Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/219
Karar No
K. 2023/403
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/219 Esas
KARAR NO: 2023/403
DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 27/12/2019
KARAR TARİHİ: 04/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 16/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkil şirket imzalamış olduğu adi şekilde düzenlenmiş konut satışı sözleşmesinin edimlerinin davalılar tarafından yerine getirilmemiş olması sebebiyle öncelikle tapunun ... İthalat İhracat Limited Şirketi adına tescil edilerek dairenin teslimi, aksi görüşe kanaat getirilmesi halinde ise ... İthalat İhracat Limited Şirketi tarafından sırasıyla yapılan 189.000.00 TL ve 311.000,00 TL ödemelerin yasal faizi ile iadesi ile sözleşmede bağımsız bölümün satış bedelinin %0,3'ü olarak belirlenen aylık kira bedeli cezai şartın davalılardan tahsilini talep ettiklerini, ... İthalat İhracat Limited Şirketi ile davalı ... İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. Arasında 25/03/2018 tarihinde İstanbul ili, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkii, ... Ada ... parselde bulunan “... ” olarak anılan projede ... Blok .... Kat .... Numaralı dairenin ve ... Blok .... Kat .... Numaralı toplam iki adet dairenin satışı ve 31.03.2019 tarihinde teslimi için sözleşme yapıldığını, taraflar arasında yapılan sözleşme neticesinde müvekkilinin davalı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.’ye sırasıyla 189.000.00 TL ve 311.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan bedelin büyük bir bölümünü ödemesine rağmen davalı ... İnşaat sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmediğini, müteahhit firma tarafından sözleşme konusu ana gayrimenkulün yapımına başlandığını, devamında birtakım sebepler bahane gösterilerek inşaatın yapımına devam edilmediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği ilgili taşınmazların tapuda müvekkil adına tescil edilerek inşaatın tamamlanmasıyla birlikte müvekkile teslim edilmesi, taraflar arası yapılan sözleşmelerin adi şekilde yapılarak, şekil şartına uyulmamış olması nedeniyle geçersiz olmasından dolayı sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkillerimiz tarafından ödenen toplam 500.000,00 TL'nin sözleşmenin imza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak müvekkilimize ödenmesini, davaya konu taşınmaz (proje) üzerinde ... ili ... İlçesi ... Ada ... parsel ve ... Ada ve ... Parsel nolu taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasına, kat irtifakı kurulmamışsa ilgili taşınmazın kaydına tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı ... , .... Gayrimenkul A.Ş. Ve ... vekili Av. ... cevap dilekçesinde ÖZETLE; ... İli, .... İlçesi, ..... Mevkii, ... Ada ... ve ... parsel (yeni ... ) numaralı taşınmazlar davalı müvekkil ... adına kayıtlı iken diğer davalılardan ... İnşaat Ve Ticaret Ltd. Şti. ile bu taşınmazlar bakımından Büyükçekmece .... Noterliği'nde 13.04.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, yüklenici ... İnşaat Ve Ticaret Ltd. Şti. bu sözleşmeden doğan edim ve sorumluluklarını yerine getirmediğinden ve bu halde zikredilen sözleşme ile müvekkile tek taraflı fesih yetkisi verildiğinden müvekkil ile diğer davalı yüklenici firma ... İnşaat Ve Ticaret Ltd. Şti. arasında imzalanan Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, yüklenici firmanın sözleşmeye aykırı davranması, inşaat faaliyetine devam etmemesi, blokların inşaatına 40 aylık süreçte başlamaması gerekçeleri ile gerek müvekkilin gerekse de alıcıların mağduriyet yaşamaması adına müvekkil .... tarafından Beyoğlu .... Noterliğinin 10/09/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih bildirimi ile tek taraflı olarak feshedildiğini, ayrıca sözleşmenin geriye dönük feshinin tespitine ilişkin olarak Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... dava açılmış olup halen derdest olduğunu, müvekkilin fesih sebepleri haklı ve aşikar olduğunu, davacının danışıklı dövüş yapıldığına ve mal kaçırılmak istendiğine ilişkin tespit ve değerlendirmeleri gerçekçi olmadığını, zira diğer davalı ... İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından müvekkile ödenmesi gereken bir çok bedel ödenmediği gibi, ödeme aracı olarak verilen çekler karşılıksız çıktığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu ödeme dekontlarından da anlaşıldığı ... İnşaat ile yapmış oluğu sözleşme üzere müvekkil... ., ... ve ... sözleşmenin tarafı olmayıp sebepsiz de zenginleşmediğini, müvekkiller ile yapılan sözleşme de karşı tarafın edimlerini yerine getirmemesi sebebi ile uygulanamadığını, karşı dava açma hakkımız ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile; öncelikle davacının haksız tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine, tedbir kararı verilmişse kararın kaldırılmasına, davacı tarafından hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetle açılmış olan bu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacı yanın davası haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının açmış olduğu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğunu, mahkemenizce görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalı müvekkil ile dava dışı ... arasında ... .... ada ... ve ... ada ve ... parselde kayıtlı üç parça taşınmaza ilişkin Büyükçekmece .... Noterliğince .... tarih ve ... yevmiye sayılı iş kağıdı ile düzenlenen kat karşılığı sözleşmesi yapıldığını, söz konusu Kat karşılığı satış vadi sözleşmesi kapsamında davalı müvekkil şirket ilgili Belediye’den 30/01/2017 tarih ve ... sayılı Yapı Ruhsatı alarak inşaata başlanıldığını, davacı tarafla ... ada ... parselde kayıtlı üç parça taşınmaz üzerinde yapılan projede ... Blok, .... Kat, ... No’lu daire ve ... Blok .... Kat .... numaralı dairenin satışı hususunda sözleşme yapıldığını, davalı müvekkil söz konusu projeyi sürdürürken 2018 yılı ağustos ayında dava dışı ... ( bu kişi dava dışı ....

Gayrımenkul A.Ş.nin kurucu ortağıdır) ve beraberindeki 20-30 kişilik silahlı grup dava konusu projeyi işgal ederek davalı müvekkil şirket yetkili ve bir kısım çalışanlarının da girmesine engel olmuş ve inşaat faaliyetlerini durdurduklarını, arsa sahibi ... ve .... Gayrımenkul A.Ş. mafya ile birlikte hareket ederek şirketimize ait yerleri işgal ettiklerini, buna ilişkin Büyükçekmece ...Sulh Hukuk Mah. ... Değişik İş sayılı dosyasında tespit yapıldığını, aynı zamanda Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına (Projenin İşgal edilmesi, Ölümle tehdit. hürriyeti tehdit, yağma)... soruşturma numarası ile şikayette bulunulduğunu, arsa sahib ... ve .... Gayrımenkul A.Ş. söz konusu projenin işgal edilmesinden sonra, ... ile müvekkil şirket arasındaki kat karşılığı inşat sözleşmesi, karşılıklı rızaen veya mahkemece iptal edilmeden, sadece noter ihtarnamesi göndererek feshettiğini belirtmiş ve daha çok daire alacağı inancıyla aynı taşınmaza ilişkin olarak dava dışı .... Gayrimenkül A.Ş. ile, aynı hususta, mükerrer kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, müvekkil şirkete ait ... Ruhsatı resmi kayıtlarda gözükmesine rağmen ilgili .... Belediyesi aynı taşınmazlara ilişkin , dava dışı .... Gayrımenkül A.Ş. lehine mükerrer olarak 30/11/2018 tarih ve .... sayı ile yapı ruhsatı verildiğini, söz konusu ruhsatta ruhsatın kapsamını genişletilerek ilk ruhsata göre daha çok daire yapılmasına izin verildiğini, bu hukuk dışı işleme karşı ... Belediyesi aleyhine İstanbul .... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından yürütmeyi durdurmalı olarak haksız ruhsat verme işleminin iptali ve projenin geçek ruhsat sahibi davalı müvekkile verilmesi için idari dava açıldığını, 02.04.2019 tarihinde ilgili mahkemece oybirliği ile davalı idare aleyhine Yürütmeyi durdurma kararı verdiğini, akabinde ilgili davamızda mahkeme davalı ...

Gayrımenkul A.Ş.'nin sahte ruhsatlarını iptal etmişler ve karar kesinleşmiştir. Müvekkil şirkete ait 30/01/2017 tarih ve ... sayılı Yapı Ruhsatının hukuki bir dayanağı olmadan, tadilata gidilerek, ... Gayrımenkül A.Ş. lehine tadilat projesi adı altında yeni ruhsat verildiğini haricen öğrendiklerini, ... Kaymakamlığına 25/12/2018 tarih ve .... sayı ile .... Belediyesi şikayet edilmesi üzerine, geçersiz yapı ruhsatını iptal etmek yerine müvekkil şirkete baskı yapmaya başladıklarını, anılan yerin davalılardan ... ve ...

Gayrımenkul A.Ş. nin birlikte hareket ettikleri mafya ile basılması, fiilen işgal edilmesi, bu işgalin .... Belediyenin hukuki dayanaktan yoksun yapı ruhsatı vermesi nedeniyle , müvekkil şirket anılan inşaata devam edemediği için, şirket ile birlikte birçok müşterisi mağdur olduğunu, öncelikle görev ve yetki itirazlarımızın kabulüne, davacının davalı ... Gayrımenkul A.Ş. ile yeni bir sözleşme yapıp yapmadığının davacılardan, Medet ANLİ'den ve ...

Gayrımenkul A.Ş. den sorulmasını, haksız davanın reddine avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacıdan tahsiline talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER

Büyükçekmece CBS'nin ... Soruşturma sayılı dosyası, İstanbul BAM .... Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı, İstanbul Ticaret Sicil Odası yazı cevabı ve tüm dosya kapsamı. ÖNCEKİ İLAM VE İSTİNAF KALDIRMA KARARI:

Mahkememizin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; "Taraflar arasında aktedilen sözleşmeler taşınmaz satışına ilişkin olup, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersizdir. Sözleşme geçersiz olduğu için bu sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin hükümler de aynı şekilde geçersizdir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar verdiklerini geri alma hakkına sahiptir. Somut olayda da davacı taraf terditli talebinde peşinat olarak verdiği 500.000.TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Ancak davacı taraf bu talebini sözleşmenin akitine yöneltebileceğinden diğer davalıların davalı yüklenici ile ortaklığı ve el birliği de iddia ve ispat edilmediğinden davacının ödenen bedelin iadesine ilişkin tazminattan sadece davalı yüklenicinin sorumluluğu bulunmaktadır. Davacının diğer davalıların da tazminattan sorumlu tutulması talebi yerinde görülmemiştir.

Bu kapsamda davacı tarafın davasının kısmen kabulü ile 500.000,00TL'nin davalılardan ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacı tarafa iadesine ve diğer davalılar ... Gayrimenkul A.Ş. , .... ve ... yönünden ise davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.

Tarafların istinaf talebi üzerine; T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... H.D. ... Esas ve ... Karar sayılı kaldırma kararı ile;".....Somut olayda bağımsız bölüm tamamlanarak davacıya teslim edilmemiştir. Bu nedenle tescil isteminin reddine ilişkin İDM değerlendirmesinde bir yanılgı bulunmamaktadır.

Böyle bir durumda davacı ancak tazminat davasını sözleşmenin akitine yöneltebileceğinden diğer davalıların davalı yüklenici ile ortaklığı ve el birliği de iddia ve ispat edilmediğinden davacının ödenen bedelin iadesine ilişkin tazminattan davalı yüklenicinin sorumlu tutulması gerekir. Davacının diğer davalıların da tazminattan sorumlu tutulmaları gerektiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup bu kişilerden de tazminat talebi bulunduğundan bu hususta pasif husumet yokluğuna ilişkin İDM değerlendirmesi yerindedir.....

Davacıların tazminat isteminin dayanağı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesidir. Buradaki borcun nedeni yüklenicinin taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü genellikle bir akde dayandığından buna akdi tazminat, borçlunun sorumluluğuna da akdi sorumluluk denir. Anılan madde ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının malvarlığı ne vaziyette bulunacak idiyse bu vaziyetle malvarlığının hali hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır. Bu şekilde müspet zarar olarak nitelenen rayiç değere göre davacının yaptığı ödemenin oranlanarak yaptığı ödemenin güncel karşılığı davacının müspet zararı olarak belirlenmelidir. Davacı sözleşmenin imza tarihinden itibaren faiz talep etmekle zararının dava tarihindeki güncel halini istemektedir. Bu miktar da taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelidir.

Ancak taşınmazların bedelinin bir kısmının ödenmediği bildirilmekle İDM tarafından taşınmazın belirlenen dava tarihindeki rayiç değeri ile sözleşme değerine göre davacının ödemesi oranlanarak bu oranın rayiç değere uygulanması ile tazminatın belirlenmesi hususunda bilirkişiden rapor alınarak delillerin değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı ve eksik değerlendirme ile ödenen bedelin iadesine ilişkin hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. Davacının bir diğer istinaf itirazı da davalıların bedelden mütesilsilen sorumlu tutulmaları gerektiğine ilişkindir. Ancak davacının davalılardan sadece ... inşaat ile sözleşme ilişkisi bulunduğu, bu davalının diğer davalılarla el ve iş birliği içinde olmadığı gibi husumet halinde bulunduğu anlaşılmakla bu yöndeki değerlendirme de bir hata bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne İDM kararının kaldırılmasına..." şekilde hüküm kurulmuş ve dosya mahkememize gönderilmiştir.

Mahkememizce istinafın müspet zarara ilişkin genel tespitlerine katılmakla beraber, bu husustaki somut olaya konu tespit ve değerlendirmelerine katılmak mümkün değildir. Zira davacı taraf, dava dilekçesinde açıkça tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmemesi halinde ödediği ücretin faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

HMK'nın 26. Maddesi uyarınca mahkemeler taleple bağlı olup, talepten fazlasına hükmedemezler.

Mahkememizce de bu talep gözönünde bulundurularak hüküm tesis edilmiştir. TBK hükümleri uyarınca faiz talebi aynı zamanda müspet zararı kapsadığı yönündeki istinaf görüşüne katılmak mümkün değildir. Ancak ilk derece mahkemelerince istinaf kararlarına karşı direnme söz konusu olmadığından, mahkememizce istinaf kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.

Dava konusu olayda; davacı şirket ile davalılardan satıcı ... İnşaat Ve Ticaret Limited Şirketi arasında düzenlenen 25.03.2018 tarihli ... Satış ve İnşaat Yapım sözleşmesi ile ... ilçesi, ... Ada ... Parselde inşa edilecek olan .... projesindeki ... Blok ... ve .... numaralı bağımsız bölümlerin satışının kararlaştırıldığı, satış bedelinden 500.000 TL'sinin davalı satıcıya ödenmiş olduğu, anahtar teslim tarihinin 31/03/2019 olarak taahhüt edildiği, ancak süresi içerisinde taşınmazların tamamlanarak davacı tarafa devrinin sağlanmadığı, dosyaya getirtilen tescil kayıtları uyarınca davalı ... İnşaat tarafından dava konusu taşınmazların dava dışı üçüncü kişilere devrinin sağlandığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında imzalanan adi yazılı sözleşmelerin geçerli olup-olmadığı, bu kapsamda tapu iptal ve tescil talebinin yerinde olup olmadığı, mümkün olmaması halinde sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya ödendiği iddia edilen 500.000,00 TL'nin iadesi talebi ve sözleşmeye konu cezai şart bedelinin tahsili talebine ilişkindir.

Kural olarak tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersizdir.(TMK'nın 706, TBK.237 md., Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60.maddesi) Resmi şekle aykırı olarak yapılan bu sözleşmeler geçersiz olduğu için de taraflarına hak ve borç doğurmaz. Ancak taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Tapuya kayıtlı olan taşınmazlar için düzenlenen adi yazılı sözleşmelere dayanarak taraflar birbirlerinden cezai şart isteyemeyecekleri gibi, bir tarafın kusurunu ileri sürerek iadeden kaçınamaz.

Kural bu olmakla beraber 30.09.1988 tarihli ve ... sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre Medeni Kanunun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasını kabul edilebileceği” benimsenmiştir. İBBKK uyarınca tescil istenmesi için davacının edimlerini yerine getirmesi yanında bağımsız bölümün teslimi de aranmaktadır. Somut olayda bağımsız bölümler tamamlanarak davacıya teslim edilmediği gibi davalı ... İnşaat tarafından dava dışı üçüncü kişilere devredilmiştir. Bu nedenle davacı tarafın tescil isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Bu açıklamalar ışığında taraflar arasında aktedilen sözleşmeler taşınmaz satışına ilişkin olup, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersizdir. Sözleşme geçersiz olduğu için bu sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin hükümler de aynı şekilde geçersiz olup, bu yöndeki davacı talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.

Somut olayda da davacı taraf terditli talebinde peşinat olarak verdiği 500.000.TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmede, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkansız hale getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. TBK. m. 112 ( sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan BK. m.

96.hükmüne göre; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Borçlunun edimin ifasını kusuruyla imkansız hale getirmesi TBK. m. 112 anlamında borca aykırı bir davranıştır. Borçlu bu durumda alacaklının uğradığı tüm zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür (Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Ankara 2012, s. 636- 643). Bu aşamada, müspet ve menfi zarar kavramlarına ilişkin şu genel açıklamaların yapılmasında yarar bulunmaktadır.

Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Davacının mamelekinde, sözleşme yerine getirilseydi bulunacağı duruma göre bir azalma olmuştur. İşte müspet zarar bu iki bedel arasındaki farktan ibarettir.

Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı olmaktadır. Burada borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir.

Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Hâluk Tandoğan, age., s. 427). Bu husus BK’nun 108. Maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklı sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu somut olayda olduğu gibi başlangıçta geçerli olarak kurulan ancak, sonradan hükümsüz hale gelen sözleşmede zararı “Bir sözleşmenin başlangıçta geçerli olarak kurulmasına rağmen daha sonra ortaya çıkan nedenler dolayısı ile imkansız hale gelmesi durumunda, davacı gerçek ve güncel müspet zararını talep edebilmelidir.” şeklinde belirlemiştir. Burada benimsenen ilkeye göre; zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır. Öyle ise, oluşan gerçek zarar ne kadarsa, tazminat da o kadar olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 esas, 2010/427 karar; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618-668 esas, karar ve 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 esas, 2003/125 karar sayılı ilamları).

Davacıların tazminat isteminin dayanağı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesidir. Buradaki borcun nedeni yüklenicinin taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü genellikle bir akde dayandığından buna akdi tazminat, borçlunun sorumluluğuna da akdi sorumluluk denir. Anılan madde ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının malvarlığı ne vaziyette bulunacak idiyse bu vaziyetle malvarlığının hali hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır. Bu şekilde müspet zarar olarak nitelenen rayiç değere göre davacının yaptığı ödemenin oranlanarak yaptığı ödemenin güncel karşılığı davacının müspet zararı olarak belirlenmelidir.

Davacı sözleşmenin imza tarihinden itibaren faiz talep etmekle zararının dava tarihindeki güncel halini istemektedir. Bu miktar da taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelidir. Dosya kapsamı itibariyle taşınmazların bedelinin bir kısmının ödenmediği anlaşılmakla, taşınmazların belirlenen dava tarihindeki rayiç değeri ile sözleşme değerine göre davacının ödemesi oranlanarak bu oranın rayiç değere uygulanması ile tazminatın belirlenmesi hususunda bilirkişiden rapor alınmış ve hazırlanan rapor yerinde görülerek hükme esas alınmıştır.

Davacı taraf, müspet zarar talebini sadece sözleşmenin akitine yöneltebileceğinden diğer davalıların davalı yüklenici ile ortaklığı ve el birliği de iddia ve ispat edilmediğinden davacının ödenen bedelin iadesine ilişkin tazminattan sadece davalı yüklenicinin sorumluluğu bulunmaktadır. Davacının diğer davalıların da tazminattan sorumlu tutulması talebi yerinde görülmemiştir.

Bu açıklamalar ışığında davacı tarafın davasının kısmen kabulü ile, 689.857,99TL'nin davalılardan ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacı tarafa iadesine ve diğer davalılar ... Gayrimenkul A.Ş.,... ve ... yönünden ise davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı tarafın terditli talebinin bedel iadesi yönünden KISMEN KABULÜ İLE,

689.857,99 TL'nin davalılardan ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacı tarafa iadesine,

2.Diğer davalılar ... Gayrimenkul A.Ş. ,... ve ... yönünden REDDİNE,

3.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 47.124,00-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 8.538,75-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 38.585,00-TL karar harcının davalı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4.Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL başvurma harcı ile 8.538,75.-TL peşin harcın davalı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan 6.264,00 TL yargılama giderinin davalı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya tarafa verilmesine

6.Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

7.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 93.884,38 TL vekalet ücretinin davalı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

8.Bir kısım davalılar (Davalı ..., ... Gayrimenkul A.Ş. Ve ....) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve tazminat isteminin bu davalılar yönünden tamamen reddolunması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3-4 maddesi uyarınca 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılar ..., ... Gayrimenkul A.Ş. Ve ... ya verilmesine,

9.Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.04/05/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog