Esas No
E. 2011/6460
Karar No
K. 2012/5320
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

12. Ceza Dairesi

E. 2011/6460 K. 2012/5320 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2011/6460, K. 2012/5320, T. 23.11.2004
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2011/6460
Karar No
2012/5320
Karar Tarihi
23.11.2004
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

12. Ceza Dairesi         2011/6460 E.  ,  2012/5320 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi

Davacılar : ... (kendi adına asaleten, çocuklarına velayeten)

Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat

Hüküm : Manevi tazminatın REDDİNE, 4.076,92 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dairemizce benimsenen görüşe göre; asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedilmiş olması karşısında hesaplamada hafta sonu tatili, dini ve milli bayram tatilleri nedeniyle indirim yapılamayacağının dikkate alınmaması,

Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, bu cihetin yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki maddi tazminatın 4.773,33 TL'ye çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/02/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY:

Davacı mirasçıları tarafından 466 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin ise bu hakkın kişiye bağlı bir hak olması nedeniyle reddine karar verilmiş, Dairemizce karar miktar yönünden düzeltilmek suretiyle onanmıştır.

Konunun müzakeresi sırasında, üç farklı görüş ileri sürülmüş; konuyu bugüne kadarki uygulamalara uygun olarak değerlendiren sayın üyeler, gerek maddi gerekse manevi tazminat davasının mirasçılar tarafından açılamayacağı, çoğunluk görüş sahipleri, yerleşik yargısal kararlara aykırı olmakla birlikte maddi tazminat isteminde bulunabileceklerini, üçüncü görüş ise şartları mevcutsa mirasçılar tarafından da gerek maddi gerekse manevi tazminat talebinde bulunulabileceği şeklindedir. Savunulan her üç görüşün de, gerek teoride gerekse yargısal kararlarda dayanakları bulunmaktadır. Bizi bugüne kadarki yerleşik uygulamaya aykırı bir şekilde düşünmeye sevk eden, görüşümüzün gerekçelerini kısaca şu şekilde belirtmek mümkündür.

1.466 sayılı Kanunun, yasalaşma sürecinde tasarıda yer alan; “Tazminat talebi şahsa bağlı bir hak olup, devir ve temlik edilemeyeceği gibi mirasçılara da intikal etmez.” şeklindeki 6. madde verilen bir önerge ile hukuka aykırı görülerek madde metinden çıkarılmıştır.

2.Bu kanunla amaçlanan, kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararların telafisi olduğuna göre, mirasçı olmak sıfatıyla bu işlemlerden etkilenen kişilerin tazminat hakkının bulunduğunu kabul etmek yasaya aykırılık oluşturmayacaktır. (Bkz. Hakan Hakeri; Haksız Yakalanan ve Tutuklananlara Tazminat verilmesi, sh. 116 vd.)

3.Bu davalarda Türk Medeni Kanunun 25/4 . maddesi hükmünün de uygulanması imkanı bulunmamaktadır.

4.Doktrinde de, manevi tazminat talebinin mirasçılara intikal edip etmeyeceği konusu tartışmalı olup, bunun şahsa bağlı bir hak olduğunu kabul edenler mirasçılara geçmeyeceği yönünde görüş belirtirken, mameleki nitelikte bir hak olduğunu kabul edenler ise diğer alacaklar gibi mirasçılara geçeceğini belirtmektedir. Bu görüş sahiplerince, kişiye bağlı olan hak ihlal edilen değer olup, talep edilen manevi zarar değildir.

5.Nitekim daha önceleri 466 sayılı Yasadan kaynaklanan tazminat taleplerinde faize hükmedilmeyeceği kesin bir kabul görmüşken, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 16.07.2004 gün ve 2000-2892 sayılı kararı ile başlattığı ve Ceza Genel Kurulunca bu kararın haklı görülerek, karara yönelik itirazın 23.11.2004 gün ve 177/203 sayı ile reddi üzerine, tazminat alacaklarına faiz yürütülmeye başlanmıştır.

Açıkladığım nedenlerle, gerek Anayasanın 19/son maddesi hükmü, gerekse 466 sayılı Kanundaki zarar görenler ifadesinin geniş yorumlanması suretiyle konunun çözüme kavuşturulması ve kısıtlayıcı hükümler olmadığı sürece konunun uluslararası yargı organlarının müdahalesine ve bireysel başvuru hakkının kullanılmasına gerek kalmaksızın çözümlenmesi gerektiği görüşüyle çoğunluğun yerleşik uygulamaya ters olmakla birlikte onu biraz daha ileriye taşıyan görüşüne iştirak etmemekteyim.

İlgili Mevzuat & Etiketler
REDDİNE Yargıtay Ceza Ceza Hukuku 466 sayılı Kanun K466 md.6
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog