Esas No
E. 2013/2446
Karar No
K. 2013/27457
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

12. Ceza Dairesi

E. 2013/2446 K. 2013/27457 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/2446, K. 2013/27457, T. 02.12.2013
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2013/2446
Karar No
2013/27457
Karar Tarihi
02.12.2013
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

12. Ceza Dairesi         2013/2446 E.  ,  2013/27457 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal

Hüküm : TCK'nın 125/1, 125/4, 43, 52/2; 134/2, 134/2-2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet Hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: A) Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL'ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; 21.07.2011 tarihinde doğrudan verilen 2620 TL'den ibaret mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,

B) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;

Dosya kapsamına göre; katılanın, oskeeeee_82@hotmail.com adlı elektronik posta kullanıcısı tarafından, bilgisi ve rızası dışında, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde adına üyelik işlemleri yapılarak, isim ve soyisminin de açıklandığı profilde, özel fotoğraflarının, cinsel içerikli sözlerle birlikte yayımlandığı iddiasını içeren şikayet dilekçesi üzerine başlatılan adli soruşturma sonucunda, sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı olayda,

Sanığın, İzmir'deki iş yerinde sekreter olarak istihdam ettiği ve 2007 yılı sonunda işten ayrılan katılanın zaman zaman iş yerine ziyarete geldiği sırada oskeeeee_82@hotmail.com adlı elektronik posta adresini kullanmış olabileceğine dair savunmasının aksine, söz konusu elektronik posta adresinin, sanığın abonesi olduğu telefona bağlı IP adresindeki evinde oluşturulduğunun tespit edilmesi, anılan elektronik posta adresine, 11.02.2010-18.04.2010 tarihleri arasında, sanığın abonesi olduğu telefona bağlı IP adresindeki evinden ve ağabeyi Ömer'in kiraladığı İstanbul'da bulunan iş yerinden çok sayıda erişim sağlandığının belirlenmesi; ayrıca, katılanın, İzmir'de 8 yıl sekreter olarak çalıştığı iş yerindeki iş vereni olan sanıkla kısa bir dönem duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi yaşayıp, 2008 yılı Ocak ayında, iş yerinden ve sanıktan ayrıldığına dair beyanları karşısında, sanığın maddi delillerle çelişen, inandırıcılıktan uzak ve soyut savunmasına itibar edilemeyeceği ve iddiaya konu eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmakla, katılanın özel yaşam alanı kapsamındaki fotoğraflarını, onun bilgisi ve rızası dışında, başkalarının görgüsüne sunan sanığın eyleminde, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

1.TCK'’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. maddesi gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi,

2.Sanığın TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,

TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde hüküm tesisi, kanuna aykırı,

3.TCK'nın 134/2. maddesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK'nın 134/2. maddesinde yapılan değişiklikle, temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması nedeniyle; ayrıca, 6352 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü ve TCK'nın 134/2. maddesinde öngörülen ceza miktarına göre,

TCK'nın 7/2. maddesi gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog