16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1603 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/01/2023
NUMARASI: 2020/7 E. - 2023/27 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edilmiş olan bononun 1995 yılında müvekkilinin davalıdan almış olduğu borç nedeniyle kendisine teminat olarak verilmiş olup, işbu bono davalıya verilmiş olduğu sırada kendisine boş olarak imzalandığını ve teslim edildiğini, Müvekkili tarafından davalıya olan borcu ödenmiş olmasına karşın Davalı bono'yu kayıp etmiş olduğu gerekçesiyle iade etmediğini ve yaklaşık 16 yıl bekledikten sonra iş bu bono'yu gerçeğe aykırı doldurmak suretiyle takibe koyduğunu, Kambiyo senetlerine ilişkin zamanaşımının, keşideci için üç yıl olup, iş bu davaya konu resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu gibi senet vasfına haiz olmayacağının da açık olduğunu, müvekkili tarafından açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda Mahkemenin 09/02/2016 tarihli, 2014/1598 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararı ile "Kanıtlanamayan ve yerinde görülmeyen davanın reddine" karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçtiğini, 11. Hukuk Dairesi'nde üye ... haricindeki tüm üyeler ve başkan tarafından karar düzeltme taleplerinin reddedildiğini, daha sonra İstanbul Anadolu C. Başsavcılığınca 2019/57597 Soruşturma numaralı soruşturması ile soruşturma başlatıldığını, senette sahtecilik bulunduğuna dair 29/07/2019 tarihli bilirkişi raporu alınması üzerine davalı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan iddianame düzenlenerek İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesine 2019/743 Esas sayılı davanın açıldığını, bu nedenle yargılamanın iadesi talebinde bulunmak zorunda kaldıklarını,
HMK'nun 374/1-d maddesi uyarınca "Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş olması veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmi makam önünde ikrar edilmiş olması" halinin yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden olduğunu belirterek, öncelikle İstanbul Anadolu C. Başsavcılığınca 2019/57597 sor. Sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporu ve İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinde 2019/743 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan ceza davası kapsamında yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulüne ve bu bağlamda Mahkemece 09/02/2016 tarihinde verilen 2014/1598 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararının iptaline, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ... adına yapılan satış ile ilgili henüz tescil işlemi yapılmadığından müvekkilinin herhangi bir hak kaybına uğramaması adına tensip ile yargılama sonuna kadar bu taşınmaz üzerinde tedbir taleplerinin kabulüne, yeniden yapılacak olan yargılama neticesinde haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
HMK'nun 375/1-d maddesi uyarınca yargılamanın iadesinin talep edilebilmesi için Mahkemece senedin sahte olduğuna karar verilmiş olması veya sahteliğin lehine hüküm verilen kişi tarafından resmi makam veya mahkeme önünde ikrar edilmiş olması gerektiğini, İstanbul Anadolu C. Başsavcılığınca alınan bilirkişi raporunun bu nitelikte bir belge olmadığını, bu nedenle yargılamanın iadesi talebinin reddi gerektiğini, müvekkilinin ceza soruşturmasındaki beyanının önceki savunmaları ile çelişkili olmadığını, senedin sahte olmadığı, tahrifat bulunmadığı ve davacı tarafından düzenlenerek kendisine verildiğini beyan ettiği, davalının borcunu ödemesine rağmen senedi geri alamadığına dair iddiasının gerçeğe uygun olmadığını, bu durumda yazılı bir belge veya makbuz alması gerektiğini, borcu ödemediği için elinde buna ilişkin bir belge veya makbuz bulunmadığını, dava konusu 55.000,00 USD bedelli senedin davacı tarafından düzenlenerek müvekkiline verildiğini, senedin üzerine eski tarihli pul yapıştırmasının davacının senedi sakatlamak amacıyla davrandığını gösterdiğini, ancak senedin esaslı unsurlarında herhangi bir eksiklik veya boşluk bulunmadığını, davacının borcunu ödememek veya borçtan tamamıyla kurtulmak amacıyla hareket ettiğini, davacının açtığı davanın reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, davalının Gebze İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshi için açtığı 2018/364 Esas sayılı davanın da reddedildiğini, davacıya para cezası verildiğini, İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan 2019/743 Esas sayılı davanın halen derdest olduğunu belirterek, davacının HMK'nun 375. Maddesinde öngörülen koşulları taşımayan, yasal dayanaktan yoksun, haksız ve kötüniyetli yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2023 tarihli 2020/7 E. - 2023/27 K. sayılı kararıyla; "...tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda; davanın HMK 375.maddesine göre hükmün iptali istemine ilişkin olduğu, hükmün iptalini isteyen ...'nın iddiasını kanıtlayamadığı, bu nedenle davanın sübut bulmadığı" gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; yargılamanın yenilenmesi bağımsız bir dava olduğu halde Mahkemenin gerekçeli kararında önceki davanın dava ve cevap dilekçeleri ile gerekçeli karar özetlenerek, gerekçe bildirilmeksizin karar verildiğini, Karar duruşmasından önce mazeret dilekçesi sunulduğu halde mazeretlerinin dikkate alınmaksızın, mazeretlerinin reddine ya da kabulüne karar verilmeden, yalnızca davalı vekilinin yokluklarında yargılama yapılması talepli mazeret dilekçesi dikkate alınarak yokluklarında karar verildiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin tarafsızlığına gölge düştüğünü, Dava konusu senedin 1995 yılında müvekkili tarafından boş olarak davalıdan aldığı borç karşılığında davalıya verildiğini, borcunu ödediğinde senedi istemesine rağmen davalının senedi kaybettiğini beyan ettiğini, müvekkilinin davalıya güvenerek senedin peşine düşmediğini, ancak davalının yaklaşık 16 yıl sonra senedi doldurarak icra takibine konu ettiğini, davalı hakkındaki şikayetleri üzerine soruşturma başlatıldığını, ceza davası açıldığını, davalının soruşturma sırasında verdiği çelişkili savunması ile kısmi de olsa ikrarda bulunduğunu, buna rağmen davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Bononun üzerinde 1995 yılına ait damga pulunun bulunduğunu, zamanaşımına uğrayan bononun müvekkilinin bilgisi ve isteği dışında doldurularak resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiğini, iddianamenin de bu doğrultuda düzenlendiğini, yargılamanın iadesi koşullarının mevcut olduğunu,Her ne kadar İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 33. Ceza Dairesinin kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunduklarını, henüz neticelenmediğini,Mürekkep yaş tayinin mümkün olduğu dosyaya sunulan bilimsel mütalaa ile belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece gerekçesiz olarak bu hususun dikkate alınmadığını,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesinin 2022/1462 Esas, 2022/2319 Karar sayılı kararının haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle huzurdaki davanın hatalı verilen hüküm gerekçe gösterilerek reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Müvekkilinin adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, Davalının dava devam ederken icra kanalıyla müvekkilinin zararına olacak şekilde satış işlemleri gerçekleştirdiğini, kendisinin ise haksız olarak maddi menfaat sağladığını, İstanbul Anadolu 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/355 Esas, 2019/814 Esas sayılı kararı ile müvekkilinin haksız bir fiile tepki olarak üzerine atılı hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle cezasından indirim yapılmasına rağmen Mahkemece bu hususun hiç dikkate alınmadığını belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/7 Esas, 2023/27 Karar sayılı dosyasından verilen hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 09/02/2016 tarihinde verilen 2014/1598 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararın iptaline ve yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkemenin 2014/1598 esas, 2016/80 karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu edilen bononun müvekkili tarafından davalı alacaklıya aldığı borç karşılığında 1995 yılında boş olarak verildiği, borcunu ödediği halde davalı tarafça bononun kaybolduğu iddiasıyla iade edilmediği, daha sonra davacının iradesine aykırı olarak bilgisi dışında doldurularak icra takibine konu edildiği iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti, bononun zamanaşımına uğramış olması ve davacının bilgisi dışında doldurulmuş olması nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; " Davacının takip konusu bono senedinin üzerindeki yazı ve diğer unsurlar itibarıyla davacı tarafın iddia ettiği gibi icra takibinden 16 yıl önce yazılmış ve imzalanmış olduğu yönünde iddialarının, talebine göre Adli Tıp Kurumundan rapor almak üzere araştırılması için dava dosyası, takip dosyası ve takip konusu bono senedi aslı, adli tıp kurumuna gönderilmiş, kurumun fizik ihtisas dairesinin 15/07/2015 günlü 2015/63197 sayılı "Yazı Yaşı Tayini" hakkında ki görüşü "Yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel bir metod bulunmadığı, dolayısıyla kurumun fizik ihtisas dairesinde istenilen konuda inceleme yapılamadığı" belirtilerek iade edilmiştir. Davacı, menfi tespit talebi ile ilgili davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasını talep etmiş, mahkememizce davacının ihtiyati tedbir talebi tensiple reddedilmiştir. Davacı dava dilekçesinde delil olarak İst. Anadolu ... İcra Md. ... E. sayılı takip dosyası, İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2014/267 E. 446 K. sayılı kararını göstermiş ve cevaba cevap dilekçesinde de davalının cevap dilekçesindeki iddialarının gerçek dışı ve uydurulmuş senaryo olduğunu, takibe konu senet üzerindeki pulun 15 yıl öncesine ait 1995 tarihli olduğunu, bundan da senedin 2011 yılında düzenlenerek verildiği yönündeki savunmanın gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak son celsede senet üzerindeki yazı ve diğer unsurların yaşının tayini için İstanbul Adliyesinde bilirkişilik yapan bir uzman ismi vererek bundan rapor alınmasını talep etmiş, davalı taraf bu talebi kabul etmemiş, mahkemece gerek görülürse yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini beyan etmiş, davacı tarafın son celsedeki, bu talebi Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin uzmanlarından oluşan heyetin uzman kurul olup, görüş ve mütealaları doğrultusunda yeniden uzman ihtisas kurulu dışında bir bilirkişiden raporu alınması yönündeki talep yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve kanıtlanamayan ve yerinde görülmeyen davanın reddine, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir istemi reddedilmiş olmakla, davalının yerinde görülmeyen tazminat talebinin reddine" karar verildiği görülmüştür.İstanbul Anadolu 35. ASCM'nin 2021/201 Esas (Eski esas numarası 2019/743) , 2022/262 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; "Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuralı gereğince, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesi olduğundan gerçekleşme şekli şüpheli ve tam aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanacağı gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimal dayalı kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır.Yukarıdaki açıklamalar ışığında sanık savunmaları, katılan beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda "mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, söz konusu senette yer alan yazıların ve imzanın yaşı yada " İST " ibaresi dışında hangi bölümlerin önce hangi bölümlerin sonra oluşturulmuş olduğu hakkında zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği" yönündeki kanaat dikkate alındığında, sanığın iddianamede belirtildiği şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğine dair sanık savunmalarının aksini gösterir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir." gerekçesiyle beraat kararı verildiği görülmüştür.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesi 29/06/2022 tarihli, 2022/1462 esas, 2022/2319 karar sayılı ilamı ile;
35.ASCM'nin 2021/201 Esas, 2022/262 Karar sayılı ilamına yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, kararın 29/06/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava, davacının borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali davasıyla ilgili yargılamanın iadesi ve davanın reddine dair verilen kararın iptali davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükmün iptali talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacı vekilinin 17/01/2023 tarihli duruşmadan bir gün önce başka bir mahkemedeki duruşması nedeniyle mazeret dilekçesi sunarak duruşmanın başka bir güne ertelenmesini talep ettiği, Mahkemece bu mazeret dilekçesiyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden ve mazeret dilekçesi incelenmeksizin davacı vekilinin yokluğunda duruşma yapılarak hükmün iptalinin reddine karar verildiği tespit edilmiştir. Bu durumun davacı tarafın hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği kanaatine varılmakla, davacı vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin buna ilişkin istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/01/2023 tarihli 2020/7E. - 2023/27 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 137,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 27/12/2023 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.