Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2020/408
Karar No
K. 2023/861
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/408 Esas
KARAR NO: 2023/861
DAVA: Sözleşmenin İptali, Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 03/07/2020
KARAR TARİHİ: 05/10/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 23/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde ÖZETLE; Davacı müvekkilinin ..... Mah. .... Sok. No:6-8 adresinde bulunan "..... Yiyecek İçecek Hizmetleri Restaurant Gıda Pazarlama İthalat İhracat Ltd. Şti." adlı işletmeyi 19.11.2018 tarihinde ... ile pay devri sözleşmesi yapıp 26.11.2018 tarihinde devraldığını, davacı müvekkilinin devir sözleşmesinin karşılığında ...'e toplamda 700.000,00TL olmak üzere 3 adet 200.000,00-TL'lik 1 adet de 100.000,00-TL'lik senet verdiğini, ancak satış sözleşmesinde satış miktarı olarak 250.000,00-TL gösterildiğini, davacı müvekkil iş yerini devraldıktan sonra iş yerini, Silivri İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas ve Silivri İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyalarıyla icra takibi yapılmış ve davacı müvekkilin iş yerinde haciz işlemleri tatbik edildiğini, bu icra işlemlerinden sonra davacı müvekkilinin iş yerini çalıştırma imkanının ortadan kalktığını, icraya konu borcun davacı müvekkilinin şirketi devraldığı zamanın öncesinde olduğunu, davacı müvekkilin şirketi devralırken böyle bir borcun olduğundan davacı müvekkili bilgilendirilmediğini, şirket kayıtlarında da böyle bir borcun gözükmediğini, davacı müvekkilinin olayı araştırdığında şirketin eski sorumlu müdürü olan ...'ın sorumlu müdür olduğu süre içinde, kendisinin şirketin %1 ortağı ve sorumlu müdürü olduğu ve şirketin kuruluşunun resmî gazetede yayınlandığı ilk gün olan yani 20/03/2015 tarihinde yani icra takibinden 4 yıl öncesine hazırlanmış, ...'ın şirket adına bekçi olan abisi ......'dan 3 x 400.000,00-TL borç aldığını gösteren 20/06/2019 vadeli ........ adlı şahsa ciro edilen ve yine 400.000,00-TL bedelli 20/07/2019 vadeli ........ adlı şahsa ciro edilen 2 senet yüzünden davacı müvekkilinin işletmesine haciz işlemi yapıldığını, davacı müvekkilinin bu olaylardan ötürü işletmesinde iş yapamaz hale geldiğini kendi malvarlığında da ağır kayıplar yaşadığını ve ... tarafından pay devrinin başından beri aldatıldığını, şirketin bulunduğu yerin hazine arazisi olduğunu ve bunun kullanım hakkının ...'a ait olduğunun söylenmediğini, hisse devri için verdiği senetlerden dolayı hakkında icra takibi yapıldığını, bu takipten dolayı bankadaki parasına, maaşına, evine ve arabasına haciz işlemleri uygulandığını, hisse devri için verilen senetlerin; İstanbul ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas, İstanbul ........ İcra Müdürlüğü ...... Esas ve Ve İstanbul ...... İcra Müdürlüğü ...... Esas, İstanbul ....... İcra Müdürlüğü ........ Esas sayılı dosyaları ile icra takibine konu olduğunu, ayrıca ... tarafından düzenlenen senetlerle işletmesine haciz işlemleri uygulandığını, bunlara ilaveten, şirketin hisse devrinden sonra işletmenin cari piyasa borçları, çeşitli tadilat ve işletme giderleri için davacı müvekkilinin ödediği şu ana kadar 662.729,00-TL.'yi aşkın masraf bulunduğunu, şimdilik fazlaya ilişkin dava ve haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000,00-TL. talep ettiklerini, ...'ın şirket adına bekçi olan abisi ......'dan 3 x 400.000,00-TL borç aldığını gösteren 20.06.2019 vadeli ........ adlı şahsa ciro edilen ve yine 400.000,00-TL bedelli 20.07.2019 vadeli ........ adlı şahsa ciro edilen 2 adet senetlerin hiçbirinin şirketin resmî kayıtlarında geçmediğini, hem şahsi hem de şirkete gelen ağır haciz ve hukuki işlemler için yüksek miktarlarda yargı ve harç masrafı bulunduğunu, satıcı ... ve diğer ilgili şahıslar hakkında, başta "Dolandırıcılık, " olmak üzere çeşitli ceza davaları taleplerinin, işletmenin bulunduğu Silivri ve hisse devrinin yapıldığı Bakırköy Savcılık makamlarında açıldığını ve 2019/11126 nolu dosyalarda savcılık soruşturmasının devam ettiğini, somut olayda açıkça görüldüğü gibi davacı müvekkilinin hem hukuki, hem ticari, hem ekonomik ağır kayıplar yaşadığını, şirket devrinde kandırıldığını, devirden itibaren ticaret yapmasının engellendiğini, işletmeden ticari fayda sağlaması imkansız hale getirildiğini, bu kayıplardan ötürü davalı satıcı ...'ün TBK çerçevesinde ağır kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin seçimlik haklarından olan sözleşmeden dönmek istediğini, Sözleşmenin iptali ile sözleşme nedeniyle verilen senetlerden dolayı yapılan icra takiplerinin iptalini talep ettiğini, davacı müvekkilinin sözleşme nedeniyle devir aldığı işletmeye 500.000,00-TL civarında masraf yaptığını, müvekkilinin uğramış olduğu bu zararın tazminini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 10.000,00TL.'sini talep ettiklerini, davanın kabulüne, hisse devri sözleşmesini iptaline, davacı müvekkilinin hisse devri nedeniyle vermiş olduğu senetler nedeniyle aleyhine açılan takiplerin iptaline, davacı müvekkilinin hisse devri nedeniyle iş yerine yapmış olduğu masrafların müvekkiline ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine, davacı müvekkilinin mağduriyetine neden olunmaması için icra takiplerinin tedbiren ve teminatsız olarak durdurulmasına, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE;

Davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususların davalı müvekkilin ... ile ilgisinin bulunmadığını, davalı müvekkili ile davacı arasında imzalanan 19.11.2018 tarihli pay devri sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere işletme devrinin 250.000,00-TL karşılığında gerçekleştiğini, işbu sözleşmenin resmi olarak noter huzurunda imzalanmış olmasına rağmen davacının devrin daha yüksek bedeller karşılığı yapıldığına ilişkin iddiasının yanıltma amacı taşıdığını, davacının gerçekten uzak bir şekilde yansıttığı başka borçları, konusu sözleşmenin iptali olan huzurdaki davanın konusu olmayıp ancak başka bir dava açmak suretiyle ileri sürülebileceğini, HMK m. 204/1 hükmüne göre "İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayıldıklarını, "Ayrıca HMK m. 208/4 hükmüne göre resmi bir senetteki yazıyı veya imzayı inkar eden tarafın, hem resmi evrakı düzenleyen kişiye hem de karşı tarafa karşı ayrı bir "sahtelik davası" açarak, resmi senedin sahteliğini ispatlamasının gerektiğini, hem Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları hem de noter aracılığıyla düzenlenen işletme devir sözleşmesinin resmi senet niteliğinde olduğunu, davacı tarafın ise bilindiği üzere resmi senet hakkında sahtelik iddiasının bulunmadığını, davacının yanıldığı ve yanlış lanse ettiği bir diğer hususun ise kambiyo senetlerinin hisse devri nedeniyle verildiği olduğunu, icra takiplerine konu kambiyo senetleri incelendiğinde de görülecektir ki senetlerin nakden ahzolunduğunu, belirtmek gerekir ki, bononun hukuki mahiyet olarak soyut bir borç ikrarı olduğunu,

TTK'nun 688. maddesinde bononun şekil unsurları sayılırken "...bir bedeli ödemek vaadi" ifadesiyle bu hususun açıkça belirtildiğini, başlatılan icra takibine dayanak kambiyo senetlerinin usulüne uygun bir şekilde tanzim edildiği gibi takip de davacının süresinde borca itiraz etmediği için usulüne uygun şekilde kesinleştiğini, kambiyo senetlerine davacı tarafından herhangi bir imza itirazında bulunulmadığını, başlatılan icra takiplerinde gönderilen ödeme emirlerinin kanuna uygun şekilde tebliğ edildiğini, davacının ileri sürdüğü bir diğer hususun ise ........ ile ......'ın lehtar olduğu senetlere ilişkin olduğunu, davacı müvekkilinin 06/07/2018 tarihinde devraldığı işletmeyi 05/12/2018 tarihinde davacı ...'ya devrettiğini, 24.11.2018 tarihli Teslim Tutanağında, ....... Yiyecek Ve İçecek Hiz. Rest. Gıda Paz. İth. İhc. Ltd. Şti. firmasına ait karar defterinin Davacının görevlendirdiği Mali Müşavir ....... 'un imzasına teslim edildiğini, 08.12.2018 tarihli Teslim Tutanağında 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait aylık evraklar, yasal defterler ve belgelerin ...'ın imzasına teslim edildiğine ilişkin tutanakların bulunduğunu, o dönem ...’ın, ... tarafından müdürlük görevine getirildiğini, davalı müvekkilinin bütün belge, evrak ve yasal defterleri davacının yetkili kıldığı müdüre ve davacının kendisinin seçmiş olduğu mali müşavire elden teslim ettiğini, 2015 yılında keşide edilen senetlerle davalı müvekkilinin hiçbir alakası olmadığı gibi 2015 yılında davalı müvekkilinin şirkette pay sahibi de olmadığını, davalı müvekkilinin döneminde hissesi veya müdürlük görevi bulunmayan ...'a müdürlük görevi davacı ...'nın işletmenin sahibi olduğu dönemde verildiğini, davacının mağdur olduğunu iddia ettiği senetlerin lehtarlarının ...'ın çevresinden olduğunu, ...'a ve çevresindekilere karşı ileri sürülmesi gereken hususların davacının ikame etmiş olduğu işbu davada müvekkiline karşı ileri sürülmesinin davacının davasını hukuki temele dayandırmakta zorlandığını kanıtladığını, davacı ...'nın şirketi devralan kişi olarak ...'ın kullanım hakkını bilmediği iddiası Türk Medeni Kanun'a aykırı olduğu gibi bu konuda davacının tacir sıfatını haiz olduğu basiretli davranma ve yükümlülüğünün bulunduğu da göz önüne alındığında davacının hem Medeni Kanunun vatandaş olarak hem de Ticaret Kanunun tacir olarak kendisine yüklemiş olduğu bilinçli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin söylenebileceğini, Ticaret Sicil Gazetesi'nden de anlaşılacağı üzere şirketin %100 hisse sahibi ...’nın davalı müvekkili döneminde şirkette herhangi bir müdürlük görevi bulunmayan ...'a müdürlük vererek bu hususu bildiğini gözler önüne serdiğini, ayrı ayrı sayılan nedenlerle davacının iddialarının hukuken kabul edilebilir olmadığının açık olduğunu, davalı müvekkilinin taşınmaz sahibi olmadığı için bu durumun müvekkiline karşı ileri sürülmesinin de mümkün olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi ayıba karşı tekeffül hükümlerinin tapu sicilinin açıklığı ilkesine karşı ileri sürülemeyeceğini, ortada davacının iddia ettiği gibi bir ayıp bulunmamakla birlikte ayıbın var olduğu kabul edilse dahi sözleşmenin iptalini isteme hakkının kanunda belirtilen seçimlik haklardan birisi olmadığını, tapu sicilinde aleniyet ilkesine karşı ayıp hükümlerinin uygulanamayacağı savunmanın saklı kalması kaydıyla, bir an için aksi düşünülse dahi yine de davacının sözleşmenin iptalini isteme hakkının bulunmadığını, satış işleminin her iki tarafında tacir olduğu durumda ticari satıştan söz edileceğini,

TTK. 23 maddesinde, teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın 2 gün içinde satıcıya bildirilmesinin gerektiğinin düzenlendiğini, malda açık ayıp söz konusu olmasa bile malı satın ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, davacının her iki süre açısından da davalıya karşı herhangi bir bildirimi olmadığını, ortada ayıp hükümlerine başvurulabilecek bir satış sözleşmesinin de bulunmadığını, nitekim hisse devir sözleşmesi satış sözleşmesi olmamakla birlikte hisse devir sözleşmesine konu ticari işletmenin bulunduğu taşınmazda davacının aleyhine olan şerhleri bilmediği iddiasının basiretli olma yükümlülüğüne sahip tacir için kabul edilebilecek bir durum olmadığını, davacının müvekkiline ikame ettiği haksız davanın reddine, huzurdaki davanın kötü niyetle açılması ve alacağımızı geç almış olmaktan kaynaklanan zararların giderilmesi için dava tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep edilmiştir.

DELİLLER

Silivri İcra Dairesi'nin ....... Esas sayılı dosyası, Silivri İcra Dairesi'nin ....... Esas sayılı dosyası, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevapları, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı ...... Esas sayılı dosyası, bilirkişi ek ve kök raporları ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, irade fesadı nedeniyle taraflar arasındaki 19.11.2018 tarihli pay devri sözleşmesinin ve Beyoğlu ...... Noterliği 26.11.2018 tarih ...... yevmiye ile tasdik edilen 26.11.2019 tarihli Genel Kurul Kararının iptali ile şirket hissesine karşılık olarak verilen senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.

Somut olayda taraflar arasında Bakırköy ........ Noterliğinin 19.11.2018 tarih ve ....... yevmiye numaralı Hisse Devir Sözleşmesi imzalanarak dava dışı ...... Yiyecek şirketinin %100 Hissesinin davalı ....... Tarafından Davacı ...’ya 250.000 Tl bedel karşılığında devir ettiği ve devir bedelinin ise davalı tarafından nakden tahsil edildiği hususunun imza altına alındığı ve söz konusu hisse devir sözleşmesinin Beyoğlu ...... Noterliğinin 26.11.2018 tarih ve ........ yevmiyeli tasdikli kararı ile tescile verildiği ve söz konusu kararın 29.11.2018 tarihinde tescil edilerek hisse devrinin tamamlandığı tespit edilmiştir.

Davacı tarafından, her ne kadar hisse devir sözleşmesinde 250.000 TL bedelle şirket hisselerini devir aldığı belirtilmiş ise de gerçekte şirket hisselerini 700.000 TL bedelle satın aldığını ve devir bedeli olarak dava konusu olan toplam 700.000,00 TL tutarlı olan (200.000+200.000+200.000+100.000) senetleri verdiğini, devirden sonra Silivri İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı icra dosyası ve İstanbul ...... icra Müdürlüğü’nün ...... Sayılı İcra Dosyası üzerinden şirket aleyhine takip başlatıldığını, toplamı 800.000 TL olan iki adet bonodan kaynaklı bu borcun devirden önceye ait olduğunu ve şirket kayıtlarında yer almadığını ve kendisinin de bilgilendirilmediğini, ayrıca şirketin faaliyet gösterdiği arazinin hazineye ait olduğu ve kullanımının ...'a ait olduğu bilgisinin kendisine verilmediğini bu nedenle davalı tarafından iradesinin fesada uğratıldığından bahisle; dava konusu hisse devrinin iptalini, hisse bedeli olarak verilen senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve hisse devri nedeniyle iş yerine yapmış olduğu masrafların tazminini talep etmiştir.

Dosyada mübrez dava dışı "...... Yiyecek İçecek Hizmetleri Restaurant Gıda Pazarlama İthalat İhracat Ltd. Şti." 16.03.2015 tescil tarihli kuruluş işleminin 20.03.2015 tarih ve 8783 sayılı T.Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, şirketin % 1'lik hissesinin ...'a, kalan % 99 hissesinin ise .......'e ait olacak şekilde kurulduğu, şirket ortaklarından ...’ın 08.02.2016 tarihinde şirket hissesini ........ Devrettiği ve şirketin %100 hissesinin bu kişide toplandığı, akabinde bu kişinin hissesinin tamamını 02.07.2018 tarihinde davalı ...’e devrettiği ve davalının da şirket hisselerinin tamamını 29.11.2018 tarihinde davacı ...’ya devrettiği tespit edilmiştir.

Yine şirket kayıtları uyarınca şirket kurulduğundan şirketi münferiden temsil etmek üzere şirket ortağı olan ...’ın atandığı, bu kişinin 07.05.2015 tarihinde azledildiği, akabinde davacı tarafından 29.11.2018-27.06.2019 tarihleri arasında tekrar müdür olarak atandığı anlaşılmıştır.

Dosyada mübrez İstanbul ......icra Müdürlüğü’nün ....... Sayılı İcra Dosyası uyarınca; dava dışı alacaklı ........ tarafından borçlu ........ Yiyecek ve İçecek Şirketi aleyhin 400.000,00 TL asıl alacak, 108,33 TL 20.06.2019-21.06.2019 arasında işlemiş faiz(Yıllık %9,75) olmak üzere toplam 400.108,33 TL üzerinden takip başlatıldığı; takibin dayanağı bononun keşidecisi ........ Yicek şirketi lehdarının ...... olduğu, 20.03.2015 tanzim, 20.06.2019 vade tarihli ve 400.000 TL tutarında olduğu anlaşılmıştır. Dosyada mübrez Silivri İcra Müdürlüğü’nün ........ Sayılı İcra Dosyası uyarınca; dava dışı alacaklı ........ tarafından borçlu ........ Yiyecek ve İçecek Şirketi aleyhin 400.000,00 TL asıl alacak, 325,00 TL 20.07.2019-21.06.2019 arasında işlemiş faiz(Yıllık %9,75) olmak üzere toplam 400.325,00 TL üzerinden takip başlatıldığı; takibin dayanağı bononun keşidecisi ........ Yicek şirketi lehdarının ...... olduğu, 20.03.2015 tanzim, 20.07.2019 vade tarihli ve 400.000 TL tutarında olduğu anlaşılmıştır. İş bu takiplere konu dava dışı ....... Şirketi adına düzenlenen 2 adet 400.000,00 TL bedelli senetlerin, tanzim tarihinin 20.03.2015 tarihli ve vadelerinin 20.06.2019 ve 20.07.2019 olduğu, söz konusu tanzim tarihinin dava dışı şirketin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde Kuruluşunun ilan edildiği tarih olduğu ve dava dışı ...’ın senet tanzim tarihinde münferiden şirket müdür yetkisinin bulunduğu, senetlerin tanzim tarihleri ile vadeleri arasında 4 yıl süre bulunduğu görülmüştür. Söz konusu bonoların lehdarı olan ......'ın ........ şirketinin çalışanı ve senetleri temsilci olarak düzenleyen ...'ın kardeşi olduğu dosya kapsamı itibariyle anlaşılmıştır.

Davacı tarafından düzenlenen ve hisse devrine karşılık verildiği iddia edilen senetlerle ilgili yapılan icra takiplerine ilişkin yapılan incelemede; İstanbul ...... İcra Müdürlüğü’nün ...... Sayılı İcra dosyasının alacaklı olarak davalı ... tarafından davacı ... ve dava dışı ... aleyhine başlatıldığı, takip konusunun "Borçlusu ..., Lehdarı Davalı ..., kefil ..., 30.09.2019 vade ve 200.000,00 TL tutarlı, nakden ibareli" bono olduğu; İstanbul ....... İcra Müdürlüğü’nün ...... Sayılı İcra dosyasının alacaklı olarak davalı ... tarafından davacı ... ve dava dışı ... aleyhine başlatıldığı, takip konusunun "Borçlusu ..., Lehdarı Davalı ..., kefil ..., 30.09.2019 vade ve 100.000,00 TL tutarlı, nakden ibareli" bono olduğu; İstanbul ....... İcra Müdürlüğü’nün ....... Sayılı İcra dosyasının alacaklı olarak davalı ... tarafından davacı ... aleyhine başlatıldığı, takip konusunun "Borçlusu ..., Lehdarı Davalı ..., 31.08.2019 vade ve 200.000,00 TL tutarlı, nakden ibareli" bono olduğu; İstanbul ....... İcra Müdürlüğü’nün ....... Sayılı İcra dosyasının alacaklı olarak davalı ... tarafından davacı ... aleyhine başlatıldığı, takip konusunun "Borçlusu ..., Lehdarı Davalı ..., 31.07.2019 vade ve 200.000,00 TL tutarlı, nakden ibareli" bono olduğu anlaşılmıştır.

Davacı tarafından devir esnasında şirket kayıtlarında olmadığı iddia edilen 20.06.2019 vadeli 400.000 TL ve 20.07.2019 vadeli 400.000 TL tutarındaki senetlerin devir tarihi itibariyle şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, davacının devirden sonra şirkete yapmış olduğunu iddia ettiği masrafların tespiti ve davacı tarafça hisse devir bedeli olarak ödendiği iddia edilen bonoların veriliş amacı dava dışı ........ şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişiler eliyle inceleme yapılmasını gerektirdiğinden, bu hususta ara kararlar tesis edilmiş ve hazırlanan kök ve ek raporlar dosya arasına alınmıştır. Dava dışı şirketin yasal defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; dava konusu 20.06.2019 vadeli 400.000 TL ve 20.07.2019 vadeli 400.000 TL olmak üzere toplam 800.000 TL tutarındaki senetlerin hisse devir öncesi şirketin yasal defter kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.

Ayrıca dava dışı şirketin yasal defter kayıtları uyarınca, davacı tarafça hisse devir tarihinden dava tarihine kadar şirkete verilmiş herhangi bir bedelin olmadığı tespit edilmiştir.

Bu deliller ışığında davacı tarafın ayıp dolayısıyla 19.11.2018 tarihli pay devri sözleşmesinin ve Beyoğlu ....... Noterliği 26.11.2018 tarih ....... yevmiye ile tasdik edilen 26.11.2019 tarihli Genel Kurul Kararının iptaline ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;

Davacı şirketin bulunduğu yerin hazine arazisi olduğunu ve bunun kullanım hakkının ...’a ait olduğunun kendisine söylenmediğini ileri sürmüştür. TTK m. 223 uyarınca alıcı satılanı incelemekle yükümlüdür. Davacı, şirket hisselerini devralır almaz yapacağı basit bir incelemeyle şirketin malvarlığını tespit edebilecek iken bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, bu iddiası dolayısıyla ayıp hükümlerine dayanamaz. Ayrıca taraflar arasındaki devir sözleşmesinde davalının, şirketin malvarlığında hazine arazisine ilişkin kullanım hakkının bulunduğuna dair bir taahhüdünün de bulunmadığı, dolayısıyla davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.

Davacı, dava dışı ........ Yiyecek şirket aleyhine Silivri İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas ve Silivri İcra Müdürlüğü ....... Esas sayılı dosyalarıyla başlatılan icra takiplerine konu iki adet toplam 800.000 TL bedelli senetlere ilişkin olarak kendisinin bilgilendirilmediği iddiasına ilişkin olarak; dava dışı ........ şirketinin ticari defter ve kayıtlarında söz konusu bonoların kayıtlı olmadığı, taraflar arasındaki Bakırköy ........ Noterliği tarafından ...... yevmiye numarasıyla devir sözleşmesinde de bu hususta bir bilgilendirme ve taahhüdün yer almadığı, dolayısıyla davacının devir esnasında bu husustan haberdar olmadığı ve yapılacak bir incelemeyle de bu hususu tespit edemeyeceği kabul edilmiştir. Yapılan mali tespitler uyarınca bu takiplerden dolayı dava dışı şirketin faaliyet gösteremez hale geldiği sabittir.

Bu açıklamalar ışığında; söz konusu takiplerde ödenmesi gereken meblağların şirketin tamamının gerçek değerinin çok üzerinde olması, bu takipler dolayısıyla ekonomik olarak şirketin borca batık hale gelmiş olması, senetlerin 4 yıl önce şirket müdürü ile şirket çalışan olan kardeşler arasında düzenlenmiş olması gibi sebeplerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde TBK 39 uyarınca davacının iradesinin fesada uğratıldığı kabul edilmiş ve bu nedenle bu yöndeki talebinin kabulü ile 19.11.2018 tarihli pay devri sözleşmesinin ve Beyoğlu ...... Noterliği 26.11.2018 tarih ........ yevmiye ile tasdik edilen 26.11.2019 tarihli Genel Kurul Kararının iptaline karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafın devirden sonra şirkete yapmış olduğunu iddia ettiği masraflara ilişkin yapılan değerlendirmede; davacı vekili dava dilekçesinde şirketin hisse devrinden sonra işletmenin cari piyasa borçları, çeşitli tadilat ve işletme giderleri için davacı müvekkilinin ödediği şu ana kadar 662.729,00-TL.'yi aşkın masraf bulunduğunu beyan etmiş ise de; davacı tarafça dava konusu masrafların neler olduğu hususunda herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmediği, dava dışı şirketin yasal defter kayıtları incelendiğinde davacı tarafça hisse devir tarihinden dava tarihine kadar şirkete verilmiş herhangi bir bedelin de olmadığı tespit edilmekle iş bu talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafça davalı lehine düzenlenen ve hisse devir bedeli olarak ödendiği iddia edilen bonolara ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;

Davacı aleyhine başlatılan ve davacı tarafça hisse devir bedeli olarak verildiği iddia edilen bonoların lehdarının davalı ... olduğu, bir kısım bonoların ... tarafından tanzim edildiği, bir kısmının ise bizzat davacı tarafından tanzim edildiği, ... tarafından tanzim edilen bonolara davacının kefil olarak imza attığı, bonoların nakden olarak düzenlendiği ve bu bonoların yukarıda belirtilen icra takiplerine davalı tarafından konu edildiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafından iş bu bonoların söz konusu hisse bedeline karşılık verilip verilmediği hususunda herhangi bir sözleşmeye/protokol sunulmamış ve davalı da bu hususu kabul etmemiştir.

Taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesi incelendiğinde devir bedelinin 250.000 TL olduğu ve bedelinin nakden tahsil edildiği hususlarının taraflarca imza altına alındığı, ancak dava dışı şirketin mali verileri uyarınca şirketin tüm hissesine karşılık olarak ödenmesi kararlaştırılan meblağın şirketin gerçek değerinin çok üzerinde olduğu, taraflar arasında bonoların düzenlenmesini gerektirecek başkaca hukuki bir ilişki bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu bonoların hisse bedeli karşılığında verildiği kabul edilerek, hisse devri nedeniyle davacı tarafından davalı ...'e verilen toplamda 700.000,00-TL. olmak üzere 3 adet 200.000,00-TL'lik 1 adet de100.000,00-TL'lik bonolardan ve bonolara konu İstanbul ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas, İstanbul ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas ve Ve İstanbul ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas ve İstanbul ...... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı icra dosyalarından dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

Taraflar arasındaki 19.11.2018 tarihli pay devri sözleşmesinin ve Beyoğlu ...... Noterliği 26.11.2018 tarih ....... yevmiye ile tasdik edilen 26.11.2019 tarihli Genel Kurul Kararının İPTALİNE,

Hisse devri nedeniyle davacı tarafından davalı ...'e verilen toplamda 700.000,00-TL. olmak üzere 3 adet 200.000,00-TL'lik 1 adet de100.000,00-TL'lik bonolardan ve bonolara konu İstanbul ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas, İstanbul ...... İcra Müdürlüğü ....... Esas ve Ve İstanbul ....... İcra Müdürlüğü ..... Esas ve İstanbul ...... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı icra dosyalarından dolayı davacının borçlu olmadığının TESPİTİNE Davacının hisse devri nedeniyle iş yerine yapmış olduğu masraflara ilişkin talebini ispatlayamaması nedeniyle REDDİNE,

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 47.817,00-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 12.125,51-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 35.691,49-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafça yatırılan 54,40-TL başvurma harcı, 12.125,51TL peşin harç ile dosyada yapılan 7.500,00.-TL bilirkişi ücreti ve 450,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 20.130,00-TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre 19.727,00TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 104.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

5.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,

6.Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,

7.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin red ve kabul oranına göre 1.293,00TL'nin arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, bakiye tutarın davacıdan tahsiline, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/10/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog