12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2021/6538 E. , 2023/3988 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 12.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Biga Sulh Ceza Mahkemesinin ait 2016/44 sorgu sayılı dosyası ile Fetö silahlı örgütüne üye olduğu, teröre finansman sağladığı, Bylock programı kullandığı gerekçesiyle tutuklama kararı verildiği, tutukluluk halinin 167 gün devam ettiğini, Çanakkale Emniyet Müdürlüğü'ne ait 23/01/2017 tarihli yazı ile müvekkilinin Bylock programını kullanmadığının tespit edilmesi üzerine, müvekkilinin salıverildiğini, 16/02/2017 tarihli takipsizlik kararı ile müvekkili hakkında CMK 172. maddesi uyarınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, bu kararın itiraz edilmeksizin 03/03/2017 tarihinde kesinleştiğini, ancak kesinleşmeye ilişkin bildirimin kendisine veya müvekkiline yapılmadığını, müvekkilinin her yönden yıprandığını, İÇDAŞ'ta yıllarca başarılı bir şekilde ayda 5.000,00 TL brüt ücret ile teknisyen ile çalışan müvekkilinin performans düşüklüğü bahanesi ile 18/08/2016 tarihinde işine son verildiğini ve hemen ardından tutuklama kararı çıktığını, davacının salıverildikten sonra işe yeniden başvurduğunu, ancak talebinin cevapsız kaldığını, çevresinin, ailesinin ve çocuklarının da bu durumdan son derece etkilendiğini, müvekkili lehine fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak şartıyla 50.000,00 TL maddi, 600.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.
Davalı vekili 08.06.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgisiline tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde tazminat isteminde bulunulabileceği, davacının iş yerinden performans düşüklüğü nedeni ile çıkarılmasından kaynaklanan maaş kaybının bu davada ileri sürülebilecek taleplerden olmadığı, davacıya uygulanan tedbirin yargılama önlemi olduğu, bu nedenle tazminat hakkının doğmayacağı, manevi tazminat talep miktarının yüksek olup, haksız zenginleşmeye yol açabileceği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2017/151 Esas, 2019/53 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2019/1062 Esas, 2019/562 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin reddi, davalı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna,
2.Lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.İlk derece mahkemesince hükmedilen maddi tazminat miktarının doğru olduğuna,
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Davacının Biga Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait 2016/2048 soruşturma sayılı dosyası kapsamında terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki yasaya muhalefet, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle 26/08/2016 tarihinde Biga Sulh Ceza Hakimliği'na ait 26/08/2016 tarih, 2016/44 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildiği, soruşturma aşamasında emniyet müdürlüğüne ait 23/01/2017 tarihli yazı ile davacının Bylock programını kullanmadığının bildirilmesi, yine davacının toplanan deliller itibari ile FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir irtibat ve iltisakının tespit edilemediğinden bahisle 16/02/2017 tarihli karar ile davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının Biga Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet Başsavcılığının tahliye talebi üzerine 07/02/2017 tarih ve 2017/98 değişik iş sayılı kararı ile tahliye edildiği, davacının bu süreçte 18/08/2016 tarihinde performans düşüklüğü nedeniyle işine son verildiği, salıverilmesinden sonra ise iş başvuru talebinin kabul edilmediği tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin talepleri incelendiğinde; her ne kadar davacı vekilince, müvekkili bulunduğu davacı ...'in haksız tutuklanması nedeniyle iş akdinin davacının performansının düşük olduğu bahane edilerek işten çıkartıldığı, tahliye sonrası ise tekrar işe başvuru talebinin kabul edilmediği belirtilerek 50.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulmş ise de,
CMK 141 maddesi uyarınca davacının tutuklulukta geçirdiği süre içinde kendisi ve ailesi için yapılan giderlerin maddi tazminat olarak talep edilmesi yasal olarak mümkün olmadığından, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, teknik bilirkişi tarafından hesaplanan 20.987,50 TL net ücret kaybının haksız tutuklama tarihi olan 26/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesinden alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin talepleri incelendiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında da değinildiği üzere manevi tazminat, göz altında ve tutuklu kalan kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden yoksun kalınması nedeniyle duyulan elem, ızdırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yönelik olduğu, tayin edilecek manevi tazminatın kişinin acı ve ıstıraplarının dindirilmesinde, sıkıntılarının azaltılmasına etken olacağından tazminat miktarının belirlenmesinde, kişinin gözaltı ve tutuklulukta kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutukluluğun şahsın üzerinde bıraktığı olumsuz etkilerin dikkate alınması gerektiği, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, göz altında kalmasına neden olan olayın cereyan tarzı, sebepsiz zenginleşme yasağı ve hak ve nesafet kuralları gereğince davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL (Elli bin) manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 28/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: ''Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar yasal faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmedilmesi,
Yine maddi tazminat tutarının hesabı sırasında dosyada mevcut İÇDAŞ AŞ.'nin 18/08/2016 tarihli fesih bildirimi ve ekindeki 2016 yılı Ağustos ayı bodrosuna göre iş akdinin soruşturmadan bağımsız olarak ve tutuklama tarihinden önce olacak şekilde İş Kanunun 18. maddesi hükümleri gereğince tüm alacakları, kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek fesh edildiğinin belirtildiği ve buna göre tutuklandığı tarih itibariyle herhangi bir çalışmasını ve buna bağlı gelirini delillendirmeyen davacının haksız tutuklamadan kaynaklı gelir kaybının net asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanması ve buna göre davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden ve günlük olarak hesaplanan 7.329,37 TL yerine İÇDAŞ tarafından gönderilen bodrolarının içerisinden 2016 yılı Haziran ayı bodrosu esas alınarak hesap yapıldığı, bodro içeriğine göre Haziran ayında bayram harçlığı, erzak yardım avansı, ayakkabı yardım avansı gibi belirli döneme mahsus ödemelerle birlikte hesaplanan net hak ediş miktarının esas alındığı, bir sonraki ay olan Temmuz ayı bodrosunda özel ödemeler olmaksızın alınan net ücretinde tespit edilebilir durumda olduğu halde özel ödemeleri içeren Haziran ayı bodrosu esas alınarak düzenlenen hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak toplam 20.987,50 TL olarak maddi tazminata hükmedilmesi,
Ayrıca dava dilekçesinde tazminat tutarlarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi talep edildiği, ancak faiz başlangıcı ile ilgili herhangi bir talebin bulunmadığı, taleple bağlılık kuralı da göz önüne alınarak dava tarihi olan 15/05/2017'den itibaren yasal faizin uygulanması yerine "haksız fiil tarihi olan 28/06/2016 tarihinden itibaren" şeklinde hatalı faiz uygulamasına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, davalı Hazine vekilinin istinaf başvuruları bu yönüyle yerinde ise de; belirtilen hukuka aykırılığın yeniden yargılamayı gerektirmeyip 5271 sayılı CMK'nın 303 ve 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b maddeleri gereğince düzeltilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından,
Hüküm fıkrasının manevi tazminata ilişkin (1) numaralı bendinde manevi tazminat miktarı olarak yazılı "50.000,00 TL " ibaresinin çıkartılması ve yerine "15.000,00 TL" ibaresinin yazılması ve "haksız fiil tarihi olan 28/06/2016 tarihinden" ibaresinin çıkartılarak yerine "dava tarihi olan 15/05/2017 tarihinden itibaren" ibaresinin yazılması suretiyle,
Yine hükmün maddi tazminata ilişkin (2) numaralı bendinde maddi tazminat miktarı olarak yazılı "20.987,50 TL " ibaresinin çıkartılması ve yerine "7.329,37 TL" ibaresinin yazılması ve "haksız fiil tarihi olan 28/06/2016 tarihinden" ibaresinin çıkartılarak yerine "dava tarihi olan 15/05/2017 tarihinden itibaren" ibaresinin yazılması suretiyle yazılması, Hükmün vekalet ücretine ilişkin (3) numaralı bendinde vekalet ücreti olarak yazılı "5.450,00 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "2.679,52 TL" ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve Yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, '' karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/2048 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının terörizmin finansmanının önlenmesi hakkında kanuna muhalefet, Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 26.08.2016-07.02.2017 tarihleri arasında 165 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 16.02.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek 7.329,37 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi nedeniyle toplam tazminat miktarının 22.329,37 TL olduğu, 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
B.1.
İlk derece mahkemesince hükmedilen maddi tazminat miktarının doğru olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının iş akdinin tutuklanma tarihinden önce 18.08.2016 tarihinde feshedildiği anlaşıldığından, tutukluluk dönemi için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
B. 2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş, bu itibarla tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmeyerek davacı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2019/1062 Esas, 2019/562 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2019/1062 Esas, 2019/562 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.