2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/06/2022 tarihinde müvekkil şirkete ait .... plakalı aracın müvekkil şirket çalışanı sevk ve idaresinde iken trafik kazası meydana geldiğini, müvekkil ile davalı kasko şirketi arasında 10/12/2021 tarihli .... nolu genişletilmiş kasko poliçesi akdedildiğini, müvekkilin bu poliçenin sigortalı tarafı olduğunu, araçta oluşan hasar ve zararın karşılanması için davalı sigorta şirketine gerekli ihbar ve müracaatın süresi içerisinde yapıldığını, zararın akdedilen Kasko Poliçesi nedeniyle tazminin talep edildiğini, hasar değerlendirme sonucunda hasarın kapsam dahilinde olmadığı kararı ile taleplerinin reddine karar verildiğini, verilen karar neticesinde dava açmakta haklı olduklarını, bu nedenlerle araç hasar bedeli tazmini için şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin davacı tarafa 2.922,00 TL değer kaybı ödemesi yaptığını ve değer kaybı zararının bulunmadığını, gerekli yerlerden raporların alınması hususunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2.Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı,
3.Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen Kasko poliçesi ve hasar dosyası,
4.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Nevi İtibari ile Kasko Poliçesinden kaynaklı Maddi Tazminat istemine ilişkindir. Dava maddi hasarlı trafik kazası akabinde kasko poliçesinden kaynaklı açılan tazminat davasıdır. Kasko sigortası niteliği itibariyle mal/zarar sigortası türlerinden olup bu sigorta sözleşmelerinde amaç uğranılan gerçek zararın karşılanmasıdır.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigorta poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1.maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeye istinaden,
Mahkememizce tensip tutanağı düzenlenmiş, davacının dava dilekçesinde bildirdiği deliller ilgili kurumlara müzekkere yazılmak suretiyle toplanmış, ön inceleme duruşma günü tayin edilerek taraflar duruşmaya davet edilmiştir. Davalı şirkete müzekkere yazılarak davaya konu kazaya ilişkin hasar dosyası istenmiş, gelen cevabi yazı ve ekleri dosya arasına alınmıştır.
Davacının huzurdaki davayı açmadan önce usulüne uygun şekilde arabuluculuk yoluna başvurduğu, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslının dosyaya sunulduğu, dava şartlarının tamam olduğu görülmekle ön inceleme duruşması yapılarak ilk itirazlar değerlendirilmiş, taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları değerlendirilerek işin esasına girilmiştir. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 18/02/2023 tarihli raporda özetle; A).... Plakalı Kamyon Sürücüsünün;
Meydana gelen bu kazada dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde davrandığını, nizamlara aykırı davranışı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesi olan "Sürücüler hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini, meydana gelen bu olayda etken davranışının bulunduğunu, B) .... Plakalı Çekicinin (park halinde);
Meydana gelen bu kazada kaza yerine gider trafik ekibi tarafından işaretlemelerin yapıldığını, aydınlatma bulunmayan kaza vaktinin gece olduğu kaza noktasında seyir halinde olan sürücülerin 150 m uzaklıktan görebileceği ışıklı trafik işaretlerinin bulunmadığını, aracın yol üzerinde olduğu birlikte değerlendirilerek Karayolları Trafik Kanunu'nun 61/c maddesi olan "Geçiş şolları önünde veya üzerinde park etmek yasaktır" kuralını ihlal ettiğini, meydana gelen bu olayda ihmal ve ihlalinin olduğunu mahkememize bildirmiştir. Akabinde mahkememizin 12/04/2023 tarihli celsesi, 1 no.lu ara kararı gereği ek rapor aldırılmak üzere dosya kusur bilirkişisine tevdii edilmiş olup, hazırlanan 06/05/2023 tarihli ek raporda özetle; A) ....4 Plakalı Kamyon Sürücüsünün;
Meydana gelen bu kazada dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde davrandığını, nizamlara aykırı davranışı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesi olan "Sürücüler hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini, meydana gelen bu olayda etken davranışının bulunduğunu, Sürücünün idaresinde olan kullanılabilmesi için gerekli olan sürücü ehliyet sınıfı C olduğu, .... .... 'in bu sınıfa ait sürücü belgesi geçerlilik tarihi 24/03/2021 tarihinde sona erdiğinden, sürücü belgesinin geçersiz olduğunu, buna göre sürücünün trafikte yakalanması halinde ehliyetsizlikten işlem görmeyeceğini, ehliyet yenilememekten dolayı idari para cezası alacağını ve buna göre sürücünün sürücü belgesinin mevcudiyetinin (kendisine tahsis edilen sürücü belgesi nosu) devam ettiğini, fakat araç kullanması mümkün olmadığını, yenileme işleminden sonra araç kullanmasının mümkün olacağını, B) .... Plakalı Çekicinin (park halinde);
Meydana gelen bu kazada kaza yerine gider trafik ekibi tarafından işaretlemelerin yapıldığını, aydınlatma bulunmayan kaza vaktinin gece olduğu kaza noktasında seyir halinde olan sürücülerin 150 m uzaklıktan görebileceği ışıklı trafik işaretlerinin bulunmadığını, aracın yol üzerinde olduğu birlikte değerlendirilerek Karayolları Trafik Kanunu'nun 61/c maddesi olan "Geçiş şolları önünde veya üzerinde park etmek yasaktır" kuralını ihlal ettiğini, meydana gelen bu olayda ihmal ve ihlalinin olduğunu mahkememize bildirmiştir. Davacının talebinin dayanağının kasko poliçesi olduğu nazara alındığında genel şartlarda belirlenen teminat dışı haller harici olmak üzere sigortacı, sigortaladığı araç sürücü tam kusurlu olsa meydana gelen zararı karşılamakla yükümlüdür. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir.
Burada hemen belirtmek gerekir ki 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 Tarihli kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.90 hükmünün birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle de artık zarar miktarının hesabı noktasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yer alan düzenlemelerin esas alınma olanağı kalmamıştır.
Nitekim bu yönde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1843 Esas, 2020/1278 Karar sayılı ve 04/12/2020 Tarihli ilamında "...2918 Sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekir..." denilmektedir.
Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da bu yönde değerlendirme yapmak gerekecektir. Bu bağlamda dosyada yer alan 29/03/023 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; 22/06/2022 günü davacının maliki/işleteni olduğu ....plaka sayılı araç ile park halindeki B-.... plaka sayılı çekiciye bağlı .... plaka sayılı römork arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde ....plaka sayılı araçta meydana gelen hasar bedeline ilişkin; Araçta oluşan hasarın giderilme bedelinin KDV dahil 213.288,62 TL olduğunu,
Aracın onarımında ekonomik fayda bulunmadığından PERT işlemine tabi tutulmasının uygun olacağını, kazadan önceki hali ile rayiç değerinin 320.000,00 TL olduğunu, hasarlı hali ile sovtaj bedelinin 60.000,00 TL olduğunu irdelenerek PERT bedelinin (320.000,00 - 60.000,00) 260.000,00 TL olduğunu, mahkememize bildirmiştir. Davacının kazanın meydana gelmesi neticesinde aracının zarara uğradığı ve zararın miktarı konusunda bilirkişi tarafından hazırlanan rapora itibara edilmiştir. Zararın teminat kapsamında kalıp kalmadığı hususuna ilişkin yapılan değerlendirme; Davalının iddiası kazaya karışan ve davalı tarafından kasko poliçesi ile sigortalanan aracın sürücüsünün ehliyetinin geçerlilik süresinin dolduğu bu nedenle zararın teminat dışı kaldığı yönündedir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları 'nın "Teminat Dışında Kalan Zararlar" başlıklı 5.4 maddesi; "Poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" şeklinde düzenlenmiştir. Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere mevzuat hükümlerine göre geçerli bir ehliyetnameye sahip olunmaması zararın kasko poliçesi teminatı dışında kalmasına sebebiyet verecektir. Bu noktada davacının ehliyetinin geçerli olup olmadığı ve ehliyetin geçerlilik süresinin dolmasının sonuçlarını değerlendirmek gerekecektir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 39/3 maddesi; "Sürücü belgeleri süreli olarak verilir. Belgelerin geçerlilik süreleri, yenilenmesinde aranacak şartlar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. Bu şekilde yenilenen sürücü belgelerinden harç alınmaz. Geçerlilik süresi dolan sürücü belgesi ile araç kullanan sürücüye 343 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi geri alınır" şeklinde düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği 87'nci maddesi; "M, A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G sınıfı sürücü belgeleri 10 yıl; C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D ve DE sınıfı sürücü belgeleri ise 5 yıl geçerlidir. Belgelerin yenilenmesi işlemleri belge sahibinin herhangi bir trafik tescil kuruluşuna veya dış temsilciliklerimize müracaat etmesi suretiyle yapılır. Müracaat sırasında;
a)Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte belirlenen sağlık şartlarını taşımaları,
b)Bu Yönetmeliğin 76 ncı maddesinin birinci fıkrasının makine bendinde belirtilen hükümlülükle ilgili şartları taşımaları,
c)Herhangi bir nedenle sürücü belgesi geçici olarak geri alınmış ise iade edilme şartlarının gerçekleşmiş olması gereklidir. Bu şekilde yenilenen sürücü belgeleri için harç alınmaz.
Yenileme müracaatı sırasında eski sürücü belgesi geri alınır. Müracaatı tamamlananlara sürücü belgeleri teslim edilinceye kadar araç kullanabilmeleri için 15 gün süreyle geçerli olmak üzere “Sürücü Belgesi Yerine Geçen Geçici Belge” (Ek-50) verilebilir. Sürücü belgesinin ilgilisine teslim edilmesi ile birlikte geçici belge hükümsüz sayılır." şeklinde
Yönetmeliğin Geçici 10'uncu maddesi "Belirlenen süre içerisinde değiştirilmeyen sürücü belgeleri geçersiz sayılır. Ancak, ilgililerin başvuruları halinde, gerekli harçlar ve indirimsiz değerli kâğıt bedeli ödendikten sonra kendilerine geçersiz sayılan sürücü belgesinin karşılığı olan yeni sürücü belgeleri verilir. Ancak, sürücü belgeleri çeşitli nedenlerle geri alınmış olanlar ile mücbir sebeplerle sürücü belgelerini bu madde kapsamında belirlenen sürelerde değiştirmeyenlerden de belgelerinin değiştirilmesi sırasında harç alınmaz." şeklinde düzenlenmiştir. Davacının aracının kullanan sürücünün ehliyet sınıfı "C" sınıfı olup ehliyetinin geçerlilik süresinin son tarihinin 24/03/2021 tarihi olduğu tespit edilmiştir.
Kazanın meydana geldiği tarih ise 22/06/2022 tarihidir. KTK Yönetmeliği'nden ve KTK'undan da anlaşılacağı üzere geçerlilik süresi dolan ve yenilenmeyen sürücü belgesi geçersiz sayılmaktadır. Bu durum da sürücü belgesinin olmaması sonucunu doğurmaktadır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9'uncu Hukuk Dairesi'nin 2018/1420 Esas ve 2019/1144 Karar sayılı ilamında; " Davaya konu kaza, 06/11/2016 tarihinde meydana gelmiş olup, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 27/03/2018 tarihli yazı cevabında, sürücü .... .... Türkiye'ye giriş tarihinin 08/07/2014 olarak bildirildiği, bunun aksine başkaca bir delil sunulmadığı, dolayısıyla Yönetmeliğin 88. maddesinde belirtilen ehliyetin geçerlilik süresi olan 6 aylık sürenin 08/01/2015 tarihi itibariyle dolduğu, yabancı uyruklu sürücü .... .... en geç 08/01/2015 tarihine kadar sürücü belgesini, ülkemiz sürücü belgesi ile değiştirmesi gerekirken, Mersin Emniyet Müdürlüğü'nün yazı cevabına göre,16/01/2018 tarihi itibariyle sürücü belgesini ülkemiz sürücü belgesi ile değiştirmediği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacıya ait araç sürücüsü .... .... kaza tarihi olan 06/11/2016 tarihi itibariyle geçerli bir sürücü belgesinin bulunmadığı, kasko sigorta poliçesi genel şartlarının A.5.4 maddesine göre, gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların teminat kapsamı dışında tutulduğu bu nedenle davalı sigorta şirketinin hasardan dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından" denilmiştir. Bu nedenlerle davacının aracının kullanan sürücünün geçerli bir sürücü belgesinin bulunmadığı kanaati ile zararın Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları 'nın teminat dışı kalan haller arasında kaldığı kanaatine varılmıştır. Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİ ile;
2.Dava açılırken yatırılan peşin harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5.Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 39.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 07/06/2023