12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2013/15135 E. , 2013/22974 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : 13,40 TL maddi, 3.500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine Davacıların tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hükümler, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Koruma tedbirleri nedeniyle hükmedilecek tazminatlar için olay tarihinde geçerli olan paraya göre hesaplama yapılarak sonucun bulunması gerekirken 1.5.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve Türk Lirasından 6 sıfır atılmasını öngören 5083 sayılı Kanun’a göre hesaplama yapılarak yanlışlıklara sebebiyet verilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir. Bozmaya uyularak, yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1.Davacıların tazminat taleplerine dayanak teşkil eden beraat hükmünün 16.12.2005 tarihinde kesinleştiği aynı hükümle birlikte davacıların tahliye olmak üzere yatırdıkları 10.000 TL nakti teminatın karar kesinleştiğinde iadesine de karar verildiğinin anlaşılması karşısında, davacıların haklarında tesis edilen beraat hükmünün kesinleştiğinden haberdar olup olmadıklarının belirlenmesi bakımından nakti teminatın iadesi yönünde davacılar tarafından yapılmış bir başvuru bulunup bulunmadığı araştırılarak davanın süresinde açılıp açılmadığının denetlenmemesi,
2.Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatların davacıların sosyal ve ekonomik durumu, üzerlerine atılı suçların niteliği, tutuklanmalarına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldıkları süre, tahliye tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi nedeniyle ele geçecek olan toplam miktar ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 178 gün süreyle tutuklu kalan davacılar hakkında faizin başladığı tarih de nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp fazla tayini,
3.Mahkemenin 05.03.2009 tarihli 2007/36 Esas – 2009/45 Karar sayılı ilk hükmünün yalnızca davalı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 04.05.2010 tarih, 2009/8722 Esas – 2010/3230 Karar sayılı ilamı ile davalı taraf lehine bozulması nedeniyle, bozulan kararda yazıldığı miktarda davacılar yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.250 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmü temyiz eden davalının aleyhine olacak şekilde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı lehine 2.400 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi,
4.Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorularak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5.Yasal faizin açıkca 24.02.1995 tarihinden itibaren talep edilmesine rağmen kabul edilen maddi tazminat miktarları için faizin 07.11.1994 tarihinden itibaren başlatılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 08.10.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.