Esas No
E. 2021/9481
Karar No
K. 2023/3956
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2021/9481 E.  ,  2023/3956 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/549 E., 2019/1500 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 04.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından 10.10.2015 - 11.10.2015 tarihleri arasında gözaltında kalması, müvekkil hakkında uzun süre adli kontrol tedbiri uygulanması, iş yerinde yapılan arama neticesinde bilgisayarına el konulması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 100.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

2.

Davalı vekili 30.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde açılıp açılmadığı, davacının kendi kusuru ile koruma tedbiri uygulanmasına sebebiyet verip vermediği, aynı konuya ilişkin başka bir dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Avukatlık ücretinin maddi zarar kapsamında talep edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Talep edilen tazminat miktarları çok fazladır." şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/148 Esas, 2018/279 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2019/549 Esas, 2019/1500 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.12.2021 tarihli ve 2020/30300 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna ve saire, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Davacı ...'ın Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan 10.10.2015 - 12.10.2015 tarihleri arasında göz altında kaldığı, 12.10.2015 tarihinde serbest bırakıldığı, davacı hakkında atılı suçtan Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi nezdine kamu davası açıldığı ve davacı hakkında Ardaha Ağır Ceza Mahkemesinin 07.02.2018 tarih, 2016/16 E. ve 2018/68 K. sayılı karar ile beraat kararı verildiği, ilgili kararın 15.02.2018 tarihinde kesinleştiği, herhangi bir mahsup kararına rastlanmadığı anlaşılmıştır.

Davacının gözlatında kaldığı iki günlük süreye ilişkin gelir kaybı olup olmadığının zaman aralığının çok kısa olması nedeniyle tespitinin mümkün olmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekili tarafından da bu hususta herhangi bir delilin sunulmadığı gözetilerek maddi zararın davacının gözaltında kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.

Davacının sosyal ve ekonomik durumu, ilgili suçun niteliği, gözaltına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, ilgili tarihteki paranın satın alma gücü ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde takdiren 200,00 TL manevi tazminata ve bilirkişi raporu gözetilerek 66,70 TL maddi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılarak; 200,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 08.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 66,70 TL maddi tazminatın 10.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Davacı vekili müvekkiline ait eşyalara elkonulması ve uzun süre kendisine verilmemesi nedeniyle zarara uğradığından bahisle maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de, bu kapsamda zararını ispatlayamadığından bu husus maddi tazminat kapsamında hesaba katılmamıştır. Davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri, 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinde sayılan tahdidi hallerden olmadığından bu husus maddi tazminat kapsamında hesaba katılmamıştır.

Davacı tarafından ödendiği iddia edilen vekalet ücretine ilişkin makbuz incelendiğinde vekalet ücreti makbuz tarihinin Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 07.02.2018 tarih, 2016/16 E. ve 2018/68 K. sayılı karar sayılı ilamın verildiği tarihten sonra olması nedeniyle yerleşik Yargıtay uygulaması gözetilerek bu kapsamdaki vekalet ücreti talebi maddi tazminat kapsamında hesaba katılmamıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır. IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/16 Esas – 2018/68 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10.10.2015 - 12.10.2015 tarihleri arasında 2 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, kararın 15.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;

1.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacıların, kendi vekilleri ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olmaları nedeniyle davacılar lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacılar ile avukatları arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacıların sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak belirlenen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırı bulunmamıştır.

4.Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, hükmedilen tazminat miktarlarına gözaltı tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edilmesine rağmen yerel mahkemece manevi tazminat miktarına 08.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR

Gerekçe bölümünün (4) numaralı paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2019/549 Esas, 2019/1500 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan "08.03.2017" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "10.10.2015" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.