6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2012/12377 E. , 2014/20939 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 6 - 2009/245322
MAHKEMESİ : Isparta Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/07/2009
NUMARASI : 2009/146 (E) ve 2009/158 (K)
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir.
Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Hakim bu güne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi yerini belirliliğe terk eder. Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal)'dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır.
Kanaati meydana getiren delillerin tek tek değerlendirilişi kadar hep birlikte değerlendirilmesi de mümkündür. Deliller bütünlük teşkil ediyorsa, bir bütünün birbiri ile uyuşan ve birbirini tamamlayan parçaları ise, bu hakiki delildir. İspat konusu, gerçeğin bir parçası olan olay hakkında hüküm vermektir. Bu günden maksat da, varlığını duygularımızla öğrendiğimiz şeylerdir. İşte “delil” budur.
Delillerin bu günün akılcı anlayışına göre, Hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olayların tahlil ve tetkiki ile lehe ve aleyhe bütün şartları tenkit ve değerlendirmesinin mahsulü olacaktır. İspat edilmesi gereken şüpheli olandır. Yağma suçu çoğu kez tanığı bulunmayan mağdurun beyanları ile karar verilen suçlardandır. Mağdurun bu beyanlarının da kendi içerisinde istikrarlı, bir biri ile örtüşen ve delillerle doğrulanan nitelikte olması gerekir. Bu genel ilkeler ışığında; Somut olaya gelince:
02.03.1995 doğumlu mağdur M.. K..'nin annesi olan yakınan G.. K..'nin 08.05.2009 tarihinde oğlunun kitaplarını bazı öğrencilerin sakladığını öğrenmesi üzerine bu öğrenciler ile görüşmek için okula gittiği ve öğrencileri bulamayınca müdür yardıcısı A.. E.. ile görüştüğünde kendisine “oğlunuzun G.. A..'a para verdiğini biliyormusunuz, oğlunuza kaç lira harçlık veriyorsunuz” şeklinde soru yöneltmesi üzerine oğlu ile görüştüğü ve yakınanın sanığa 27.04.2009 günü 95 Euro, 01.05.2009 günü ise 110 TL'yi sanığa verdiğini beyan etmesi üzerine 08.05.2009 tarihinde karakola müracaat ettiği, mahkeme aşamasında da tehdit, baskı ve/veya zor kullanıldığı şeklinde oğlunun kendine aktarımda bulunduğuna beyanların da yer vermediği,
Yakınan M.. K..'nin poliste verdiği 08.05.2009 tarihli ifadesinde; parkta tanıştığı sanık ile 29.04.2009 tarihinde karşılaştıklarında kendisinden borç para istediğini, "ne kadar istiyorsun" diye sorduğunda "ne kadar verebilirsin ver" dediğini, eve giderek 110 TL alıp sanığa verdiğini, 01.05.2009 günü sanık ile tekrar karşılaştıklarını sanığın "bir miktar daha borç para verebilir misin? önceki aldığım para ile birlikte hepsini vereceğim" demesi üzerine evden 95 Euroyu alıp sanığa verdiğini beyan ettiği, yakınan M.. K..'nin 11.05.2009 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında verdiği beyanında ise özetle; arkadaşı aracılığı ile sanıkla tanıştığını, 08/05/2009 tarihinde verdiği ifadesinin doğru olduğunu, günlük olarak 50 YKR yada 1 TL harçlık aldığını, 29/04/2009 tarihinde ekmek almak için evden çıktığında sanık ile karşılaştığını, kendisinden borç para istediğini, 1-2 gün içinde vereceğini söylediğini, "ne kadar vereyim" diye sorduğunda, "ne kadar varsa ver" dediğini, evde bulunan ailesinin biriktirdiği paradan onlardan habersiz 110 TL aldığını ve bir sonraki gün sanığı gördüğünde verdiğini, 2 gün sonra parkta sanık ile karşılaştığını, kendisini çağırıp "biraz konuşalım" dediğini, ve yeniden borç para istediğini, öncekini ne zaman vereceğini sorduğunda "yeniden borç para verirsen ikisini birlikte veririm" dediğini, parası olmadığını söylediğini, kendisini zorladığını, "ben sizi bilirim sizde para vardır" dediğini, olmadığını söylediğini, sağ kolunu omzuna atarak omzundan tutup şöyle yürüyelim diyerek zorladığını, kendisinden biraz büyük olduğu için gitmek istememesine rağmen zorlaması ile birlikte yürüdüklerini, 200-250 metre ileride bir kulübeye girdiklerini, yeniden kendisinden para istediğini, sağ belinde bulunan dışı kaplı bükülmeyen siyah saplı büyük bir bıçağı çıkardığını, kendisine gösterdiğini, bıçağı görünce korktuğunu, gidip para getirmesi şartıyla serbest bıraktığını, evde bulunan 95 Euroyu aldığını kulübeye giderek sanığa verdiğini, önceki beyanında kafasının karıştığını, olayları olduğu gibi anlatmaya çalıştığını, kulübeye götürüldüğü ve bıçak çekildiği hususlarını anlattığını bildirmesi, mağdurun mahkeme aşamasında da olayları Cumhuriyet Savcılığında anlattığı gibi ifade ettiği ve kendisi gibi sanığa para veren arkadaşı G.. Ç.. D..'in babasının sanık tarafından bıçak ile tehdit edildiğine ilişkin anlatımına yer verdiği, Sanığın ise tüm aşamalarda ısrar ve istikrarla borç aldığını, zorla almadığını ileri sürdüğü, Yakınanın aşamalarda değiştirerek geliştirdiği beyanları ve bunu doğrulayan başka bir delilinde dosyaya yansımadığı dikkate alındığında öncelikle sanığın haksız fiilinin ceza hukukunda suç teşkil edip etmediği ve suç tekil ediyorsa nitelendirmesinin duraksamasız olarak saptanması bir muhakkaktır. Hal böyle olunca;
1.) Okul müdür yardımcısı A.. E..'ın tanık olarak dinlenip yakınanın sanığa para verdiği bilgisine ne şekilde ulaştığı, yakınanın zor, tehdit ve/veya baskı altında sanığa para verip vermediği veya yakınanın bir aktarımı olup olmadığı hususları irdelenip gereğinde G.. Ç.. D..'in babası ile ilgili evrakın ne olduğu, işlem yapılıp yaplmadığı, yapıldı ise celp edilip içinde bu olaya ilişkin delil teşkil edecek bilgi bulunup bulunmadığı saptanıp,
2.) Yakınanın emniyetteki beyanı ile bu beyandan 3 gün sonra savcılıkta geliştirip değiştirdiği beyanları arasındaki aykırılığının neden kaynaklandığı, kafasının karıştığı şeklindeki ifadeninde hayatın olağan akışına aykırı olduğu hususu dikkate alınarak bir kez de mahkeme tarafından yakınandan ayrıntılı olarak sorulup sonucuna göre tüm kanıtlar yeniden birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yetinilip, mağdurun aşamalarda değişen ve gelişen Cumhuriyet Savcılığında ve mahkeme aşamasında verdiği beyanlarına hangi sebeplerle üstünlük tanındığı da yeterli ve inandırıcı gerekçeler ile açıklanmadan yazılı şekilde verilmesi, Kabule görede; 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesine aykırı olarak, anılan yasanın 31/3. maddesinin, 168/3. maddesinden sonra uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık G.. A.. savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 17/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.