Esas No
E. 2022/3949
Karar No
K. 2023/7422
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2022/3949 E.  ,  2023/7422 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/209 E., 2021/252 K.
KARAR: Kısmen kabul

Taraflar arasında görülen rücuan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili, Emekli sandığı iştirakçisi ...'ın 21.09.2007 tarihinde davalı...ojistik firması adına kayıtlı davalı ...'un kullandığı araç ile müteveffa Aladdin Orhan idaresindeki ... adına kayıtlı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada vefat ettiğini, bununla ilgili Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/66 E sayılı dosyası ile yapılan yargılamada mahkumiyetine karar verildiği, iştirakçinin vefatı üzerine hak sahiplerine kurumca peşin değerli sermaye geliri bağlandığı, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 129 uncu maddeleri gereğince yapılan ödemelerin kurumun halefiyet hakkı gereğince davalılardan rücuen alınması gerektiğini, toplam zararlarının 100.019,95 TL olmasına rağmen şimdilik 5.000 TL peşin sermaye geliri ve 15.10.2007-15.07.2009 tarihleri arasında ödenen aylıklar ve faizi olan 18.157,22 TL nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasına, bu miktarlara 15.10.2007 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Alaattin Orhan mirasçıları vekili; dava tarihinde 5434 sayılı TC emekli sandığı kanununun 129 uncu maddesinin yürürlükte olmadığını, 5510 sayılı Kanun'da bu davayı destekleyen kanun maddesi olmadığını, sadece kasten işlenen suçlara ilişkin rücu imkanı veren 39 uncu maddesi olduğunu, müteveffanın mirasçılarının sigorta şirketine müracaat ettiğini, müteveffanın müvekkilinin murusinin aracında olması nedeniyle hatır taşıması söz konusu olduğunu, davacının karşılanması gereken bir zararının olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

Davalılar ... ve... Şirketi vekili; davanın dayanağı 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinin dava tarihinde yürürlükte olmadığını, müvekkilinin aracının kaza yapması nedeniyle doğan zarardan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, kazada asli kusurun diğer araç sürücüsünde olduğunu, hatır taşımacılığı nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, faiz isteminin kanuna uygun olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, dava dilekçesinde...sigortadan alınan 50.000 TL nin alındığından bahsedilmediğini, emekli sandığı kanununa tabi iştirakçilerle ilgili rücu hakkının bulunmadığını, faizden sorumlu tutulmaları gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2012 tarihli ve 2012/293 E. 2012/466 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1.Mahkeme kararına karşı davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 22.02.2013 tarihli ve 2012/25247 E. 2013/3021 K. sayılı ilamında; 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Somut olayda, Emekli Sandığı'nın iştirakçisinin uğradığı zarar nedeniyle zarar verenlere yönelttiği davanın destekten yoksun kalma tazminatı davası niteliğinde bulunduğu, bu dava sonucu tazminat alınırsa ne kadarının rücu hakkı kapsamında Sandık tarafından alınacağının Kanun'un 2 nci fıkrasında öngörülmesi karşısında; Mahkemece öncelikle hak sahipleri tarafından açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılması ve yukarıda belirtilen hukuki ve fiili değerlendirmeler ışığında değerlendirme yapılması gerektiği yönlerinden karar bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı

1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 09.01.2015 tarihli ve 2013/296 E. 2015/17 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Dairemizin 31.05.2016 tarihli, 2016/7978 E. 2016/8917 K. sayılı ilamında; Mahkemece meydana gelen kazada vefat eden iştirakçinin hak sahipleri tarafından dava açılıp açılmadığı hususu netleştirilmeli, aldırılan hesap raporunda öncelikle, maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Dava sonunda para tazminatı da alınırsa bundan kovuşturma için yapılan masraflarla birlikte emekli, adi malüllük, dul ve yetim aylıkları bağlanan hallerde bu aylıkların beş yıllığı; (Toptan ödeme) yapılan hallerde de bunların toplamının yarısı Sandıkça alınarak, varsa, geri kalanı ilgililere ödenir.” hükmü çerçevesinde davacı Kurumun alabileceği tavan tutarın 5 yıllık dul ve yetim aylıkları tutarları ile yargılama masraflarından ibaret olduğu, buna göre, her bir hak sahibi yönünden destekten yoksun kalma (gerçek zarar) tazminatına yönelik hesaplama yapılması ve elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiği yönlerinden karar bozulmuştur.

C. Üçüncü Bozma Kararı

1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 02.04.2019 tarihli ve 2017/221 E. 2019/250 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Dairemizin 10.12.2019 tarihli, 2019/3203 E. 2019/9670 K. sayılı ilamında; Somut olayda, Emekli Sandığı'nın iştirakçisinin vefat etmesi nedeniyle Kurumun zarar verenlere yönelttiği dava destekten yoksun kalma tazminatı davası niteliğinde bulunmakta olup, davanın yasal dayanağı 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesidir. Anılan madde gereğince Kurumun bu davayı açmaya yetkisi vardır. Ayrıca bu dava sonucu tazminat alınırsa ne kadarının rücu hakkı kapsamında Sandık tarafından alınacağı da maddenin 2 nci fıkrasında öngörülmüştür. Mahkemece genel hükümlere göre bir hesaplama yapılarak her hak sahibi yönünden gerçek zarar hesabı yapılmalı, elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiği yönlerinden karar bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar;

Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden alınan ek rapora da itibar olunarak; gerçek zarar (peşin sermaye değeri) yönünden davacı kurumun zararının...Sigorta şirketinin yaptığı ödemenin rapor tarihi itibariyle güncellenmesi ile fazlasıyla karşılandığından davacının peşin sermaye gelir ödemesi alacağı talebi reddedilmiş, 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesine göre kurum tarafından ödenen aylıkların 5 yıllık tutarının (15.10.2007-15.10.2012 arası) 51.440,71 TL olduğu, bilirkişi raporu ile sabit olduğundan 5434 Sayılı Yasanın 129 uncu maddesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davacının peşin sermaye gelir ödemesi alacağı talebinin reddine, 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesine göre davacı kurum tarafından 15.10.2007-15.10.2012 tarihleri arasında ödenen aylıklar toplamı olan 51.440,71 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan [Sigorta şirketi...(Finans) Sigorta A.Ş.'nin poliçe miktarı kadar sorumlu olmak üzere] müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili yeterli araştırma yapılmadığını belirterek, davalılar vekilleri zamanaşımı süresinin geçtiğini, eksik inceleme yapıldığını belirterek mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesine istinaden destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 nci maddesi, 438 nci maddesinin 7,8,9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 5434 sayılı Kanun'un 129 ncu maddeleridir.

3.Değerlendirme İnceleme konusu davada; 21.09.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan kurum ödemelerinin tahsili talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulan istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Kanun’un geçici 4 üncü maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'a göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun'da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre; hak sahiplerine yapılan yardımların 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığının anlaşılması nedeni ile anılan Kanun hükümlerince yapılan davaya konu yardımların sorumlulardan tahsilinin de 5434 sayılı Kanunun 129 uncu maddesi hükmüne tabi olduğu, uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun’un ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

İş Mahkemelerinin 5521 sayılı Kanun ile kurulan istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, bu durumda 5510 sayılı Kanunun 101 inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış İş Mahkemesinin görevli olmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2 nci maddesine göre, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu, diğer yandan görev konusu kamu düzeninden olduğundan usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde değildir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog