Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2020/251
Karar No
K. 2023/958
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/251 Esas
KARAR NO: 2023/958
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 10/07/2020
KARAR TARİHİ: 28/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ------- numaralı icra dosyası borçlusu iken, o dönemde yürürlüğe giren 5464 sayılı Kanun'dan faydalanarak, borcunu taksitlendirdiğini ve Banka'ya olan borcunu ödediğini, borcun ödenmesine rağmen--------- numaralı icra dosyasında yeniden icra takibine başlandığını, itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, bu nedenle maaşına haciz konduğunu, 33.850,17 TL olarak tahsilat yapıldığını, haksız ve mükerrer olarak tahsil edilen tutarın istirdatı için ------ dosyası ile icra takibine girişildiği, -------- Numaralı İcra dosyasından yapılan 33.850,17 TL'lik tahsilattan 24.560,08 TL'lik tutarın iade edildiğini, ancak 9.290,09 TL'lik tutarın iade edilmediğini, arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını iddia ederek 9.290,09 TL tutarındaki kısım için yapılan itirazın iptaline ve icra takip tarihinden itibaren yasal faiz oranından işleyecek faiz ile birlikte iadesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı müşterinin tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taleplerinin hak düşürücü süreler içinde yapılmadığını, bu nedenlerden davanın reddini talep ettiklerini, davacıya herhangi bir borcun bulunmadığını, yapılandırma yapıldığına dair herhangi bir kayıt veya ödeme planı bulunmadığını, taksitlerden herhangi birinin ödenmemesi durumunda sağlanan hakların ortadan kalkacağını, ----------- numaralı icra dosyasında faiz indirimi yapılarak 24.560,08 TL'nin davacıya iadesinin İcra Dairesi'nden talep edildiğini, söz konusu tutarın Banka tarafından tahsil edilmediğini savunarak davanın reddini, davacının tüm taleplerinin öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, icra takip dosyası kapsamında ödenen paranın istirdatı istemi ile başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.----- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; ------ sayılı takip dosyasında verilen yetkisizlik nedeniyle gönderme kararından sonra kaydedilen takip dosyası olduğu, davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 25/02/2020 tarihinde asıl alacak 33.850,17 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, borçlu banka vekilince 26/02/2020 tarihli- 03/03/2020 havale tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, ----- dosyasında alacaklı olduğunu iddia eden kişi lehine bekleyen 24.560,08 TL nin mevcut olduğu, bu tutarın kendisine iadesi için dilekçe gönderdikleri belirtilmiş, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. ------ numaralı icra dosyasının celbi için yazılan müzekkereye ilgili icra müdürlüğünce ---- tarihli cevap ile, dosyanın ---- karar tarihi ve----- karar ile sekaya gönderildiği ve imhasına karar verilmiş olduğundan ve -------- sistemimizde dosyaya ait hiçbir bilgi ve belgeye rastlanılmadığından istenilen belgelerin gönderilemediği bildirilmiştir.------- numaralı (yenileme sonrası -------- yeni esas) icra dosyasının celbi neticesinde incelenmesinde; davalı banka tarafından davacı aleyhine akdi faiz, temerrüt faizi ve ---- toplamı 17.545,98 TL alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, işbu icra dosyasında alacaklı banka vekilince bila tarihli dilekçe ile; işbu takip dosyasına konu riskin faiz indirimi yapılmak suretiyle kapatılmış olması nedeniyle dosyada tahsilat kalanı olarak bekleyen 24.560,08-TL’nin borçluya ya da borçlu adına maaş ödemesi yapan firmaya iadesine karar verilmesini talep ettiği, yine alacaklı vekili tarafından haricen tahsil bildirimi yapıldığı görülmüştür.Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup Bilirkişi ------rapor içeriğine göre; her türlü hukuki tavsif, nihai karar ve davacı talebinin takdirinin Mahkeme’ye ait olmak üzere, dava dosyasındaki bilgi - belge ve açıklanan gerekçelere göre; davacı iddialarını destekleyen, yani 9.290,09 TL fazla ödeme yapıldığını gösteren bir belge sunulmaması nedeniyle davacı müşterinin bir alacağının bulunup bulunmadığının tespitinin yapılamadığı, davacı müşterinin bir alacağının bulunduğuna dair bir belgenin dosyaya ne müşteri ne banka ne de icra müdürlüğü tarafından sunulmadığı, bankanın 2014-29363 numaralı icra dosyasında haricen tahsilat yapıldığını bildirdikten sonra, --------- numaralı icra dosyasında neden icra takibi yaptığının anlaşılamadığı, alacağını tahsil ettiğini beyan ettiğini bildirmiştir.Bilirkişi ------- tarihli rapor içeriğine göre; kök rapora tarafların beyanları kapsamında, Mahkeme tarafından ------ yeni esas numaralı icra dosyasından celp edilen --------- tarihli cevap dilekçesi ekindeki tahsilat belgelerine göre yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, kök raporda yapılan hesaplama, yani 24.560,86 TL tutarında tahsil edilen ve müşteriye iade edildiği belirtilen tutar haricinde, İcra Dairesi'nin 06.11.2022 tarihli cevap dilekçesi ekinde gönderdiği, 13.07.16 tarihli 1.126,91TL, 10.08.16 tarihli 1.126,91TL, 19.09.16 tarihli 1.210,36 TL, 11.10.16 tarihli 1.128,48 TL, 14.11.16 tarihli 1.128,75 TL, 13.12.16 tarihli1.128,75 TL, 18.01.17 tarihli 1.128,75 TL, 16.02.17 tarihli 1.310,40 TL toplam 9.289,31 TL ödemelerin bulunduğu, böylece kök raporda tahsil edildiği ve iade edildiği (taraf beyanlarından) tespit edilen toplam 24.560,86 TL'lik tutardan sonra, 9.289,31 TL daha tahsil edildiği, her ne kadar davacı tarafından 9.290,09 TL olarak belirtilmişse de, tespit edilen tahsilat tutarı toplam 9.289,31 TL olduğu, bu tutarın davacı müşteriye iade edildiğine dair bir belge sunulmadığı bildirilmiştir. 2004 Sayılı İİK 72/7. Maddesi "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." hükmüne amirdir.

Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli bilirkişi rapor içeriklerine nazaran; davacı banka müşterisi aleyhine davalı banka tarafından kredi - kredi kartı borcu kapsamında --------- numaralı icra dosyası üzerinden ilamsız takip yapıldığı, davacı iddiasına göre işbu icra dosya borcunun yapılandırma yasası kapsamında ödendiğinin, buna rağmen davalı banka tarafından tekrar takip başlatıldığı, kendisi ve çalıştığı işyeri tarafından aynı alacakla ilgili ödeme yapıldığının ileri sürüldüğü, bu iddia kapsamında icra tehdidi altında yapılan ödemenin istirdatı amacıyla ------- takip dosyası - yetkisizlik itirazı üzerine -------sayılı takip dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı banka vekilince ----- numaralı --------- dosyasına ilgili takip dosyasına konu riskin faiz indirimi yapılmak suretiyle kapatılmış olması nedeniyle dosyada tahsilat kalanı olarak bekleyen 24.560,08-TL’nin borçluya ya da borçlu adına maaş ödemesi yapan firmaya iadesine karar verilmesini talep ettiği, davacı anlatımına göre 24.560,08-TL’nin davacı borçluya iade edildiği, yine alacaklı vekili tarafından haricen tahsil bildirimi yapıldığı, eldeki davanın arta kalan tutar 9.290,09 TL üzerinden açıldığı, cebri icra baskısı ile ödemenin iadesi amacıyla takip başlatıldığı anlaşılmıştır.------- karar sayılı ilamı--------- davası şu şekilde tanımlanmaktadır: “1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alınmasını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122), 2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. --------- istirdat davası başlığı altında yapılan ilk tanım borçlar hukukunda yerini bulan sebepsiz zenginleşme davasına karşılık gelmekte olup bu davanın ikinci tanımda açıklanan ve icra iflas hukukuna özgü bir eda davası olan istirdat davası ile benzer yönleri bulunmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulunabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra dairesinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir. Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borçlunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI). İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması --------- İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından sonra sebepsiz zenginleşme kavramına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır. Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir. Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez ---------- Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Nitekim aynı ilkelere ------- kararında da değinilmiştir.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı borçlu ------------ aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, anılan borçlu şirketin adresine ödeme emrinin tebliğ olduğu ancak alınan ihtiyatî haciz kararı üzerine haciz işlemi için borçluya ait olduğu iddiasıyla davacı şirketin adresine gelindiği, haciz tutanağında “mahalde borçlu firmaya ait emareye rastlanmadığı” kaydının yazıldığı, davacı vekilinin borçlu firma ile organik bağlarının bulunmadığını beyan etmesine rağmen alacaklı davalı vekilinin tüm cezai ve hukukî tazmin sorumluluğunun kendisine ait olmak üzere haciz işleminin yapılmasını talep etmesi üzerine davacı şirket vekilinin borç miktarını haciz tehdidi altında ve ihtirazî kayıtla yatırması üzerine alacaklı davalının hacizden vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket ----- icra dosyasında borçlu şirket olan --------arasında organik bağ bulunmadığına ilişkin kesinleşen ---------- sayılı kararı bulunmaktadır ve bu karar kuvvetli delil mahiyetindedir. Bu durumun aksi ispat olunmadığından davacı şirketin icra dosyasına, kendisiyle ilgisi bulunmayan asıl borçlu şirketin borcunu ödemiş olduğu açıktır. Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmaktadır. Kaldı ki, dosya kapsamı itibariyle, hacze gelinen adresin dahi asıl borçlu şirkete ait olmadığı, davacı şirkete ait olduğu, ödeme emri tebligatının dahi bu adrese yapılmadığı görülmektedir. Tüm bunlara rağmen, asıl borçluyla ilgisi bulunmayan davacının adresine gelinerek malları haczedilmeye çalışılmış, bunun üzerine davacı vekili haczi engellemek adına dosya borcunu ihtirazî kayıtla ödemek durumunda kalmıştır. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilmelidir...." şeklinde olup, açıklayıcı gerekçede sebepsiz zenginleşme- istirdat ayrımına değinilmiş, mevcut bir takip dosyasında itiraz edilmeyerek kesinleşen borcun cebri icra baskısı altında dosya borçlusunca ödenmesi ile tüm açıklamalar gözetildiğinde sebepsiz zenginleşme değil istirdata yönelik takibe itirazın iptali için eldeki dava açıldığından 2004 sayılı İİK 72/7. Madde hükümlerinin olaya uygulanmasının gerektiği, işbu davaya konu iadesi istenen ödemelerin davacı ---------tarafından ------------- olarak ödendiği, davacının adına çalıştığı işyeri tarafından ise en son yapılan ödemenin ------------ tarihli olduğu, 2004 sayılı İİK 72/7. Madde hükümlerinin olaya uygulanmasının gerektiği, takip yoluna gidilmesinin sonucu değiştirmeyeceği, kaldı ki takip tarihi olan -------- tarihi itibariyle de 1 yıllık dava açma süresinin hak düşürücü sürenin dolduğu, tüm ödemenin yapıldığı ----- tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde dava açılması gerektiği, ancak davacı yanca yasal sürede dava açılmadığı, tabi olunan süre hak düşürücü olduğundan takip ile kesilmesi durumunun söz konusu da olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının davasının yasal süre şartı sağlanamadığından REDDİNE,

2.Alınması gerekli 269,85 TL karar harcından başlangıçta alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile 215,45 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3.Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.290,09 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4.Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5.Karar kesinleştiğinde ---------- sayılı takip dosyasının iadesine,

6.Dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya Hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6831 sayılı Kanun'a göre yargılama gideri olarak tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına,

7.Davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, Dair miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/11/2023

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6831 sayılı Kanun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2004 sayılı İİK 72/7. Maddesi "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." hükmüne amirdir. Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli bilirkişi rapor içeriklerine nazaran; davacı banka müşterisi aleyhine davalı banka tarafından kredi - kredi kartı borcu kapsamında --------- numaralı icra dosyası üzerinden ilamsız takip yapıldığı, davacı iddiasına göre işbu icra dosya borcunun yapılandırma yasası kapsamında ödendiğinin, buna rağmen davalı banka tarafından tekrar takip başlatıldığı, kendisi ve çalıştığı işyeri tarafından aynı alacakla ilgili ödeme yapıldığının ileri sürüldüğü, bu iddia kapsamında icra tehdidi altında yapılan ödemenin istirdatı amacıyla ------- takip dosyası - yetkisizlik itirazı üzerine -------sayılı takip dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı banka vekilince ----- numaralı --------- dosyasına ilgili takip dosyasına konu riskin faiz indirimi yapılmak suretiyle kapatılmış olması nedeniyle dosyada tahsilat kalanı olarak bekleyen 24.560,08-TL’nin borçluya ya da borçlu adına maaş ödemesi yapan firmaya iadesine karar verilmesini talep ettiği, davacı anlatımına göre 24.560,08-TL’nin davacı borçluya iade edildiği, yine alacaklı vekili tarafından haricen tahsil bildirimi yapıldığı, eldeki davanın arta kalan tutar 9.290,09 TL üzerinden açıldığı, cebri icra baskısı ile ödemenin iadesi amacıyla takip başlatıldığı anlaşılmıştır.------- karar sayılı ilamı--------- davası şu şekilde tanımlanmaktadır: “1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alınmasını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122), 2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. --------- istirdat davası başlığı altında yapılan ilk tanım borçlar hukukunda yerini bulan sebepsiz zenginleşme davasına karşılık gelmekte olup bu davanın ikinci tanımda açıklanan ve icra iflas hukukuna özgü bir eda davası olan istirdat davası ile benzer yönleri bulunmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu 818 sayılı Borçlar Kanunu 5464 sayılı Kanun İİK md.72/7 K2004 md.72/7 K818 md.61 TBK md.77
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.