Esas No
E. 2021/8789
Karar No
K. 2023/2722
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2021/8789 E.  ,  2023/2722 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2018/709 E., 2018/723 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Davacı vekili 26.05.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında farklı tarihlerde teknik araçlarla dinleme, tespit ve izleme kararı alındığını, 14.03.2016 tarihinde gözaltına alındığını ve akabinde tutuklandığını, yapılan yargılama ile beraatine karar verildiğini, dinleme kararlarının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin esnaf olduğunu, üzerine atılı suçun ağır olması nedeniyle çok ağır ve telafisi imkansız itibar kaybına sebep olduğunu, müvekkilinin gıda toptancılığı ve nakliye işi ile uğraştığını, tutuklanması nedeniyle yapılan sözleşmenin askıya alındığını, vekalet ücreti ödeme zorunda kaldığını, bu nedenle haksız tutulama nedeniyle 25.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 05.06.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, davacının zararını ispatlayan belge sunamadığından davanın reddi gerektiğini, davacının makul şüphe ile tutuklandığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, faiz talebinin reddi gerektiğini, davacının tazminat istemi kabul edilirse maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı hakkında derdest dosya bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, öne sürmüştür.

3.Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2017 tarihli ve 2017/160 Esas, 2017/365 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2018/709 Esas, 2018/723 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin manevi tazminat eksik olduğundan bozulması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi;

Müvekkilinin firma yöneticiliği yaptığını, davacının tutuklanması nedeniyle şirketin bayilik sözleşmesi ana firma tarafından askıya alındığını, davacının işyerinin bu şekilde faaliyetlerini yürütmeye çalıştığını, müvekkilinin şirkette meydana gelen zararın ya da kazanç kaybının dikkate alınmadığını, müvekkilinin kazancının araştırılmadığından maddi tazminatın eksik tayin edildiğini, müvekkili hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna, tazminata esas dosyada ödemiş olduğu vekalet ücretinin maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Davacının tazminata esas Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/60 Esas – 2017/81 Karar sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, 14.03.2016 - 14.07.2016 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında aynı talep nedeniyle başka dosyasının bulunmadığı, davacının maddi tazminatı bakımından gözaltı ve tutuklu tarihi öncesi olan 2014-2015 yıllık gelir beyannameleri ortalaması alınarak hesaplama yapıldığı belirlenerek 5.442,58 TL maddi, 6.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/147 Esas – 2016/369 Karar (bozma sonrası Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/60 Esas – 2017/81 Karar) sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçundan yargılandığı, sadece silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 14.03.2016 - 14.07.2016 tarihleri arasında 122 gün gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da beraatine hükmedildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararın 15.02.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;

1.Hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden;

Davacının, gözaltına alındığı ve tutuklandığı dönem içerisinde vergi mükellefi olarak işlettiği işyerinin faaliyetlerinin devam edip etmediği araştırılıp iş yerine ait işletme defteri ile benzeri kayıt ve belgelerin sözkonusu işyeri ve vergi dairesi müdürlüğünden getirtilerek konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, davacı hakkında koruma tedbiri uygulanan dönemde, davacının kendi adına vergi mükellefi olarak işlettiği iş yerinde maddi zarar olup olmadığı araştırılıp, maddi zararın belirlenmesi, maddi zararın belgelendirilememesi durumunda ise geçerli olan net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat olarak tayini gerekirken, 2014, 2015, 2016 yılı gelir vergisi beyannamesi ve 2017/ Ocak- Mart dönemine ait geçici gelir vergisi beyannameleri, gözaltı ve tutuklu tarihi öncesi olan 2014-2015 yıllık gelir beyannameleri ortalaması alınmak suretiyle hesaplayan, belirtilen bu hususları yeterince irdelemeyen bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin maddi zarar olarak verilmesi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;

Yargıtay İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihatı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (A-1 ve A-3) nolu paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2018/709 Esas, 2018/723 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, davacının kazanılmış hakkı da gözetilmek suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.