12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2023/1397 E. , 2023/4498 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kozan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli ve 2016/118 Esas, 2016/524 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.04.2021 tarihli ve 18-2016/336243 sayılı hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanın temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan ..., uzaktan akrabası olan sanık ...'nun kendisine 10 günden beri dışarıya çıktığında çocuklarını okula bırakırken ve eşi ile gezerken ... plakalı minübüs ile takip ettiğini, yanlarından geçerken uzun uzun korna çaldığını, ailesini ve çocuklarının ...'nun bu tavırlarından çok rahatsız olduğunu, bu nedenle kendisinin de ...'dan şikayetçi olduğunu beyan ettiği, ...'nun alınan ifadesinde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, ancak bilgisine başvurulan katılanın annesi ...'nun katılanın iddialarını doğruladığı, sanığın ısrarla aracı ile takip etmek ve korna çalmak suretiyle sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.
2.Mahkemece; sanık ve katılanın akraba oldukları, katılan beyanında, sanığın kendisini 10 gün boyunca takip ettiğini, uzun uzun kornaya bastığını ve baş parmağı ile işaret parmağını birleştirmeden açıp kapama hareketi yaptığını beyan ettiği, sanık savunmasında katılan ile akraba olduklarını, aralarında her hangi bir husumetin bulunmadığının taraf anlatımlarından anlaşıldığı, sanık, katılanla herhangi bir sorununun olmadığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, yargılama sırasında suçlayan konumunda olan katılan ile katılanın beyanları doğrultusunda ifadelerde bulunan tanık ...'nün anlatımlarına itibar edilmediği, tanık ...'nün, katılanın annesi olduğu, bu nedenle de katılan ile birlikte hareket ederek sanığa mahkumiyet aldırmak adına hareket etmiş olabileceği, akrabası olduğunu iddia eden sanığın 10 gün boyunca kendisini takip etmek, korna çalmak ve el işaretleriyle rahatsızlık verdiğini katılan iddia etmiş ise de bu hususun her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delillerle (tarafsız tanık beyanı, görüntü ve iletişim kayıtları) sabit olmadığı, kaldı ki sanığın gayri resmi eşi olan tanık Habibe'nin böyle bir olayın yaşanmadığını mahkemede beyan ettiği, böylece sanık ...'nin üzerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delillerin toplanamadığı, ceza hukukun temel ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gözetildiğinde taraf anlatımlarının ve tanık beyanlarının kişiyi kuşkuya düşürecek nitelikte olduğu, sanık tarafından atılı suçun işlendiği hususunun katılanın soyut iddiaları kapsamında kaldığı, şüpheden sanığın yararlandırılmasının temel bir hukuk ilkesi olduğu vicdani kanaatine varılarak suçu sabit olmayan sanık hakkında katılana yönelik kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine verilmiştir.
3.Sanık aşamalardaki beyanlarında, "Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Müşteki ile uzaktan akrabayız. Ben servis şöförlüğü yaparım. Benim çalıştığım saatler bellidir. Ben 8 yıldır bu işi yaparım.Ben kimseyi takip etmedim. Bizim araçlarımızda GPS takılıdır. Eğer araştırılırsa durum ortaya çıkarı. Ben atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim hostesim vardır. Onun tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum. Eğer mahkeme kabul ederse tanık olarak dinletirim. Ben suçsuzum. Öncelikle beraatime karar verilmesini istiyorum, mahkeme aksi kanaate ise lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasınıı talep ediyorum.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasını da kabul ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
4.Katılan aşamalardaki beyanlarında, "Ben bu olayla ilgili olarak soruşturma aşamasında vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim. Sanık 10 gün boyunca beni ve ailemi takip etti. Uzun uzun kornaya bastı. Sanık baş parmağı ile işaret parmağını birleştirmeden açıp kapama hareketi de yaptı. Ben sanıktan şikayetçiyim, davaya da katılmak istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
5.Tanık ...: ''Sanık benim dayımın oğlu olur.Kendisi ile daha önceden bir husumetliğimiz yok idi. Ben oğlumun aracıyla bir gün torunlarımı okula götürürken sanık aracıyla gelerek bize sürekli korno çaldı. Biz çocukları h er götürdüğümüzde sanık aracımızı gördüğünde bize korno çalarak rahatsız etmektedir. Torunlarım bu nedenle çok korkmuşlardır. Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir.'' demiştir.
6.Tanık Habibe Karaca: ''Sanık olan eşimin öğrenci servisi vardır. Ben de bu servis aracında hosteslik yapmaktayım. Yaklaşık 8 yıldır bu işi yapmaktayız.Ben kendisiyle hep beraberim, katılan ve ailesi ile bu zamana kadar bir husumetliuğimiz olmamıştır. Zaten eşim yanımda iken kesinlikle böyle bir davranışda da bulunmamıştır. Bulunmasını gerektirir bir durum da söz konusu değildir.Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir. '' demiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılanın temyizinin incelenmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılanın temyizinin incelenmesinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kozan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli ve 2016/118 Esas, 2016/524 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde karar verildi.