9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin maliki olduğu ... plaka sayılı aracın ... yönetiminde iken, davalıların kusurlarıyla sebebiyet verdikleri 19/05/2018 tarihli çift taraflı trafik kazasına karıştığını ve pert olduğunu, bunun üzerine 10/07/2018 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ve aracın pert bedelinin ödenmesinin istendiğini, ancak sigorta şirketince sigortacısı oldukları ... plaka sayılı aracın kusursuz olduğundan bahisle ödeme yapılamayacağı cevabı verildiğini, kaza nedeniyle tutulan kaza tespit tutanağının kazanın oluşumuna aykırı olduğunu, dilekçe ekinde dosyaya sunulan fotoğraf ve video görüntüleri incelendiğinde bu hususun çok net görüleceğini, tutanağın tek taraflı düzenlendiğini, sürücü ...’un kusuru olmadığını, kaza tespit tutanağının sadece davalı çarpan araç sürücüsü ...'in ifadesi esas alınarak düzenlendiğini, ... ve görgü tanıklarının ifadelerinin alınmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00TL ile rapordaki tespitten sonra arttırılacak olan maddi tazminatın kaza tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte araç sürücüsü, maliki ve aracın sigorta şirketi olan davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç sağ şeritte hız ve trafik kurallarına uygun seyir halinde iken, davaya konu aracı kullanan ...'un emniyet şeridinden ani bir şekilde sinyal vermeden yola çıkması neticesinde kazanın gerçekleştiğini, davacı tarafın dilekçesi dikkatle incelendiğinde hukuki mesnetten yoksun iddialar ile birlikte müvekkilin olay yerinden kaçtığı ve sonra geri döndüğü hususunun yer aldığını, bahse konu soyut iddianın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin kazanın akabinde yaralılara yardım ettiğini, kazayı görüp gelen insanların 112 acil servisi aradığını gördüğünü bu sebeple kendisinin arama ihtiyacı hissetmediğini, kaldı ki davaya konu kazaya karışan davacı aracını kullanan ...'un hastanede geçirdiği süre içerisinde müvekkili ...'in akrabalarının yaklaşık 2 günde bir kendisini ziyaret ettiklerini ve olay ile alakalı müvekkilinin kusursuz olduğunu bildiklerini, tüm bu anlatılanlar ışığında müvekkilinin kaçma, hukuka aykırı bir eylem yapma peşinde olduğuna ilişkin iddianın hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın öncelikle usulden mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi tarafından ... plakalı aracın ZMMS sigorta poliçesinin 19/01/2018-2019 tarihleri arasında düzenlendiğini, sigortalı aracın kazada kusurunun bulunmadığını, kusurunun bulunması halinde ise sigortalısının kusuru ve teminat kapsamında müvekkilinin sorumlu olacağını, olay tarihinden itibaren avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 140.000,00 TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti olan 36.000,00 TL miktarla sorumlu olmak üzere) davalı sigorta şirketi yönünden 19/07/2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihi olan 19/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalıların araç maliki, sürücüsü ve ZMSS şirketi olan kazaya karışan aracın ruhsat kaydında ticari araç olduğunun belirtildiğini, yüksek mahkeme içtihatlarına göre kazaya karışan aracın ticari araç olması halinde sigorta şirketi için de, sürücü ve ruhsat sahibi için de ödenmesine karar verilen tazminata hükmedilecek temerrüd faizinin ticari faiz olması gerektiğini, borçlunun tacir olması ve borcun tacirin ticari işletmesinden kaynaklanması durumunda borcun avans faizi ile tahsili gerektiğini, tacirin her türlü haksız eyleminin ticari iş niteliğinde olduğunu ve TTK'nun ilgili hükümleri uyarınca tacirin borçlarının kural olarak ticari olduğunu, alacaklının, haksız eylem dahil her türlü alacağı için borçlu tacirden alacaklarının avans faizi ile tahsilini isteyebileceğini, nitekim davalı sigorta şirketi ve diğer davalı araç malikinin tacir olduklarını ve işbu borcun her iki davalının da doğrudan ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren avans faiziyle birlikte müvekkilinin zararının tazmin edilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. Davalı ...'in idaresindeki, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı çekicinin trafik kaydında kullanım amacının ticari olduğu açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte çekici olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine rağmen HMK’nın 26. maddesine ve talebe aykırı biçimde yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf talebi yerindedir. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.