Esas No
E. 2021/9148
Karar No
K. 2023/2738
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2021/9148 E.  ,  2023/2738 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/1812 E., 2020/124 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, Esastan ret

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 04.01.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında 02.05.2011 - 05.05.2011 tarihleri arasında gözaltında, 22.11.2011 - 06.07.2012 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 500.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kredi faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

2.

Davalı vekili 23.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, davacının mahsuba esas cezasının olup olmadığı araştırılmalıdır. Husumet itirazında bulunuyoruz. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Davacının aylık net geliri araştırılmalıdır. Talep edilen manevi tazminat miktarı fahiştir. Davacının faiz talebi yasal değildir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2019 tarihli ve 2018/30 Esas, 2019/56 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2019/1812 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.11.2021 tarihli ve 2020/49697 sayılı, ret, esastan ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Davalı vekilinin temyiz istemi; tazminat isteme koşullarının oluşmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, faiz uygulamasına, ilişkindir.

2.Davacı vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücreti ve cezaevi harcamalarının maddi tazminat hesabında dikkate alınmamasına, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği üzere davacının İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 E - 2017/22 K sayılı dosyasında 3 gün gözaltında, 22.11.2011 - 06.07.2012 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yargılandığı mahkemece beraatine karar verildiği, davacı hakkında verilen beraat kararı tebliğe çıkarılmamışsa da tazminat davasının her halükarda 1 yıllık hak düşürücü süre dolmadan ve yetkili mahkemede açıldığı, haksız gözaltına alınma işleminin 01.06.2005 tarihinden sonraki bir dönemde gerçekleşmiş olması nedeniyle, anılan bu tazminat davası 5271 sayılı Kanun'un 141 ve devamı maddeleri gereğince ele alınması gerektiği anlaşılmıştır.

Maddi tazminat talebi yönünden alınan 25.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu gözaltı ve tutukluluk sürelerine ilişkin ücretinin tamamını tahsil etmiş olması nedeniyle maddi kaybı olmadığı, avukatlık ücreti ile ilgili olarak düzenlenen makbuzların tarih itibariyle Yargıtay kararlarında kabul edilmediği, cezaevi harcamalarının ise yine Yargıtay kararlarında kabul edilmemesi nedeniyle maddi tazminat talebi yönünden değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir.

Davacının özgürlüğünden yoksun kalması nedeni ile uğradığı manevi zarar, gözetim altında ve tutuklu kaldığı süre içinde duyduğu elem, keder, ızdırap ve ruhsal sıkıntılar, kapalı mekanda kalması nedeni ile yaşadığı kısıtlı yaşam, kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, takdir edilecek tazminatın zenginleşme-fakirleşme aracı olmaması hususları değerlendirilerek, davacının 25.12.2018 tarihli bilirkişi raporu ile maddi kaybı olmadığı tespit edilmiş olduğundan ve bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun olduğundan maddi tazminat davasının reddi ile dosya kapsamına uygun olan gözaltı ve tutukluluk süreleri toplamında 15.540,00 TL manevi tazminatın, dava dilekçesindeki talep gereği tutuklama tarihi olan 22.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır. IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2017/22 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, ihaleye fesat karıştırmak ve edimin ifası suçlarından 02.05.2011 - 05.05.2011 tarihleri arasında 3 gün gözaltında, 22.11.2011 - 06.07.2012 tarihleri arasında 227 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 12.10.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;

Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olduğu; suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, ihaleye fesat karıştırmak ve edimin ifası suçlarından 02.05.2011 - 05.05.2011 tarihleri arasında 3 gün gözaltında, 22.11.2011 - 06.07.2012 tarihleri arasında 227 gün tutuklu kalan davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 15.540,00 TL olması nedeniyle davalı açısından hükmün kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;

1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Davacının cezaevi harcamalarına ilişkin talebinin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak belirlenen manevi tazminat miktarı yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;

Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2019/1812 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;

Gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2019/1812 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.