Esas No
E. 2023/16221
Karar No
K. 2023/12846
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Malvarlığı

6. Ceza Dairesi         2023/16221 E.  ,  2023/12846 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2012/413 E., 2022/487 K.
SUÇLAR: Nitelikli yağma, silahlı örgüte üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, Onama
A. Sanık ...

hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyiz istemi incelenmesinde,

Sanığın yokluğunda verilip, sanığın son ve mernis adresinde annesine 30.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra, 16.03.2023 tarihinde eski hale getirme talebiyle temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık müdafinin eski hale getirme istemi yerinde görülmediğinden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ...

hakkında silahlı örgüte üye olma, sanıklar ... ve ...'nun katılan ...'na yönelik nitelikli yağma, sanıklar ..., ..., ..., ...'ın ve katılan ...'na yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri incelendiğinde,

1.Sanık ... hakkında silahlı örgüte üye olma suçundan hüküm kurulurken, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.2021 tarihli, 2017/6-1018 Esas ve 2021/147 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın örgüt üyeliğine yönelik eylemleri ve buna ilişkin delillerin neler olduğunun gerekçede belirtilmediği, sanık ...’in üzerine atılı suç ile delillerin ilişkilendirilip tartışılmadığı, esas alınan ve reddedilen delillerin neler olduğunun, delillerle sonuç arasındaki bağın ne olduğunun ve niçin bu sonuca varıldığının gösterilmediği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi," düzenlemesine muhalefet edilerek, Anayasa'nın 141 inci ve 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 ve 232 nci maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçe içermeden yazılı şekilde karar verilmesi,

2.Dosyadaki mevcut delil durumuna göre örgüt yöneticisi olmaması durumunda sanık ...'nun, katılan ...'na yönelik nitelikli yağmaya iştiraki şüpheli kalmışsa ve (1) numaralı bozma sebebi netleştikten sonra karar verilmesi gerekirse de, 5271 sayılı Kanun'un 307 inci maddenin dördüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca direnme üzerine verilen kararlar kesindir, 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine verilen kararların bağlayıcı olup olmadığı hususunda yasal düzenleme yok ise de, yargıtay yerleşik içtihatlarınca bağlayıcı olması kabul edildiğinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca yağma nitelikli kabul edilmekle, hangi nitelikli hallere girdiğinin belirlenmediği anlaşılmakla sanıklar yönünden yapılan incelemede, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki nitelikli halin uygulanabilmesi için,

Doktrinde ki görüşe göre, failin silahlı olması tek başına bu suçun işlenmesi için yeterli değildir. Yağmanın silahlı işlendiğinin kabul edilebilmesi için bu silahın (veya silah sayılan vasıtanın) kullanılması da gerekir. Mağdurun bu silahtan korkması ve bunun etkisi ile direncinin kırılması gerekir.

Ceza Genel Kurulunun 2018/14-7 E., 2022/161 K. sayılı ilâmı; “...Bu nitelikli hâlin uygulanması bakımından suçun “silahla işlenmesi” ile anlaşılması gereken, silahın fiilin icrası sırasında ve bunu gerçekleştirmek için kullanılmış olmasıdır. Olayın gerçekleştiği yerde veya failin üzerinde silah bulunması, yani salt silahın varlığı bu nitelikli hâlin uygulanması bakımından yeterli değildir. Ancak fail bu suçu işlemek amacıyla silah kullanabileceği yönünde mağdurda korkuya sebep olup silahın varlığından yararlanarak mağdurun hürriyetini kısıtlıyor ise bu nitelikli hâl uygulanacaktır. Bu yararlanmanın ne şekilde ve hangi aşamada gerçekleştiğinin bir önemi bulunmamaktadır...” şeklinde kabul edilmektedir. Somut olay incelendiğinde; sanıkların silah göstererek tehdit ettikleri veya katılanın silahı görerek korktuğu, direncinin kırıldığına ilişkin delil bulunup bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki nitelikli hal açısından somut olay değerlendirildiğinde, sanık ...’in aracılar vasıtasıyla "Biz bu dükkanları boşaltmıyoruz, bu dükkanların bize satılacağı yönünde ..., ... ... ve ... söz vermiştir, bu söz yerine getirilecek aksi takdirde biz buraları almasını biliriz." diyerek tehdit ettiğinin mahkeme tarafından kabul edildiği, sanık ...'in katılanın tehdit edildiği sırada bulunmadığı anlaşılmakla (1) numaralı bozma sonucuna göre tekrardan değerlendirilmesi gerektiği halde, müşterek fail sıfatı ile hareket edip eyleme katıldığı yönünden delillerin tartışılmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki nitelikli halin uygulanabilmesi için,

Bu nitelikli hâlden cezalandırılabilmesi için üç şartın birlikte bulunması aranacaktır. Öncelikle kanunun metni ve gerekçesinde de açıkça anlaşıldığı üzere “ var olan veya var sayılan bir suç örgütünün olması” aranacaktır. Sonra bu suç örgütünün korkutucu güce sahip olması, kişiler üzerinde endişe ve korku yaratmaya elverişli bir san (ünvan) olması aranacak, son olarakta failin bu suç örgütün adını, ünvanını kullanarak onun insanlar üzerinde oluşturduğu korkutucu gücünden yararlanılarak kendine menfaat sağlanması gerekecektir. Failin toplumda korku duyulan var olan veya var sayılan suç örgütünün adını kullanarak yağma yapması gerekir. Ancak somut olayımızda, var olan var sayılan bir suç örgütü olduğuna veya örgütün adı veya ünvanının kullanıldığına ilişkin dosyada iddia ve delil bulunup bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendindeki nitelikli halin uygulanabilmesi için, Kanun metni “Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla“ şeklinde açıkça örgüt yararına işlenmesi gerektiğini belirtmiş Madde gerekçesinde de “yağma suçunun suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla işlenmesi, söz konusu suçun nitelikli unsurunu oluşturmaktadır” şeklinde gösterilmiştir.

Doktrinde, suçun temel şekli (TCK 148. m. ) ve diğer nitelikli haller (birden fazla kişi, silahla, geceleyin vs) açısından önemli olmasa da bu nitelikli halin (TCK 149/1-g) uygulanabilmesi için failin suç işlemek için oluşturulan var olan suç örgütüne yarar sağlamak kastıyla hareket etmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Failin örgüte yarar sağladığını bilip istemesi en azından bilebilecek durumda olması gerekir. Bu nitelikli unsurun varlığı için, örgüte yarar elde etmek maksadıyla hareket edilmesi gerekir. (f) ve (g) bentlerinin bir arada bulunması fiilen mümkün değildir. f bendinde örgütün adı kullanılarak kendisine menfaat sağlama gerekir. Oysa (g) bendinde doğrudan örgüte yarar sağlamak için hareket edilmesi gerekir.

Sonuç olarak, bütün bu hususlar tartışıldıktan sonra, sanıklar hakkında kabul edilecek nitelikli hallere göre 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine göre karar verilmesi gerekirken, tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi,

3.Sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde uygulanan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının, (1) numaralı bozma hususu değerlendirildikten sonra uygulanıp uygulanamayacağı konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulanmasına karar verilmesi,

4.5271 sayılı Kanun'un 307 inci maddenin dördüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca direnme üzerine verilen kararlar kesindir, 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine verilen kararların bağlayıcı olup olmadığı hususunda yasal düzenleme yok ise de, yargıtay yerleşik içtihatlarınca bağlayıcı olması kabul edildiğinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kabul edilmekle, hangi nitelikli hallere girdiğinin belirlenmediği anlaşılmakla sanıklar yönünden yapılan incelemede,

Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında katılan ... ...na yönelik suçu silahla ve birden fazla kişi tarafından birlikte işledikleri kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 109/2 ve 3-son uyarınca cezanın belirlendiği, ancak sanıkların eylemi gerçekleştirirken silah kullandıklarına dair iddianın varlığı ile buna dayanılan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi yapılmadan, sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile silahla işlendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de,

5.Sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1.a.c.d.f.g.son maddesi uyarınca belirlenen 13 yıl hapis cezasından aynı Kanun'un 35/2. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılması sırasında, sonuç cezanın 9 yıl 9 ay yerine, 9 yıl 3 ay olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafi, sanık ..., sanık ...'ın temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,

5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış hakkının korunmasına,

28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.