Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/269
Karar No
K. 2023/913
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/269 Esas
KARAR NO: 2023/913
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/04/2021
KARAR TARİHİ: 21/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki taşıma işleri ve ticari ilişki kapsamında, davalı şirketin iki adet fatura bedelinden kaynaklı 1.536,98 -------- kısmını ödememesi sebebiyle -------- E. Dosyası üzerinden takip yapıldığını, borçlunun yetki itirazı üzerine takibinin ------- E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davalı tarafın borca itirazı nedeniyle takibin durduğunu, dava konusu alacağın likit bir alacak olup, davalı tarafça gerek e-posta yazışmalarında gerekse de e-fatura kayıtlarına herhangi bir itirazının bulunmadığını, davalı şirkete 02.02.2021 ve 09.02.2021 tarihlerinde mutabakata varmak üzere e-posta gönderildiğini ve davalı tarafınm herhangi bir dönüş yapmadığını, müvekkilinin davalıya 2020 yılında yük taşıma hizmeti verdiğinin e-posta yazışmaları, konşimento ve fatura belgeleri ile sabit olduğunu, davalı şirketin itirazında haksız oldığunu açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile 1.536,98 -------- ödeme günü -------- Bankası efektif döviz satış kuru üzerinden ödenmesi üzere takibin devamına, davalı tarafın %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; hukuki niteliği itibariyle faturadan kaynaklı alacağa dayalı olarak --------- Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için-------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verilmiş, alınan 28/01/2022 tarihli raporun sonuç kısmında,"Davacının 2020 yılına ait ticari defterlerinin 213 sayılı VUK.

221.ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2020 yılı yevmiye defterleri için süresinde yaptırıldığı, ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, davacının davalıya 3 adet fatura düzenlediği, bu faturalardan 21.07.2020 ---------- tarihli olan faturanın Bs-Ba beyan etme sınırı olan 5.000,00 TL'nin altında olduğu bu nedenle Bs-Ba formları ile beyan edilmediği, dosyada bulunan davacı ve davalı Bs-Ba formları üzerinde yapılan incelemede hem davacının hem de davalının beyan sınırı içinde olan diğer 2 faturayı beyan ettiği,davacı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.535,00 --------tutarında alacaklı olduğu, takibin asıl alacağının da bu tutar üzerinden başlatıldığı,işlemiş faize ilişkin yapılan incelemede, davacının davalıya-------Noterliği 12.01.2021 tarih ----------yevmiye numarası ile 1.535 -------- tebliğ tarihinden itibaren 2 gün içinde ödenmesi konusunda ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin 13.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre yapılan hesaplamada 4,92 --------- işlemiş faiz hesaplandığı, Davacının takipde 1,98--------- işlemiş faiz talebinin olduğu"Yönünde görüş bildirmiştir.Mahkememizce davalı tarafın 2020-2021 yıllarına ilişkin tüm yasal ticari defterleri üzerinde mahkememizce re'sen seçilen mali müşavir eşliğinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterlerini süresinde sunmadığından incelenmesi yönünde ki ara karardan rücu edilmiştir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından konu ile ilgili “faiz” ve “ticari faiz” kavramlarına değinmekte fayda vardır. Davaya konu alacak, ilgili sözleşmelerin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunu (BK) döneminde doğmuş olmakla birlikte 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesindeki “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76 ncı, faize ilişkin 88 inci, temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır” düzenlemesi gereği somut olaya uygulanması gereken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Faiz” başlıklı 88. Maddesi “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü haizdir. TBK'nın “Temerrüt Faizi” başlıklı 120. maddesi ise “…Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur” düzenlemesini içermektedir.Faiz, hukuki niteliği itibariyle, yan edim olup, asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, her şeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa, faiz borcu da doğmaz. Keza, faiz borcu, asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse, faiz de sona erer. Bu durum TBK'nın 131/1. Maddesinde: “Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.Alacaklı, asıl alacak sona erince, işlemiş faiz alacaklarını isteyebilmek için, bu hakkını saklı tutmak zorundadır. Gerçekten, TBK m. 131/II'ye göre, daha önce işlemiş olan faizleri isteme hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş veya durumun özelliğinden anlaşılmış olmadıkça, bu faizler istenemez. Keza TBK m. 152'ye göre, asıl alacak zamanaşımına uğradığında, işlemiş faiz de zamanaşımına uğramış olur. Aynı şekilde, alacaklı, asıl alacağı devrettiği takdirde, faiz alacaklarını da devretmiş sayılır . Faiz konusunda özel düzenlemelerin yer aldığı 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un “Kanuni Faiz” başlıklı 1. maddesi,“Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. ---------, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.” düzenlenmesini içermektedir. Aynı Kanun'un “Temerrüt Faizi” başlıklı 2. maddesi ise; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.---------- Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur. Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz” şeklindedir. Anılan düzenlenme uyarınca yanlar arasında sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin --------- Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranın istenmesi mümkündür. Eldeki uyuşmazlıkta davacı ve davalı tacir olup 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 3. maddesinin “Bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” hükmüne göre hangi hususların “ticari iş” sayılacağı kanun koyucu tarafından kesin surette belirlenmemiş ise de madde lafzından ticari sayılan işletmelerle ilgili bir kısım işler ile ticari işletme dışında kalmakla beraber istisnai olarak TTK'da düzenlenmiş olan hususların ticari iş sayıldığını anlamak mümkündür. Öte yandan 6102 Sayılı TTK'nın 19. Maddesine göre ; Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksinehüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre TTK'nın 19 maddesi uyarınca ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birisi için TTK'nın 3. maddesi kapsamında ticari iş olması ve bu ticari işin tacir olan kişi ile tacir olmayan kişi arasında mevcut “akdi ilişki-sözleşme”den kaynaklanması şarttır. İki taraf arasındaki uyuşmazlığın örneğin bir haksız fiilden kaynaklanması hâlinde Kanun'un 21/2. maddesinin uygulanması mümkün olmayacaktır . Nitekim --------- K.; ---------K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 3095 Sayılı Kanun'un 2. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiş olup, ticari işler için dahi faiz oranı 1. fıkrada yasal faizle aynı oranda belirlenmiştir. İkinci fıkrasında ise alacaklıya avans faizi oranında isteme hakkı tanınmıştır. Bu nedenle alacaklı ticari işlerde temerrüt faizini 1. maddede belirtilen yasal faiz oranında isteyebileceği gibi 2. fıkranın kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak avans faizi oranında da isteme hakkına sahiptir. 6098 Sayılı TBK'nın 87. maddesinde “Seçimlik Borç” başlığı altında, “Seçimlik borçlarda, hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça, edimlerden birinin seçimi borçluya aittir.” hükmü mevcuttur. Görüldüğü üzere, seçimlik borçlarda, hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça, edimlerden birinin seçimi borçluya aittir. Seçilecek faiz türü hususunda ise kanun hükmü ile seçim hakkı alacaklıya tanındığından bu hukuki ilişkiyi düzenleyen kanun hükmünden doğan bir sonuçla seçim hakkı genel kuraldaki gibi borçluya ait olmayıp alacaklıya aittir. Seçim hakkı, hukuki niteliği itibariyle, tek taraflı, varması gerekli irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir haktır. İrade beyanı, karşı tarafa varmakla kendiliğinden sonuçlarını doğurur; borcun konusu, tek bir edim hâlinde kesin olarak belli olur. Böylece edim, sanki başlangıçtan beri borçlanılmış kesin ve belirli bir edim hâlini alır. Seçim beyanı, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu niteliği ve özelliğiyle seçim hakkı, yenilik doğuran bir hak olup, değiştirici yenilik doğuran haklar grubuna girer. Bunun sonucu olarak, seçim hakkının kullanılması ile mevcut hukukî (durum) ilişki değişir. Seçim hakkı, yenilik doğuran hak olduğu için kullanılmakla sona erer. Bu nedenle seçim beyanından dönülemez .Örneğin, davacı, bir ticari alacağı için açmış olduğu dava dilekçesinde, sadece "faiz", "kanunî faiz" veya "nizamî faiz" demekle yetinmiş ise (yani, açıkça "--------- Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı oranda" faiz talep etmemişse), fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olsa bile, mahkeme, --------- Bankasının kısa vadeli krediler için uyguladığı reeskont faizine karar verir. Çünkü, davacı, bu davranışı ile, --------- Bankası'nın "kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı" ile "kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı" arasındaki farktan feragat etmiş sayılır . Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hem icra takibinin hem de iş bu davanın tarafları Ticaret şirket olduklarından somut uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu hususunda duraksama yoktur.6102 sayılı yasanın 10 maddesi "Aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi vade bitiminden ve belirli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar" hükmünü içermektedir. TTK 18/3 maddesine göre de "Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda davacının davalıya ---------Noterliği 12.01.2021 tarih --------- yevmiye numarası ile 1.535 --------- tebliğ tarihinden itibaren 2 gün içinde ödenmesi konusunda ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin 13.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan davacının usulüne uygun bir şekilde davalı tarafı temerrüte düşürdüğü değerlendirilmiştir. Temerrüt tarihi ile icar takip tarihi arasında 4,92 -------- işlemiş faiz hesaplanmış ise de , Davacının takipde 1,98 --------- işlemiş faiz talebi olduğundan taleple bağlılık ilkesi gereği faiz yönünden yapılan itirazın da iptaline karar vermek gerekmiştir.Davacı taraf aynı zamanda icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İK’nın 67. maddesi uyarınca takip alacaklısı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz ettiği alacağın mevcut olduğunu bildirerek, itirazın iptaline karar verilmesini ve istiyorsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep eder. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda takip fatura alacağına yönelik yapıldığından alacağın likit olduğu değerlendirilerek asıl alacak üzerinden davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1.Davanın KABULÜ İLE, --------- Esas sayılı takip dosyasında davalının İTİRAZININ İPTALİ İLE, takibin AYNEN DEVAMINA,

2.Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 15.447,26-TL asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Alınması gerekli 1.055,20-TL harcın peşin alınan 186,13-TL harçtan mahsubu ile bakiye 869,07-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

4.Davacı tarafından harç dahil harcanan 1.545,18-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki esaslara göre belirlenen 15.447,26-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca --------- tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,

7.Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar KESİN olmak üzere açıkça okundu, usulen anlatıldı.21/11/2023

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2020 yılı yevmiye defterleri için süresinde yaptırıldığı, ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, davacının davalıya 3 adet fatura düzenlediği, bu faturalardan 21.07.2020 ---------- tarihli olan faturanın Bs-Ba beyan etme sınırı olan 5.000,00 TL'nin altında olduğu bu nedenle Bs-Ba formları ile beyan edilmediği, dosyada bulunan davacı ve davalı Bs-Ba formları üzerinde yapılan incelemede hem davacının hem de davalının beyan sınırı içinde olan diğer 2 faturayı beyan ettiği,davacı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.535,00 --------tutarında alacaklı olduğu, takibin asıl alacağının da bu tutar üzerinden başlatıldığı,işlemiş faize ilişkin yapılan incelemede, davacının davalıya-------Noterliği 12.01.2021 tarih ----------yevmiye numarası ile 1.535 -------- tebliğ tarihinden itibaren 2 gün içinde ödenmesi konusunda ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin 13.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre yapılan hesaplamada 4,92 --------- işlemiş faiz hesaplandığı, Davacının takipde 1,98--------- işlemiş faiz talebinin olduğu"Yönünde görüş bildirmiştir.Mahkememizce davalı tarafın 2020-2021 yıllarına ilişkin tüm yasal ticari defterleri üzerinde mahkememizce re'sen seçilen mali müşavir eşliğinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterlerini süresinde sunmadığından incelenmesi yönünde ki ara karardan rücu edilmiştir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 818 sayılı Borçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 3095 sayılı Kanun 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu 6102 sayılı TTK'nın 19. Maddesine göre ; Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksinehüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre TTK'nın 19 maddesi uyarınca ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birisi için TTK'nın 3. maddesi kapsamında ticari iş olması ve bu ticari işin tacir olan kişi ile tacir olmayan kişi arasında mevcut “akdi ilişki-sözleşme”den kaynaklanması şarttır. İki taraf arasındaki uyuşmazlığın örneğin bir haksız fiilden kaynaklanması hâlinde Kanunu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 6325 sayılı Kanun 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu K3095 md.1 TTK md.19 K6098 md.87 K6102 md.10 TTK md.64/3 K6102 md.19 TBK md.87 İİK md.67/2 K213 md.222 K6102 md.64/3 K6100 md.222 TTK md.18/3 K3095 md.2 TBK md.131/1 TTK md.3 K6098 md.88 İİK md.66 K2004 md.67 K6102 md.3 K818 md.7
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog