4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2012/31159 E. , 2013/31530 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Uygulanan Kanun maddesi 106/1 maddesinin 1.cümlesi yerine, 106/2 olarak gösterilmiş ise de, bu husus mahallinde düzeltilebileceğinden bozmayı gerektirmediği ve 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesinin 1.fıkrasında sayılan hak yoksunluklarının hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak infaz aşamasında resen gözetilebileceği, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, Yargıtay bozma ilamından önceki hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve bozma ilamı sonrası kurulan hükümde tekerrür yönünden kazanılmış hak ilkesinin dikkate alınması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi hükümlerinin uygulanması,
Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası, tebliğnameye uygun olarak tekerrür uygulamasına ilişkin kısımların karardan çıkarılması biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 10/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.