Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/520
Karar No
K. 2018/520
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/520 Esas - 2021/1083

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

ADANA

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2018/520 Esas
KARAR NO: 2021/1083
DAVACI: ... - T.C.Kimlik No: ...
VELİSİ: ... - T.C.Kimlik No: ...

...

VEKİLİ: ... - ...
DAVALI: ... A.Ş. - ...

...

VEKİLİ: ... - ...
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 29/06/2018
KARAR TARİHİ: 21/12/2021

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILMA TARİHİ : ...

Mahkememizde görülmekte olan ölüm ve cismani zarar nedeniyle tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.06.2015 tarihinde müvekkili ...'ın ...'de karşıdan karşıya geçmek isterken karşı sigorta şirketi ...lısı ... plakalı aracın çarpması sonucu yaralandığını, bu nedenle 25,00 TL 'şer geçici , tam iş göremezlik ve bakıcı masrafının kaza tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili süresinde olmayan 11.10.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın aynı mahiyette talepleri bulunan 2. Ashm 2016-...

E. Sayılı dosyasının halen derdest olduğunu bu nedenle davanın derdestlikten reddi gerektiğini, eksik evrakla başvuru yapıldığından dava şartlı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, kusur raporunun alınmasını talep ettiklerini, maluliyet ile kaza arasındaki illiyet bağının tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı tazminatından sorumluluklarının kalmadığını SGK'ya devredildiğini, temerrüde düşmediklerinden bahisle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir.

YARGILAMA USULÜ :

15.03.2018 tarihinde 7101 sayılı yasa ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmiştir .Kanun hükmünce her ne kadar 100.000 TL altındaki ticari davaların basit yargılama hükümlerine göre yürütüleceği kuralı getirilmiş ise de işbu sınır miktarının yargılama aşamasında geçebilecek nitelikte olması, dava bedeli yönünden geleceği tartışmalı bulunan bir davada daha kısıtlı iddia ve savunma yapmasına olanak kılan basit yargılama yöntemini uygulamanın, “hukuki dinlenilme hakkının” ve “eşit yargılanma hakkının” ihlali niteliğinde görülmesi sebebiyle dava her ne kadar yazılı yargılama usulüne göre başlatılmış olsa da;

22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmesi sebebiyle, dava miktarının poliçe üst limiti gereğince 500.000,00 TL'yi aşmayacağına kanaat getirilerek mahkememizde açılan dava basit yargılama usulüne göre karara çıkartılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE :

Taraflar arasındaki ihtilafın; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İhtilaf kazada kusurun kimde olduğu, oranının ne olduğu, meydana gelen zarar, cismani zararın kapsamı, maluliyet oranı, iş göremezlik durumu, iş göremezliğin geçici ve/veya kalıcı olup olmadığı ve oranı, bakıcı tazminatı gerekip gerekmediği, gerekiyorsa miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır. Kazaya karışan aracın tescil kayıtları, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya getirtilmiştir. 05/06/2015 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın yaya halinde karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacıya çarptığı, davacının bu kaza needeniyle yaralandığı, anlaşılmaktadır. Sigortalı araç sürücüsü hakkında taksirle yaralama suçundan ötürü ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/... saylı ceza soruşturması başlatılmıştır.

Mahkememizce bilirkişi olarak tayin edilen ... 20/02/2019 tarihli raporunda özetle; davacı çocuğun yola aniden fırlayarak kazaya sebebiyet vermesinden ötürü %75, araç sürücüsüne ise çocuğu görüp hızını hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlaması gerekirken dikkatsizce araç kullanarak kazaya sebebiyet vermesi sebebiyle %25 kusurlu olduğunu rapor etmiştir.

Davacı vekili ile davalı vekili kusur raporuna itiraz etmiştir. Taraf vekillerinin itiraz ve beyanlarının değerlendirilmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesinden yeniden kusur raporu alınmıştır. İlgili heyet 19/07/2019 tarihli raporunda özetle; sürücü ... idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken olay mahaline geldiğinde yola aniden giren yayaya karşı direksiyon ve fren tedbirinin alındığını, olayın oluşumunda atfı kabil kusuru olmadığını, yaya ... kaplama içine girmeden evvel araçların seyir durumunu dikkate alması ve ilk geçiş hakkına sahip olan araçların geçisini beklemesi ve ardından uygun bir anda geçişi yapması gerekirken bu hususlara riayet etmemiş olduğunu, dikkatsizce sürücü ... idaresindeki otomobilin seyir istikametine girerek yaş ve davranış faktörleri de dikkate alındığında asli derecede müessir olduğunu, 20/02/2019 tarihinde tanzim edilen bilirkişi raporu, olayın oluş şekli ve mahal şartları dikkate alındığında isabetsiz bulunduğunu, kaza mahalli yolun teknik özellikleri, sürücünün yola giren yayaya karşı aldığı tedbir ve yol üzerindeki emareler, aracın çocuğa çaptığı bölge ve tüm dosya içeriği dikkate alındığında otomobil sürücüsüne kusur izafe edilemeyeceği kanaatine varıldığını, sürücü ...'nun kusursuz olduğunu, yaya ...'ın yaş ve davranış faktörlerinin olay üzerinde %100 müessir olduğunu rapor etmiştir.

Mahkememizce alınan iki farklı kusur raporundaki çelişki dikkate alınarak; taraf vekillerinin itirazları ve beyanları dosyadaki mevcut kusur raporu ve kazaya ilişkin diğer belge ve evraklar dikkate alınmak suretiyle kusur dağılımını tespit etmek amacıyla dosyanın 3 Makine Mühendisi bilirkişiden oluşacak Karayolları Fen Heyetine tevdi edilerek yeniden kusur raporu alınmıştır. İlgili heyet raporunda özetle; dava konusu 15.06.2015 tarihli kazaya istinaden kaza tespit tutanağında sürücünün KTK 52/1-b maddesini ihlal ettiği, davacı çocuğun KTK 68/1-b/3 maddelerinin ihlal edildiğinin tespit edildiğini, Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/...

E. Sayılı dosyasında tüm kusurun davacı yayaya verildiğini, Adana 3.

ASTM tarafından trafikçi bilirkişiden alınan raporda; davacı yayaya %75, araç sürücüsüne %25 kusur verildiğini, ATK'dan alınan raporda ise tüm kusurun davacı yayaya verildiğini, tüm bu raporlar ile dosya içerisindeki belgelere göre yapılan incelemede davacı yayanın sağından gelen araçların ilk geçiş hakkı olmasına rağmen dikkatsizce ve tedbirsizce yola aniden fırlamak suretiyle kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğunu, araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını rapor etmiştir.

Davacı vekili Karayolları Fen Heyeti Kusur raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuş; mevcut son rapor hükme ve denetime elverişli görüldüğünden itirazların reddine karar verilmiştir.

Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin 1.fıkrasına göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, anılan kanunun 51.maddesinin 1.fıkrasında, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 54.maddesinde ise, bedensel zararların özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5.fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91.maddesinin 1.fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu, poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere trafik kazasına karışan aracın işleteni olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden kusuru oranında olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davalı sigortacı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın sürücüsünün kusursuz olarak karıştığı kazada davacının yaralanmasından ötürü oluşan zarardan, sürücünün kusursuz olması sebebiyle davalı sigorta 2918 sayılı KTK' nun 85 ve 91. Maddeleri gereğince sorumlu olmadığı kanaat getirilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

KARAR

1.Davanın REDDİNE,

2.Alınması gereken 59,30 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL'den mahsubu ile bakiye 23,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca hesap olunan 75,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog