5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ......... Gazetesi yayın sahibi olduğunu, davalı şirketin yayın sahibinin diğer davalı olan ....... olduğunu, ........ Gazetesine ait internet sitesi olan "....... com.tr" üzerinden yayınlanan; 19.07.2016 tarihli "........" başlıklı haber sebebiyle müvekkillimi kişilik haklarını ihlal eden ve ticari itibarını zedeleyen ithamlarda bulunulmuş ve hakaret edildiğini, 2016 tarihli bu haber halen internet sitesinde yayında olup müvekkilin kişilik hakları zedelenmeye devam ettiğini, davalılar ile müvekkilleri arasında husumet bulunduğunu, hem müvekkilim, hem de davalı taraf; gerek haberin kaynakları tarafından, gerekse sosyal medyada dolaşan bilgi kirliliği yüzünden, doğruluğu kesin olmayan haber yaptıklarını, müvekkilim haberi verirken iddiadan ibaret olduğunu ısrarla vurgulamış, davalı taraf gibi keskin ve kışkırtıcı cümleler kurmadığını, haberin doğru olmadığı anlaşıldığında müvekkilim haberi yayından kaldırarak ve açıklama yaparak durumu telafi etmeye çalıştığını, davalı ise hatasını kabul etmek ve düzeltmek yerine, kendi sorumluluğunu müvekkilime yansıtmış ve hakaret ederek haber yaptığını, söz konusu haber sebebiyle müvekkilim hem ticari itibar ve saygınlık yönünden zedelenmiş, hem de okurları gözünde değer kaybettiğini, dava konusu manevi haklara tecavüz teşkil eden yayın dolayısıyla, müvekkilim için 40.000,00 TL'nin yayın tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu yayın tarihi (19.07.2016) ile arabuluculuğa başvuru tarihi (24.01.2023) veya davanın açılma tarihi (10.02.2023) arasında 7 yıla yakın bir süre geçmiş; iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, müvekkilim dava tarihinden geriye doğru iki yıl içinde haberi yeniden yayınlamış değildir, davacı taraf, yayının halen erişilebilir olduğu iddiasını ileri sürmüşse de davaya konu haber tekrar ve ilk defa yayına konulmuş; gündeme getirilmiş; ana sayfadan duyurulmuş değildir, yeniden yayım iradesi bulunmadığından, arşivde yer alan bu yayın sebebi ile sürgit ve süresiz olarak dava açılabileceği söylenemeyeceğini, halen, herhangi bir internet kullanıcısının davaya konu haber içeriğine url adresini bilmeden ulaşması imkansızdır. Bu yönü ile basılı gazetelerin arşivlerin icra ettiği fonksiyonu icra etmektedir. Basılı gazetelerin de 7-8 yıl önceki arşivlerine ulaşma imkanı vardır. Ama bu durum, hiçbir surette 7-8 yıl önceki bu haberlerle ilgili zamanaşımı sürelerinin işlemeye dahi başlamadığı şeklinde yorumlanmadığını belirterek Davanın, zamanaşımı def'imiz sebebi ile reddine, yayın tarihinde sahip ve içerik sağlayıcısı olmayan davalıların internet sitesindeki haber sebebi ile sorumluluğu bulunmadığının davanın husumet sebebi ile reddine, dava konusu yazının basın özgürlüğü kapsamında, düşünce açıklama, haber verme ve eleştiri sınırları içinde kaldığı, biçim yönünden konu ile arasında bir bağ bulunduğu ve eleştirilerin nesnel bir olayla desteklendiği, eleştiri ve değer yargılarının sert ve çarpıcı bir üslupla kaleme alınmış olsa bile hukuka aykırı kabul edilmelerinin mümkün olmadığı nedenleri ile haksız davaların tümüyle reddine, ilk davada, 15 bin lira manevi tazminat talebinde bulunan davacının bu davada talep ettiği tazminat miktarının fazla olmasının manevi tazminatın bölünmezliği ve çelişkili davranış yasağı ilkesine aykırı olduğundan davanın bu yönüyle de reddine, davanın tümüyle reddine dair savunmalarımız saklı kalmak kaydı ile; davacının davalıya yönelik haksız fiili sebebi ile doğan manevi tazminat alacağını, işbu davada talep ettiği manevi tazminat alacağı ile takas ettiğimizden davanın takas def'i sebebi ile reddine, talep olunan tazminat tutarının fahiş olduğu gözetilerek, saldırıyı kınayan bir kararla yetinilmesini veya daha düşük miktarda tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
" Zamanaşımını durduran, kesen sebepler, zamanaşımı sürelerinin hesabına ilişkin konularda kanunun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır (Kılıçoğlu, Ahmet Mithat: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s. 345). 818 sayılı Kanun’un 128 inci maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak bazı alacakların nitelikleri ya da alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkinin özel niteliği zamanaşımı süresinin işlemesini haklı göstermeyebilir. Bu mantıktan hareket eden Borçlar Kanunumuz, zamanaşımını durduran ve kesen sebeplere yer vermiştir (Kılıçoğlu, s. 651). Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi (kat'ı) ise borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler 818 sayılı Kanun'un 133 üncü (6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi) maddesinde gösterilmiştir. 818 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinde “Katı sebepleri” başlığında; “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:
1.Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde.
2.Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili maddeye göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili, alacaklının bir fiili, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defi, dava zımnında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının bir mahkemede alacağıyla ilgili dava açması zamanaşımının kesilmesi için yeterli olup davanın niteliği önem arz etmemektedir. Ayrıca dava açıldıktan sonra hâkimin duruşma esnasında veya dosyada yaptığı her işlem ve hüküm ile tarafların her işlem ve eylemi sonunda zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar."(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1885 esas, 2023/5707 karar)
Davacı tarafın davaya konu haber ile ilgili 24.02.2017 tarihinde Küçükçekmece ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığı, mahkemece görevsizlik kararı verildiği, görevli mahkemeye gönderme talebi olmaması sebebiyle 19.10.2020 tarihli ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına kararı verildiği ve kararın 17.11.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İş bu dava ile ilgili arabuluculuk görüşmelerine 24.01.2023 tarihinde başlandığı, ve dava açılış tarihinin 10.02.2023 olduğu anlaşılmıştır. Mevcut olayımızda TBK 72. Maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, haber içeriği itibariyle ceza zamanaşımının uygulanmayacağı, davacı tarafın Küçükçekmece ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davada ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması sebebiyle zamanaşımı süresinin kesilmediği, haber tarihinin 19/07/2016 olduğu dava ve arabuluculuk görüşme tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolduğu, bu yönde davalı tarafın da itirazının bulunduğu göz önüne alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
2.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 269,85TL ilam harcından peşin alınan 683,10TL harcın mahsubu ile bakiye 413,25TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
6.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalılar vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/11/2023 Katip ......
(e-imzalıdır)
Hakim ........
(e-imzalıdır)
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.