40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dosya No: 2021/399
İncelenen Kararın
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'in yönetimindeki davalı işleten ...'e ait ... plakalı minibüsün davacı ...'e ait davacı ...'in yönetimindeki ... plakalı araca çarparak hasar görmesine neden olduğunu ileri sürerek, 500 TL değer kaybı tazminatı ile 500 TL kazanç kaybı tazminatının ve 500 TL sigorta prim zararından kaynaklanan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 16/6/2020 günü sunduğu bedel artırım dilekçesi ile talep ettiği değer kaybı tazminatının 15.000,00 TL'ye, kazanç kaybı tazminatını 1.575,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, 15.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine; 1.575,00 TL değer kaybı tazminatının davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, sigorta primlerindeki artıştan kaynaklanan tazminata ilişkin talepten feragat edilmesi nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına; manevi tazminat davasının ise reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... vekili dilekçesinde özetle; değer kaybı tazminatı ile aracın kullanılmadığı günlere ilişkin tazminatın pek aşırı belirlendiğini, gerek kaza tutanağı, gerekse minibüste bulunan yolcuların beyanlarından açıkça anlaşıldığı üzere kazanın oluşumuna davalının neden olduğunu, sigorta primlerindeki artıştan kaynaklanan talep yönünden feragat nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, mahkemenin feragat nedeniyle 500,00 TL talebi reddetmesi ve bu miktar üzerinden kendileri yararına vekâlet ücretine hükmetmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini, değer kaybı tazminatı için ayrı aracın onarımı için geçen süre nedeniyle kullanılmamasından kaynaklanan tazminat için ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı ... yönünden reddine karar verilen maddi tazminat talebi bakımından kendileri yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacıların reddine karar verilen manevi tazminat talepleri yönünden de tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355 inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu trafik kazası nedeniyle başlatılan soruşturmada davalı ...'in yönetimindeki minibüste yolcu olarak bulunan ve kollukta alınan anlatımında içinde bulunduğu aracın kırmızı ışıkta geçtiğini beyan eden ... ile ... Gaziosmanpaşa 1 inci Asliye Ceza Mahkemesinin 8/6/2015 günü yapılan 1 inci oturumunda içinde bulundukları aracın kırmızı ışıkta geçtiğini beyan etmişler; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda ise davalı sürücü ...'in ışık ihlali yapması durumunda davacı sürücü ...'in kusursuz, davalı sürücü ...'in ise %100 oranında kusurlu; davacı sürücü ...'in ışık ihlali yapması durumunda ise davalı sürücü ...'in kusursuz, davacı sürücü ...'in ise %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesinin yukarıda açıklanan raporu ile Gaziosmanpaşa 1 inci Asliye Ceza Mahkemesinde anlatımları belirlenen ... ile ... adındaki kişilerin anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, ışık ihlali yaparak kazaya neden olan davalı sürücü ...'in %100 oranında tam kusurlu kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde, değer kaybı tazminatı, kazanç kaybı tazminatı ve sigorta prim artışından kaynaklanan tazminat olmak üzere toplam 1.500,00 TL maddi tazminat talebinde bulunan davacılar vekili bedel artırım dilekçesinde ise talep ettiği toplam maddi tazminat tutarının 15.000,00 değer kaybı tazminatı, 1.575,00 TL kazanç kaybı tazminatı olmak üzere toplam 16.575,00 TL maddi tazminata yükseltmiştir.
Davacılar vekili 16/6/2020 tarihli oturumda sigorta primlerindeki artış nedeniyle yaptıkları tazminat taleplerinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. Diğer yandan davacılar vekili dava dilekçesi içeriğinde, gerek değer kaybı tazminatını, gerekse kazanç kaybı tazminatını, kazaya karışan ... plakalı aracın sahibi ... lehine hükmolunmasını talep etmiştir. Bu itibarla davacı ... yönünden değer kaybı tazminatı ve kazanç kaybı tazminatı istemiyle açılmış bir davadan söz edilemeyeceğinden, bu yönüyle davada vekille temsil edilen davalılar lehine vekâlet ücretine hükmolunmasına da yasal olanarak bulunmamaktadır. Davalı sürücü ...'ın yönetimindeki davalı işleten ...'e ait ... plakalı aracın şehir içi yolcu taşımacılıkta kullanılan minibüs olması, davacılar vekilinin de dava dilekçesinde talep ettiği maddi tazminatlar için ticari faiz uygulanmasını istemesi, eldeki davanın HMK'nin 107 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde açılması karşısında, hükmolunan manevi tazminatlara kaza tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasının da yerinde olduğu kabul edilmiştir. Ancak, feragat edildiğinden söz edilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verilen sigorta primlerinin artmasından kaynaklanan tazminat talebi nedeniyle davalılar lehine vekâlet ücretine hükmolunması gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi; davacı ... lehine hükmolunan 15.000,00 TL değer kaybı tazminatı ile 1.575,00 TL kazanç kaybı tazminatının maddi tazminat taleplerinin farklı kalemleri olduğu gözetilerek tek vekâlet ücretine hükmolunması gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi; reddine karar verilen manevi tazminat davası yönünden her bir davacı aleyhine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.