2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2021/481794
- Karar Tarihi
- 17.05.2023
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin .... Telekomünikasyon A.Ş. İle davalı .... .... .... arasında kurumsal tip abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı borçlu adına düzenlenen Ekim, Kasım, Aralık 2020 ve ocak 2021 tarihli faturaların ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine Ayvalık Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğü'nün 2021/481794 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun süresi içinde takibe itiraz etmesi sebebi ile takibin durdurulduğunu, bu nedenlerle Ayvalık İcra Müdürlüğü'nün 2021/481794 Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere borçlunun icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar davacının taraflar arasında imzalanmış bir abonelik sözleşmesi olduğunu iddia etmiş ise de davalı müvekkilin böyle bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sözleşmede bulunan imzanın müvekkile ait olmadığını, kendisinin bilgisi ve rızası dışında imzasının taklit edilerek abonelik başlatıldığını, bunun üzerine müvekkilin Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/.. Esas numaralı savcılık dosyası kapsamında müvekkilin çeşitli sayıda imza örnekleri alındığını ve mukayese edildiğini, ilgili savcılık dosyası incelendiğinde müvekkilin imzası ile abonelik sözleşmelerinde bulunan imzaların farklı olduğunu, açıklanan bu nedenlerle davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/.. Esas sayılı dosyası,
2.Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/.. Esas sayılı dosyası,
3.Kredi kartı sözleşmeleri,
4.Taraflarca usulüne ileri sürülmüş iddia ve talepler,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Göreve ilişkin değerlendirme; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.
22.gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olaya ilişkin yapılan değerlendirme; Somut olayda dava konusu uyuşmazlık Ticaret Kanunu'ndan kaynaklanmamakta, TKHK'ndan kaynaklanmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık abonelik sözleşmesinde kaynaklı alacak davasıdır. Bu nedenle yukarıda bahse konu 1. Grup davalar arasına girmemektedir. Kurumlara yazılan müzekkere cevaplarında davacının 29/06/2020 tarihinde vergi açılışının olduğu aynı gün ise iş bırakma bildirimi ile vergi açılışının kapatıldığı ve vergi kaydının olmadığı bildirilmiştir. Esnaf Odası'na yazılan müzekkerede esnaf kaydının olmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerede de kaydının olmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle davacı tacir niteliğinde değildir. Bu nedenle her iki tarafında ticari işletmesi ile ilgili dava nitelendiğinde de olmadığından 2. Grup Nispi ticari dava niteliğinde de değildir. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin bir dava da olmadığından 3. Grup dava niteliğinde de değildir. Bu nedenler dava konusu uyuşmazlıkta mahkememiz görevli değildir. Tüketici mahkemesi'nin görevi kapsamında olup olmadığı bakımından değerlendirme;
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.
Davacı tarafından sunulan abonelik sözleşmesi tetkik edildiğinde her ne kadar sözleşme ekinde davacının Vergi Levhası bulunsa da davacının vergi açılışını yaptığı günü iş bırakma bildirimi ile vergi kapanışını yapmış olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte abonelik sözleşmesinin akdedildiği tarih incelendiğinde de 30/07/2020 tarihinde imzalanmış olduğu anlaşılmıştır. Davacının Vergi açılış ve kapanış tarihinin 29/06/2020 tarihi olduğu dikkate alındığında davacının mesleki amaçla hareket eden olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve yapılacak yargılama neticesinde;Davanın yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasadan sonra açılmasına, 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davacı tüketici konumunda olup davalı şirket ile aralarında aktedilen hizmet sözleşmesinin bir tüketici işlemi olması ve tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında davanın görevsizlik nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
1.Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-c ve m.115/2-1. cümle hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2.6100 sayılı HMK m.20 hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Gaziantep Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3.6100 sayılı HMK m.20 hükmünde öngörülen yasal süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde yine 6100 sayılı HMK m.20-2. cümle hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara İHTARINA,
4.Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti gibi hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dosyanın incelenmesi neticesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 17/05/2023