4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/884
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2021
NUMARASI: 2020/194 Esas - 2021/993 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/10/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın, Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05/11/2012 tarih ve 2012/392 sayılı ihtiyati haciz kararı gereğince, müvekkili hesabına annesi tarafından aktarılan 204.281 Euro üzerine ihtiyati haciz koydurduğunu, davalı banka tarafından açılan tasarrufun iptali istemli İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/282 E, 2018/125 Karar sayılı kararıyla kabul kararı verildiğini, kararın infaz edilerek müvekkili hesabındaki paranın tahsil edildiğini; mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi sonrasında kaldırıldığını ve bu kararın Yargıtay'dan geçerek onanıp kesinleştiğini; haksız ihtiyati hacizden kaynaklı davalı bankanın müvekkili hesabında bulunan 204.281 Euro anapara ile getirisi 13.913,86 Euro'yu müvekkiline aynen iade etmesi gerekirken, 21/01/2020 tarihinde 888.052,41 TL'sini iade ettiğini, davalı bankanın kur farkından ve anapara getirisinden kaynaklı eksik ödeme yaptığını, bu sebeple eksik ödenen 341.721 TL ve anapara getirisi 13.913,86 Euro'nun tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından başlatılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiş; Birleşen davada dava dilekçesinde ise; Haksız ihtiyati haciz kararı nedeniyle müvekkili hesabında bulunan paraya el konulması nedeniyle zarara uğradığını, davalının tahakkuk ettirdiği faizin müvekkili zararını karşılamadığını, Devlet Bankalarının yıllık vadeli hesap için uygulanan en yüksek faiz üzerinden hesaplanan faiz getirisinden davalı tarafça tahakkuk ettirilen faizin düşümü sonrası müvekkili zararının 41.526,14 Euro olduğunu ileri sürerek 41.526 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçelerinde özetle; Müvekkilinin mahkeme kararına dayalı alacağını tahsil ettiğini, herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkili bankanın muhtırada yazılı olan sürede tahsil ettiği parayı icra dosyasına iade ettiğini, temerrüt gerçekleşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen alacak kalemlerinin haksız ve hukuki dayanağı olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş, asıl dava yönünden davacının kötüniyet tazminatına mahkumiyetini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Asıl davanın Kabulü ile, a)Davalının İst. ...İcra Müd.nün ... Esas Sayılı dosyasındaki borca yönelik itirazının iptali ile takibin talepnamedeki koşullar ile devamına, b)İtirazın iptaline karar verilen miktar yönünden %20 oranında hesaplanan 88.229,00 TL icra inkar tazminatının davalından alınarak davacıya ödenmesine, Birleşen İstanbul 14.ATM.nin 2020/209 Esas Sayılı Dosyasındaki davanın Kısmen Kabulü ile, a-32.487,49 Euro'nun 21/01/2020 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a.maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacının birleşen davaya ilişkin fazlaya ilişkin isteminin reddine," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Karar gerekçesinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz sebebine dayalı maddi tazminat davasıdır. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür (Emsal Yargıtay 4. HD nin 06/02/2019 gün ve 2016/14413 E- 2019/483 K.sayılı ilamı). Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler uyarınca; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerçek zarar ilkesine göre değerlendirme yapılmış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.