Esas No
E. 2020/1956
Karar No
K. 2023/1469
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2020/1956

KARAR NO: 2023/1469

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/07/2019

NUMARASI: 2016/915 E. - 2019/682 K.

DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile kiracı ... arasında Beşiktaş ... Noterliğinin 10/11/2005 tarihli ... yevmiye, ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatıyla imzaladığını, davalı tarafa ödenmemiş faturalar için Beşiktaş ... Noterliğinin 04/04/2012 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ödenmeyen kira borçlarının tahsili amacıyla borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalı tarafça borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının % 20 oranında inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kira alacaklarının 5 yıllık zaman aşımına tabi olması nedeniyle bedelin zamanaşımına uğradığını, 2004-2006 yılları arasında geçirdiği ağır depresyon sonucunda beyin şoku tedavisi gördüğünü, dava konusu borçla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını, ayırt etme gücünün olmaması nedeniyle fiil ehliyetinin bulunmadığını ve kefil olmanın kanunen geçerli sayılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "davalı kefilin fiil ehliyetinin tam olduğu, asıl borçtan 818 sayılı BK'nun 490.maddesi uyarıanca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 14.165,17-Euro yönünden iptali ile takibin bu tutara takip tarihinden itibaren işletilecek yıllık %20 faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,Davalının alacağın %20'si oranında 9.405,67-TL icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına," karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karara esas alınan bilirkişi raporunda "Temerrüt faizi olarak ise" ifadesiyle başlayan bölümün son paragrafında sayın bilirkişi tarafından, müvekkili şirketin Yönetim kurulunun 16.12.2016 tarih 2412 sayılı kararı ile kullandırılan kredinin kira alacağının 12.525,87-EURO olarak tahsiline karar verildiği belirtilerek alacağın söz konusu tutar üzerinden hesaplanması gerektiğinin belirtildiğini,Takip tarihi 2014 olan bir dosyada takibe konu borç araştırılırken, takipten ve hatta mahkemede görülen davadan sonra yönetim tarafından verilen kararın takip tarihinde talep edilen tutar ile ilgili verilen kararı etkileyeceğine ilişkin rapor oluşturulmasının hatalı olup bu hususa ilişkin olarak yapılan itirazların mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, her davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre karara bağlanacağını, yönetim tarafından verilen kararın hem takipten he de davadan sonra verilmiş bir karar olduğunu, bilirkişinin raporunu buna dayandırmasının hukuka aykırı olduğunu,

Bilirkişi tarafından yönetim kurulu kararı olarak belirtilen işlem "..." olarak adlandırılan, tamamen mevzuata uygun ve BDDK tarafından finans kurumlarına önerilen bir muhasebe işlemi olduğunu, söz konusu işlem ile finans kurumlarına şüpheli alacaklara ilişkin verginin ödenmesi suretiyle şüpheli alacağın başka hesaba aktarılması ve böylelikle bilanço riskinin azaltılması imkanı sağlandığını, "..." işleminin, sadece şüpheli alacağın vergisi ödenmek suretiyle başka bir hesaptan takibine olanak sağlayan bir muhasebe işlemi olup alacağın silinmesi yahut tahsil edildiği anlamını taşımadığını, Ayrıca bilirkişi raporunun g bendinde bulunan "takip öncesi bir tahsilat ya da leasing konusu malların haczedilerek satışı söz konusu ise, tahsilat dekont-makbuzlarının dosyaya ibrazı halinde gerekli açıklama ve hesaplamalar yapılabilecektir." beyanının Finansal Kiralama Kanununa aykırılık teşkil ettiğini, zira müvekkili şirketin Türkiye'nin en önemli finansal kurumlarından biri olup her türlü satış ve tahsilatların defter ve kayıtlarda yer alacağının açık olduğunu, defter ve kayıtlarda yer almayan tahsilat bulunmasının mümkün olmadığını, kaldı ki leasing konsu malların haczedilmesinin kanunen yasak olup bilirkişinin leasing konusu malların haciz ve satışının söz konusu olup olmadığına ilişkin beyanlarının hatalı olduğunu,Bilirkişinin tüm muavin kayıtlarına bakmasına rağmen esas alacak tutarlarını tespit ederken 2012 tarihinde gönderilen ihtardan yola çıktığını, ihtar ile takip arasında iki yıllık süre farkı bulunduğunu, ayrıca takip tarihindeki müvekkili şirket bilanço anaparası üzerinden açıldığından yapılan hesabın takip tarihine göre yapılması gerektiğini, zira ihtarname ile takip arasında geçen sürede, sözleşmeden kaynaklanan masraf yapılıp yapılmadığı, sigorta ödemesinin olup olmadığının bilirkişi tarafından hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadığını, Mahkemeye iletilen tüm itirazlara rağmen konusunda uzman bir bilirkişiden yeniden rapor aldırmak yerine hatalı bilirkişi raporunun karara esas alındığını,Kaldı ki; mahkemenin takip tarihinden itibaren %20 temerrüt faizi işletilmesine ilişkin kararının da kanuna ve sözleşmeye aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan ve dosya içerisinde mevcut olan sözleşmenin temerrüt faizi başlıklı maddesi ve ödeme planı incelendiğinde açıkça görüleceği üzere; faizin başlangıç tarihi, ödeme planında taraflarca mutabık kalınan ödeme tarihi olduğunu, Borçlar Kanunu'nun borçlunun temerrüdüne ilişkin "MADDE 117- Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." hükmü mevcut olup temerrüt tarihinin ne zaman başlayacağının kanunla hüküm altına alındığını, ödeme planının karşı taraf ile müvekkili arasında mutabık kalınarak belirlenmiş olup sözleşme içerisinde mevcut olduğunu, buna rağmen mahkemenin kanuna aykırı bir şekilde ödeme planında belirlenen tarihten değil de takip tarihinden itibaren faiz istenebileceğine ilişkin kararının da hukuken hatalı olup bozmayı gerektirdiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle kefil aleyhine yürütülen icra takibine vaki itirazının iptali davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafın davalı hakkında toplam 16.244,00 Euro alacağın eklentileri ile birlikte ödenmesi istemiyle ilamsız takibinde bulunulduğu ve davalı tarafından yasal süresi içinde yapılan itiraz sonucu, icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu, eldeki davanın ise, hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit edilmiştir.Dosyaya mübrez bilirkişi raporunda; davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan 14.165.17 Euro ve 1.537,00 TL alacaklı olduğu, bu acalaklara % 20 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği kanati bildirilmiştir. Davalının kefalet sözleşmesini imzaladığı tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığı yönündeki savunması nedeniyle aldırılan 02/04/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda özetle; ... kızı,1974 doğumlu, ...’ın 02.11.2018 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanması neticesinde;; fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği tespit edilmediği, dava dosyasının tetkikinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...’ın işlem tarihi olan 10.11.2005 tarihinde ve halen fiil ehliyetine haiz olduğu sonuç vekanaati bildirilmiştir. Toplanan delillere göre; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında arasında 10/11/2005 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığı, davalının da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre, davalının sözleşmeyi imzaladığı tarih itibariyle fiil ehliyetiin bulunduğunun ve kefaletin geçerli olduğunun anlaşıldığı, finansal kiralama sözleşmesine konu altı adet dikiş makinesinin dava dışı asıl borçluya teslim edildiği, dava dışı asıl borçlunun kira borcunu ödememesi üzerine ihtarname keşide edildiği, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davacının dava dışı asıl borçludan takip tarihi itibariyle 14.165.17 Euro ve 1.537,00 TL alacaklı olduğu, takip talebinde ise, 16.244,00-EURO alacak talep edildiği, davalının müteselsil kefil sıfatıyla yalnızca kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, % 20 temerrüt faizi oranının sözleşme ile kararlaştırıldığı, diğer yandan Yönetim Kurulunun 16.12.2016 tarih 2412 sayılı kararıyla 13245 no'lu sözleşme ile (Bu sözleşmenin ve hesap ekstrelerinin dosyaya sunulmadığı) kullandırılan 250 EURO alacağın silindiği, ... no'lu sözleşme ile kullandırılan kredinin kira alacağının 12.525.87 EURO (32.200.25TL) olarak tahsiline karar verildiğinden, bu tutar dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, dolayısıyla davanın kısmen kabulüne; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 14.165,17-Euro yönünden iptali ile takibin bu tutara takip tarihinden itibaren işletilecek yıllık %20 oranında temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf edenin sıfatına göre, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2019 tarih ve 2016/915 E., 2019/682 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK İcra İflas Hukuku 2412 sayılı kararıyla 13245 no'lu sözleşme ile (Bu sözleşmenin ve hesap ekstrelerinin dosyaya sunulmadığı) kullandırılan 250 EURO alacağın silindiği, ... no'lu sözleşme ile kullandırılan kredinin kira alacağının 12.525.87 EURO (32.200.25TL) olarak tahsiline karar verildiğinden, bu tutar dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, dolayısıyla davanın kısmen kabulüne; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 14.165,17-Euro yönünden iptali ile takibin bu tutara takip tarihinden itibaren işletilecek yıllık %20 oranında temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, Kanunu 2412 sayılı kararı ile kullandırılan kredinin kira alacağının 12.525,87-EURO olarak tahsiline karar verildiği belirtilerek alacağın söz konusu tutar üzerinden hesaplanması gerektiğinin belirtildiğini,Takip tarihi 2014 olan bir dosyada takibe konu borç araştırılırken, takipten ve hatta mahkemede görülen davadan sonra yönetim tarafından verilen kararın takip tarihinde talep edilen tutar ile ilgili verilen kararı etkileyeceğine ilişkin rapor oluşturulmasının hatalı olup bu hususa ilişkin olarak yapılan itirazların mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, her davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre karara bağlanacağını, yönetim tarafından verilen kararın hem takipten he de davadan sonra verilmiş bir karar olduğunu, bilirkişinin raporunu buna dayandırmasının hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi tarafından yönetim kurulu kararı olarak belirtilen işlem "..." olarak adlandırılan, tamamen mevzuata uygun ve BDDK tarafından finans kurumlarına önerilen bir muhasebe işlemi olduğunu, söz konusu işlem ile finans kurumlarına şüpheli alacaklara ilişkin verginin ödenmesi suretiyle şüpheli alacağın başka hesaba aktarılması ve böylelikle bilanço riskinin azaltılması imkanı sağlandığını, "..." işleminin, sadece şüpheli alacağın vergisi ödenmek suretiyle başka bir hesaptan takibine olanak sağlayan bir muhasebe işlemi olup alacağın silinmesi yahut tahsil edildiği anlamını taşımadığını, Ayrıca bilirkişi raporunun g bendinde bulunan "takip öncesi bir tahsilat ya da leasing konusu malların haczedilerek satışı söz konusu ise, tahsilat dekont-makbuzlarının dosyaya ibrazı halinde gerekli açıklama ve hesaplamalar yapılabilecektir." beyanının Finansal Kiralama Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu HMK md.353/1 K2412 md.1 K2412 md.355 K6100 md.1 K492 md.1 K818 md.490 HMK md.362/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog