Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/258
Karar No
K. 2023/870
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/258 Esas - 2023/870 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C.

ANKARA

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2023/258
KARAR NO: 2023/870
HÂKİM: ... ...
VEKİLLERİ: Av. ... - ...
DAVALI: ..., T.C. Kimlik No: ...

...

VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/06/2019
KARAR TARİHİ: 07/12/2023
G.K. YAZIM TARİHİ: 08/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan, Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, I) İDDİA :

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile dava dışı 3. kişiler arasında 19/02/2013 tarihli protokol imzalandığı ve söz konusu protokole ek olarak da dava konusu bononun imzalanarak davalıya teslim edildiği, davalının söz konusu bonolarla ilgili olarak ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlattığı; taraflar arasında imzalanan protokolün incelenmesinde, protokole konu olan bonoların şarta bağlı olarak düzenlendiği, protokolün 5. maddesinin; "...İş bu protokol ekindeki, ... E, sayılı dosyasında şikayetçi asiller olan taraflara ait bonolar ... E, sayılı dosyasından tutuklu bulunan ...'ın tahliyesi ile geçerli olacaktır" şeklinde düzenlendiği, şarta bağlı olarak düzenlenen bu kambiyo senedinin geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş olup; Mahkememiz nezdinde açılan davanın kabulüne, senetle ilgili borçlu olmadıklarının tespitine ve takiplerin iptaline, davalı tarafın işbu icra takibi ile ilgili olarak %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA :

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacılar ... ve ...'ın babası, ...'ın eşi olan ... 'ın ... , sayılı kararı ile Nitelikli Dolandırıcılık suçundan toplam 140 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı; dolandırılan pek çok mağdurdan birisi olan müvekkilinin daire sahibi edilmek vaadiyle adı geçene 25.300,00 TL ödediği, adı geçenin uzun bir süre hapis yatmasına gönlü razı olmayan çocukları ve eşi olan davacıların tahliyeyi sağlayabilmek amacıyla ...'ın sorumlu bulunduğu borcu üstlenmek durumunda kaldıkları ve mağdurlar ile anlaşma protokolü imzalandığı; borç karşılığı düzenlendiği sabit olan işbu bonolara istinaden icra takibi başlatıldığı, davacıların bizzat kendi rıza ve talepleri üzerine düzenlenerek taraflarca imzalanmış olan mezkur protokole riayet edilerek, üstlendikleri borcu ödemek istemeyen böylece babaları tarafından gerçekleştirilen "dolandırıcılık eylemi sonucu yüzlerce kişide topladıkları meblağı kendilerine mal etme amacı güttükerini bu kez davacıların imaladıkları protokol hükümlerinin kanuna ve ahlaka aykırı olduğunu ileri sürerek borç doğuran kambiyo senetlerinin bu nedenle geçersiz olduğunun hüküm altına alınması" amacıyla işbu menfi tespit davasını açtıkları belirtilmiş olup; Mahkememiz nezdinde davanın ve öncelikle tedbir taleplerinin reddine, %20'den az olmayan kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) MAHKEMEMİZ HÜKMÜ VE İSTİNAF SÜRECİ : Mahkememiz tarafından, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak 01/12/2020 tarihinde verilen ... sayılı karar kapsamında, "davanın kabulüne" dair karar verilmiş olup; söz konusu hüküm ile ilgili istinaf incelemesi neticesinde ... 27/02/2023 tarih, ... Sayılı ilamı kapsamında; "...Davada, uyuşmazlık kambiyo senedine değil; taraflar arasındaki protokole dayalıdır. Taraflar tacir de olmadığından, davaya asliye hukuk mahkemesince bakılması gerekir. Açıklanan nedenlerle mahkemece; işin esasına girilerek tarafların tacir sıfatının bulunup bulunmadığı yönünde delilleri toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup..." gerekçesiyle, Mahkeme hükmünün kaldırılmasına karar verilmiş olup, tarafların "tacir sıfatlarının" araştırılarak, sonucuna göre hüküm kurulması amacıyla dosya, Mahkememize gönderilmiş ve işbu .... Esas numarasını almıştır. IV) DELİLLER : ... Esas Sayılı Dosyası Sureti. ... Esas Sayılı Dosyası Sureti. ... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. ... Tarafından Gönderilen 12/04/2023 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 14/04/2023 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 18/04/2023 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen Bila Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 06/12/2023 Tarihli Cevabi Yazı. V) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Mahkememizde açılan davanın; davacılar ..., ... ve ... ("davacı" olarak veya münferiden isimleriyle anılacaklardır) ile davalı ... ("davalı" olarak anılacaktır) arasında imzalanan bono nedeniyle, davacıların borçlu olmadıklarının tespiti amaçlı açılan "Menfi Tespit Davası" olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkememiz tarafından, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak 01/12/2020 tarihinde verilen .... sayılı karar kapsamında verilen kabul kararı akabinde .... 27/02/2023 tarih, ... Sayılı ilamı kapsamında, tarafların tacir sıfatının bulunup bulunmadığının araştırılması ve öncelikle "görev" yönünden yapılacak değerlendirme neticesinde karar verilmesi amacıyla Mahkememiz hükmünün kaldırılarak, dosyanın Mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır.

a)Genel Hukuki Tasnif : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi" başlıklı 2. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a)Bu Kanunda,

b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) ... (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) ..."

Yukarıda belirtilen madde hükümleri kapsamında açıkça belirtilmekte olduğu üzere Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu doğrultuda "kamu düzenine ilişkin" olan görev kurallarının uygulanması, Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında tetkik edilmesi zorunlu bir unsur olup; gerek tarafların talebi doğrultusunda ve gerekse Mahkeme tarafından re'sen, yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilmektedir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup; söz konusu düzenleme uyarınca, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir.

Gerek 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve gerekse 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında; Asliye Hukuk Mahkemeleri, Sulh Hukuk Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki görev sınırları, detaylı bir şekilde belirtilmiş olup; TTK.'nın 4. ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; öğretide "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatları dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile öğretide "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir. 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari davalar; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde; rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501. maddelerinde; kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519. maddelerinde; komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinde; ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554. maddelerinde; havale hakkındaki 555 ilâ 560. maddelerinde ve saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları olarak belirlenmiştir.

Yukarıda belirtilen genel kuralın istisnası mahiyetindeki düzenleme, yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 maddesi kapsamında belirlenmiştir. Buna göre; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen "havale", "vedia" ve "fikir ve sanat eserlerine ilişkin" haklardan doğan davalar da, "ticari dava" niteliğindedir.

b)Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :

Açıklanan hususlar dikkate alınarak, Mahkememiz nezdinde açılan dava kapsamında yapılan incelemede; dava konusu ihtilafın, 6102 Sayılı TTK.'nın 4/1. maddesi kapsamında sınırlı sayıda belirtilen mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmakla; tarafların "tacir sıfatının" bulunup bulunmadığı hususunda ilgili ... müzekkere yazılmış ve ... tarafından sunulan 06/12/2023 tarih ve .... sayılı cevabi yazı kapsamında, davalı ...'nın potansiyel (gelir getirici kazancı olmayan) mükellef olduğunun bildirildiği ve bu doğrultuda davalının "tacir sıfatını" haiz bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu doğrultuda; Mahkememiz nezdinde açılan davada ihtilaf konusunun,

TTK. 4/1. maddesinde (sınırlı sayıda) belirtilen mutlak ticari davalardan olmadığı; bunun yanı sıra, ... arafından sunulan cevabi yazı uyarınca, davalının TTK.'nın 4/1. maddesi anlamında "tacir sıfatının" bulunmadığı ve bu doğrultuda söz konusu davanın nispi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı hususları birlikte değerlendirilerek; Mahkememizin görevsizliğine ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.

VI) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)

1.Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE;

2.Görevli Mahkemenin, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,

3.Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan .... Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;

4.İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA;

5.Harç ve yargılama giderlerinin; 6100 Sayılı HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevli Mahkeme dosyası kapsamında DEĞERLENDİRİLMESİNE;

Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yokluğunda verilen karar, gerekçeli kararın TEBLİĞ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 07/12/2023 Katip ... Hâkim ... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog