı zarar olmak üzere toplam 42.000,00 TL maddi tazminatın ve 40,000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kredi faizi uygulanarak ödenmesini talep etmiştir.
2.
Davalı vekili 12.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının maddi ve manevi tazminat talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacının zararını ortaya koymadığını, davacının manevi zarara uğramasına neden olacak bir durumun olmadığını, davacı hakkındaki beraat kararının delil yetersizliğinden verildiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacının davaya muvafakatinin araştırılması gerektiğini ve davacı lehine hükmedilen tazminata faiz uygulanamayacağını beyan etmiştir.
3.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/185 Esas, 2018/335 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2019/225 Esas, 2019/3846 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddini talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna, asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesaplanmasının hatalı olduğuna, cezaevinde yapılan harcamaların maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve hükmedilen tazminatlara tutuklama tarihinden itibaren en yüksek kredi faizi uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı ...'in 21.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 22.09.2017 tarihinde tutuklandığı, 08.02.2018 tarihinde tahliye edildiği, beraat kararının 16.02.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, tutuklu kaldığı sürenin başka bir dosyadan mahsup edildiğine dair bilgiye rastlanmadığı, kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğine ilişkin bir belgenin bulunmadığı, davacının 21.05.2018 tarihinde açtığı davanın beraat hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde açıldığı, tazminat isteminin 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesine uygun şekilde, süresi içerisinde ve yetkili mahkemesine yapıldığı, tazminat istemine engel bir hususun bulunmadığı, davacının haksız gözaltı ve tutuklulukta kaldığı süre açısından maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporu aldırılmasına karar verildiği, raporda davacının ... Vergi Dairesi kayıtlarına göre yapılan araştırma neticesinde söz konusu dükkan işine 20.09.2016 tarihinde başladığı, 30.09.2017 tarihinde terk ettiği, 2017 yılında bu işinden 4.917,59 TL zarar beyan ettiği, asgari ücretle çalışmış olsa idi 6.710,80 TL ücretten mahrum kalacağı yönünde görüş sunulduğu tespit edilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili dilekçesinde davacının çalıştırdığı internet kafe ve cep telefonu tamir işi yaptığı küçük işletmeyi kapatmak zorunda kalarak aylık 3.000,00 TL gelirden yoksun kaldığını beyan etmişse de bilirkişice tanzim edilen rapordan da anlaşılacağı üzere bu işten zarar beyanının bulunduğu, davacının maddi kaybının asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği gözetilerek 6.710,80 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
Davacının cezaevinde yaptığı harcamaların herhangi belgeye dayanmadığı, soyut nitelikte olduğu, kaldı ki belgelendirilmiş dahi olsa bu zararların haksız tedbirin dolaylı sonucundan kaynaklandığı, hükmolunacak tazminat konusunun bu denli geniş yorumlanamayacağı nedeniyle davacı vekilinin ileri sürdüğü taleplerin haksız tedbir nedeniyle doğrudan oluşan maddi zarar olarak kabul edilemeceyeği, günlük maddi kaybının hesaplaması ayrıca yapıldığından bu talep yerinde görülmemiş, yine davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin talebi de yargılama sonucunda beraat eden davacı lehine 4.360,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşıldığından buna ilişkin talep de yerinde görülmemiştir.
Davacı taraf her ne kadar hükmedilecek tazminat miktarına bankaların mevduat faizlerine uyguladıkları en yüksek faiz oranının uygulanmasını talep etse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/09/2015 tarih ve 2005/1-88 Esas, 2005/98 Karar sayılı ilamı ve Anayasa Mahkemesi'nin 2013/6163 Başvuru Numaralı, 01/12/2015 karar tarihli ... Keleş başvurusu gözetilerek, yürürlükteki kanun hükümleri ve konuyla ilgili yargı içtihatları tarafından desteklenmeyen talebinin reddine karar verilerek, yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda yasal faize hükmedilmiştir.
Yargıtay'ın süreklilik kazanan içtihatlarında da belirtildiği üzere, manevi tazminat kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle elem, ızdırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amaçlanmaktadır. Uğranılan manevi zararın tümüyle giderilmesinin olanaksız olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte tayin edilecek manevi tazminat talebinin, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyen tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklamanın davacı üzerinde bırakmış olduğu olumsuz etkiler dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; haksız olarak 21.09.2017 - 08.02.2018 tarihleri arasında haksız olarak gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreler içerisinde manevi zararına karşılık takdiren 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Hükmedilen maddi ve manevi tazminata talep doğrultusunda haksız tutuklama tarihi olan 22.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz eklenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 10.000,00 TL'ye indirilmesi ve davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin 2.005,00 TL olarak değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE
1.Tazminat talebinin dayanağı olan ...
1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/441 Esas – 2018/33 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 21.09.2017 - 08.02.2018 tarihleri arasında 140 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 16.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2.Davacı internete kafe ve cep telefonu tamiratı üzerine dükkanı olduğunu ve bu dükkandan aylık 3.000,00 TL geliri olduğunu beyan etmiş ise de, yapılan araştırmada davacının 20.09.2016 - 30.09.2017 tarihleri arasında işlettiği işyerinin 2017 yılı gelir vergisi beyannamesinde zarar beyan ettiği anlaşılmakla, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan 6.710,80 TL maddi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3.Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yaptığı masraflar gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyecek olup bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
4.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.06.2018 tarihli ve 2015/12-518 Esas - 2018/293 Karar numaralı kararında yer alan "Ceza Muhakemesi Kanununun; "maddî ve manevî her türlü zararlarını devletten isteyebilirler" şeklindeki açık hükmü ile haksız fiil niteliğinde kabul edilen bu tür işlemlerin tâbi bulunduğu tazminat hukukunun genel prensipleri, istikrar kazanmış yargısal içtihatlar ve ... Bakanlığının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat ödenmesi hakkındaki iç genelgesi uyarınca, zarar tazminatla giderileceğine göre, tayin edilecek maddi ve manevi tazminata faiz tahakkuk ettirilmesi ve talebe bağlı olarak, haksız ya da hukuka aykırı koruma tedbirlerinin uygulandığı veya sona erdiği tarihten veyahut dava ya da hüküm tarihinden itibaren kanuni faize de hükmedilmesi gerekmektedir." şeklindeki görüşü dikkate alındığında, davacı lehine hükmedilen tazminat miktarları bakımından yasal (kanuni) faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
5.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (5) numaralı paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2019/225 Esas, 2019/3846 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.