6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda tarafları yazılı olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalı ile müvekkili firma arasında 13/05/2005 tarihinde ticari elektrik abonelik sözleşmesi imzalandığını, davalının 23/06/2011 son ödeme tarihli elektrik tüketim bedeline ilişkin faturayı müvekkili firmaya ödemediğini, davalı ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ancak 23/01/2023 tarihinde düzenlenen arabuluculuk son tutanağında da görüleceği üzere davalı tarafın borcunu ödemek istemediği ve bu nedenle de uzlaşma sağlanamadığını belirterek davacı müvekkili şirketin 17.301,33 TL alacaklı olduğuna, Elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği 35. Maddenin 6. Bendi uyarınca yıllık 30% gecikme zammı ile müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; aleyhine açılan davayı kabul etmediğini, kendisinin iş yeri olduğunu ancak 2005 yılında İzmir Bornova'da iki yıl kadar faaliyet gösterdiğini, 2007 yılı sonunda iş yeri terkin işlemlerinin yapıldığını, bütün borçlarının yapılandırma yapıldığını, arada gelen faturaları da ödediğini, hiç bir borcu kalmadığını, yapılandırma yapıldığında aboneliklerinin kapatıldığının söylendiğini, yapılandırmadan bir hafta sonra faturada olmadığı halde ekran görüntüsü ile borcu olduğunu bildirdiklerini, kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını, abonelikleri kapalı olmasına rağmen ...tarafından kaçak elektrik kullanıldığının tespit edildiğini, kendisinin kaçak elektrik kullanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı mahkememizin 05/06/2023 tarihli celsesinde "imza bana aittir ancak içeriğine çok vakıf değilim. Ben 2011 yılındaki yapılandırma ile borcu sona erdirdim, borcum yoktur, makbuzları da sundum, kaçak elektrik benimle ilgili değildir, ben dükkanımı kapattıktan sonra benden sonraki şahıslar kaçak elektrik kullanmıştır" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, Esnaf Sanatkarlar Odasına ve Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılmış olup davalının tacir olup olmadığı yönünden araştırma yapılmıştır.
Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen yazı cevabında; davalının 17/07/2001 tarihinde mükellefiyet kaydının açıldığı, 01/06/2005 tarihi itibari ile Karşıyaka Vergi Dairesine nakil olduğu, 02/02/2009 tarihinde itibariyle "Dış Giyim Eşyalarının İmalatı" faaliyetinden dolayı Gerçek Usulde Ticari Kazanç yönünden Karşıyaka Vergi Dairesinden dairemize nakil geldiği ve 31/12/2009 tarihinde işini terk ettiği, mükellefin 2008 yılı gelir vergisi beyannamesini vergi dairesine verdiği ancak, 2009 yılı gelir vergisi beyannamesi vermediği hususları bildirilerek beyannamesinin gönderildiği anlaşılmıştır. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabında davalının yapılan sorgulamasında tacir kaydına rastlanılamadığının bildirildiği anlaşılmıştır. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasından gelen yazı cevabında davalının İzmir Terziler ve Konfeksiyoncular Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Dava, İİK nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Somut olayda, davalının tacir kaydının bulunmadığı ve davalının esnaf olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay ... H.D....-... E.-K. İlamına göre eğer işletme kaynaklı dava var ise davacının sıfatı ve işletme düzeyinin de bu manada tespiti ile esnaf ya da tacir oluşuna göre asliye hukuk yahut ticaret mahkemesinin görevli olacağına hükmetmiştir. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünce davalının tacir kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Bu haliyle davalının tacir niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde eldeki davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
1.Davacı tarafından açılan iş bu davada davalının tacir kaydının bulunmayıp esnaf kaydının bulunması nedeniyle Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2.Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli Nöbetçi İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,
3.HMK'nun 331/2.maddesi gereğince; a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine,
4.Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemesince karar verilmesine, Sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı okunup usulden anlatıldı.22/11/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)