Esas No
E. 2021/16261
Karar No
K. 2023/22777
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2021/16261 E.  ,  2023/22777 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/640 E., 2016/514 K.
SUÇLAR: Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

2.Yerel Mahkemece sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteği, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmadığına ve sanık hakkında "F41-Anskiyete Bozuklukları" teşhisi konduğundan 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi kapsamında inceleme yapılması gerektiğine vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

Sanığın olay tarihinde ev sahibi C. Ç.'nin kendisi hakkında şikâyette bulunmak üzere bulunduğu polis merkezine alkollü şekilde geldiği, polis merkezi amiri mağdur ... Ö. tarafından doktor muayenesine sevk edilerek hakkında adli işlemlerin başlatıldığı, sanığın bu andan itibaren kendisini hastaneye götüren mağdur polis memuru ... K.'ye zorluk çıkarmaya başladığı, hastanede muayene olmak istemediği, işlemlerin devamı sırasında mağdur ... K.'ye alenen “Benim işim gücüm var, yapacağınız işi sinkaf ederim.” sözleriyle hakarette bulunduğu, devamında ihtilat unsurunu gerçekleştirecek şekilde yokluğunda mağdur ... Ö.'yü kastederek “Sizin amiriniz şerefsiz, geri zekalı, onu sinkaf ederim.” dediği, mağdur ... K.'yi ittirdiği ve taşkınlık yaptığı, mağdur ... K. kendisine kelepçe takmaya çalışırken mağdura eylemli olarak direndiği, bu suretle üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediği Mahkemece kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden

1.Birbirini doğrulayan mağdur ve tanık beyanları, 10.11.2015 tarihli olay tutanağı, aynı tarihli emniyet görevlendirme yazısı, 16.11.2015 tarihli CD/DVD izleme tutanağı ve 08.03.2016 havale tarihli CD inceleme tutanağı neticesinde sanığın inkâra dayalı sair savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediğinin sübut bulduğu yönündeki Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Temyiz sebebi olarak ileri sürülen haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.

B. Sair Sebepler Yönünden

Sanığın, olay günü kendini yere atarak panik atak hastası olduğunu ve ilaç alması gerektiğini söylediğine ilişkin olay tarihli tutanak içeriği, kovuşturma aşamasındaki savunmasında hastanede kriz geçirdiğini ve kendisinde olmadığını beyan etmesi, sanık müdafiinin 01.04.2016 tarihli temyiz ile 25.12.2018 tarihli beyan dilekçeleri ve ekinde sunduğu sağlık kurulu raporları ile sanığa muhtelif psikiyatrik rahatsızlıklar yönünden teşhisler konduğu, bu sebepten sanığın ayakta ve yatarak tedavi alıyor olduğunu belirtmesi karşısında; suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi uyarınca “Akıl hastalığı nedeniyle, iş bu dosyaya konu işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış veya önemli derecede azalmış olup olmadığı" konusunda yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

C. Kabule Göre De;

i)Sanığın tekerrüre esas alınan, adli sicil kaydındaki ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde tanımı yapılan tehdit suçunun, hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; anılan hükme ilişkin, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre kurulan hükümlerde tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve bu doğrultuda hakaret suçundan temel ceza belirlenirken hapis ya da adli para cezasından hangisinin tercih edileceğinin denetime olanak verecek biçimde kararda gösterilmek suretiyle değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, ii. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın Olay ve Olgular bölümünde anlatıldığı şekliyle eylemlerinin aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla mağdurlara karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu ve hakaret suçundan bir kez mahkûmiyetine karar verilerek cezasında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, mağdur sayısınca hükümlülüğüne karar verilmesi, Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.10.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog