7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/710 Esas - 2023/828
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan "Yöneticinin Azli" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir; I-İDDİALAR
1.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin 1988 yılında ticaret siciline tescil edilerek faaliyetlerine başladığını, müvekkilinin ise söz konusu şirkete 2009 yılında yapılan pay devri neticesinde %50 ortak olduğunu ve bu tarihten beri de söz konusu şirkette zaman zaman maaşlı çalışan zaman zaman da taşeron firma elemanı olarak görev yapmaya devam ettiğini, davalı şirketin ilk yıllarından itibaren müdürü olarak faaliyet gösteren...'nun ise müvekkilinin iyi niyetini suiistimal ederek şirket müdürü olarak ortaklara karış olan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, hal böyle iken müvekkilinin haklı nedenler ile şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesi gerekeceğini, davalı şirketin bilançoları hakkında şirket ortağı olan müvekkiline hiçbir zaman bilgilendirme yapılmadığını, kar payı dağıtımı yapılmadığını, yapılan iş ve işlemler ile ilgili olarak da bilgi alınmak istendiğinde kendisine herhangi bir muhatap bulunmadığını, davalı şirket tarafından yıllık bilanço gelir ve giderlerin denetimi açısından ilgili defterlerin müvekkiline ibraz edilmesi gerektiği halde uzun zamandır herhangi bir şekilde şirketin iş ve işlemlerinin kontrol etme imkanının müvekkiline tanınmadığını, şirketin diğer ortağı ve müdürü olan... tasarruf yetkisinin kendisinde olması sebebi ile keyfi uygulamalar ile şirketi zarara uğratacak faaliyetlere girdiğini, bu konu ile ilgili olarak da müvekkiline herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, şirket aktif ve pasiflerinin denetimini yapma imkanı dahi tanınmayan müvekkili ile müdür olan diğer ortak arasında güven ilişkisinin tamamen yok olduğunu,
TTK'nun 638. Maddesindeki hükümlerden anlaşılacağı üzere haklı nedenlerin varlığı durumunda şirketten çıkma talebinde bulunulabilme imkanı sağlandığını, müvekkilinin şirket ortaklığında kalması için herhangi bir haklı nedenin kalmadığını, yine TTK'nun 641 maddelerinin şirket ortaklığından ayrılanların ayrılma akçesi talep edebileceğine dair hususların düzenlendiğini, bu itibarla yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alınarak müvekkilinin ortaklıktan haklı nedenlerle çıkmasına karar verilmesi ve müvekkile ayrılma akçesi ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalının hukuka ve ticari teamüllere aykırı davranışları nedeniyle şirket ortağı olarak kalmasında hukuki bir yarar kalmadığını, ortaklıktan ayrılmasına ve ayrılma akçesi ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, ayrılma akçesi hesabı yapılırken şirket müdürü olarak faaliyet gösteren...'nun yine davalı şirketin hesaplarından kendi hesabına muvazaalı olarak geçirdiği miktarların şirket hesabından gerekçesiz olarak çıkış yaptığı miktarların ve şirketin aktif mal varlığının göz önüne alınarak ayrılma akçesinin hesaplanması ve ona göre karar verilmesi gerektiğini, sonuç olarak davalı şirket ve şirket müdürü... isimli şahsın hesaplarına, menkul ve gayrimenkul mallarına, mahkemenizce karar verilinceye kadar mal kaçırma tehlikesine binaen tedbir konulmasını, davalı şirketin temsil yetkisinin şirket müdürü...'ndan alınarak yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, ... ve eşi ... tarafından 1981 yılında ticaret siciline tescil edilerek kurulduğunu, şirket müdürü...'nun, çocukları ... ve ...'na bir miktar hissesini işlemlerde kolaylık olması için devrettiğini, ...'nun mimar olması sebebiyle, yapılan mimari projelerin onay sürecindeki kolaylıklardan yararlanmak ve resmi kurumların talep ettiği imzaların ikmali için 25/10/2017 tarihinde ...'nun hissesinin, %50 nisbetine çıkarıldığını, yapılan hisse devrinin, gerçek manada bir hisse devri niteliğinde olmadığını, ...'nun, çoğunlukla başka şirketlerle olan çalışma şeklini bağımsız hale getirmek istediğini ve babasının yanından ayrıldığını, bu nedenle ... Ltd. Şti.'nin ...'na verdiğini ve 100.000,00 USD sermaye verildiğini, söz konusu ödemenin...'nun diğer oğlu ... ... tarafından 15.08.2018 tarihli ... bankası havalesiyle yapıldığını, davacının müvekkili şirkete herhangi bir katkısının olmadığını, müvekkili şirket ve şirket müdürü... tarafından davacıya 207.789,00 TL'den fazla ödeme yapıldığını, davacının halen şirkete ait ... plakalı aracı kullandığını ve şirket müdürü...'nun kendisine tahsis ettiği "..." adresindeki evde sembolik bir kira bedeli ile ikamet ettiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3.Tarafların yargılamada üzerinde anlaştıkları bir vakıanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4.Dava dışı yöneticinin azline yönelik davada davacının ileri sürdüğü vakıaların haklı neden olarak kabul edilip edilemeyeceği buradan varılacak sonuca göre dava dışı yöneticinin azlinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5....'nün cevabi yazısının incelenmesinde; ... ... sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi'nin kuruluş tarihinin 06/02/1981 olduğu, ...'nun temsile yetkili kılındığı anlaşılmıştır. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
6.Dava, dava dışı şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
7.Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
8.Limited şirketlerde ortaklığın temsili ve yönetimi müdür/müdürler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu hususlara ilişkin diizenlemelere ise TTK'nın 623 ila 632. maddeleri arasinda yer verilmiş olup TTK m. 623 "Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirket sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir" hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere şirketin müdürleri şirket esas sözleşmesi ile belirlenebileceği gibi, Genel Kurul tarafından alınan bir karar ile de seçilebilir.
9.Müdürlerin yetki alanının sınırları TTK m. 623/3 ile belirlenmiştir. Buna göre, kanunla ya da esas sözleşme ile ortaklar genel kuruluna bırakılmayan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bunları uygulamaya müdürler yetkili kılınmıştır. Müdürlerin görevleri, yetkileri ve yükümlülüklerine ilişkin düzenlemeler bakımından TTK'nın 625. maddesinde müdürlerin devredilemez ve vazgeçilemez görevleri, 626. maddesinde özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağı, 627. maddesinde ise eşit işlem yükümlülüğü düzenlenmiştir. Bu anlamda müdürler kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkili olacağı TTK m. 625/1 hükmünde düzenlenmiştir. Yönetim kavramına uygun olarak şirketin işletme konusunun elde edilmesi için gerekli olan her türlü iş ve işlemi yapmak ve kararları almak yetkisi müdürlere verilmiştir.
10.Müdürlerin şirketi yönetim ve temsil hakkının sınırlandırılmasına ilişkin düzenleme ise TTK m. 630'da yer almaktadır. Bu sınırlandırma TTK m. 630/1'de "Genel kurulun, müdürü ve müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği" TTK m. 630/2'de ise "Her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği" şeklinde gösterilmiştir.
11.Görüldüğü gibi TTK m. 630 bağlamında müdürlerin yönetim ve temsil yetkisi, genel kurul kararıyla veya haklı sebeplerin varlığında ortağın başvurusu üzerine mahkeme kararıyla kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir. İşte şirket müdürünün azli konusundaki gereklilik Genel Kurul’da alınabilecek bir karar ile olanaklı olabilecektir. Ancak karar alınması olanaklı olmadığı takdirde Mahkemeden bu konuda talepte bulunulması da yasal olarak olanaklıdır. Ancak belirtmek gerekir ki, Limited Şirket ortak/ortaklarının bu davayı açabilmeleri için mutlaka genel kurulda azil yönünde talepte bulunmuş olması gerekmez. Ortak dilerse bu konuyu öncelikle Genel Kurul’a getirebilir. Diğer bir ifade ile azil tali bir yol değildir. Ayrıca pay sahibinin TTK m. 630/2 ile düzenlenen hakkı şirket esas sözleşmesi ya da Genel kurul kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz (...).
12.Diğer yandan davayı sadece ortaklar açabilir ve ortaklara tanınan bu hak başkasına devredilemez. Diğer bir anlatımla ortak olmak dava şartıdır. Hatta davada kişinin/kişilerin ortaklık sıfatını ispat etmeleri gerekir. Bu ispat pay defteri, nama yazılı pay senetleri veya adi senet niteliğindeki pay senetleri ile yapılabilir. O halde, dava sırasında payını devreden eski ortak bu davaya devam edemez. Çünkü davanın kesinleşmesi için ortaklık sıfatının devam ediyor olması gerekir. Ayrıca limited şirket müdürünün azli davasında haklı sebebin varlığını ispat yükü davacıdadır.
13.Davanın şirket ortağı/ortakları tarafından yönetim hakkı ve temsil yetkisi kaldırılması ya da sınırlandırılması istenilen müdür/müdürlere yönetilmesi gerekli ve yeterlidir. Yetkisi kaldırılması ya da sınırlandırılması istenilen müdür dışında davanın şirkete de yöneltilmesi gerekmemekte olup bu halde şirket yönünden husumet yokluğu sözkonusu olacaktır (...).
14.Bu bakımdan eldeki davada davacı ve davalı sıfatının değerlendirildiğinde, davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir.
15.6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiş olup şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, işbu davanın, davalı şirket aleyhine açıldığı, şirketin pasif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın, pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM
1.Davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ve peşin alınan harcın karar harcı sayılmasına, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
5.Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 7/2 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 23/11/2023 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/11/2023 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"