2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2021/8705 E. , 2023/2698 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2015 tarihli ve 2015/1574 Esas No.lu iddianamesi ile, sanık hakkında tarımsal sulama kuyusunda kaçak elektrik kullanmak şeklindeki eylemi nedeniyle karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Kızıltepe 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/289 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararı ile sanığın karşılıksız yararlanma suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 163/3, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 7.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.03.2021 tarihli bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii; gerekçeli temyiz sebepleri içermeyen süre tutum dilekçesi ile hükmü temyiz ettiğini bildirmiştir. III. OLAY VE OLGULAR
1.Dedaş görevlilerince ... Köyü'nde yapılan denetimde, sanığın abonesiz ve sayaçsız bir şekilde elektrik kullandığı tespit edilerek 22.03.2013 tarihli tutanağın düzenlendiği, katılan kurumun zararının Bakanlar Kurulunun ilgili tebliğleri üzerine resen giderilmesi nedeniyle sanığın etkin pişmanlık gösterdiğinden bahsedilemeyeceği ve suçun sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2.22.03.2013 tarihli Kaçak/Usulsüz Elektrik Tespit Tutanağı, Kaçak Kayıt Dökümü, Ziraat Bankası yazı cevabı, katılan kurumun 09.12.2015, 10.02.2016 ve 22.03.2016 tarihli yazı cevapları, 14.12.2015 tarihli tutanak ve bilirkişi raporları ile sanığın ikrarı dava dosyasında mevcuttur. IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Görüşü Yönünden
Katılan kurumun yazı cevapları, 14.12.2015 tarihli tutanak ve tutanak tanığının anlatımları karşısında; suça konu yerdeki elektrik kullanımının abonesiz ve sayaçsız kullanım olduğu, bu kullanım şekline göre elektrik enerjisinin sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesinden dolayı sanığın karşılıksız yararlanma kastının sabit olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Temyiz Sebebi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun'un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak; Somut olay bakımından;
Yukarıda bahsedilen hususlara uygun şekilde bilirkişi raporu alınmadığı gibi sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmadığı; sanığın aşamalarda kaçak elektrik tutanağına konu borcu 27.08.2015 tarihinde ödediğini savunduğu ve katılan kuruma olan borcunun tarımsal sulama faaliyeti nedeniyle hak ettiği destekleme tutarından ödenmesini talep ettiğine ilişkin dilekçeyi dosyaya sunduğu, Ziraat Bankası'nın 31.12.2015 tarihli yazı cevabı ile Dicle Elektrik A.Ş.nin hesabına sanık adına belli miktarlarda ödeme yapıldığını bildirir belgelerin gönderildiği, ancak katılan kurumun 09.12.2015 ve 10.02.2016 tarihli yazılarında söz konusu tutanağa konu borcun ödenmediğini bildirdiğinin anlaşılması karşısında; öncelikle sanığın 22.03.2013 tarihli kaçak elektrik tutanağından kaynaklanan borcunu ödeyip ödemediği ve ödeme yapmış ise bu ödeme miktarının ne kadar olduğunun katılan kurumdan sorularak tespitinden sonra, varsa ödenen miktarın bilirkişi tarafından hesaplanacak katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zarar miktarını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve karşılıyor ise sanığın borcunun destekleme tutarından ödenmesine dair talepte bulunduğu dikkate alınarak ödemenin rızaî ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği de gözetilerek sanık hakkında kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi, karşılamıyor ise kalan miktar yönünden sanığa bildirim yapılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kızıltepe 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/289 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.