12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2023/59 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yurtiçinde ve yurtdışında finansal, ekonomi, ticari, mali ve idari tüm alanlarda yönetim, finansal danışmanlığı yapmak kaydıyla, yönetim hizmeti vermek ve tüm bu alanlarda iştigal eden, kamu yerli ve yabancı özel sektör kuruluş ve şirketlerinin danışmanlığını ve yönetimini üstlenmek amacıyla kurulmuş bir limited şirketi olduğunu, davalı şirketin ise, her türlü inşaat taahhüt işlerinde faaliyet gösteren müteahhitlik bir şirketi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 23.02.2022 tarihinde ...numaralı "Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesi" kurulduğunu, davaya konu alacak kalemlerin söz konusu sözleşmeden doğmakla birlikte ayrıca taraflar arasında kurulmuş olan esas sözleşmenin bir unsuru olarak düzenlenen ve istişare amacıyla kurulmuş bir ücret sözleşmesi niteliğinde olduğunu, taraflar arasında kurulan esas sözleşmenin 24.02.2022 tarihinde ...numaralı "Banka Garantisi ve Sigorta Sertifikası Düzenleme Sözleşmesi" olduğunu, bu sözleşmenin tarafların ticari anlamda bir araya gelmelerini sağlamış olan esas iradelerinin ortaya çıktığı ve taahhüt ve yükümlülüklerin yazılı olduğu esas sözleşme olduğunu, her ne kadar söz konusu esas sözleşmeye aykırılık işbu davanın konusunu oluşturmasa da her iki sözleşme birbiriyle bağlantılı olduğundan davalı taraf ile müvekkil arasında meydana gelen hukuki uyuşmazlığın çözüme kovuşturulabilmesi için her iki sözleşmeninde birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, "Banka Garantisi ve Sigorta Sertifikası Düzenleme Sözleşmesine" göre;
Davalı şirket, ... Holding ile ortak olarak kurucağı yeni şirketlerine 250.000.000,00 EURO (İkiyüzellimilyon) tutarında finansmanı ... Holding aracılığı ile sağlayacaktır. Ancak söz konusu tutarın kredi olarak verilmesi için her iki şirketçe belirlenecek ÖZSERMAYE tutarını yeni kurulacak şirketin kasasına yarı oranında koyacaklardır.
Davalı şirket, ... Holding aracılığı ile sağlanacak olan 250.000.000,00 EURO (İkiyüzellimilyon) tutarında finansmana uygunluk kriterlerini sağlamak için ihtiyaç duyduğu söz konusu özsermaye tutarının da bankalar tarafından kredi olarak verilmesi için müvekkili şirket ile anlaşmış ve bu kapsamda söz konusu sözleşme davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalandığını, söz konusu sözleşemeye göre davalı şirket özsermayesi'nin sağlanabilmesi için gerekli mali ve hukuki koşulları sağlayacak, müvekkili şirkette uzun yıllardır finansal alanda tecrübe ve birikimini kullanarak davalı şirkete banka garantisi ve kredisi verilmesi noktasında yardımcı olacağını, dava konusu icra takipleri kapsamında dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı şirket ücret sözleşmesine aykırı davrandığını, davalı şirketin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğinden kusurlu davranışı söz konusu olduğunu, davalının kusurlu ve borca aykırı davranışı sebebiyle müvekkili şirkette maddi zarar meydana geldiğini, sonuç olarak müvekkili şirkette meydana gelen maddi zararın sebebinin davalının kusurlu ve borca aykırı davranışı olduğunu belirterek haklı davanın kabulünü, .... İcra Dairesi 2022/... esas sayılı dosyası, .... İcra Dairesi 2022/... esas sayılı dosyası, .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası, İstanbul.... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası ve .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden toplam alacak için işleyecek Kamu Bankalarınca Fiilen Uygulanan Azami Yıllık Faiz ve değişen oranlardaki faizi ile ödenmesine, davalıdan, haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiş olmaları nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların uyuşmazlığa ilişkin çözüm yolu olarak tahkim yolunu belirlediğini, sözleşme gereğince karşı taraf tarafından düzenlenen sigorta poliçesi hakkındaki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, mahkemede açılan dava ile birleştirilmesine karar verilen .... İcra Dairesinin ... esas sayılı alacak için başlatılan takibin kötü niyet ile başlatılan asılsız ve yetkisiz icra takibi olduğunu, davacı tarafça iddia edilen maddi zarar ve müvekkilince temerrüt halinin meydana geldiğine dair mesnetsiz iddialara dayanaktan yoksun, soyut olgular olduğunu, davalıların tüm yükümlülüklerine yerine getirdiğini ve sözleşmeye uygun davrandıklarını belirterek öncelikle davanın sözleşmede uyuşmazlık çözüm yolu olarak tahkim yolunun öngörülmesine rağmen davacının bu madde hilafına olmak üzere genel mahkemelerde dava açması sebebiyle uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğine dair ilk itirazımıza binaen davanın usulden reddine, mahkeme tarafından ilk taleplerinin kabul görmemesi halinde davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2023/59 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, yurtiçinde ve yurtdışında finansal, ekonomi, ticari, mali ve idari tüm alanlarda yönetim, finansal danışmanlığı yapmak kaydıyla, yönetim hizmeti vermek ve tüm bu alanlarda iştigal eden, kamu yerli ve yabancı özel sektör kuruluş ve şirketlerinin danışmanlığını ve yönetimini üstlenmek amacıyla kurulmuş bir limited şirket olduğunu, davalı ... ... Limited Şirketi ise, her türlü inşaat taahhüt işlerinde faaliyet gösteren müteahhitlik bir şirket olduğunu, davalı ... de davalı ... Modern şirketinin kurucusu olduğunu, müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket ... ... Tohm. Tic. Ltd. Şti. Arasında 24.02.2022 tarihinde ...numaralı "Banka Garantisi ve Sigorta Sertifikası Düzenleme Sözleşmesi" kurulduğunu, söz konusu sözleşme yeminli tercüman tarafından Arapça dilinden Türkçe diline çevrilip dilekçe ekinde sunulduğunu, davaya konu alacak kalemlerinin söz konusu asıl sözleşmeden doğduğunu, taraflar arasında kurulan diğer ücret sözleşmesinin ise 23.02.2022 tarihinde ...numaralı "Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesi" olduğunu, adı geçen sözleşme ve Türkçe çevirisinin de dilekçe ekinde sunulduğunu, her ne kadar söz konusu ücret sözleşmesine aykırılık işbu davanın konusunu oluşturmasa da her iki sözleşme birbiriyle bağlantılı olduğundan davalı taraf ile müvekkili şirket arasında meydana gelen hukuki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için her iki sözleşmenin de birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, öyle ki işbu davaa konu Esas Sözleşmenin Önsözünde: "...İkinci taraf -Davalı ... Modern-, iki taraf arasındaki (...) sayılı sözleşme şartlarına göre birinci tarafın -müvekkil şirket- hizmetlerinden yararlanmak istemiştir." düzenlemesinin mevcut olduğunu, buna göre işbu davaya konu esas sözleşmenin diğer sözleşme olan ücret sözleşmesinin şartlarına göre düzenlendiğini, her iki sözleşmenin de birbiri ile bağlantılı olduğunu, söz konusu ücret sözleşmesine aykırılık sebebiyle yürütülen hukuki sürecin İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı yargılaması ile devam ettiğini, işbu davanın konusunun ise; Her iki sözleşmede müvekkili şirkete ait yükümlülükler ifa edilmiş olmasına rağmen davalı şirket tarafından sözleşmelerden doğan edim ve yükümlülükler hiçbir şekilde yerine getirilmediğini ve bankalar ile yapılan görüşmelerin olumlu sonuçlanmasına engel olunduğunu, davalı borçlu sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini "Banka Garantisi ve Sigorta Sertifikası Düzenleme Sözleşmesi'nin 4. Maddesinde" belirtilen ... banka garantisi düzenleme işlemini iptal ederek akreditif işlemi yapılmasını ve bu şekilde kredi sağlanması hususunda müvekkili şirkete talimat verdiğini ve bu talimattan kaynaklanan masrafları müvekkili şirkete ödemediğini, işbu davanın konusu da ödenmeyen akreditif işlemlerine ait masraflar olduğunu, davalı şirkete karşı ödenmeyen akreditif masraflarının tazmini için .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takip numarası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirket tarafından söz konusu takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, dava konusu icra takipleri kapsamında dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, işbu davanın konusu davalı ... Modern Şirketinin ve diğer davalı şirket kurucusu ...'ün her iki sözleşmenin hükümlerini de ihlal etmesi sebebiyle taraflarınca davalılar aleyhine .... İcra Dairesinde başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verilmesi istemi olduğunu, her ne kadar taraflarınca haklı alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmışsa da davalılar tarafından dava konusu takibe haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, söz konusu itirazın kaldırılması amacıyla ikame ettikleri işbu itirazın iptali davasında "ticari işlerde zorunlu arabuluculuk" dava şartının yerine getirilmesi amacıyla İstanbul Arabuluculuk Merkezine başvuru yapılmış ve 06.01.2023 tarihinde gerçekleşen arabuluculuk toplantısı "anlaşamama" şeklinde sonuçlanarak son tutanak imza altına alındığını ,davalı şirket, esas sözleşmeye ve ücret sözleşmesine aykırı davrandığını, "Banka Garantisi ve Sigorta Sertifikası Düzenleme Sözleşmesine" göre; davalı şirket, ... Holding ile ortak olarak kurucağı yeni şirketlerine 250.000.000,00 EURO (İkiyüzellimilyon) tutarında finansmanı ... Holding aracılığı ile sağlayacağını, ancak söz konusu tutarın kredi olarak verilmesi için her iki şirketçe belirlenecek ÖZSERMAYE tutarını yeni kurulacak şirketin kasasına yarı oranında koyacağını, davalı şirketin, ... Holding aracılığı ile sağlanacak olan 250.000.000,00 EURO (İkiyüzellimilyon) tutarında finansmana uygunluk kriterlerini sağlamak için ihtiyaç duyduğu söz konusu ÖZSERMAYE tutarının da bankalar tarafından kredi olarak verilmesi için müvekkili şirket ile anlaştığını ve bu kapsamda söz konusu sözleşmenin davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalandığını, söz konusu sözleşmeye göre davalı şirket ÖZSERMAYESİ'nin sağlanabilmesi için gerekli mali ve hukuki koşulları sağlayacağını, müvekkili şirketin de uzun yıllardır finansal alanda tecrübe ve birikimini kullanarak davalı şirkete banka garantisi ve kredisi verilmesi noktasında yardımcı olacağını, Esas Sözleşmenin 4. Maddesinin 6. Bendinde: "İkinci taraf -Davalı ... Modern-, ... banka garantisinin değerini kapsayan bir sigorta sertifikası düzenler." denildiğini, yine Esas Sözleşmenin 7. Maddesinde: "İkinci taraf -Davalı ... Modern-, sigorta sertifikası düzenlemek ve bu sözleşmeye ekli faturaya göre 300.000,00 EURO tutarındaki sertifika değerini oluşturmakla yükümlüdür." düzenlemesinin mevcut olduğunu, söz konusu maddelerde davalı şirket ... banka garantisinin değerini kapsayan bir sigorta sertifikası düzenlemek ve bu sözleşmeye ekli faturaya göre 300.000,00 EURO tutarındaki sertifika değerini oluşturmak, müvekkili şirketçe ilgili bankalara sunmak üzere istenecek teminat ve proje bilgilerini vermekle yükümlü olduğunu, ancak davalı şirket sözleşmeden kaynaklanan ne sigorta poliçesini düzenletebildiğini ne de bankalara teminat ya da esaslı bir ticari kazanç getirecek bir proje sunamadığını, Sigorta sertifikası düzenlenmesi yükümlülüğü sözleşme ile açıkça davalı şirkete verilmiş olmasına rağmen davalı şirketin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirkete yeni bir sorumluluk yükleterek söz konusu sertifikanın da müvekkili şirket tarafından hazırlatılmasını talep ettiğini, bu kapsamda müvekkili şirkete 300.000,00 EURO poliçe bedelini gönderdiğini ve müvekkil şirket sigorta sertifikasını düzenlettirdiğini ve akabinde gerekli bütün işlemleri yaptığını, müvekkili şirket, söz konusu ek işlemlerden dolayı davalı şirketten herhangi bir ek hizmet bedeli dahi talep etmediğini, müvekkil şirket tarafından sigorta sertifikası düzenlettirildiğini ve bu sertifikanın sözleşme gereğince ... banka garantisi için kullanılması gerekirken davalı şirket e-posta yoluyla müvekkili şirkete sigorta sertifikasının ... işlemlerinde değil ilaç faturaları kapsamında olmak üzere akreditif açma işlemlerinde kullanılması için talimat verdiğini, mailde yazılı talimat gereğince müvekkili şirket akreditif işlemleri kapsamında; ... belge numaralı ve ... seri numaralı sigorta sertifikasının davalı şirket adına garanti belgelerini, davalı tarafından çıkan fatura ve/veya teminatları vermeye özel olarak yetkili kılındığını, Söz konusu yetki gereğince de müvekkili şirketin akreditif açma işlemlerini tamamladığını ve SWIFT bildiriminde bulunduğunu, söz konusu işlemler için müvekkili şirket ilgili bankalara; Akreditif işlem bedeli 48.072,00 EURO, EFT masraf bedeli 26,19 EURO, SWIFT bildirimi işlem bedeli 6.000,00 EURO SWIFT bildirim işlemine ilişkin EFT masraf bedeli 47,25 USD ödeme yaptığını, Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesinin 8. Maddesinde "...İkinci taraf -Davalı ... Modern-, seyehat, oturum, iş ulaşım ve doğacak olan ve bu sözleşmenin çıkarına herhangi bir masrafı ödemeyi taahhüt eder. Bu masraflar resmi fatura şeklinde ikinci tarafa sunulur." düzenlemesinin yer aldığını, davalı şirket her iki sözleşmeden kaynaklanan ve talimatları sonucunda oluşan her türlü masraflardan sorumlu ve yükümlü olduğunu ancak davalı şirket her iki sözleşme de belirlenen hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediği gibi akreditif işlemlerine yönelik olarak e-posta aracılığı ile vermiş olduğu talimat sonucunda yapılan işlemlere ait masraf bedellerini de müvekkili şirkete ödemediğini, davalı şirketin sözleşmenin ilgili hükümlerini ihlal etmesi ile sözleşmeye aykırılık meydana geldiğinden TBK 112 kapsamında tazminat sorumluluğu doğduğunu, Türk Borçlar Kanunu Madde 112 - "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
" denildiğini, Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşmeden doğan sorumluluktan bahsedebilmek için, "borca aykırı bir davranışın" olması, bundan "zararın" doğması, meydana gelen zarar ile borca aykırı davranış arasında "illiyetin bulunması" ve borcun "kusurlu olarak ihlali" gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu Madde 117 - "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur." denildiğini, Türk Borçlar Kanunu Madde 118 - "Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür." denildiğini, müvekkili şirket, 12/09/2022 tarihinde Ücret Sözleşmesinin 4. Maddesine istinaden davalı şirket lehine masrafların yapıldığını ve bundan doğan tüm borçların en fazla 5 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini aksi halde borçların tahsili adına hukuki işlemlerin başlatılacağı hususunu ... Modern Şirketine e-posta yoluyla ihtaren bildirdiğini, konu sözleşmenin 21. Maddesinin 1. Fıkrasına göre taraflar arasındaki sözleşme ile ilgili tüm bildirimlerin e-posta yoluyla yapılabilmesi mümkün olduğunu, Ancak 17/09/2022 tarihi itibariyle müvekkili şirkete akreditif işlemlerine ait masraf bedelleri ödenmediğini ve davalı borçlu şirket temerrüde düştüğünü, bundan dolayı da ödenmeyen masraf bedellerinin tazminine yönelik ilamsız icra takibi açıldığını, söz konusu masraf ödemelerini yapmayan davalı asli edim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, temerrüde düşmek suretiyle sözleşmeden doğan borca aykırı davrandığını ve müvekkili şirketi ek talimatları sonucunda ciddi derecede zarara uğrattığını, davalı şirket esas sözleşmenin ikinci tarafın yükümlülükleri başlıklı 7. Maddesi gereğince bankalara sunulması gereken sigorta sertifikasını düzenleme yükümlülüğü altında olmasına rağmen işbu yükümlülüğü dahi yerine getirmediğini müvekkili şirketin sorumluluğunda olmamasına rağmen müvekkili şirkete sözleşmeye aykırı talimat bildiriminde bulunduğunu, müvekkili şirketin salt işlemlerin yürümesi sözleşmenin ayakta kalması için söz konusu sertifikanın düzenlenmesini sağlandığını müvekkili şirketin iyi niyetli olarak kendisine böyle bir yükümlülük verilmemesine rağmen basiretli davrandığını ve sözleşmenin kuruluş amacının bir an önce gerçekleştirilmesi ve tarafların üstün faydası için sigorta sertifikası düzenlenmesi görevini üstlendiğini ve bu hizmeti içinde ayrıca herhangi bir ödeme almadığını, buna rağmen davalı şirketin sözleşmenin gereklini yerine getirmediğini, davalı taraf, hem ücret sözleşmesine hem de esas sözleşmeye tamamen aykırı hareket ettiğini ve her iki sözleşmeden kaynaklanan borçlarını da müvekkili şirkete ödemediğini, davalı şirketin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğinden kusurlu davranışı söz konusu olduğunu, davaya konu esas sözleşmeye göre davalı şirketin, mali ve hukuki konumunun işbu sözleşme hükümlerinin uygulanması için uygun ve elverişli olduğunu, bu sözleşmenin uygulanmasını engelleyecek herhangi bir durumun bulunmadığını kabul ettiğini, davalı şirket üzerinde olan bir malvarlığı değerinin teminat olarak gösterilmesi lazım iken davalı tarafından hiçbir teminat gösterilmediğini ve bu sebeple müvekkili tarafından teminatın ikinci taraf lehine verildiği ... aracılığıyla alıcı bankaya bildirilemediğini, Esas Sözleşmenin 16. Maddesi gereğince: "İkinci taraf -Davalı ... Modern-, işbu sözleşmenin tamamlanması için gerekli tüm bilgi ve belgeleri sağlamakla yükümlüdür. Birinci tarafça -Müvekkil Şirket- sağlanan her türlü bilgi veya belgenin geçerliliği kabul edilir ve ibraz edilen bilgi ve belgelerin yanlış olduğunun tespit edilmesi durumlarında tüm sorumlulukların kendisine ait olduğunu kabul eder." denildiğini, davalı şirketin söz konusu davranışları ayrıca Esas Sözleşmenin "Garantiler" başlıklı 14. Maddesinin gereğinin yerine getirilmesine de engel olduğunu, buna göre: "İkinci taraf -Davalı ... Modern-, ikinci tarafın bu sözleşmeye konu tutarı birinci tarafa -müvekkil şirkete- iade etme taahhüdü karşılığında birinci tarafça talep edilen teminatları sağlamakla yükümlüdür." olduğunu, somut olayda davalı şirket tarafından basiretli davranma yükümlülüğüne bilerek ve isteyerek aykırı davranıldığını ve sözleşmeden doğan hizmetlerin sağlanmasından doğan masraflar ve hizmet bedelleri müvekkili şirkete ödenmediğini, davalı şirketin söz konusu iradesinin hukuka aykırı zarara yönelerek hukuken korunan bir değer istenerek ihlal edildiğini, zira davalı şirketin bugüne kadar müvekkili şirkete ne esaslı bir proje ne de çıkarılacak bir kredi için üzerine kayıtlı bir malvarlığı değeri gösteremediğini, müvekkili şirket tarafından defalarca kez krediler için teminat gösterilmesi talep edilmiş olmasına rağmen davalı şirket tarafından 3. Kişilere ait ilgisiz taşınmaz tapu kayıtları sunulduğunu, sürekli başkalarına ait tapu kayıtları teminat olarak gösterildiğini, çeşitli projelerde kullanılacağı ileri sürüldüğünü fakat nihayetinde bir proje dahi sunulamadığını, hiçbir proje sunulamadığı için de bankadan sağlanacak teminata karşılık bulunamadığını, davalının kusurlu ve borca aykırı davranışı sebebiyle müvekkili şirkette maddi zarar meydana geldiğini, davalı şirketin vermiş olduğu ek talimat sonucunda yapılan akreditif işlemleri kapsamında müvekkili şirket nezdinde meydana gelen maddi zararın şimdilik işbu dava konusu icra takiplerine konu alacak kalemleri ile sınırlı olmak üzere dava değeri olan 1.105.088,16 TL kadar olduğunu, müvekkili şirkette meydana gelen maddi zararın sebebinin, davalının kusurlu ve borca aykırı davranışışı oluduğunu belirterek .... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyasında borçlu davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden toplam alacak için işleyecek Kamu Bankalarınca Fiilen Uygulanan Azami Yıllık Faiz ve değişen oranlardaki faizi ile ödenmesine, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava itirazın iptali, birleşen dava alacak davasıdır.
Davalı tarafından her iki dosya için de tahkim ilk itirazı ileri sürülmüş ve bu ilk itiraz cevap dilekçelerinde ileri sürüldüğünden süresinde olduğu anlaşılmış ve ilk olarak bu yönü ile dosya incelenmiştir.
Taraflar arasında 23 Şubat 2022 tarihinde akdedilen ... numaralı sözleşmenin 18. maddesi ve 24 Şubat 2022 tarihinde akdedilen ...numaralı sözleşmenin 18.maddesi ‘’Anlaşmazlıklar ve Tahkim’’ isimli maddeye göre;‘’... Karşılıklı istişare yoluyla dostane bir çözüme ulaşılması mümkün değilse konu, biri birinci tarafça, diğeri ikinci tarafça atanan üç hakemin başkanlığında tahkime götürülür. Hakemler üçüncü hakemin atanması konusunda hemfikirdir. Söz konusu hakemler üçüncü hakemin atanması konusunda anlaşamazlarsa, Türk hukukunda belirtilen uzlaştırma ve tahkim kuralları ile Türkiye'nin ilgili ve yetkili mahkemelerinin hükümlerine göre seçilir. Tahkim Türkiye Cumhuriyeti'nde yapılacaktır. Tahkim kararı her iki taraf için de nihai ve bağlayıcı olacak ve her iki taraf da karara iyi niyetle uyacaklardır. Tahkim kararına ilişkin hüküm, davada oldugu gibi adli kabul veya icra emri için mahkemeye sunulabilir. Taraflardan her biri kendi seçeceği hakemin masraf ve hizmetlerini üstlenecek ve üçüncü hakemin masraflarını birlikte paylaşacaklardır. İşlemlerin tahkime konu olan kısımları dışında, kalan işlerin yapılmasına taraflar titizlikle devam edeceklerdir.’’ hükmü yer almaktadır. Taraflar arasındaki yukarıda belirtilen sözleşme maddesine göre, davaya konu sözleşmelerden kaynaklanan aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülmesi konusunda anlaşmışlar ve yazılı olarak sözleşmeye geçirmişlerdir.
Tahkim ile ilgili olarak HMK 413/1 maddesinde "Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder.’’ düzenlemesi yer almaktadır.
Netice olarak yukarıda belirtilen sözleşme maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesi için tahkim düzenlemesi yapıldığı, mahkememizden asıl ve birleşen dosyalar yönünden talep edilen hususların da, incelenen bu sözleşme kapsamında tahkime bağlı olduğu kanaati ile, davalı tarafın tahkim ilk itirazının kabulü ile öncelikle tahkim yoluna başvurulması gerektiği anlaşılmakla, HMK.116/1-b, 413/1.maddeleri uyarınca asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
1.Davalı tarafın tahkim ilk itirazının kabulü ile öncelikle tahkim yoluna başvurulması gerektiği anlaşılmakla, HMK 116/1-b, 413/1.maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği ile asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı usulden reddine,
2.Asıl dava yönünden; a-Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 37.904,99 TL harçtan mahsubu ile fazla alınmış olan 37.635,14 TL harcın karar kesinleştikten sonra istek halinde davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
3.Birleşen dava yönünden; a-Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 18.872,15 TL harçtan mahsubu ile fazla alınmış olan 18.602,30 TL harcın karar kesinleştikten sonra istek halinde davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c-Davalı taraflar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4.Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair,
HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/07/2023 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)