Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/568
Karar No
K. 2023/450
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

BURSA

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/568
KARAR NO: 2023/450
DAVACI: ... -TC Kimlik no-...
VEKİLİ: Av. ... - [16053-50788-..] UETS
DAVALI: ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... - [16957-59741-..] UETS
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
DAVA TARİHİ: 27/05/2022
KARAR TARİHİ: 26/04/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 04/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif tarafından 08/05/2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında müvekkil ve diğer bir kısım üyelerin kooperatif üyeliklerinden çıkarılmasına karar verilmişse de, S.S. ... Konut Yapı Kooperatifinin 08/05/2022 tarihli 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının 8. Maddesinde bulunan üyelikten çıkarmaya ilişkin genel kurul kararının iptali için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı ve kardeşi ...(Meydan) 26/06/2009 tarihinde "Daire Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı bir sözleşmeyi imzalayarak davalı kooperatiften daire satın aldığını, davacının 2433 ada 1-2 parsel üzerine yapılacak inşaatın A Blok 15 nolu dairesini anahtar teslimi üyelik yani peşin para ile üyelik yoluyla satın alıp, daire ve üyelik karşılığında davalı kooperatife 90.000,00 (Doksan bin) TL ödediğini, kooperatif yönetim kurulunun 23/06/2009 tarih 279 nolu kararı ile kooperatife üye yapıldığını, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği davacıya satılan A Blok 15 nolu dairenin kuraya dahil edilmediğini, normal üyelerin kalan daireler üzerinden kura çektiğini, sözleşme uyarınca dairenin mutfak dolapları, kombi cihazı ve oda parkeleri satın alan tarafından yaptırılacağını, bunun dışında dairenin diğer dairelerle aynı özelliklerde yapılarak davalı tarafından davacıya teslim edileceğini, davacı dışında bir çok kişinin de "anahtar teslim daire" satın alarak kooperatif üyesi olduklarını, normal bir üyenin toplamda ödeyeceği rakamı peşinen ödediğini, bu şekilde üyelik satın alan kişilerden kooperatif genel kurullarında "anahtar teslim üyelik satın alan" gibi sıfatlar kullanılarak bahsedildiğini, kooperatif tarafından 2012 yılına kadar bu kişilerden herhangi bir ödeme veya aidat bedeli talep edilmediğini, 2012 yılında kooperatif yönetiminin değişmesinden sonra 14/04/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantı tutanağının 12. Maddesinde "anahtar teslimi üyelik payı alanlardan noterden ihtar çekilerek mevcut ortakların şimdiye kadar ödedikleri ortak ödentilerin tamamının tahsili" şeklinde karar alındığını, hatta Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/247 Esas sayılı dosyasında davacı kooperatif tarafından sunulan 17/06/2015 tarihli dava dilekçesine ekli listenin başlığı da "Daireleri Peşin Alan Üyeler" şeklinde olduğunu, 2009 yılında davalı kooperatifin müvekkili de dahil olmak üzere bir çok kişiye "Anahtar Teslim Daire" satarak, üyelerin o zamana kadar ödediği paranın kat kat fazlasını baştan peşinen alıp, bu kişilerin dairelerini kuraya dahi sokmayıp (aidat ödeyen normal üyelerin daireleri kurayla belirlenmiştir), bu kişileri mevzuat hükümleri uyarınca anahtar teslim peşin üyelik satın alan sıfatıyla kooperatife üye yaptığını, 2012 yılına kadar herhangi bir aidat veya ödeme talebinde bulunmayıp, genel kurullarda "Anahtar teslimi üyelik payı alan" sıfatını kullanarak yapılan bu satışı zımnen kabul ettiğini, her ne kadar ilerleyen günlerde davalı tarafça 2009 yılında yapılan satış sözleşmesinin geçersiz olduğu ileri sürülmüşse de, sözleşme olsun veya olmasın müvekkiline yapmış olduğu ödeme karşısında belirli bir daire belirlendiğini, müvekkilinin anahtar teslimi üyelik payı satın alan olarak genel kurul tutanaklarına geçirildiğini ve kooperatife üye yapıldığını, 2012 yılındaki yönetim değişikliğine kadar da hiçbir şekilde müvekkilinden aidat talep edilmediğini, yani sözleşmenin geçerli olup olmamasının hukuken bir önemi kalmadığını, alınan genel kurul kararı uyarınca müvekkiline önce 27/04/2012 tarihinde bir ihtarname gönderildiğini, ardından aidat tahsili için müvekkili aleyhine Bursa 20. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2013/9430 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine yapılan itiraz neticesinde davalı kooperatif tarafından müvekkil aleyhine Bursa 2. Ticaret Mahkemesinin 2015/247 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, söz konusu yargılamada kooperatife ait ticari defterlerin incelendiğini ve birden fazla rapor alındığını, icra takibinde ödeme emri ile istenen miktar 129.807,00.-TL olup alınan bilirkişi raporlarında ise faiziyle birlikte en yüksek 67.773,00 TL en düşük 67.317,00 TL aidat borcu hesaplandığını, yani alacak belirlenebilir olmayıp, miktarı konusunda taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya intikal ettiğini, itirazın iptali davası devam ederken davalı kooperatif tarafından müvekkiline satılan 2433 ada 1-2 parsel üzerine yapılan A Blok 15 nolu bağımsız bölümün tapusunun müvekkiline verilmemesi nedeniyle Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1311 Esas sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil davası açılmış olup, davanın derdest durumda olduğunu, yine tüm bu süreçler devam ederken kooperatifin müvekkili ile aynı şekil ve şartlarda peşin parayla anahtar teslim üyelik satın alan diğer kişilere evlerini teslim etmesine rağmen müvekkile teslim etmemiş olması nedeniyle Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/68 E.-2020/455 K. Sayılı dosyasında kira tazminatı(ecri misil) davası açıldığını, söz konusu davanın kabulle sonuçlandığını, dosyanın şu an istinaf aşamasında olduğunu, devam eden yıllar için ikinci kez Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/986 Esas 2022/240 Karar sayılı dosyasında aynı dava açılmış olup, bu davada mahkemenin davanın itirazın iptali davasıyla birleştirilmesine karar verdiğini, aynı süreçte davalı kooperatifçe 02/04/2017 tarihli genel kurul kararı ile müvekkil aidat borcunu ödemediği iddiasıyla kooperatif üyeliğinden ihraç edildiğini, ihraç kararı üzerine müvekkil tarafından Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/570 Esas 2017/1040 Karar sayılı dosyasında "Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali" davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince "dosya kapsamında davacı üyeye yasaya ve ana sözleşmeye uygun biçimde ikinci ihtar çekildiğine dair belge olmadığı gibi davalı kooperatif dahi ikinci ihtarı çektiğini ileri sürmediğini, bu durumda alınan ihraç kararının kanuna ve ana sözleşmeye uygun olduğundan söz edilemeyeceğini, öte yandan davacı hakkında başlatılan ve üyelik aidat alacağına ilişkin olduğu söylenen ilamsız takibin itiraz üzerine durduğunu, itirazın iptali davasının halen derdest olduğunu, akçalı edimlerini yerine getirmeyen kooperatif üyesine çekilecek ihtarlarda ödenmesi istenen aidat borcu miktarı gerçeğe ve kayıtlara uygun olması gerektiğini, somut olayda aidat miktarının da nizalı olduğunu, ödeme ihtarlarında istenen meblağların miktarının da tereddütlü olduğuna göre itirazın iptali davası sonuçlanmadan ilk ihtarın dahi hukuka uygun gönderildiği belirlenemeyecektir. " gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, kabul kararına karşı kooperatifçe istinaf yoluna başvurulduğunu Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2017/62 Esas 2017/59 Karar sayılı kararı ile istinaf talebi "mahkeme kararı ve gerekçesi dosya kapsamı ile uyumlu olup verilen hükmün usul ve esasa uygun olduğu" gerekçesiyle esastan reddedildiğini, bu karara karşı davalı tarafça temyiz yoluna başvurulduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2018/549 Esas 2020/3995 Karar sayılı kararı ile temyiz itirazı reddedildiğini ve BAM kararının onandığını, yani davalı tarafından müvekkil hakkında daha önce de ihraç kararı verilip bu karara karşı açılan dava neticesinde genel kurul kararı iptal edilip iptal kararının onanarak kesinleştiğini, Kooperatif tarafından açılan itirazın iptali davası sonuçlanmadan davalı kooperatif yönetiminin davacıya itirazın iptali davasına konu olan icra takibinin kapsadığı dönemden sonrası için aidat borcu tahakkuk ettirdiğini ve ödeme hususunda kooperatif tarafından Ankara 18. Noterliğinin 24/02/2022 tarih 05496 yevmiye nolu ihtarnamesiyle birinci ihtarname, Ankara 18. Noterliğinin24/03/2022 tarih 07994 yevmiye nolu ihtarnamesiyle ikinci ihtarname gönderilmiş, her iki ihtarnameye de Bursa 10. Noterliğinin 22/03/2022 tarih 009818 yevmiye no ve 05/04/2022 tarih 011598 yevmiye nolu ihtarnameleriyle cevap verildiğini, davalı kooperatif yönetimi her ne kadar aidat borcunu ödemesi talebiyle ihtarname göndermiş ise de kötüniyetli olarak bu ihtarnamede ödeme yapılabilecek yeri dahi göstermediğini, bir hesap numarası bile vermediğini, bundan maksatları da daireyi teslim etmemeleri sonucunda açılıp kabulle sonuçlanan kira tazminatı davası sonunda alınan kararın devamında başlatılan icra takibi nedeniyle kooperatif parasını hacizden kurtarmak olduğunu, yine davalı taraf gerekirse mahsuplaşma talebini de geri çevirdiğini, kendilerine defaatle peşin üyeliklerinin mahkemelerce kabul edilmemesi ve mahkemelerce borçlu bulunma halinde borcu ödemeye hazır olduklarını, müvekkili ile aynı durumda olan Elif Korucuer gibi diğer üyelere dairelerinin kooperatif tarafından teslim edilmiş olması nedeniyle müvekkilinin üyeliğine karşılık gelen daireyi teslim etmelerinin gerektiğini, kendileri tarafından açılmış olan birinci itirazın iptali davasının bitmesi durumunda karar gereğinin yapılacağını belirtmelerine rağmen o dava sonuçlanmadan sonraki dönem için borç tahakkuk ettirdiklerini, bütün amaçlarının davacıyı üyelikten çıkarabilmek ve davacının üyeliğine karşılık gelen daireyi 3.bir kişiye satıp haksız kazanç elde etmek olduğunu, zira yargılama konusu taşınmazın bulunduğu bölgede daire fiyatlarının 2015 yılından sonra fahiş oranda artmış olup, kooperatif bir yandan müvekkiline ödediği parayı faizi ve yaptığı yatırım karşılıksız kaldığı için uğradığı zararla birlikte iade etmezken, bir yandan da aynı daireyi gerçekte sattığı fiyatın neredeyse 15-20 katı fiyatla yeniden satmak istemekte olup, bu şekilde tamamen kötü niyetle hareket etmekte olduğunu, anılan nedenlerle Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/312 Esas sayılı dosyasında davalı kooperatif aleyhine menfi tespit davası açıldığını, menfi tespit davası daha önce davalı tarafından açılan Bursa 2. Ticaret Mahkemesinin 2015/247 Esas sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davası ile birleştiğini, yani davalı kooperatifin daha önce göndermiş olduğu ve yargılama sonucu kesin kararla iptal edilen ilk ihraç kararına dayanak olarak kullandığı ihtarname ve sonrasında gönderilen 2 adet ihtarnamede borç miktarları çelişkili olup, bu ihtarnamelere yönelik açılan itirazın iptali ve menfi tespit davaları da halen derdest durumda olduğunu, bu yargılamalarda alınan bilirkişi raporlarında da ihtarnamelerde belirtilen borç miktarının altında bedeller ileri sürülmekte olduğunu, davalı kooperatifin göndermiş olduğu ihtarnamelere cevaben davacının kooperatiften kira tazminatı alacağı olduğu, bunların mahsup edilmesi gerektiği bildirilmişse de, kooperatif tarafından bu mahsuplaşma işlemi de yapılmadığını, üyelikten ihraç kararı alınabilmesi için gönderilen ihtarnamelerdeki borç miktarının gerçek borç miktarı olması şart olduğunu, borç miktarında ihtilaf olması bir yana, mahsup işlemi de yapılmadığından itirazın iptali ve menfi tespit davalarının müvekkili aleyhine sonuçlansa dahi, dava konusu ihraç kararının dayanağı olan ihtarnamelerde belirtilen borç miktarlarından müvekkilinin alacağı mahsup edilmediğinden, yazılı rakamların gerçek borç miktarını yansıtmadığını, bu halde üye hakkında üyelikten ihraç kararı verilemeyeceğini, Müvekkilin aidat borcuna ilişkin olarak açılmış dava Bursa 2.ATM'nin 2015/247 Esas sayılı dosyası olup itirazın iptali davasına ilişkindir. Daha sonra bizim tarafımızdan açılan menfi tespit davası Bursa 2. ATM'nin 2021/312 Esas sayılı dosyası olup menfi tespit davasının daha sonra bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş olup Bursa 2.ATM'nin 2015/247 Esas sayılı dosyası halen derdesttir. Müvekkilin ortaklığa kabul edildiği 2009-2012 yılları arasında kendilerinden hiç aidat talep edilmemiş olup biz en fazla müvekkillerin kooperatife bir katkı payı alacağı ya da alt yapı giderleri diye tabir edilen giderlere katılımının söz konusu olabileceği yönünde savunmalar verdiğini, davalı tarafça 2009 ve 2012 yılları arasına ilişkin ticari defteler düzenli bir şekilde sunulmadığı için halen bilirkişi raporu aşaması tamamlanmadığını ve dosyanın halen karara çıkmamış olup Yargıtay kararlarına göre aidat borcuna ilişkin ihtilaf sürerken genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarmaya ilişkin karar alınamayacağı için alınan genel kurul kararının iptali gerektiği düşüncesinde olduklarını, ihraç kararının iptaline ilişkin daha önce açmış oldukları davanın Bursa 1.ATM'nin 2017/570 Esas 2017/1040 Karar sayılı dosyası ile görüldüğünü, usulüne uygun ihtarname çekilmediğinden davanın kabulüne karar verildiğini ve kesinleştiğini, burada da yine gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun olmayıp ödeme yerinin belirtilmediğini, rakamların net olarak belirtilmediğini, ayrıca yine kendilerinin ecri misil alacaklarının mahsup edilmediğini ecri misil alacaklarına ilişkin de davalar ve icra takipleri mevcut olduğunu, bu nedenle gerçek alacak miktarı tam olarak belirtilmediğinden üyelikten çıkarma kararlarının hem usulden hem esas olarak yerinde olmadığını, ecri misil alacaklarına ilişkin davalar Bursa 2.ATM'nin 2016/68 Esas 2020/455 Karar sayılı, Bursa 3.ATM'nin 2020/986 Esas 2022/240 Karar sayılı dosyası olup 3.ATM'nin 2020/986 Esas sayılı dava dosyası Bursa 2.ATM'nin 2015/247 Esas sayılı dosyası ile birleştiğini, bu 3 dosyanın derdest olduğunu belirterek öncelikle kooperatifin taşınmazı devretmesi halinde dava konusu üyeliğin bir karşılığı kalmayacağından işbu davanın açıldığına dair Bursa ili Nilüfer ilçesi Özlüce Mahallesi 2433 Ada 3 Parsel A Blok 15 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kaydı üstüne şerh düşülmesi için Nilüfer Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, davanın kabulü ile S.S. ... Konut Yapı Kooperatifinin 08/05/2022 tarihli 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının 8. Maddesinde bulunan üyelikten çıkarmaya ilişkin genel kurul kararının iptaline, davacının S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi üyesi olduğunun tespitine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini

talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu alacağın ne kadarının anapara ne kadarının takip tarihine kadar işlemiş faiz olduğunun belli olmadığını, hangi yıl ve ayın aidat borcunun belli olmadığını ve hangi genel kurul kararlarına dayandığının belli olmadığını, kooperatif ile 23.06.2009 tarihinde satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, daireyi peşin para ödeyerek satın aldığını üye olmadığını, 14.04.2012 tarihli genel kurulda '' anahtar teslimi üyelik payı alanlardan noterden ihtar çekilerek mevcut ortakların şimdiye kadar ödedikleri ortak ödentilerin tamamının tahsili'' şeklinde karar alındığı faiz oranının fahiş olduğunu, eski yönetimin hatalarından kaynaklanan borçlardan kurtulmak için kaynak yaratılmaya çalışıldığını, iddia ettiğini, davacı yanın dava dilekçesinde Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/247 E. Sayılı dosyasına tarafımızca 17.06.2015 tarihli dava dilekçesinde ''Daireleri Peşin Alan Üyeler'' listesinin tarafımızca sunulduğu iddia edilse de ilgili dosyanın dava tarihi 18.07.2014 olup nitekim taraflarına böyle bir liste sunulmadığını, bununla birlikte yine aynı mahkemenin 2015/247 E. Sayılı dosyası içerisine kazandırılan onlarca bilirkişi raporundan sadece birini dayanak alması ve davacı yanın halen derdest olan bir dosyada kendince hüküm vermesi suretiyle aidat borcunu belirleyerek mahkemenize sunması taraflarınca kabul edilemeyeceğini, Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyasında davacı yan tarafından 08.05.2015 tarihinde Kooperatifin Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Başkanlıklarına sunduğu dilekçede “Anahtar teslimi peşin para ile Kooperatif üyeliği olanların Genel Yönetim Giderleri ve Alt Yapı Katılım Paylarından hisselerine düşecek masraflar hariç olmak üzere Kooperatife ait aidat ödememeleri gerektiği hususunun genel kurulun oylarına sunulması” ve “gündeme ilave edilmesi ve bu yönde karar alınmasını” talep ettiğini , kooperatif üyesi olmayan bir kişinin, Kooperatif Genel Kurulu gündemine madde eklenmesi ve bunun Genel Kurulda oylamaya sunulması için talepte bulunması Kooperatif üyesi olduğunun açık ikrarı ve kesin delili olduğunu, davacı tarafın bu yönüyle de HMK'nın 29. ve TMK Md. 2 de hüküm altına alınan dürüstlük kuralına aykırı biçimde kötü niyetle hareket ettiğini, hatta davacı tarafın talebinin 31.05.2015 tarihli Genel Kurul Tutanağından da anlaşılacağı üzere,gündeme alındığını ancak; bu hususun 1163 Sayılı Kooperatif Kanununun 46. Maddesine aykırı bulunduğu gerekçesi ile genel kurulca reddedildiğini, tüm bunlarla beraber davacının kooperatif yönetimine vermiş olduğu dilekçede daireyi bütün hak ve vecibeleri ile birlikte devralma iradesi açıkça ifade edildiğini ve davacının herhangi bir muaflık durumu talebi bulunmadığını, bu dilekçeye istinaden kooperatif yönetimince 23.06.2009 tarihli 279 sayılı kararıyla davacının talebi uygun olarak üyelik kaydı yapılmış olup, kooperatifin diğer üyeleri gibi davacının kooperatif üyesi olarak hak ve yükümlülüklerinin başlamış olduğunu, davacının Kooperatif üyesi olduğu ve bu dairenin de kendisine Kooperatif üyesi olması sebebiyle verildiğinin tartışmasız olduğunu, Kooperatifler Yasası' nın 23. maddesi hükmü açık olup "ORTAKLAR BU KANUNUN KABUL ETTİĞİ ESASLAR DÂHİLİNDE HAK VE VECİBELERDE EŞİTTİRLER." ilkesi gereğince davacının da diğer ortaklarca ödenen bedeli ödemesi gerektiği açık olduğunu, Koop. K. nun23. ve 35. maddeleri gereğince tüm ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olup, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu GENEL KURUL GÜNDEMİNE ALARAK, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmekte olduğunu, ortakların eşit konumda olması ilkesinin dışına çıkılabilmesi için yönetim kurulu değil genel kurul kararı olması gerektiğini, davacının elinde bu konuya ilişkin bir genel kurul kararının bulunmadığının ortada olduğunu, ayrıca bu yolda bir Genel Kurul kararı olsa dahi kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam etmekte olduğunu, davacı yan dava dilekçesinde ilk olarak 27.04.2012 tarihinde ihtarnamenin gönderildiği ardından aidat tahsili için tarafımızca Bursa 20.İcra Dairesi Müdürlüğü'nün 2013/9430 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve sonrasında tarafımızca itirazın iptali davası açıldığını sonrasında tarafımızca 02.04.2017 tarihli genel kurul kararı ile müvekilinin ihraç edildiğini ve konu ile ilgili olarak sonrasında '' Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali'' davası açtığını ve sonuç olarak davaların derdest olduğunu ve alacak miktarlarında bu yüzden uyuşmazlık olduğunu beyan etmişse de belirttiği İşbu dosyaların dayanağını oluşturan aidat borçlarının dönemi (2012 yılı öncesi) ile tarafımızca gönderilen ihtarnamelerde belirtilen dönemler (2012 yılı sonrası) birbirinden ayrı olup davacı yanın iddiaları ve derdestlik itirazı haksız ve mesnetsiz olduğunu, nitekim taraflarınca davacı yana gönderilen 1.ve 2.İhtarnamelerde özellikle; '' Kooperatif tarafından daha önce hakkınızda başlatılan icra takipleri ve açılan itirazın iptali davalarına ilişkin her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla...'' denilmiş olup salt bu ibare bile dava dilekçesinde belirtilen derdestlik konusunun gerçek dışı birer iddiadan ibaret olduğunu göstermekte olduğunu, bununla birlikte davacı yan tarafından dava dilekçesinde; '' Davalı kooperatif yönetimi her ne kadar aidat borcunu ödemesi talebiyle ihtarname göndermiş ise de kötüniyetli olarak bu ihtarnamede ödeme yapılabilecek yeri dahi göstermemiş, bir hesap numarası bile vermemiştir.Bundan maksatları da daireyi teslim etmemeleri sonucunda açılıp kabulle sonuçlanan kira tazminatı davası sonunda alınan kararın devamında başlatılan icra takibi nedeniyle kooperatif parasını hacizden kurtarmaktır.'' şeklinde iddialarını kabul etmemekle birlikte sabit olduğu artık bilinen aidat borcunun ödenmesini isteyen her kimse müvekkil kooperatife ulaşarak makbuz kesilmesi suretiyle pek tabii ödemesini yapabileceği bilinmekte olduğunu, yine davacı yan tarafından her ne kadar dava dilekçesinde geçirilen Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/247 E. Sayılı dosyası ile ( Davacı/Birleşen Dosya Davalı : S.S. ... KYK - Davalı/Birleşen Dosya Davacı : ...) tarafımızca itirazın iptali davası açıldığını beyan etmişse de ilgili mahkeme dosyası ile birleştirilen 2021/312 E. Sayılı dava dosyası ile müvekkil kooperatife karşı menfi tespit davası açılmış olup davacı yanın işbu dava dilekçesinde beyan ettiği hususlar ile açılan menfi tespit davası sonuç olarak TMK m.2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde hareket ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde taraflarınca gönderilen ihtarnameler konusunda;'' Davacının davalı kooperatiften alacakları mevcut olup, bu alacaklar ihraç kararına dayanak ihtarnamede belirtilen borç miktarlarından düşülmemiş, mahsuplaşma yapılmamıştır. Bu şekilde ileri sürülen borç miktarının gerçek borç miktarını yansıtma ihtimali yoktur. Bu nedenle yukarıdaki hiçbir açıklama kabul edilmese dahi, mahsuplaşma işlemi yapılmadığından ihtarnamedeki borç miktarının gerçek borç miktarını yansıtmadığı, bu şekilde gönderilen ihtarnamenin de üyelikten ihraç kararına dayanak yapılamayacağı açıktır. '' şeklinde beyanda bulunulmuş ise de işbu iddialar gerçeği yansıtmadığını, akçalı edimlerini yerine getirmeyen kooperatif üyesine çekilecek ihtarlarda ödenmesi istenen aidat borcu miktarının gerçeğe ve kayıtlara uygun olması gerektiğini, ihtarnameler incelendiğinde görüleceği üzere taraflarınca gönderilen ihtarnamelerin son derece açık ve net olduğunu, davacı taraf her ne kadar müvekkil kooperatif tarafından alınan genel kurul kararının kanuna aykırı olduğu ileri sürülmüşse de bilindiği üzere; 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesinde “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler" hükmüne yer verildiğini, davacı yan tarafından 08.05.2022 tarihli olağan genel kurul kararında davacının üyeliğinin ihracına ilişkin olan 8. Numaralı kararının iptali talep edilmişse de aidat ödemesi yapmayanların üyelikten çıkarılabileceği 14.04.2012 tarihli Genel Kurul’un 12. maddesi ile kabul edilmiş, buna göre aidat borcunu ödemeyenlerin üyelikten çıkarılabilecekleri hususunun kesinlik kazandığını belirterek 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve MK nın 2. maddesine aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, ; Davalı kooperatifin 08/05/2022 tarihli genel kurul toplantısının 8.maddesinde alınan üyelikten çıkarmaya ilişkin genel kurul kararının iptali gerekip gerekmediğine ilişkindir.

Mahkememizce davacı vekilinin en beyanında sözü ediklen müvekkili ile ilgili daha öne açılmış üyelikten ihracına ilişkin kararın iptali davası, davalı kooperatifin aidat alacaklarına ilişkin itirazın iptali davası, bu dosya ile birleştirtmesine karar verilen davacı yanın açmış olduğu menfi tespit ve karşılık ecri misil alacaklarına ilişkin dava dosyalarının bu dosya içerisine celbi için yazılar yazılmasına, daha önce celp edilen dosyaların tam bir örneğinin dosyamız içerisine yazdırılarak alınmasına, akabinde bilirkişi incelemesi konusunda daha sonra karar oluşturulmasına karar verilmiş, geçen celse ara kararı ile dosyamız içerisine celbedilen mahkememizin 2020/986 Esas sayılı dosyası ile Bursa 1. ATM'nin 2017/570 Esas ve Bursa 2.ATM'nin 2015/247 Esas sayılı dosyası, Bursa 2.ATM'nin 2021/312 Esas sayılı dosyası, Bursa 1. ATM'nin 2016/68 Esas, Bursa 2. ATM'nin 2016/68 Esas sayılı dosyalarının dosyamız içerisine geldiği anlaşıldığından dosyanın bir SMMM bilirkişi ...'e 1.800,00 TL ücret ile tevdi ile dosya kapsamına uygun iddia ve savunmalar yönünden rapor aldırılmasına karar verilmiş, geçen celse ara kararı ile bilirkişi incelemesine karar verildiği, bilahare davacı vekilinin ara karardan dönülmesi talepli dilekçe ibraz ettiği ve davanın esası ile ilgili 20/03/2023 tarihli dilekçesi ve eklerini dosyaya ibraz ettiği, davacı vekilinin 03/02/2023 tarihli dilekçesinde yer alan beyan ve talepleri dosya kapsamına göre yerinde görülmekle bilirkişi incelemesine yaptırılmasına dair mahkememiz önceki celse ara kararından dönülmesine karar verildiği, davacı vekilinin duruşmada alınan beyanında taraflar arasında alacak borç ilişkisi çekişmeli olduğu için ve bu konuda yargılamalar devam ettiği için ihraca ilişkin kararın yerinde olmadığı, bu kararın hukuka aykırı olduğuna dair içtihat kararlarını sunduklarını, araştırılaması gereken başka bir husus olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettikleri, davalı vekili beyanında ise ikinci ihraç konusu önceki davada verilen ihraç konusunun tamamen dışında 2012 yılından sonraki borçlara ilişkin olarak ve genel kurullarda alınan kararlara dayalı borç nedeni ile olup buna ilişkin açılmış menfi tespit davalarında da borçlu olduklarının tespit edildiğini, en azından 2. ATM'de görülen bu dosyanın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, aksi halde davanın reddi gerektiğini, davacı vekilinin daha sonra davalı vekilinin bahsettiği dönemden sonra da kendilerinin de beyan ettiği üzere alacağın ihtilaflı olduğunu, dolayısıyla başlangıçtaki iddialarının doğrulanmakta olduğunu, davamızın kabulüne karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.

Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılması konusundaki önceki celse ara kararımızdan 22/03/2023 tarihli celse ara kararı ile rücu edildiği anlaşılmakla rücu ara kararında yazılı gerekçe ile yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına yer olmadığına, davalı vekilinin bu konudaki talebinin ve dosya kapsamına göre uygun görülmeyen bekletici mesele taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Kooperatifler kanunu 59. Madde "Temsile yetkili şahıslar kooperatif namına onun amacının gerektirdiği bütün hukuki işlemleri yapabilir." şeklinde olup, kooperatif başkanı kooperatif adına ve kooperatifi temsilen tüm hukuki işlemleri yapabilecektir. Bu kendisine yasa ile tanınan bir yetki ve görevdir. Yine aidat borçlarının ne şekilde ödeneceği hususu kanunda ve esas sözleşmede açıkça yazılı olmadığından genel hüküm niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu'nun ifaya ilişkin hükümleri uygulanacaktır.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davalı kooperatifçe davacıya aidat borcunun olduğu iddiasıyla ihtarname gönderildiği, bunun üzerine davacı tarafça söz konusu borç iddiasına yönelik Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemeisnin 2021/312 Esas sayılı dosyasında 08/04/2021 tarihinde menfi tespit davası açıldığı, ihtarnamede ileri sürülen borçlara yönelik taraflarınca menfi tespit davası açıldıktan sonra davaya konu borç iddiaları ileri sürülerek 08/05/2022 tarihli Olağan Genel Kurulunda davacı hakkında ihraç kararı alındığı, yani ihraç kararına konu yeni döneme ilişkin aidat borcuna yönelik olarak taraflar arasında, ihraç kararından önce açılmış olan derdest bir menfi tespit davası bulunduğu, bu davada henüz herhangi bir karar verilip kesinleşmediği, dolayısıyla taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin ihtilaflı olduğu, borcun var olup olmadığı değil, varlığı ve miktarı konusunda ihtilaf bulunması ve bu konunun ihraç kararından önce yargıya taşınmış olması halinde, üye hakkında her ne olursa olsun ihraç kararı verilemeyeceği, yani davacının borçlu olduğu tespit edilse dahi, salt davanın derdest oluşunun ihraç kararı verilmesine engel olduğu, bu nedenle davalının iddiaları hukuka aykırı olduğundan alınan ihraç kararında hukuka uyarlık bulunmadığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ ile, Davacının ihracına ilişkin davalı kooperatifin 08/05/2022 tarihli olağan genel kurulun 8 nolu maddede yazılı kararın İPTALİNE,

2.Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 179,90.-TL harçtan peşin yatırılan 80,70.-TL harcın mahsubu ile bakiye mahsubu ile bakiye 120,60.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA,

3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 uyarınca belirlenen 9.200,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yapılan 326,15.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara İADESİNE,

Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/04/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye 153211

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

DAVACI TARAFÇA YAPILAN

YARGILAMA GİDERLERİ DÖKÜMÜ.

80,70 TL BVH.

80,70 TL PH.

164,75 TL TEB. VE POSTA GİD.

TOPLAM : 326,15.-TL

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog