Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/37279
Karar No
K. 2021/2627
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

GAZİANTEP

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: ......
KARAR NO: ......
DAVACI: ......
VEKİLİ: ......
DAVALI: ......
VEKİLİ: ......
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 05/07/2022
KARAR TARİHİ: 17/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 01/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının maliki olduğu ...... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, ...... sevk ve idaresinde iken 04/08/2020 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde ...... isimli kişinin zarar görmesine sebebiyet verdiğini, söz konusu kazada ...... plakalı davalıya ait araç sürücüsünün trafik sigortası genel şartlarındaki yükümlülükleri ihlal ettiğini, kaza sonucu maddi zarar görene 11/11/2021 tarihinde 366.495,00 TL tazminat ödendiğini, araç sürücüsü......'in ...... plaka sayılı otobüs olan aracı kullanmak için gerekli ehliyetnameye sahip olmadığını, bilindiği üzere Trafik sigortası zorunlu sigortalar kapsamında olup, kişilerin anlaşması doğrultusunda teminat verilmediğini, zorunlu sigorta olması nedeni ile de genel şartlar kamu otoritesi tarafından her zaman değiştirilebileceğini, bu doğrultuda olmak üzere, 14/05/2015 tarihli resmi gazetede yayınlanarak 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni trafik sigortası genel şartları B/4 b maddesine göre tazminatı gerektiren olayın, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi halinde sigortalısından rücu edileceğini, bu nedenle gerekli ehliyetnameye sahip olunmamasının rücu nedeni olduğunu, müvekkil tarafından sigortalıya ödenen tazminatın davalıya rücu edilmesi amacıyla Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/.. esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkil tarafından sigortalıya ödenen tazminatın davalıya rücu edilmesi amacıyla başlatılan Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/.. esas sayılı dosyası borcuna davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunun olmadığını, soruşturma dosyasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, araç sürücüsünün ehliyetinin yeterli olduğunu, davanın kötü niyetle açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

1.Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,

2.Gaziantep İcra Dairesinin 2022/37279 Esas Sayılı İcra Dosyası

3.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,

4.Bilirkişi raporları,

5.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dava, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortalıya ödenmiş olan hasar bedelinin haksız fiil sorumlularından rücuen tazmini için başlatılan genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.

Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse;

HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. İcra takibi açısından yapılan değerlendirme; Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalıya tarihinde tebliğ edildiği, davalının tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Rücuen tazminat davasına ilişkin yapılan değerlendirme;

Dava niteliği itibariyle yapılan ödemenin rücusundan ibaret olsa da davanın kaynağının TTK 1472'nci maddesinden kaynaklanan halefiyete ilişkin görünse de TKK 1472 maddesi ile ilgisi bulunmamaktadır. Davacı sigorta şirketi yapmış olduğu ödemeyi davalı sigortalısının Genel Şartlara aykırı davranması nedeniyle rücu talebine dayanmaktadır. Bu durum da davayı sözleşmeden kaynaklı bir alacak davası niteliğine büründürmektedir. Bu belirleme ise vekalet ücreti, ispat yükü, görevli mahkeme gibi hususlarda TKK 1472 maddesinden bu davayı ayırmaktadır. Kusur bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirme; Dosya kusur oranının tespiti için kusur bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 09/11/2022 tarihli raporda; A) ...... Plaka Sayılı Motosiklet Sürücüsünün;

Sevk ve idaresindeki motosikletiyle ...... cadde üzerinde seyir ederken ...... ...... Bulvarı kavşağına geldiğinde, temkinli seyretmesi gerektiğini, kendisine hitaben bulunan trafik ışıklarına dikkatini vererek hareket . aracın seyir şeridini kapatmasıyla karıştığı dava konusu olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/1-b maddesinde belirtilen "Sürücüler trafik ışıklarına uymak zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini, ağır ihmal ve ihlali ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, B) ...... Plaka Sayılı Otobüs Sürücüsünün;

Sevk ve idaresindeki otobüs ile ...... ...... Bulvarı üzerinde ...... istikametine seyir ederken geldiği olay yeri kavşakta, kendisine hitaben yanan yeşil ışığa uyarak kavşaktan geçtiği esnada...... plaka sayılı motosikletin ışık ihlali yaparak seyir şeridini kapatabileceğini öngöremeyeceğini, olayın aniden gerçekleşmesinden ve mesafe kısa olduğundan engelleyici tedbir almasının mümkün olmadığı anlaşıldığından meydana gelen olayda etken bir davranışının olmadığını mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.

Bilirkişi raporuna "Rücu nedenleri bakımından yapılan değerlendirme" bağlığı altında sayılan nedenlerle itibar edilmemiştir. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.

Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Mahkememizin ara kararı gereği dosya rapor aldırılmak üzere maluliyet bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, hazırlanan 22/12/2022 tarihli raporda özetle;

Dava dışı ......'in 04/08/2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %31(otuzbir) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 6(altı) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 4(dört) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.

Bilirkişi raporuna "Rücu nedenleri bakımından yapılan değerlendirme" bağlığı altında sayılan nedenlerle itibar edilmemiştir. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;

Burada talep edebilecek tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 12/01/2023 tarihli raporda özetle; A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusuru dikkate alınmadan, dava dışı ......'in 6 ay süreyle geçici iş göremezlik, %31 oranında sürekli iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu ve 05/11/2021 tarihinde veriler esas alınarak yapılan hesaplama sonunda;

1.TRH 210 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik zararının = 14.482,82 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının = 507.777,83 TL olduğunu,

2.TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1.65 İskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik zararının = 14.482,82 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının = 331.613,40 TL olduğunu, B) Dosya içerisinde bulunan bilirkişi heyet raporunda dava dışı Ömer Çelik'in meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 4 (dört) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle bakıcı gideri Brüt ve Net ücret üzerinden yapılan hesaplamada; Brüt Ücretin = 2.746,80 TL Net Ücretin = 2.169 72 TL olduğunu, mahkememize bildirmiştir.

Bilirkişi raporuna "Rücu nedenleri bakımından yapılan değerlendirme" bağlığı altında sayılan nedenlerle itibar edilmemiştir. Rücu nedenleri bakımından yapılan değerlendirme; ZMSS Genel Şartları'nın B.4 "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlığında sigortacının hangi hallerde rücu hakkını kullanabileceği düzenlenmiştir. İlgili madde "Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:

a)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,

b)(Değişik:RG-2/2/2016-29612) (1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,

c)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılmasısırasında meydana gelen zararlar,

ç)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,

d)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,

e)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,

f)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibizorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez. " şeklinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre sigortacı, sigortalı aracı kazanın meydana geldiği sırada yeterli ehliyetnameye sahip değilse rücu şartları tartışılabilecektir. Somut olayda kazanın meydana gelmesi sırasında aracı sevk ve idare eden sürücünün aracın sınıfına göre yeterli ehliyetnameye sahip olup olmadığını belirlemek için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. İl Trafik Şube Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davacı tarafından sigortalanan aracı kullanabilmek için "D" Sınıfı (Eski tip ehliyetlerde "E" sınıfı) sürücü belgesine sahip olmak gerektiği bildirilmiştir. Yine İl Emniyet Müdürlüğü'nden sürücü ......'in "D", "D1", "DE", ve "D1E" sınıfı ehliyeti 17/04/2009 tarihinde aldığı ve bu ehliyetlerin geçerlilik tarihinin 08/04/2027 tarihinde sona ereceği mahkememize bildirilmiştir. Dava konusu edilen kazanın ise 04/0/2020 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında kazanın meydana geldiği tarihte sigortalanan araç sürücüsünün yeterli ve geçerli ehliyetnameye sahip olduğu anlaşıldığından rücu şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Kötü niyet tazminatı bakımından yapılan değerlendirme; 2004 sayılı İİK 67/2 maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için sadece haksızlığın yeterli olmayıp ayrıca davacı tarafın kötü niyetinin de ispat edilmesi gerekmektedir.

Davacı tarafın kötü niyeti ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Vekalet ücreti bakımından yapılan değerlendirme; Rücuen tazminat davasına ilişkin yapılan değerlendirmede davanın niteliği bakımından açıklama yapılmıştır. Buna göre mahkememizce dava, tazminat davası değil bir alacak davası olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle de AAÜT 13/4 madde hükmünü uygulamak imkanı bulunmadığından nispi vekalet ücretine heükmedilmiştir. Neticeten;

Tüm dosya kapsamı denetime elverişli şekilde aldırılmış bilirkişi raporu, taraf beyanları hep birlikte incelendiğinde davasının reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın REDDİ ile;

Şartları oluşmadığından davacı lehin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 4.693,26 TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan ‭57.403,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

6.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

7.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,

Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.17/05/2023 TASHİH ŞERHİ Kısa kararda davacının davası bakımından sehven hüküm altına alınan "Şartları oluşmadığından davacı lehin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,", olarak belirtilmiş olmasına rağmen dava dosyası tetkik edildiğinde yazı hatası yapıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun Hükmün tashihi başlıklı "Madde 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir." hükmü getirilmiştir.

Bu durumların 6100 sayılı HMK m.304/1 hükmünde düzenlenen açık yazı hatası niteliğinde olduğu, mahkememizce bu hataların resen düzeltilmesi gerektiğine kanaat getirildiği ve gerekçeli karar henüz tebliğ edilmediğinden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki gibi tashih kararı verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememizin 24/05/2023 tarihli kısa kararında; "Şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, " şeklinde TASHİHİNE,

2.İş bu tashih şerhinin kararın EKİ SAYILMASINA, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog