Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2019/1034
Karar No
K. 2023/516
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/1034 Esas
KARAR NO: 2023/516
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/09/2014
KARAR TARİHİ: 07/06/2023
KARARIN YAZILMA TARİHİ: 22/06/2023

Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas Sayılı Dosya Yönünden

DAVA: Alacak (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/12/2015
KARAR TARİHİ: 12/07/2021

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Asıl dava ;

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Taraflar arasında ... Hastanesi Diş Polikliniğinin işletilmesi konusunda 10/05/2013 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli olmak üzere İşletme Sözleşmesi imzalandığı, davalının hissedarlarının 09/10/2013 tarihinde değiştiğini ve akabinde davalı şirketin temsil ve imza yetkisinin ... isimli şahıs olduğunu, ...'ın 10/05/2013 tarihli işletme sözleşmesini ihlal ettiğini, müvekkiline hastanede diş ünitesi istemediğini, ünitenin kullanıldığı odayı 30.000 TL bedelle başka bir işletmeye kiraya vererek daha fazla kazanç elde edeceğini beyan ederek müvekkili odanın boşaltılmasını istediğini, müvekkilinin sözleşmenin 3 yıl için geçerli olduğunu ve buna göre yatırım yaptıklarını ve 5 ay sonunda ancak hasta yoğunluğu ve kâra geçtiklerini belirterek tüm bu zararlarının karşılanması halinde üniteyi boşaltabileceklerini beyan ettiğini, davalı şirket yetkilisi ... ise odanın boşaltılmaması halinde diş kliniğine hasta kabul edilmeyeceğini, hastaların danışmadan geri çevrileceğini, gerekirse güvenliğe haber verilerek müvekkili şirketin hissedarları ... ve ... ile çalışanlarının içeriye alınmayacağını söylediğini, davalı tarafın müvekkiline, şirkete işletme bedellerinin ödenmediğine dair 30.10.2013 tarihli ihtarname gönderdiğini ve bu ihtara 08.11.2013 tarihli noter ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve karşı tarafın tekrar 15.11.2013 tarihli ihtarname ile cevap verdiklerini, şirketin eski hissedarlarıyla yapılan ve muhasebenin de şifahi anlaşmaya uygun olarak 4 ay boyunca kestiği faturalar ortadayken yeni yönetimin işletme bedellerinin ödenmediğini gerekçesinin MK 2. Md dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin kabul anlamına gelmeyerek ve yasal haklarını saklı tutarak kendisinden istenen 14.160 TL ödemeyi davalıya yaptığını, bu rakamın 11.513 TL'sinin müvekkili şirketin davalı hastanedeki diş kliniğinde kredi kartıyla ödeme yapan hastalardan biriken alacağın hastaneye bırakıldığını ve bakiye 2.647,00TL'nin havale yapıldığını, müvekkilinin işletme sözleşmesine güvenerek bazı cihazların temin edildiğini, yatırım yapıldığını, maddi yükümlülük altına girdiğini, tedavisi başlanmış hastaların tedavisi yarım kaldığından henüz sonuçlanmamış tedavilerden dolayı hastalara karşı ayrıca yükümlülük altına girdiğini, karşı tarafın 11.11.2013 tarihinde müvekkilini ve çalışanı ekibin hastaneye girişini fiziki olarak engellediğini, can güvenliği açısından Polis karakoluan haber verildiğini ve 11.11.2013 tarihli müşteki tutanağı ile bu durumun sabit olduğunu, müvekkilinin bu gelişmelerden dolayı zarara uğradığını, sağlık hizmetlerinin güvene dayalı olduğunu, müvekkilinin mağduriyetine neden olan durum karşısında oluşan güven kaybının telafisinin maddi değerlerle dahi mümkün olamayacağını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi zararın ihtar tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davalı şirketçe sözleşme gereği dava konusu işletmenin her daim davacının kullanımına hazır şekilde bulundurulduğunu, davacı şirketin sözleşme gereği üzerine düşen görevi yerine getirmediğini, davacı şirketin ödemelerini düzenli ve tam yapılması konusunda herhangi bir düzelme yaşanmadığını, sözleşme gereği aylık işletme bedelinin Mayıs 2013 - Ekim 2013 arası KDV hariç 5.000 TL, Ekim 2013 - Mart 2014 arası KDV hariç 7.000 TL şeklinde her ayın 10. Gününe kadar müvekkili şirkete peşin ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak ödemelerin sözleşmede belirtildiği gibi yapılmayıp tüm ödemelerin de eksik yapıldığını, her ne kadar davacı yan işletme bedellerinin indirime tabi tutulduğunu ve şifahi anlaşma olduğun iddia etse de taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığını, hali hazırda olan 14.160 TL borçlarını ödemeleri konusunda ve sözleşmeyi 01.11.2013 tarihi itibariyle feshettiklerini 30.10.2013 tarihinde noterden ihtarname gönderildiğini, 26.12.2013 tarihli tahliye tutanağı ve karşılıklı mutabakat ile davacı şirkete tahsis edilmiş oda içerisinde bulunan tüm malzeme, sabit kıymet ve ilaçların davacı şirket yetkilisi ... teslim edildiğini, müvekkili şirketçe herhangi bir fiziki engellemede bulunmadığını, müşteki ifade tutanağının davacı şirket yetkilisinin ifadelerine göre tutulduğundan ispat niteliği taşımadığını, davacı şirketin sorumluluklarını yerine getirmediğinden davalı müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin tüzel kişiliğini kullandığını, hasta kabul edip sonra bu hastaları gönderen davacı yüzünden davalı şirketin hasta portföyünün azaldığını, söz konusu işletmenin halen boş olarak beklediğini, iddia edildiği gibi 30.000 TL'nin kiralanmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dava;

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE 10.05.2013 tarihli 3 yıl süreli işletme sözleşmesi imzalandığını, sözleşmesinin detayları incelendiğinde kimi maddelerinin kira sözleşmesi niteliğini taşıdığını, davalı müvekkilin kiracı olduğundan sözleşmenin 11. Maddesine göre muaccel hale geren kirayı ödemek zorunda olduğunu bu durumun karşılıklı ihtarnameler ile de belirtildiğini ayrıca TBK m.346 gereğince muacceliyet yasağının söz konusu olaya uygulamayacağını bu sebeple HMK m.109 uyarınca kısmi dava açarak şimdlilik 40.000,00-TL olarak eksik ödenen aylara ilişkin 14.160,00-TL kira bedeli ve muaccel hale gelen ancak ödenmeyen 29 aylık kira bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; davaya konu 10/05/2013 tarihli taraflar arasında aktedilen sözleşme bir işletme sözleşmesi olduğunu, bir kira sözleşmesi olmadığını, Davalı müvekkil'in davacıya ait hastanenin diş polikiniği'ni işletmekte olup sözleşmenin tüm maddeleri birlikte değerlendirildiğindiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen Bakırköy .... Asliye Ticaret mahkemesi'nin ... E.... K sayılı dosyasında yer alan 28.04.2015 tarihli heyet bilirkişi raporu davacının haksız olduğunu ortaya koyduğunu,raporun sözleşme hukuku açısından yapılan inceleme başlıklı bölümünde yer alan değerlendirmelerde görüleceği üzere davaya konu sözleşmenin bir işletme sözleşmesi olarak birilkişilerce değerlendirlidğini, tarafaçe delil olarak sunulan 26/12/2013 tarihli tahliye tutanağına göre, sözleşmenin feshedilmiş olması dolayısıyla karşılıklı mutakabat ile tahliye edilmiş olması davacının işletme bedellerine yönelik alacak istemini haklı kalmadığını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemei dosyasında yer aldıı davalı müvekkil tarafından eksik yatırıldığı iddia edilen kira tutarları ile ilgili tarafların mahsuplaştığını, davacı tarafından kira sözleşmesi ile ilgili beyanları ve sunmuş olduğu, Yargıtay kararlarının dava konusu olaya tatbikinin mümkün olmadığını, Mahkeme HMK m.4 hükmü gereğince görevli olmayıp görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu , Görevsizlik itirazının kabulüne ve davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Asıl dava, kar kaybı tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili, taraflar arasında 10.05.2013 tarihinde üç yıl süreli diş polikliniğini işletilmesi sözleşmesi düzenlendiğini, davalı şirket yetkilisinin bu sözleşmedeki süre dolmadan, hastanedeki diş ünitesinin boşaltmasını istediğini, müvekkilinin çalışanlarının hastaneye girişinin fiziki olarak engellendiğini, sözleşmeye aykırı bu davranışlar nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava ettiği, ıslah yoluyla talebini 261.000,00 TL’ye arttırdığı,

Davalı vekili, davacının ödemelerini düzenli yapmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, malzemelerin ve ilaçların davalı şirket yetkilisine teslim edildiğini, herhangi bir zarar oluşmadığını savunarak, davanın reddini istediği,

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı şirketin davalı şirketin kullanımında olan sağlık merkezinde bir bölümünün kullanımını konusunda yapmış oldukları anlaşma ve kullanımına ilişkin sözleşme şartlarına uyulup uyulmadığı, davacı tarafın sözleşme gereğince edimlerini yerine getirip getirmediği, davalının fesihte haklı olup olmadığı, yapılacak tespitler itibari ile davacının sözleşmenin fesih edilmesi sebebi ile zararının olup olmadığına ilişkin olduğu,

Mahkememizce asıl dosyanın yapılan ilk yargılamasında davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay'ın ... HD'nin ESAS NO: ... , KARAR NO :... sayılı ilamında; "Taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafa ait hastanedeki diş polikliniği ünitesinin davacı tarafından kullanılması konusunda yapılmış olup, sözleşme konusu itibariyle kira sözleşmesi niteliğindedir.

Davacı taraf sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kar kaybı zararının giderilmesini istemiştir. 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesinde alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerektiği düzenlenmiştir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır: kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.

Kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir. Elde edilecek fark miktara da net kâr denilir. Bu yönteme uygun kâr kaybı zararı hesaplanırken davacının davalıya ödemesi gereken kira paraları da elbette davacının yapması zorunlu giderler içindedir. Somut olayda, sözleşme kiracının temürrüdü nedeniyle TBK'nın 315. maddesinde öngörülen usule uygun olarak feshedilmediğinden, davalı kiraya veren fesihte haksız olup, davacı kiracı bu nedenle kâr kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilir.

Davacı taraf, çalışanlarının 11.11.2013 tarihinde hastaneye alınmadığını ileri sürmüş ise de davalı taraf böyle bir durum söz konusu olmadığını, 26.12.2013 tarihine kadar polikliniğinin kullanıldığını, tahliyeye ilişkin aynı tarihli tutanak düzenlendiğini savunmuştur.

Davacının hangi tarihten itibaren kiralananı kullanmasınının engellendiği kesin olarak saptanmamıştır. Mahkemece, belirtilen husus taraflardan sorulup, bu konudaki delilleri incelenerek tahliye tarihinin saptanması, bundan sonra davalının tazminat sorumluluğunun, davacı kiracının aynı şart ve koşullarda faaliyetini yürütebileceği başka bir yeri yeniden kiralayabileceği süre ile sınırlı olduğu gözetilerek inceleme yapılması gerekmektedir.

Bu durumda mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının aynı nitelikte ve aynı şartlarla başka bir yeri kiralaması için gereken makul sürenin tespit edilmesi, aynı özelliklere sahip benzer işletmelerin gelir–gider durumlarının vergi dairesi, diş hekimleri odası ve benzeri resmi kurumlardan araştırılarak sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerin ayrıntılı ve denetime elverişli bir şekilde belirlenmesi, belirlenen davacı gelirlerinden davacının işyerini kullansa idi yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları ve davacının davalıya ödemesi gereken kira paraları toplamının mahsubunun gerektiği gözetilip bu konuda ayrıntılı ve denetime elverişli bir şekilde bilirkişi kurulundan rapor alınarak, davacının benzer işyerini yeniden kiralaması için geçecek makul süre kadar kâr kaybının hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sözleşme süresinin sona ereceği tarihe kadar toplam 29 aylık dönem için kar kaybı tazminatına hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. "

Dosyanın yapılan incelemesinde, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu, ilamda belirtilen şekilde kurumlara yazı yazıldığı, gelen yazı cevaplarının dosya arasına alındığı, bozma ilamından sonra üç ayrı heyetten rapor alındığı, mahkememizce son raporun Yargıtay Bozma ilamına uygun şekilde düzenlendiğinden dikkate alındığı,

Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu itibariyle kira sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin kiracının temerrüdü nedeniyle TBK 315 maddesinde öngörülen usule uygun olarak fesih edilmediğinden davalı kiraya verenin feshinin haksız olduğu, davacının kar kaybı tazminatını talep edebileceği bozma ilamında da tespit edildiği üzere davacının iş bu davada kar kaybı tazminatını talep edebileceği,

Dosya kapsamında davalı kiraya veren ... Hizmetler şirketinin davacı tarafa 30.10.2013 tarihinde ihtar çekerek sözleşmeyi 01.11.2013 tarihinde tek taraflı olarak fesih ettiği, dosya kapsamında yer alan 11.11.2013 tarihli tutanak ve polis ifadelerinden davacı tarafın kiralanan işyerine alınmadığı, her ne kadar tahliyeye ilişkin 26.12.2013 tarihli tutanak düzenlenmiş ise davacı tarafın işyerine alınmadığı tarih dikkate alınarak 11.11.2013 tarihinden itibaren kiralananı kullanmasının engellendiğinin değerlendirildiği, davacı tarafın aynı şart ve koşullarda faaliyetini yürütebileceği başka bir yeri yeniden kiralanabileceği sürenin raporda 3 ay olarak belirtildiği, bu sürenin tespitine ilişkin gerekçeninde raporda belirtildiği, 11.11.2013 tarihinden itibaren 3 aylık sürenin 90 gün üzerinden 11.11.2013-31.12.2013 tarihinin 50 gün olarak, 01.01.2014-09.02.2014 arası 40 gün üzerinden tespit edildiği, raporda davacı taraf ile benzer özelliklere sahip ... Polikliniği verilerinin dikkate alındığı, bu verilerin davacı tarafın önceki raporlarda belirtilen gelir tablosu hesapları itibariyle belirtilen kar gelirleri ile de uygun olduğu, bu nedenle hesaplamaya yapılan itirazın yerinde görülmediği, son raporda hesaplanan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Birleşen dava;10.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklı eksik ödenen kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davacının dava dilekçesinde özetle; 10.05.2013 tarihli 3 yıl süreli işletme sözleşmesi imzalandığını, sözleşmesinin detayları incelendiğinde kimi maddelerinin kira sözleşmesi niteliğini taşıdığını, davalının müvekkilinin kiracısı olduğundan sözleşmenin 11. Maddesine göre muaccel hale geren kirayı ödemek zorunda olduğunu, bu durumun karşılıklı ihtarnameler ile de belirtildiğini, ayrıca TBK m.346 gereğince muacceliyet yasağının söz konusu olaya uygulamayacağını bu sebeple HMK m.109 uyarınca kısmi dava açarak şimdlilik 40.000,00-TL olarak eksik ödenen aylara ilişkin 14.160,00-TL kira bedeli ve muaccel hale gelen ancak ödenmeyen 29 aylık kira bedelinin tahsiline yönelik istemde bulunduğu,

Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davaya konu 10/05/2013 tarihli taraflar arasında aktedilen sözleşme bir işletme sözleşmesi olduğunu, bir kira sözleşmesi olmadığını, müvekkilinin davacıya ait hastanenin diş polikiniği'ni işletmekte olup sözleşmenin tüm maddeleri birlikte değerlendirildiğindiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen Bakırköy ... Asliye Ticaret mahkemesi'nin ... E. ... K sayılı dosyasında yer alan 28.04.2015 tarihli heyet bilirkişi raporunun davacının haksız olduğunu ortaya koyduğunu, raporun sözleşme hukuku açısından yapılan inceleme başlıklı bölümünde yer alan değerlendirmelerde görüleceği üzere davaya konu sözleşmenin bir işletme sözleşmesi olarak bilirkişilerce değerlendirildiğini, delil olarak sunulan 26/12/2013 tarihli tahliye tutanağına göre, sözleşmenin feshedilmiş olması dolayısıyla karşılıklı mutakabat ile tahliye edilmiş olması davacının işletme bedellerine yönelik alacak istemini haklı kılmadığını, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemei dosyasında yer alan davalı müvekkili tarafından eksik yatırıldığı iddia edilen kira tutarları ile ilgili tarafların mahsuplaştığını, davacı tarafından kira sözleşmesi ile ilgili beyanları ve sunmuş olduğu, Yargıtay kararlarının dava konusu olaya tatbikinin mümkün olmadığını, Mahkemenin HMK m.4 hükmü gereğince görevli olmayıp görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Görevsizlik itirazının kabulüne ve davanın usulden reddine karar verildiği, Birleşen davaya konu uyuşmazlığı, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı eksik ödenen miktar olup olmadığı davacının davalıdan sözleşme süresince ücret bedeli talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkin olduğu,

Dosyada görevsizlik kararı verilerek yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmeye devam olunduğu, birleşen dosyada harç eksikliğinin tamamlandığı, tanık dinlendiği, rapor alındığı, asıl ve birleşen davaya konu uyuşmazlık hakkında Mahkememizce de birleşme kararından sonra rapor alındığı, birleşen davaya da konu sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak fesih edilmiş olduğunun asıl dosyadaki Yargıtay bozma ilamı ile sabit olduğu, davacı tarafın eksik ödendiği belirtilen kira bedellerine ilişkin her ne kadar sözleşmede kira bedelleri belirlenmiş ise de taraflar arasında bu bedellerden farklı olarak şifai anlaşma olduğu, faturaların şifai anlaşmaya göre düzenlendiği, bu nedenle davacının 14.160,00TL eksik bedel isteminde bulunamayacağı bununla birlikte sözleşmenin haksız olarak birleşen dosya davacısı kiralayan tarafça fesih edildiğinden diğer aylara ilişkin bakiye kira bedelininde talep edilemeyeceğinden birleşen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verildi.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A- Asıl Dava Dosyası olan Bakırköy ... ATM’nin ... esas sayılı dosyası yönünden ;

1.Açılan davanın kısmen kabulü ile 9.201,50 TL’nin temerrüt tarihi olan 13/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bu miktar dışında kalan fazlaya i ilişkin istemin reddine

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 628,55.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 170,80.-TL peşin harç ile 4.286,50.-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 3.828,75‬.-TL karar harcının yatırana iadesine,

3.Davacı tarafından yatırılan 25,20.-TL başvurma harcı ile 170,80.-TL peşin harç ile 4.286,50.-TL tamamlama harcının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan toplam 6.686,1‬0.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 235,35.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

5.Davalı tarafından yapılan toplam 3.079,85‬.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.971,43.-TL'sının davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

6.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

7.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 38.251,79TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,

8.Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, B- Birleşen Dava Dosyası olan Bakırköy ... ATM’nin ... esas ... karar sayılı dosyası yönünden;

1.Açılan davanın reddine

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 683,10.-TL peşin harç ile 3.913,82‬.-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 4.417,02.-TL karar harcının yatırana iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 40.629,91.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,

5.Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,

Dair davacı vekilinin ve davalı taraf vekilinin yüzüne karşı verilen kararın, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede Yargıtay ilgili dairesine ( ilk karar Yargıtay ... HD tarafından bozulmuştur) temyiz yasa yolu açık olmak üzere başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/06/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog