Esas No
E. 2021/10701
Karar No
K. 2023/5334
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2021/10701 E.  ,  2023/5334 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/869 E., 2020/1196 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin yoluğunda verilen kararın ve temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 20.08.2020 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 25.04.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; haksız tutukluluk nedeniyle davacının tamamlaması gereken rütbe bekleme süresinin tamamlanamadığı, tahliye olduktan sonra dava sonuçlanıncaya kadar yine rütbe terfisi alamadığı, tutuklandığı sene devre arkadaşlarına eşdeğer görevlere atanamadığı, yarbay rütbesine terfi edecekken 4 sene daha binbaşı rütbesinde kaldığı, yasa gereği iki sene sicil dönemi yarbay rütbesinde kalınması gerektiği bildirilerek albay olması engellendiği, mevzuata göre 2018 yılında albay olabilecekken Yargıtayın beraat kararını onamasından sonra 06.12.2016 yılında terfi ettirildiği, 2012/2016 yılları arasında binbaşı rütbesinde kaldığı, kendisine bu rütbe üzerinden hesaplanan maaşın ödendiği, bu farkın maddi zarar oluşturduğu, müvekkilinin tutuklandığı 16.06.2012 tarihinden tahliye edildiği 28.01.2014 tarihine kadar cezaevinde yaptığı harcamaların da maddi zarar olarak kabul edilmesi gerektiği, bu cezaevi giderlerinin içerisinde ailesinin ziyarete gelmek için yaptığı yol harcamalarının, ailesinin ulaşım masraflarını ödeyemediği için 50000TLbanka kredisi kullanması gibi hususların bulunduğu, davacının müebbet hapis cezası talebiyle yargılandığı ve bu nedenle kendisine özel vekil tuttuğu ve bu nedenle 25000 ödeme yapmak durumunda kaldığı, tutuklandığı tarihten tahliye edildiği tarihe kadar maaşından tayin bedeli kesildiği, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL maddi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 16.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tarafından alınarak davacıya ödenmesine, davacının mağduriyetleri, sosyal durumu ile uğradığı travmatik ve yıkıcı manevi sonuçların dikkate alınması ile 1.000.000 TL manevi tazminatın da davalı tarafından alınarak davacıya ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 24.04.2018 tarihli dilekçesinde maddi tazminatı 56.624,82 TL olması gerektiği ve manevi tazminata tutuklama tarihinden faizi ile hükmedilmesi gerektiğini bildirir ıslah dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.

2.

Davalı vekili 22.06.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; yasada yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar kendilerine zarar veren işlemlerine yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonucunda verilen kararların kesinleştiği ve bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren 3 ay içinde açılması gerektiği, kararın tebliğ edilmemesi halinde ise kesinleşmesinden itibaren en fazla 1 yıl içinde açılması gerektiği, davanın yasada belirtilen sürede açılmadığı, davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığının araştırılmasını, davacının tazminat istemlerinin yasal dayanaktan yoksun olduğu talep edilen maddi kazminat miktarı maddi delillerle desteklenmediğini, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, faiz talebinin yasal dayanağının bulunmadığından reddinin gerektiğini, yasal dayanaktan yoksun davanın usulden ve esastan reddine vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, öne sürmüştür.

3.İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2017/185 Esas, 2018/328 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2020/869 Esas, 2020/1196 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Davacı vekilinin temyiz istemi;

Davacının maaş kaynaklı kayıplarının, ceza evinde yapılan kişisel harcamalar, ailesinin ceza evi ziyaret masraflar, tazminata esas dosyada ödenen avukatlık ücretleri, tayin bedeli zararları, adli para cezasının hapis cezası gün sayısı ile ilişkisi nedeniyle oluşan zararların maddi tazminat olarak verilmesi geretiğine, istinaf mercii kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.

B. Davalı vekilinin temyiz istemi;

Açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak ve devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etmek suçundan yargılandığı, 13.06.2012 - 28.01.2014 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında aynı sebebe dayalı başkaca tazminat davası açılmadığı, davacının maddi tazminatta belirtmiş olduğu hususular ve ilgili kurumlardan gelen yazı cevapları ile dosya bilirkişiye gönderilmiş ve bilirkişi 28.02.2018 tarihli raporuyla görüşünü sunduğunu, maddi tazminata ilişkin olarak yapılan inceleme neticesine göre; davacı taraf lehine 56,624,82 TL maddi tazminat'ın haksız tutuklama tarihinden verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı taraf her nekadar dava dilekeçesinde Avukatlık ücreti ve ulaşım masrafı giderleri, cezaevi harcamalarını talep etmiş olsa da Yargıtay 12.Ceza Dairesinin yerleşmiş içtihatları göz önünde bulundurularak davacının bu taleplerinin kabul edilmediği belirlenerek 56.624,82 TL maddi, 120.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, Davacının, tutukluluğu sırasında maaşından 1/3 tutarından kesinti yapıldığı, tutuklu kaldığı dönemde maaşından yapılan kesintileri, hakkındaki davanın beraatle neticelenmesi sonrası eksik aldığı maaşların kendisine ödendiği, rütbe ve terfi farkı ile nema kayıplarının muhtemel zararlar olup, 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesi kapsamında koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası kapsamında talep edilemeyeceği ve değerlendirilemeyeceği, bu muhtemel zararların idari dava yoluyla talep edebileceği dikkate alındığında, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden, bu kısımların düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak ve açıklanması devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etmek suçundan yargılandığı, 13.06.2012 - 28.01.2014 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz sebepleri;

1.Yargıtay İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihatı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacının maaş kaynaklı kayıplarının, ceza evinde yapılan kişisel harcamalar, ailesinin ceza evi ziyaret masraflar, tayin bedeli zararları, adli para cezasının hapis cezası gün sayısı ile ilişkisi nedeniyle oluşan zararların 5271 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında hüküm altına alınamayacağı dikkate alındığında, maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.

B. Davalı vekilinin temyiz sebepleri;

1.Davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;

Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Hükmedilen manevi tazminat talebi yönünden;

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından hükmedilen tazminat miktarında bir isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2020/869 Esas, 2020/1196 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2023 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.