26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1455 - 2023/861
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/04/2021
NUMARASI : 2018/27 Esas 2021/223 Karar
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/12/2023
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA ve SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 15.10.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücünün neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun olmadığını, davalıya yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak üzere şimdilik 500,00TL geçici iş göremezlik, 3.000,00TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 3.500,00TL maddi tazminat alacağının HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak toplanacak delillere göre belirlenip, temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında 29.07.2020 tarihli değer artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebini 5.353,23TL'ye, sürekli iş göremezlik talebini 55.983,33TL'ye yükseltmiş; 13.01.2021 tarihli ıslah dilkeçesi ile sürekli iş göremezlik talebini 55.983,33TL'den 63.574,29TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, kazaya karışan aracın sigortasının şirketlerince tanzim edildiğini, eksik evrak ile kendilerine başvuru yapıldığını, eksik belgelerin davacıya bildirilmesine rağmen taraflarına gönderilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, sorumluluklarının kusur ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur raporu ve maluliyet raporu alınması için dosyanın Adli Tıp Kurumuna tevdiini, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, tazminat hesabının Hazine Müsteşarlığı siciline kayıtlı aktüer bilirkişilerce yapılmasını talep ettiklerini, avans faizi talebi ve temerrüt hususunda itirazlarının olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI;
Mahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 15.10.2017 tarihinde, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalamış olan ... plakalı aracın tek taraflı yaptığı trafik kazasında, bu araçta yolcu olarak bulunan davacının geçici ve daimi iş gücü kaybı şeklinde oluşan maddi zararının isteminden ibaret olduğu, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 17.10.2019 tarihli raporunda davacının bedensel özür oranın %10 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 ay olduğunun belirtildiği, Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. Maddesinde yapılan 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik sonrasında anılan madde; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu, söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmünü içermekte iken Anayasa Mahkemesi 17.7.2020 tarihinde E.2019/40 numaralı dosyada, Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, bu halde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih 2019/3292 E ve 2021/1848 K sayılı ilamı da dikkate alınarak TRH 2010 tablosunu esas alan bilirkişi raporuna göre yapılan hesaplama yöntemi ile zarar hesabının dosyaya uygun görüldüğü, her ne kadar hesaplamada %1,8 teknik faiz uygulanmışsa da bu uygulamaya ilişkin açık bir itiraz olmadığından hükme esas alındığı, davaya konu kazanın tek taraflı olup araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle oluşan zararların teminat kapsamında olduğu, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurulduğundan temerrüt tarihinden itibaren ve sigortalı aracın hususi olması dikkate alınarak yasal faizden davalının sorumlu tutulduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 5.353,23TL geçici iş göremezlik tazminatı, 55.983,33TL kalıcı maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 61.336,56TL tazminatın 29.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dosya kapsamında davacının maluliyet tazminatının hesaplanması için 24.07.2020 tarihli ek rapor alındığını, davacının hak ettiği tazminat tutarının 5.353,23TL geçici iş görmezlik tazminatı ve 55.983,33TL sürekli iş görmezlik tazminatı olarak belirlendiğini, raporun tebliğini müteakiben 12.11.2020 tarihli 6. celsede taraflarına bilirkişi raporuna itiraz için süre verildiğini, süresi içinde de yeniden rapor alınmasının yazılı olarak mahkemeden talep edildiğini, 03.12.2020 tarihli 7. celsede de sözlü olarak Anayasa Mahkemesi iptal kararı doğrultusunda tazminat hesaplaması konusunda yeniden inceleme yapılmasının talep edildiğini, yerel mahkemenin aksi bir kanaatte olması halinde davacının hak kaybına uğramaması için talep artırım haklarını kullanma zaruretinin doğduğunu, yargılama aşamasında hiçbir surette bilirkişi raporlarını kabul ettiklerini beyan etmedikleri gibi aksine talepleri üzerine dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi edildiğini, mahkemenin 03.12.2020 tarihli duruşmanın ara kararında ''Anayasa Mahkemesinin Karayolları Trafik Kanununda yapmış olduğu iptal kararı doğrultusunda ve 2021 yılı güncel verileri dikkate alınarak'' rapor hazırlanması talimatının verilmesi üzerine 2. ek rapor hazırlandığını, 2. ek rapor sonucunda davacının 5.353,23TL geçici iş göremezlik zararı, 63.574,29TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 68.927,52TL zararın hesaplandığını, 2. ek rapor sonucunda vermiş oldukları 2. talep artırım dilekçelerinde davacının eksik kalan 7.590,96TL zararını talep ettiklerini, itiraz süresi içinde mahkemeye sundukları itirazlar doğrultusunda alınan 2. ek rapor kapsamında sundukları talep artırım dilekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yerel mahkemenin gerekçeli kararında yer alan ''Anayasa mahkemesi 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E. numaralı dosyada, Karayolları Trafik Kanununun 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan ''...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...'' ibaresi ile ikinci cümlesindeki ''...genel şartlarda...'' ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Bu halde Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih 2019/3292 E ve 2021/1848 K sayılı ilamı da dikkate alınarak TRH 2010 tablosunu esas alan bilirkişi raporuna göre yapılan hesaplama yöntemi ile zarar hesabı dosyaya uygun görülmüş olup her ne kadar hesaplamada %1,8 teknik faiz uygulanmışsa da bu uygulamaya ilişkin açık bir itiraz olmadığından hükme esas alınması...'' kararı verilmesinin hukuki açıdan mesnetsiz olduğunu, itirazlarının duruşma celselerinde ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı doğrultusunda yeniden hesaplanması yönündeki beyanlarında açıkça belirtildiğini, talep artırım hakkının davanın her aşamasında kullanılabileceği gibi davacının hakkını gözetmek amacıyla kullanılan bu hakkın kullanımını bir zımni kabul olarak kabul etmenin, hakkın kullanımını kısıtlayacağından davacının hak arama hürriyetinin önüne geçeceğini, 07.01.2021 tarihli bilirkişi 2.ek rapor doğrultusunda vermiş oldukları talep artırım dilekçesi üzerinden karar verilmesinin ve davacının eksik kalan 7.590,96TL zararının karşılanması gerektiğini, davalının sorumluluğunun ZMMS poliçesinden kaynaklandığını, bu durumun davalı için ticari iş niteliğinde olduğundan avans faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davacı vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücünün neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde: 6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. Maddesinde "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak alacağın miktarını belirledikten sonra HMK 176. ve devamı maddelerine göre tazminat miktarını bir kez ıslah edebilir.
Somut olayda, dava; dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanununa göre dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı, 29.07.2020 tarihli dilekçesi ile 5.353,23TL geçici iş göremezlik, 55.983,33TL sürekli iş göremezlik olmak üzere maddi tazminat talebini 61.336,56TL.’ye yükselttiği, 13.01.2021 tarihli dilekçesi ile, 5.353,23TL geçici iş göremezlik, 63.574,29TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere maddi tazminat talebini 68.927,52TL’ye yükselttiğini belirterek talepte bulunduğuna göre belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabileceği gibi ayrıca bundan bağımsız olarak HMK.'nun 176. maddesi gereği ıslah yapma hakkı da mevcuttur.
Mahkemece alınan 27.01.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplama, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak. 1.8 teknik faiz kullanılarak yapılmış, 2.353,23TL geçici iş göremezlik, 55.983,33TL sürekli iş göremezlik tazminatı belirlenmiş, davacı vekili ve davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiş, itirazların değerlendirilmesi için alınan 24.07.2020 tarihli ek raporda tarafların itirazlarının yerinde olmadığı, geçici iş göremezlik zararının, 5.353,23TL olduğu, sehven 2.353,23TL yazıldığı belirtilmiştir.
Davacı vekili 29.07.2020 tarihli değer artırım dilekçesi sunarak geçici iş göremezlik talebini, 5.353,23TL’ye, sürekli iş göremezlik talebini, 55.983,33TL’ye yükseltmiş, yargılama aşamasında 12.11.2020 tarihli duruşmada ve verdiği18.11.2020 tarihli dilkeçe ile Anayasa mahkemesi tarafından Karayolları Trafik Kanununun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf yapan maddesinin iptal edilmesi sebebiyle yeniden hesaplama yapılmasını talep etmiş, mahkemece Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, 2021 yılı güncel verileri dikkate alınarak ek rapor hazırlanması için dosya bilirkişiye verilmiş, 07.01.2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda PMF 1931 yaşam tablosu ve 2021 tarihli güncel veriler esas alınarak hesaplama yapılmış, 5.353,23TL geçici iş göremezlik, 63.574,29TL sürekli iş göremezlik tazminatı belirlenmiştir.
Davacı vekili 13.01.2021 tarihli dilekçe sunarak sürekli iş göremezlik talebini, 55.983,33TL’den 63.574,29TL’ye yükseltmiş, toplam maddi tazminat bedelini, 5.353,23TL geçici iş göremezlik ve 63.574,29TL sürekli iş göremezlik olmak üzere 68.927,52TL olarak belirlemiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.
Bu kapsamda, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerektiği, kesinleşmemiş tüm dosyalara Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uygulanacağı, iptal kararının 1. değer artırım dilekçesinden (29.07.2020) sonra olduğu, bu durumda hüküm tarihine en yakın verilere göre düzenlenen 07.01.2021 tarihli aktüer raporuna göre davacının davasını ıslah ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Yargıtay 4 Hukuk Dairesi (Kapanan 17 Hukuk Dairesi) tarafından tazminat hesaplanmasında esas alınacak yaşam tablosu ile ilgili görüş değişikliğine gidilmiş, (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 E. – 2021/34 K. sayılı ilamı 2019/2305 E- 2021/1330 K. 2019/6417 E- 2021/1252 K.sayılı ilamı“) “destek ve hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda 1931 tarihli “PMF yaşam tablosuna göre belirlenmekte iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına” karar verilmiş ve tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması gerektiği belirtilmiş ise de davacı vekilinin istinaf dilekçesinde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda hazırlanan 07.01.2021 tarihli ek aktüer bilirkişi raporuna göre vermiş oldukları 13.01.2021 tarihli dilekçeye göre karar verilmesi gerektiğini belirttiğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak buna göre hüküm kurulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir.
Davacı vekili davalının sorumluluğunun zorunlu mali mesuliyet poliçesinden kaynaklandığından, davalı için ticari iş olduğunu, avans faiz uygulanmasını ileri sürmüş ise de, kazaya karışan araç hususi olduğundan mahkemece yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerektiği, kesinleşmemiş tüm dosyalara Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uygulanacağı, iptal kararının 1. değer artırım dilekçesinden (29.07.2020) sonra olduğu, bu durumda hüküm tarihine en yakın verilere göre düzenlenen 07.01.2021 tarihli aktüer raporuna göre davacının davasını ıslah ettiği ve istinaf başvuru dilekçesinde de 13.01.2021 tarihli dilekçe ile talep ettikleri 5.353,23 TL geçici, 63.574,29 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsili yönünde hüküm kurulması gerektiğini belirttiğinden davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak buna göre hüküm kurulması gerektiğinden HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebebi ile bağlı kalınarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
HMK.nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkeme kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nun 353/1.b.2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;
1.Davanın kabulü ile 5.353,23TL geçici iş göremezlik tazminatı, 63.574,29TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 68.927,52TL tazminatın 29.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 4.708,43TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL harcın ve 198,00TL ve 59,30TL ıslah harcı toplamları 293,20TL'nin mahsubu ile noksan olan 4.415,23TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya ödenmesine,
4.Davacı tarafça yatırılan 35,90 TL peşin harç ve 198,00 TL ile 59,30 TL ıslah harcı toplamları 293,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5.Davacı tarafından yapılan 35,90TL başvuru harcı, 1.380,50TL tebligat/posta/müzekkere masrafı ve bilirkişi ücreti yargılama gideri toplamı 1.416,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, II-İSTİNAF BAŞVURUSU NEDENİYLE YAPILAN HARÇ VE MASRAFLAR YÖNÜNDEN;
1.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,
2.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 59,30 Tl istinaf başvuru harcı ve 33,50TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3.Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4.Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 10.11.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.