Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/381
Karar No
K. 2023/857
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

ANKARA

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/381
KARAR NO: 2023/857

GEREKÇELİ KARAR

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

DAVACI: ..., T.C. Kimlik No:..., ....
DAVACI VEKİLİ: AV...., ....
DAVALI: ..., T.C. Kimlik No:..., ....
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 28/05/2022
KARAR TARİHİ: 01/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 29/12/2023

Davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP ;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının 25 yıldır tanıdığı ve kuyumculuk yapan davalıya saklaması için 123,10 gram altın verdiğini, altınların uzun süre davalıda kaldığını, komşusunun düğünü için davacının kendisine ait altınlardan 31 gram bileziği davalıdan alarak komşusuna verdiğini, komşusunun düğün yaptıktan sonra 2 gün içinde düğünde takılan altınlarla davacının borcunu ödediğini, davacının davalının iş yerine giderek 31 gram bileziği davalının çalışanı ...'e teslim ettiğini, 15/07/2019 tarihinde 31 gram bileziği iade ettikten sonra davalının davacıya imzalı kart vererek toplamda davacının kendisinde 123,10 gram altın olduğunu doğruladığını, 24/10/2020 tarihinde davacının davalıdan emanette bulunan altınlarını geri istediğini, davalının sadece 91,88 gram altını iade ettiğini, geri kalan altını ödemediğini ileri sürerek 31 gram altının değeri olan 26.350,00 TL'nin arabuluculuğa başvurma tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 14/11/2023 tarihli duruşmada; 22 ayar toplam 31 gram 2 adet bilezik dava konusudur, bileziğin gramının ne kadar olduğu her gün için tespit edilebilir, biz de dava tarihine göre ...'tan bu tespiti yapıp davamızı öyle açmıştık şeklinde beyanda bulunmuştur.

CEVAP ;

Davalıya dava dilekçesi ile duruşma günü ve saati Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiş, duruşmaya katılmamış ve kendisini vekil ile temsil ettirmemiştir. DELİLLER ; .... 31/05/2022 tarihli cevabi yazı ile davacının sicil kaydına rastlanılmadığını, davalının ise "...-..." ticari unvanı ile gerçek kişilere ait ticari işletme olarak ticaret siciline kayıtlı olduğunu ve bu işletmenin kuruluş tarihinin 30/04/2009 olduğunu bildirmiştir.

Davacı vekili 28/10/2022 tarihli delil dilekçesi ekinde "...'dan 123,10 gram bilezik (yüzyirmiüç gram, 10 cent) emanet alındı, borçluyuz ... 15/07/2019" yazılı kartvizitin örneğini sunmuştur. .... getirtilen .... Soruşturma nolu dosyasında 13/03/2021 tarih ve .... nolu karar ile şikayetçi ...'un şüpheli ... hakkında suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Davacı tanığı ...

20/06/2023 tarihli duruşmada; Davacı komşum olur, davalıyı tanımıyorum, 2019 yılında ben oğlumu evlendirdim, düğün masrafları için davacıdan bana ödünç altın vermesini istedim, davacı bana emanet altın bıraktığı bir kuyumcusu olduğunu, oradan altını alarak bana verebileceğini söyledi, 31 gram burma bileziği 13 Temmuz 2019 Cumartesi günü davacı ile birlikte ...'ta bir kuyumcuya gittik, orada davacı bahsettiğim bileziği alarak bana elden ödünç olarak verdi, 15 Temmuz 2019 Pazartesi günü davacı ile birlikte aynı kuyumcuya tekrar gittik, orada daha sonra adını davacıdan duyduğum ... adında birine davacı benim ödünç olarak aldığım altınları verdi, davacının amacı bu altınların kuyumcuda saklanmasıydı, bu sırada kuyumcunun sahibi ... de oradaydı, ... davacının verdiği emanet altını bir karta yazdı, bu kartı ... bey önüne verdi, ... bu kağıdı imzaladı, bu kağıdı davacının alıp almadığını hatırlamıyorum, davacı bana bu bilezik dışında başka altınlarını da aynı kuyumcuda sakladığını söylemişti ancak ayrıntı hatırlamıyorum şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı tanığı ...

14/11/2023 tarihli duruşmada; Ben ...'nun kuyumcu dükkanında 1993 ile 2020 yılları arasında tezgahtar olarak çalıştım. Davacıyı kuyumcuya gelip gittiği için tanırım. Davacı, ...'nun kuyumcu dükkanına altın emanet bırakmıştı, bu altınların ne olduğunu ve tutarını hatırlamıyorum. Yanılmıyorsam 2019 yılında davacı kuyumcuya geldi, komşusunun düğünü olduğunu, takı takamadığını söyleyerek kendisinin bize emanet olarak bıraktığı altınlardan 2 adet 30 gram civarı bileziği alarak komşusuna verdi. Düğünün ertesinde bu 2 adet bileziği getirip tekrar emanete bıraktı. Bu her iki işlemi de ben yaptım. Ben daha sonraki olaylar hakkında bilgi sahibi değilim. Ayrıca bu işlemler sırasında kartvizit yazılması, imzalanması veya başka bir şekilde yazılı bir işlem yapılması konusunda bilgi sahibi değilim. O dönem kuyumcu ...'taydı, o altınlar 22 ayardı şeklinde beyanda bulunmuştur. ...

23/11/2023 tarihli cevabi yazı ile davalının 17/04/2009 tarihi itibariyle ticari kazanç mükellefiyetinin bulunduğunu, gerçek usule tabi olduğunu ve bilanço esasına göre defter tuttuğunu bildirmiştir. Dava tarihi itibari ile altın fiyatlarının çıktısı.... internet sitesinden alınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ;

Dava, saklama sözleşmesi ile verilen ve geri verilmeyen altınların değeri için açılan alacak davasıdır. Davacı kuyumculuk yapan davalıya emanet olarak altın bıraktığı ve bu altınların bir kısmının kendisine geri verilmediği vakıasını ileri sürerek altınların dava tarihindeki değerini talep etmiş, davalı ise davaya cevap vermemiştir. Davacı ve davalının gerçek kişi olmaları nedeni ile öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığını değerlendirmek gerekir.

Türk Borçlar Kanununun 379. maddesinde kullanım ödüncü "Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." 386. maddesinde tüketim ödüncü "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." 561. maddesinde saklama sözleşmesi "Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir." olarak tanımlanmıştır.

Delillere göre davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kullanma unsuru bulunmadığından ödünç sözleşmesi değil, saklama sözleşmesi niteliğinde olması, ....

31/05/2022 tarihli cevabi yazısı ile davalının "...-..." ticari unvanı ile gerçek kişilere ait ticari işletme olarak ticaret siciline kayıtlı olduğunun ve ....

23/11/2023 tarihli cevabi yazısı ile davalının 17/04/2009 tarihi itibariyle ticari kazanç mükellefiyetinin bulunduğunun, gerçek usule tabi olduğunun, bilanço esasına göre defter tuttuğunun bildirilmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın saklama sözleşmesinden doğması ayrıca dava konusu saklama sözleşmesinin Türk Ticaret Kanununun 11., 12. ve 15. maddeleri ile 11. maddesinin 2. fıkrasına göre yürürlüğe konulan karara göre tacir olan davalının ticari işletmesi ile ilgili olması nedenleri ile Türk Ticaret Kanununun 4. ve 5. maddeleri gereğince mahkememiz görevli kabul edilmiştir. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”. Hukuk Muhakemeleri Kanununun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasına göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”., "Senetle ispat zorunluluğu" başlıklı 200. maddesine göre "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir." "Senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201. maddesine göre "(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." "Delil başlangıcı" başlıklı 202. maddesine göre "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.

Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacının delil olarak dayandığı ve 15/07/2019 tarihli kartvizitteki yazıların dava konusu vakıayı anlatması ve davacı tanığı ...'ın beyanına göre davalının imzasının bulunması dolayısı ile bu kartvizitteki yazıların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 202. maddesinin 2. fıkrasına göre delil başlangıcı niteliğinde olması, aynı maddenin 1. fıkrasına göre tanık dinlenmesinin olanaklı olması, davacı tanığı ...'ın 20/06/2023 tarihli duruşmadaki ve davacı tanığı ...'ün 14/11/2023 tarihli duruşmadaki beyanlarının birbirleri ile ve 15/07/2019 tarihli kartvizitteki yazılar ile uyumlu olması nedenleri ile davacının dava konusu 22 ayar 31 gram 2 adet bileziği kuyumculuk yapan davalıya diğer dava konusu olmayan altınlar ile birlikte emanet olarak bıraktığı, dava konusu 2 adet bileziği 13 Temmuz 2019 tarihinde geri alarak davacı tanığı ...'a verdiği, 15/07/2019 tarihinde yeninden davalıya iade ettiği, davalının dava konusu olmayan altınları davacıya geri vermesine karşın dava konusu 2 bileziği davacıya geri vermediği sonucuna varılmıştır.

Davacının yukarıda belirtildiği şekilde dava konusu vakıayı ispatlaması, Türk Borçlar Kanununun 564. maddesinin 1. fıkrasına göre saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlü olan davalının geri verme borcunu yerine getirdiğini savunmaması ve ispatlamaması, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren kanuni faiz talep edilmiş ise davalının temürrüdünün arabuluculuğa başvuru tarihinde değil, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihte gerçekleşmesi nedenleri ile davanın kabulüne, 26.350,00 TL’nin 23/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1.Davanın KABULÜNE,

26.350,00 TL’nin 23/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

2.Harçlar Kanunu 2023 yılı Harçlar Tarifesinin 1 sayılı Yargı Harçları Tarifesinin A,III/2-a maddesi gereğince alınması gereken 1.799,96 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 450,00 TL peşin harçtan mahsubu ile alınması gereken 1.349,96 ‬TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,

3.Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 80,70 TL, peşin harç 450,00 TL, 1 adet vekalet harcı 11,50 TL, 1 adet vekalet pulu 18,15 TL, tebligat ve posta gideri 159,25 TL olmak üzere toplam 719,60 TL yargılama giderinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,

5.Davacı tarafça yatırılan avansın kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra İADESİNE,

6.Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına göre kabul edilen miktar dikkate alınarak hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7.Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp .... tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları gereğince davalıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,

Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesinin 1. fıkrasının a bendi ve 345. maddesinin 1. fıkrası gereğince gerekçeli kararın tebliğinden başlayarak iki haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.01/12/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK CEZA Ceza Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog