2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/02/2017 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan .... Plakalı aracın, yaya halindeki müvekkile çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilin kaza nedeni ile yaralandığını, olay nedeni ile Gaziantep 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/. esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, meydana gelen kazada müvekkilin bir kusurunun bulunmadığını, kusurun dava dışı araç sürücüsünde olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun karşılanmadığını, bu nedenlerle; şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 50,00 bakıcı gideri tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu .... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davanın somutlaştırılmadığını, geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamında olmadığını, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, davacının kusurunun olduğunu, maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, faize dava tarihinden itibaren hükmedilebileceğini, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulması gerektiğini, davacının kaza nedeniyle elde ettiği kazanımların mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2.Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3.Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5.Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
7.Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/59 Esas ve 2022/175 Karar sayılı dosyası,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır.
TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir.
İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 16/07/2021 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde olup 6102 sayılı TTK m.5/A/1 hükmü uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosyada bulunan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanakların tetkiki neticesinde davacı tarafından iş bu dava açılmadan önce davalı bakımından da arabuluculuk dava şartının yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 20/04/2022 tarihli kusur raporunda özetle; A) ....Plakalı Araç Sürücüsünün;
Sevk ve idaresindeki aracıyla Binevler Mahallesi Üniversite Bulvarı üzerinde seyir ederken imam kayalı otomotiv hizasına geldiğinde, yaya geçidinde bulunan yayaları dikkate alarak seyrini kontrollü şekilde sürdürmesi gerektiğini, geçitten kaplamaya girerek yolun karşısına geçmek için 7 metre mesafe kat eden yayalara yönelik zamanında etkili fren tedbirine başvurması gerekirken riayet etmediğini, karıştığı dava konusu olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketleriyle 2918 Karayolları Trafik Kanunu'nun 74. Maddesinde belirtilen "Sürücüler, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini ve yayalara karşı kaplamaya girdiklerini gördüğünde aracının seyir hızını meydana gelebilecek herhangi bir ani gelişen olay ve hareket karşısında güvenli duruş, sert fren tatbiki veya uygun direksiyon manevrası yapabilecek şekilde ayarlaması gerekirken riayet etmeyerek gerekli ön tedbirleri almadığını, dava konusu olayda nizamlara aykırı davranışıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a maddesinde belirtilen "Sürücüler, kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak zorundadırlar" kuralını ihlal ederek ağır ihlal ve ihmali ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, B) .... ile....
Binevler Mahallesi Üniversite Bulvarı üzerinde bulunan imam kayalı otomotiv önünde bulunan yaya geçidinde yolun karşısına geçtikleri esnada ....plakalı araç sürücüsü .... .... dikkatsiz hareketiyle kendilerine çarpacağını öngöremeyecekleri ve önlem almaya fırsatları olmadan çarpışmanın gerçekleştiğini, kazanın oluşumunda etken bir davranışlarının olmadığını, C) .... Plaka Sayılı Otobüs Sürücüsünün;
Sevk ve idaresindeki otobüs ile Binevler mahallesi imam kayalı otomotiv önünde bulunan otobüs durağında durakladığı esnada arkasından gelerek otobüsün arka sağ köşe kısımlarına çarpan .... plakalı otomobile karşı engelleyici tedbir alamayacağı anlaşıldığından kazanın oluşumunda etken bir davranışının olmadığını mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile mahkememizce alınan bilirkişi raporunun uyumlu olduğu ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır. Kazanın yaya geçidinde meydana geldiği dikkate alındığında d avalı tarafından sigortalanmış araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde %100, davacının kusursuz olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Yine mahkememizin ara kararı uyarınca hazırlanan 25/05/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle; Davacı ....'in 06/02/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %3(üç) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 1(bir) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 1(bir) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir. Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 07/06/2022 tarihli raporda özetle; A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 1 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %3 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığı kabul edilerek, davacının uğramış olduğu maddi zararın terditli olarak;
1.TRH 210 Kadın yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik zararının = 1.270,75 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının = 25.880,09 TL,
2.TRH 2010 Kadın yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik zararının = 1.270,75 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının = 21.088,34 TL olduğunu, B) Dosya içerisinde bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 1 hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle, davacının 1 haftalık bakıcı gideri Brüt ve Net ücret üzerinden; Brüt ücret = 414,75 TL, Net ücret = 327,61 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Akabinde mahkememizin 3 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği 2023 güncel asgari ücret tarifesine göre hesaplama yapılması için dosya aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 06/01/2023 tarihli ek raporda özetle; A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 1 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %3 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığı kabul edilerek, davacının uğramış olduğu maddi zararın terditli olarak;
1.TRH 210 Kadın yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik zararının = 1.270,75 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının = 47.426,00 TL,
2.TRH 2010 Kadın yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik zararının = 1.270,75 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının = 37.590,51 TL olduğunu, B) Dosya içerisinde bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 1 hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle, davacının 1 haftalık bakıcı gideri Brüt ve Net ücret üzerinden; Brüt ücret = 414,75 TL, Net ücret = 327,61 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 2023 yılı asgari ücretine göre alınan 06/01/2023 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2/019/4141 Karar sayılı ilamı) Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı Sigorta vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır. Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davacının yaya olduğu dikkate alınarak hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 27/04/2023 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup, değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı gideri tazminatı talep etmiştir. Değer artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını 47.426,00 TL, bakıcı gideri tazminatını 414,75 TL ve geçici iş göremezlik tazminatını 1.270,75 TL'ye artırmıştır. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 16/07/2021 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 28/07/2021 tarihidir. Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile, 47.426,00 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı, 1.270,75 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 414,75 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 49.111,50 TL davalının temerrüt tarihi olan 28/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 49.111,50 TL üzerinden alınması gereken 3.354,80 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 170,00 TL değer arttırım harcının toplamı olan 229,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.125,50 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 170,00 TL değer arttırım harcının toplamı olan 146,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 4.052,80 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.112,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.7/06/2023