2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2010/37280 E. , 2011/25446 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 4 - 2008/269863
MAHKEMESİ : Gölcük Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2008
NUMARASI : 2008/269
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1.) Yakınan M. D.mirasçıları G.. D.., N.. Ö.., İ.. D.. ve N.. Y..' un temyiz itirazlarının incelenmesinde, 1412 sayılı CMUK' unun 365. maddesinde “suçtan zarar gören her şahıs tahkikatın her halinde müdahale yoluyla kamu davasına iltihak edebileceği” belirtilmiş olup, anılan yasa uyarınca, kamu davasına katılabilmek için suçtan zarar görmüş olmak ve hayatta olmak gerekir. Yakınan M. D. yargılama sırasında, 11.10.2004 tarihinde öldüğü ve bu tarihe kadar kamu davasına katılmadığı, yakınanın ölümünden sonra mirasçılarının bu hakkı kullanabilmesinin olanaklı bulunmadığı gözetilmeden, ölenin mirasçıları ile diğer müştekilerin 7.2.2005 tarihinde vekilleri aracılığı ile katılma talebinde bulunması üzerine aynı tarihte katılma kararından önce hayatını kaybeden M.D. mirasçıları G.. D.., İ.. D.., N.. Y.. ve N.. Ö..' in davaya katılmalarına karar verilmiş ise de usulsüz olarak verilen katılma kararı hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, 1412 sayılı CMUK 317. maddesi uyarınca temyiz talebinin REDDİNE,
2.) Katılanlar A.. ve H.. T..' nun tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa atılı tehdit suçunun gerektirdiği cezaların miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesine göre, hesaplanan beş yıllık dava zamanaşımının 27.09.2004 tarihli sorgu ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
3.) Sanık müdafii ile katılan A.A. ve H.. T.. vekilinin hakaret suçuna yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; A-) Hükmün gerekçe bölümünde hakaret içeren sözlerin katılanların yokluğunda söylendiği kabul edildiği halde 765 sayılı TCK' nun 482/3. maddesinin uygulanması suretiyle hükmün karıştırılması, B-) Katılanların iddiası, tanık beyanları ve mahkemeninde kabulüne göre hakaret eyleminin apartmanın içinde ve asansör önünde gerçekleşmesi karşısında aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu açıklanmadan 765 sayılı TCK' nun 482/2, fıkrası yerine 3. fıkrası ile hüküm kurulması,
C-) Sanığın hakaret suçunu birden fazla kişiye karşı tek bir fiil ile işlediğinin kabulü karşısında 765 sayılı TCK' nun 482/2. maddesinin yakınan sayısınca uygulanması gerektiği, aynı yasanın 80. maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığı, ancak 5237 sayılı TCK' nun 125/1 ve 43. maddeleri uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabileceği gözetilerek, 5237 sayılı TCK' nun 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca sanığın hakaret eylemine uyduğu kabul edilen her iki yasanın ilgili tüm hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sonuçlar belirlenmesi, bu şekilde bulunan sonuç cezaların karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe olan kanunun belirlenmesi gerekirken açıklanan şekilde ve denetime olanak verecek biçimde değerlendirme yapılmadan 765 sayılı TCK' nun lehe olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
D-) 5320 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5347 sayılı yasanın 3. maddesi ile eklenen geçici 1. maddesinde, “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri bu mahkemelerce sonuçlandırılır” biçimindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmiş olmasına göre olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek katılanlar lehine hak ve nesafete uygun bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
E-) Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden; “cezanın etkinliği ve uyarma amacı dikkate alınarak” biçimindeki, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının a, b ve c bentlerinde belirtilen koşulları içermediği için yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkında aynı kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.