1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/11/2015 tarih ve 2013/74 Esas sayılı kararı, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin tarih ve 2016/1988 esas sayılı bozma ilamı gereğince bozulmakla Mahkememizin 2017/1490 esasına kaydı yapılmış ve Yargıtay kararına uyularak muhakemeye devam edilmiştir. Bu muhakeme esnasında;
DAVACININ TALEBİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket davalı şirketin 99912520 nolu abonesi olduğunu, müvekkilinin davalı şirketten satın aldığı ve kullandığı elektrik enerjisine karşı düzenlenen faturalarda, kaçak kullanım bedeli, PSHB bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, fatura ve hizmet bedeli adı altında yasal olmayan tahsilatlar yapıldığını, yapılan tahsilatların EPDK kararlarına, elektrik mevzuatına aykırı olduğundan, 14.09.2010-30.06.2012 tarihleri arasında faturalarda tahsil edilen bedellerin fazlaya ait haklar saklı tutularak 500.00 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI :
Davalı taraf ise, davanın reddini savunmakta, Davada Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, idare mahkemelerinin görevli olduğunu, anılan faturalarda tahsilatların UEDAŞ adına yapıldığından müvekkili şirketin davalı sıfatının bulunmadığını, davada zaman aşımı süresinin geçtiğini, esas yönden ise yapılan uygulamaların EPDK ve elektrik mevzuatına uygun olduğundan davanın reddine karar verilmesini ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava elektrik abonelik sözleşmesi gereğince alacak davasıdır. Temel iddia kayıp kaçak bedeli, TRT payı, sayaç okuma bedeli, iletim ve dağıtım sistemi kullanım bedeli gibi faturayı oluşturan kalemlerin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu sebeple tahsil edilen bedellerin aboneye iadesi gerektiği yolundadır.
Bilindiği gibi Hukuk Genel Kurulunun 21/05/2014 gün ve 2013/7-2454 esas 2014/679 karar sayılı ilamıyla kayıp kaçak bedellerinin abonelerden alınamayacağına ilişkin uygulama başlamıştır. Hukuk Genel Kurulunun kararı Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin uygulamalarına da esas teşkil etmiş ve bu husus çeşitli tartışmalara sebebiyet vermiştir. Dava sürerken 17 Haziran 2016 gün ve 29745 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ve Elektrik Piyasası Kanununda değişiklik yapan 6719 sayılı yasa mevzuatta esaslı değişikliklere sebep olmuştur. Bu kanuna göre kayıp kaçak bedelleri bir maliyet unsuru olarak açıklanmış, teknik kayıp ve teknik olmayan kayıp olan tanımlar yapılmış, bu kayıplara ilişkin maliyetlerin dağıtım tarifelerinde yer alıp tüketicilere yansıtılacağı belirtilmiştir. 6446 sayılı kanunun değişik 17.maddesi gereğince kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi bu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.
Olayı somutlaştıracak olursak, kayıp kaçak bedellerinin tarifeye dahil edilmesine ilişkin EPDK kararları 6719 sayılı kanunla yapılan değişiklik üzerine yasal bir altyapıya oturmuştur. Kanun koyucunun EPDK'ya verdiği bu yetki artık elektrik fiyatlandırmasında kayıp - kaçak bedellerinin de bileşen olarak yer almasına imkan sağlamıştır. Yapılan değişiklikle halen devam eden davalarda yargı makamlarının ve tüketici hakem heyetlerinin faturaların tarifeye uygunluğunu denetlemekle sınırlı biçimde yetkili olduğu da hükme bağlanmıştır. O halde yapılacak bir bilirkişi incelemesi ile davacı için tahakkuk eden faturaların geçmişte yürürlükte bulunan EPDK kararlarına uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekecektir.
Bu amaçla bilirkişi incelemesi yapılması uygun bulunmuş, bilirkişi 14/04/2017 günlü raporunda davacı için düzenlenen faturalarda tahakkuk eden ücretlerin tarifelerle uyumlu olduğu konusunda görüş bildirmiştir. O halde davalının kayıp kaçak bedeli tahsil etmesinde hukuka aykırılık yoktur. Davanın esastan reddi gerekir.
Yanlış olsa bile dava açıldığı tarihteki yerleşik yargısal uygulamalar sebebiyle bu davanın açıldığı, davacının dava açmakta kusurlu ve kötüniyetli olmadığı, sonradan ortaya çıkan yasal değişiklikler sebebiyle davanın reddedildiği, benzer yargısal kararlarda da aynı yöntem izlendiği nazara alınarak davacı aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Son dönem yargısal uygulamalarda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Özellikle 6719 Sayılı Yasa ile 6446 Sayılı Yasada yapılan değişiklikten sonra bu tür davaların konusuz kaldığı, bu sebeple dava tarihindeki haklılık durumuna göre masraf ve ücret-i vekalete hükmedilmesi gerektiği belirtilmektedir. Mahkememiz bu kanaatte değildir.
Bilindiği üzere kanun koyucu, kayıp kaçak bedellerinin maliyet unsuru olduğunu yasal mevzuatla teyit ederek EPDK tarafından alınan kararların yasal bir zemine oturmasını, dolayısıyla kayıp kaçak bedellerinin iadesi taleplerini önlemek amacıyla Elektrik Piyasası Kanununda bazı hükümlere yer vermiştir. 30 Mart 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren bu kanunun tanımlara ilişkin 3/1 maddesinin şş fıkrasında, "Teknik ve teknik olmayan kayıp: Dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı oluşturan ve maliyeti etkileyen; teknik kayıp ve/veya kaçak kullanım gibi sebeplerden kaynaklanan ve teknik bir sebebe dayanmayan kaybı," tanımlaması yer almıştır. Bu ifade kayıp kaçak bedellerinin maliyet unsuru olduğunu gösteren bir iradeyi ortaya koyar.
Ancak belirtmek gerekir ki bu yasal düzenleme sadece malumun ilamı niteliğindedir. Temel amaç farklı yorum ve değerlendirmelerin önünü kesmektir. Kanun koyucu böyle istediği için böyle olmamıştır, bilakis yasa koyucu gerçek durumu kanunda tekrar etmiş, gerçek ve fiili duruma uygun maliyet hesabı ve fiyatlandırma yapılmasının hukuka aykırı olmadığını vurgulamıştır. Mahkememizin kabulüne göre kayıp kaçak bedelinin zorunlu bir maliyet unsuru olduğu gerçeği yasal düzenlemeden önce de mevcuttur. Yasada "dünya yuvarlaktır" dendiği için dünya yuvarlak hale gelmez. Önceden de dünya yuvarlaktır.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta da kanun koyucunun yasa değişikliği ile kayıp-kaçak bedeli alınmasını mümkün kılmamış olmasıdır. Sadece maliyet unsurları arasında kayıp- kaçak kavramına da yer verilmiş, EPDK'nın düzenleme yetkisi yasal zemine oturtulmuştur. Yukarıda açıkladığımız üzere, 6719 Sayılı Kanunla değişik 6446 Sayılı Kanun düzenlemesinden önce de davacının talep hakkı yoktur. Mahkememiz bu yönden yerleşik uygulamadan ayrıştığından davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın reddine, Alınması gereken 35,90-TL harcın peşin harç ve ıslah anında yatırılan harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.014,67-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Yasa değişikliği nedeniyle ücret-i vekalete hükmedilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 07/05/2018 İş bu kararın gerekçesi 28/05/2018 tarihinde yazılmıştır. Katip ... Hakim ...